KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ma'nevî Bağ
1. Herhangi bir şekilde, iki şey arasında zihinde kurulan irtibat, ilgi. Buna mânevî râbıta da denir. Her şeyden, her mahlûktan (yaratılandan) Allahü teâlâya giden bir yol vardır. Çünkü her mahlûkun kendisi ve sıfatları, O'nun…
→İnanç ve KelâmMa'nevî Kuvvet
Müdrike (anlayıcı) kuvvetlerinin üçüncüsü olup, insanların havâssına, seçilmişlerine mahsûs anlayıcı kuvvet. Müdrike (anlayıcı) kuvvetlerin üçüncüsü mânevî kuvvettir. Mânevî kuvvetle anlaşılan şeyler, akıl ve his kuvvetleriyle anlaşılamaz. İnsan akıl kuvveti ile anlaşılan şeyleri hayvanların en…
→İnanç ve KelâmMa'nevî Temizlik
İnsanın iç temizliği, kalb temizliği; kalbini her türlü bozuk inanış ve düşüncelerden fenâ huylardan arındırmak. Müslümanlık, maddî ve mânevî temizliktir; vücûd temizliği ve kalb temizliği emreder. Müslümanlık, dünyâ ve âhiret seâdetini (mutluluğunu) sağlayan tek…
→İnanç ve KelâmMa'rifetullah
Allahü teâlâyı tanıma, bilme. (Bkz. Ma'rifet) İlimlerden öyleleri vardır ki, onları ancak ma'rifetullaha sâhip olanlar bilirler. Onlar bu ilimlerden haber verdikleri zaman, ma'rifetullaha sâhib olmayanlardan başkası onları inkâr etmez. (Hadîs-i şerîf-Sülûk-ül-Ulemâ) Ma'rifetullah, keşfle, kalb…
→İnanç ve KelâmMa'sûm
Suçsuz, günahsız. Günâh işlemekten korunmuş kimse. (Bkz. İsmet) Peygamberler hakkında bilip inanmamız gereken sıfatlardan birisi de İsmet'tir. Yâni Peygamberler büyük ve küçük günâhlardan ma'sûmdurlar. Hiç günâh işlemezler. İnsanlardan ma'sûm olan yalnız peygamberlerdir. (Kutbüddîn-i İznikî)…
→İnanç ve KelâmMadde
Ağırlığı olan ve boşlukta yer kaplıyan varlık. Hava, su, taş, cam ayrı birer maddedir. Işık ve ses, madde değildir. Çünkü yer kaplamaz ve ağırlıkları yoktur. Her madde; katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç…
→İnanç ve KelâmMahbûb
Muhabbet edilen. Sevilen, sevgili. Muhammed Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem mahbûb-i Rabbülâlemîndir. Allahü teâlânın sevgilisidir. (İmâm-ı Kastalânî) Sevgiliden gelen her şey mahbûbdur. (İmâm-ı Rabbânî)
→İnanç ve KelâmMahbûb-İ Hudâ
Allahü teâlânın habîbi, sevgilisi Muhammed aleyhisselâm. Muhammed Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Mahbûb-i Hüdâ'dır. Gelmiş ve gelecek bütün varlıkların her bakımdan en üstünüdür. (İmâm-ı Rabbânî) Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hüdâdır bu, Nazargâh-ı ilâhîdir…
→İnanç ve KelâmMahbûbiyyet
Sevgili olmak. Peygamber efendimize tâbi olmanın en yüksek derecesi mahbûbiyyet ve ma'şûkiyyet (çok sevilen olmak) kemâlâtına (üstünlüklerine) sâhib olmaktır ki, bu, Allahü teâlânın çok sevdiklerine mahsûstur. Bunun ele geçmesi için muhabbet, sevmek lâzımdır. (İmâm-ı…
→İnanç ve KelâmMahkeme-İ Kübrâ
En büyük mahkeme, âhirette bütün insanların amel defterlerinin tartıldığı ve dünyâda yaptıklarının hesâbını verecekleri yer. Allahü teâlânın bilmediği hiçbir şey yoktur. Açık ve gizli O'nun yanında birdir. O; "Ol!" dedi, yokluktan varlık meydana geldi.…
→İnanç ve KelâmMahlûkât
Yaratılanlar, Allahü teâlânın yarattığı şeyler. Mahlûkâta muhabbet etme, zîrâ onlara muhabbet, Hakk'a ulaşmaya mânidir. (İmâm-ı Gazâlî)
→İnanç ve KelâmMakdûr
Kudretin konusu olan şey. Kelâm ilminde bir kudret sıfatının etkisinin yöneldiği mümkün fiil veya varlık için kullanılan terimdir. Allah’ın kudreti bağlamında makdûr, yaratılması veya meydana getirilmesi aklen mümkün olan şeyi ifade eder; mantıken imkânsız…
→İnanç ve KelâmMâlikî Mezhebi
Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olup Hicrî yılın ikinci yüzyılında Medine’de doğan ve İmam Mâlik b. Enes (öl. 179 / 795) tarafindan oluşturulan ve geliştirilen, ismini de kurucusundan alan, sonradan “Mâlikiyye” olarak da adlandırılan…
→İnanç ve KelâmMâni' (el-Mâni')
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Din ve dünyâya âit zararları gideren, men' eden. El-Mâni' ism-i şerîfini söyleyen kimse, kendisine gelecek belâdan korunmuş olur. (Yûsuf Nebhânî)
→İnanç ve KelâmMâşâallah
Beğenilen şeyler görüldüğünde söylenilen; "Bu, Allahü teâlânın dilediği ve ihsân ettiği şeydir" mânâsına mübârek bir söz. Nazarı değen kimse, hattâ herkes, beğendiği bir şeyi görünce, mâşâallah demeli, ondan sonra söylemelidir. Önce mâşâallah denirse nazar…
→İnanç ve KelâmMateryalizm
Allahü teâlâyı inkâr ve maddeyi her şeyin esâsı kabûl eden görüş, düşünce; toplum hayâtını ve fertler arasındaki münâsebetleri ve davranışları belirleyen tek faktörün madde olduğunu savunan felsefe akımı; maddecilik. Materyalizm, beşerî değer ölçülerini yoketmek…
→İnanç ve KelâmMatlûb-I Hakîkî
Gerçekte taleb olunacak, kavuşmak istenilecek ve gönül bağlanacak olan Allahü teâlâ. Hakîkî Matlûb. Hakîkî matlûbdan başka hiçbir şeye gönül bağlamamalı, faydası olmayan şeylerle uğraşmamalıdır. (Muhammed Ma'sûm Fârûkî)
→İnanç ve KelâmMâtürîdiyye
Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin görüşleri çevresinde şekillenen Sünnî kelâm ekolü. Özellikle Hanefî çevrelerde yayılmış; Allah’ın sıfatları, insan fiilleri, iman, nübüvvet ve aklın dinî bilgideki yeri konularını sistemli biçimde ele almıştır. Akla bilgi edinmede önemli bir…
→İnanç ve KelâmMazlûm
Zulme, haksızlığa uğramış kimse. Üç kimsenin duâsı muhakkak kabûl olur. Mazlûmun, misâfirin ve ana babanın. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Kafir bile olsa, mazlûmun duâsı red olmaz. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Mazlûmun bedduâsından korkunuz. Çünkü onunla Allahü teâlânın arasında…
→İnanç ve KelâmMebde-İ Teayyün
İlâhî kemâllerin, yüksekliklerin ilm-i ilâhîde başlangıcı ve ilk kaynağı. Allahü teâlâdan gelen feyzler, nîmetler hep mebde-i teayyünden gelir. (İmâm-ı Rabbânî) Mebde-i teayyün âşık ile ma'şûk arasında berzahtır (yâni köprüdür) (M. Ma'sûm)
→İnanç ve KelâmMedeniyyet
Memleketleri îmâr edip, insanları râhat ve huzûra kavuşturmak. Medeniyyet; tâmir-i bilâd ve terfih-i ibâddır, yâni beldeleri îmâr etmek, binâlar, fabrikalar yaparak, memleketleri kalkındırmak ve fenni ve her çeşit gelirleri milletlerin hürriyetleri, râhat ve huzûr…
→İnanç ve KelâmMefhar-İ Mevcûdât
Mahlûkâtın (yaratılmışların) övündüğü Muhammed aleyhisselâm. Mefhar-i mevcûdât efendimizin, güzel huylarından, edeblerinden bâzıları şunlardır: İnsanların en rahat davrananı, en kahramanı, en adâletlisi, en çok affedeni, en cömerdi idi. Kendisinden bir şey istendiğinde, "yok" dediği görülmemiştir.…
→İnanç ve KelâmMekr-İ İlâhî
Allahü teâlânın mekr (hîle) yapanların mekrini kendilerine çevirmesi, kötülüklerini, kurdukları tuzaklarını bozması, mekrlerine karşılık onları cezâlandırması.
→İnanç ve KelâmMektûbât
Din büyüklerinin yakınlarına ve sevdiklerine gönderdiği, nasihat mektublarından meydana gelen kitap. Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretleri Mektûbât kitâbında buyuruyor ki: "Bu kısa ömrde, en mühim işleri yapınız. Geceleri ibâdet yapmağı ve seher vakitlerinde ağlamağı büyük…
→İnanç ve KelâmMektûbât-I Rabbânî
Büyük âlim ve velî İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî hazretlerinin îmân, îtikâd ve tasavvuf bilgilerini öğreten mektublarından meydana gelen pek kıymetli kitab. Allahü teâlânın kitabından ve Resûlullah'ın hadîslerinden sonra İslâm kitablarının en üstünü, en fâidelisi,…
→İnanç ve KelâmMeleke
Yerleşmiş huy, alışkanlık, tabiat. Din bilgisini öğreniniz. Geliş-gidişlerinizde, oturup kalkmalarınızda, kısaca her vakit kalbinizi Allahü teâlâyı anmak ve hatırlamakla meşgul ediniz. Böylece dâimâ Allahü teâlâyı hatırlama melekesi hâsıl olur. (Ebü'l-Hayr Fârûkî) Dünyâda ve âhirette…
→İnanç ve KelâmMennân (el-Mennân)
"Çok ihsân eden" mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden).
→İnanç ve KelâmMertebe-İ Vehm
Var olmadığı halde, var görünen. Bir ipin ucuna bir taş bağlayıp, öteki ucundan tutup, ipi elimiz etrâfında çevirirsek, dönen taş, karşıdan dâire şeklinde görünür. Dönen taş, nokta-i cevâledir (dönen noktadır). Görünen dâire de vehmîdir,…
→İnanç ve KelâmMevcûdât
Var olan şeyler, mahlûklar, yaratıklar. Bütün mevcûdât; cansızlar, nebâtât (bitkiler) ve hayvânât olmak üzere üç cinse ayrılır. Bütün bunları yaratan Allahü teâlâdır. Hayvan cinsinin en kıymetlisi, en şereflisi insandır. Her cinsin nev'ileri (türleri, çeşitleri)…
→İnanç ve KelâmMevhibe
İhsân, bağış, Allahü teâlânın kuluna ihsânı. İlim iki çeşittir. Biri verâset, biri de ledün ilmidir. Verâset ilmi çalışarak elde edilir. İlm-i ledün ise, Allahü teâlânın ihsânıdır. Çalışmadan elde edilir. İlâhî bir mevhibedir. Kullarından dilediğine…
→İnanç ve KelâmMevhûm
Vehmolunmuş, aslı esâsı yokken zihinde kurulmuş olan, kuruntuya dayanan. Hayâlî. (Bkz. Vehm) Dışarıda bir şeyi görmek tatlı geldiği gibi, onun aynadaki hayâlini görmek de tatlı gelmekte, sevilmektedir. Hâlbuki, o şeyin kendisi dışarda vardır. Aynada…
→İnanç ve KelâmMîkâil Aleyhisselâm
Dört büyük melekten biri. Ucuzluk, pahalılık, kıtlık, bolluk yapmak, ferah ve huzûr getirmek ve her maddeyi hareket ettirmekle görevli melek. Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem Cebrâil'e; "Ey Cebrâil! Mîkâil'in güldüğünü hiç görmedim, bunun…
→İnanç ve KelâmMu'ammâ
1.Gizli, örtülü, anlaşılmaz veya anlaşılması güç şey. Allahü teâlâyı mü'minler Cennet'te görecektir. Fakat, nasıl olduğu bilinmeyen bir görmekle göreceklerdir.Nasıl olduğu bilinmeyeni, anlaşılmayanı görmek de, nasıl olduğu anlaşılmayan bir görmek olur. Belki gören de, nasıl…
→İnanç ve KelâmMu'cizât (mûcizât)
Mûcizeler. Allahü teâlânın peygamberlerine, peygamberliklerini isbât etmeleri için ihsân etmiş olduğu hârikulâde yâni âdet dışı (olağan üstü) hâller. Mûcize kelimesinin çokluk şeklidir. (Bkz. Mûcize)
→İnanç ve KelâmMu'îd (el-Muîd)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Mahlûkâtı (yaratılmışları) dünyâdaki hayatlarından sonra öldürüp, ölümden sonra onları tekrar dirilten, hayât veren.
→İnanç ve KelâmMu'tekif
İ'tikâf eden. Bir yere çekilip ibâdetle meşgûl olan. (Bkz. Îtikâf) Mu'tekif, kalbini dünyâ düşüncesinden ayırıp kendini Allahü teâlâya teslim ederek hak dergâhına sığınmış ve şeytanın ve nefsin mekrinden (aldatmasından) Allahü teâlânın himâyesine girmiş ve…
→İnanç ve KelâmMu'tezile (mûtezile)
Hicrî ikinci asırda Vâsıl bin Atâ tarafından kurulan ve aklı, nakilden yâni dînî delillerden önde tutan bozuk fırka. "Büyük günâh işleyen kimse ne kâfirdir, ne de mü'mindir, iki menzile (yer) arasında bir menzilededir (yerdedir)"…
→İnanç ve KelâmMu'tî (el-Mu'tî)
Veren, ihsân eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden).
→İnanç ve KelâmMuahhir (el-Muahhir)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Peygamberlerini, evliyâsını, sevdiklerini kendine yaklaştırıp, kâfirleri (inanmayanları), fâcirleri, düşmanlarını, sevmediklerini kendisinden uzaklaştıran, hor ve hakîr edip alçaltan. El-Muahhir ism-i şerîfini söyleyenin tövbe etmesi kolay olur. (Yûsuf Nebhânî)
→İnanç ve KelâmMûcid (el-Mûcid)
Îcâd eden, yoktan vâr eden, yaratan mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden. "Ben civaya bakınca, bunu yaratanın büyüklüğüne hayran oluyorum. Buna ne türlü hassalar vermiş! Bunları düşündükçe, aklım başımdan gidiyor.Benim buluşlarım esâsen dünyâda bulunan, fakat o…
→İnanç ve KelâmMuğnî (el-Muğnî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hikmeti îcâbı, her şeyin ihtiyâcını giderici, tamamlayıcı ve lütfuyla doyurucu.
→İnanç ve KelâmMuhabbet-İ Zâtiyye
Allahü teâlânın zâtına olan sevgi. Muhabbet-i zâtiyye denilen sevgi hâsıl olunca, sevgilinin nîmetleri ve elemleri (iyilik ve ızdırabları), sevenin yanında eşit olur. Bu zaman, ihlâs (her şeyi Allah için yapma) hâsıl olur. Rabbine ancak,…
→İnanç ve KelâmMuhtâc
İhtiyâc sâhibi. Akşam evinde yiyecek bulamayacak derecede fakîr kimse. Her kim ihtiyâcından fazla bir suyu, muhtac olanlardan esirgerse, kıyâmet gününde Allahü teâlânın kerem ve ihsânına kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Nasb-ür-Râye) Ey falan! Dünyâdaki nasîbin ne ise…
→İnanç ve KelâmMuhyî (el-Muhyî)
Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Yaratıcı, hayat verici, diriltici. El-Muhyî ismi şerîfini söyleyen kimsenin korktuğu kimselerle arasında ülfet meydana gelir. (Yûsuf Nebhânî)
→İnanç ve KelâmMukaddes Kitablar
Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla peygamberlerine gönderdiği kitâblar (Bkz. Semâvî Kitablar). Allahü teâlâ tarafından nesh edilmiş (hükmü kaldırılmış) ve kullar tarafından değiştirilmiş mukaddes kitablara hakâret etmek, alay etmek ve bunları okumak, dinlemek câiz değildir.…
→İnanç ve KelâmMukaddim (el-Mukaddim)
Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden: Mahlûklardan (yaratılmışlardan) bâzısını bâzısından önce var ve yok eden; dilediğini kendine yakınlaştıran, dilediğini uzaklaştıran, kendisine yakın kıldığı meleklerini, peygamberlerini aleyhimüsselâm ve âlimlerini üstün kılan. Muhârebe ânında bir kimse el-Mukaddim ism-i…
→İnanç ve KelâmMukît (el-Mukît)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Beden için görünen kuvvet, rûh için mânevî kuvvet yaratan, her şeye kuvvet veren.
→İnanç ve KelâmMuksit (el-Muksit)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Adâlet sâhibi, zâlimden mazlûmun hakkını alan. El-Muksit ismi şerîfine devâm eden, ibâdette vesveseden kurtulur. (Yûsuf Nebhânî)
→İnanç ve KelâmMûsevî
Mûsâ aleyhisselâmın bildirdiği hak dîne inanan ve bu dîne tâbi olan kimse. (Bkz.Mûsevîlik) Allahü teâlâ, Mûsevîlik dînini İsrâiloğullarına ve Mısır'ın yerli halkı olan kıbtîlere gönderdi. Kıbtîler, Mûsevîlik dînini kabûl etmedikleri gibi kabûl eden İsrâiloğullarına…
→İnanç ve KelâmMûsevîlik
Allahü teâlânın Mûsâ aleyhisselâm vâsıtasıyla İsrâiloğullarına gönderdiği din. Mukaddes (ilâhî) kitabı Tevrâttır. Îsâ aleyhisselâma kadar olan peygamberler bu dîni insanlara tebliğ ettiler. Îsâ aleyhisselâmın gelmesiyle Mûsevîlik dîninin hükmü kaldırıldı. Mûsâ ve Hârûn aleyhimesselâmdan sonra…
→İnanç ve KelâmMutlak Adâlet
Bir şeyi yerli yerine koymak. Kendi mülkünde olanı kullanmak. (Bkz. Adâlet) Âlemleri yaratan Allahü teâlâ hâkimler hâkimi, her şeyin asıl sâhibi ve tek hâlıkı (yaratıcısı)dır. Allahü teâlâ mutlak adâlet sâhibidir. Onun için insanlara gönderdiği…
→İnanç ve KelâmMutlak Fenâ
Allahü teâlâdan başka her şeyin kalbden çıkıp, isimlerinin bile unutulması. (Bkz. Fenâ) Mutlak fenâ hâsıl olmadıkça, Hakk'ın şühûdü (yâni Allahü teâlânın kalbe tecellîsi) mümkün değildir. (Ahmed Fârûkî) Sonsuz kavuşmak ve devamlı huzur ancak mutlak…
→İnanç ve KelâmMübdî (el-Mübdî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Benzeri, nümûnesi olmayan, varlıkları yoktan var eden.
→İnanç ve KelâmMücâdele
Karşısındakinin câhilliğini veya haksızlığını ortaya koymak ve kendisinin akıl, fazîlet ve şeref bakımından üstün olduğunu isbât etmek için iki kişinin bir şey üzerinde tartışması. Haksız olduğu hâlde mücâdeleden vazgeçen kimseye Allahü teâlâ Cennet'in kenâr…
→İnanç ve KelâmMücîb (el-Mücîb)
Kullarının duâlarını kabûl eden mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından. Dert ve belâlar gelince, Allahü teâlâya sığınmalı, âfiyet vermesi, kurtarması için duâ etmeli, O'na yalvarmalıdır. Allahü teâlâ duâ edenleri, sıhhat ve selâmet isteyenleri sever. O…
→İnanç ve KelâmMükâşefe
Kalb gözü ile görmek. Tasavvuf yolunda olanların kalbine gelen müjdeler üç kısımdır. Bunlar; rüyâ, vâkıa (uyku ile uyanıklık arasında) ve mükâşefeler hâlindedir. Mükâşefelerle gelen müjdelerin yüzde doksanı hak ve hakîkate uygundur. Mükâşefe derecesine ulaşanların,…
→İnanç ve KelâmMükemmil
Olgunlaştıran, yetiştiren. Kâmil (yetişmiş) ve mükemmil bir rehbere tâbi kimse, Allahü teâlânın rızâsına kavuşur. (Abdullah-ı Dehlevî)
→İnanç ve KelâmMümkin-Ül-Vücûd
Var da olabilen, yok da olabilen. Allahü teâlâdan başka her şey, bütün âlem. Mevcûd yâni var olan şey ikidir. Biri mümkin-ül-vücûd, ikincisi, kendi kendine hep var olan, başkası tarafından yaratılmayan demek olan Vâcib-ül-vücûddur. Eğer…
→İnanç ve KelâmMümteni'-Ul-Vücûd
Var olması mümkün olmayan, hep yok olması lâzım olan. Allahü teâlâya ortak (eş, benzer) bulunması Mümteni'-ül-vücûddur. Allahü teâlâ gibi ikinci bir ilâh var olamaz. Bu imkânsızdır. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
→İnanç ve KelâmMün'im (el-Mün'im)
Nîmet veren. Allahü teâlânın ism-i şerîflerinden. Asıl mün'im Allahü teâlâdır. Bu sebeble Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, yemeği önüne getirilip konulduğu zaman; "Allah'ım! Bize verdiğin rızka bereket ver ve bizi ateş azâbından koru. Bismillah"…
→İnanç ve KelâmMünâkaşa
Çekişme, tartışma. Kimse ile münâkaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın, Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. Şaka yapmak, yanındakileri güldürmek için olsa bile, yalan söylemeyenin Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. İyi…
→İnanç ve KelâmMürci’e
f^) [Ar. ] İslâm dini m nin ilk yıllarında ortaya çıkan ve aşırı fırkalara karşı daha ılımlı veya uzlaşmacı fikir ve davranışlarıyla dikkati çeken siyasî m fırka. Bunlara göre, iman esastır, amel sonraya bırakılabilir,…
→İnanç ve KelâmMüsâhib
Arkadaş. Resûlullah'ın eshâbının (arkadaşlarının) hepsi, sözbirliği ile âdildirler, hak üzeredirler. Allahü teâlâ onları seçip yaratılmışların en üstünü ve var olanların en şereflisi, Resûl-i kâinât olan habîbi Muhammed'e sallallahü aleyhi ve sellem eshâb ve müsâhib…
→İnanç ve KelâmMüsebbib-İ Hakîkî
Bütün sebepleri yaratan Allahü teâlâ. Her varlığın hâlıkı (yaratıcısı), hâkimi (hükm edicisi), müsebbîb-i hakîkîsi Allahü teâlâdır. Alahü teâlânın her şeyi sebepsiz vâsıtasız yaratmağa gücü yeter. Fakat âdeti onları bir sebeple yaratmaktır. Meselâ bir şeye…
→İnanç ve KelâmMüsevvif
Hayırlı işleri sonraya bırakan, sonra yaparım diyen, iyi işleri geciktiren, bugünün işini yarına bırakan kimse. Uygunsuz işlerin hepsinden Allahü teâlâya tövbe etmeli, O'na yalvarmalıdır. Belki tövbe etmek için başka zaman ele geçmez. Hadîs-i şerîfte;…
→İnanç ve KelâmMüslüman
Allah’a teslim olup İslâm dinini benimseyen kimse. Teslimiyet yalnız kimlik adı değil; tevhidi kabul, Hz. Muhammed’in peygamberliğini tasdik ve dinî-ahlâkî sorumluluğu üstlenmeyi ifade eder. Bir kişinin Müslümanlığı hakkında hüküm dış görünür ikrar ve davranışlara…
→İnanç ve KelâmMüstağnî
1. Başkasına muhtâç olmayan. Allahü teâlâ bütün varlıklardan müstağnîdir. Bütün canlılar îmân etse, itâat etse, O'na hiçbir faydası olmaz. Bütün âlem kâfir (inançsız) olsa, azgın taşkın olsa, karşı gelse O'na hiçbir zarar vermez. (Mevlânâ…
→İnanç ve KelâmMüşâhin
Müslümanların cemâatini terk eden, bid'at sâhibi, mezhebsiz kimse. Allahü teâlâ, Şa'bân'ın (Şa'bân ayının) on beşinci gecesi (Berât gecesi) bütün kullarına merhamet eder. Yalnız müşrik (Allahü teâlâya ortak koşanı) ve müşâhini affetmez. (Hadîs-i şerîf-Taberânî)
→İnanç ve KelâmMüt'a Nikâhı
Şâhidsiz olarak bir kadına belli miktarda para verip, belli bir zaman için berâber yaşamağı sözleşmek. Ey müslümanlar! Kadınlar ile müt'a nikâhı yapmanıza izin vermiştim. Fakat şimdibunu, Allahü teâlâ harâm etti. Kimin yanında böyle kadın…
→İnanç ve KelâmMütekellim (el-Mütekellim)
1. Söyleyici mânâsına Allahü teâlânın isimlerinden. Allahü teâlâ hayy (diri), âlim (bilici), kâdir (kudret sâhibi) ve mütekellim olarak ve sonsuz zamanlarda hep hâzır ve nâzırdır (görücüdür). Hayât, ilim, kudret ve kelâm sıfatları zamansız ve…
→İnanç ve KelâmMütekellimîn
Kelâm âlimleri; İslâm inanç esaslarını aklî ve naklî delillerle inceleyen bilginler. Mütekellim kelimesinin çoğuludur. Tasavvuf metinlerinde sûfîlerin bilgi yöntemiyle kelâmcıların istidlâl yöntemi karşılaştırılırken sıkça geçer.
→İnanç ve KelâmMütesavvıf
Gafletten uzak yâni her an Hakk'ı zikreden, kalbini mânevî kirlerden temizleyen ve Allahü teâlâdan başka her şeyi gönlünden çıkaran, rûhunu cenâb-ı Hakk'ın zikri ile (anmakla) süsleyen tasavvuf ehli, velî, mürşid, ahlâk-ı hasene sâhibi. Çoğulu…
→