KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ta'ammüden
Bilerek, isteyerek, önceden hazırlayarak yapma. Taammüden adam öldürmek, büyük günâhtır. Mü'mini taammüden öldüren kimse, kâfir olmaz. Mü'min olduğu için öldürürse veya öldürmek helâldir diyerek öldürürse kâfir olur. Îmânı gider. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhTa'yîn (tâyin)
1.Bir malın cinsini, miktârını, yerini belli etmek. Alış-verişte bir mal ta'yin edilirse, teayyün eder yâni ta'yin edilen malın kendisini vermek, teslim etmek lâzımdır. Benzerini, hattâ iyisini alması için müşteri zorlanamaz. (Ali Haydar Efendi) 2.…
→İbadet ve FıkıhTabakât-Ül-Fukahâ
1. Fıkıh âlimlerinin tabakası. Helâl ve haramı, emir ve yasakları bildiren fıkıh ilmi ile uğraşan âlimlerin dereceleri. Tabakât-ül-fukahâ, yedi derece olup, birinci derece, müctehid fiş-şer' (mutlak müctehid); ikinci derece, müctehid fil-mezheb; üçüncü derece, müctehid…
→İbadet ve FıkıhTabîb-İ Müslim-İ Hâzık
Mütehassıs (uzman) ve açıkça günâh işlemeyen müslüman doktor. Hasta, hastalığının artmasından veya iyi olmasının gecikmesinden yâhut şiddetli ağrı gelmesinden veya hasta bakıcı hastalanarak, onlara bakamayıp helâk olmalarından korkar ise, oruç tutmayıp sonra kazâ eder.…
→İbadet ve FıkıhTahâret-İ Kâmile
Tam temizlik. Abdest veya boy abdesti alınarak yapılan temizlik. Özür sâhibi, özre sebeb olan şeyi durduğu zaman, abdest alıp, o şey tekrar başlamadan önce, mestlerini giyse tahâret-i kâmile ile giymiş olup, yirmi dört saat…
→İbadet ve FıkıhTahkîr Etmek
Hor görmek, kötülemek, aşağılamak, birine veya bir şeye söz ve hareketle hakâret etmek, saygı ve hürmet gösterilmesi, üstün tutulması lâzım olan şeyleri aşağı tutmak, saygısızlık etmek. İnsanın îmânının gitmesine, dinden çıkmasına sebeb olan şeylerden…
→İbadet ve FıkıhTahlîl Etmek
Abdest alırken el ve ayak parmakları arasına sol, sakalın sarkan kısmının içine ise sağ elin yaş parmaklarını tarak gibi sokarak karıştırmak. (Bkz. Hilâllemek) Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) abdest aldıklarında, bir avuç su ile…
→İbadet ve FıkıhTahrîme Tekbîri
Namaza Allahü ekber diyerek başlama; iftitâh tekbîri. (Bkz. İftitâh Tekbîri) Tahrime tekbîri farzdır. Namazın şartlarındandır. Başka kelime söylemekle olmaz. (İbn-i Âbidîn) Tahrime tekbîri üç şeyle tamam olur: 1-Erkekler ellerini kulağına kaldırmakla (kadınlar, iki ellerini…
→İbadet ve FıkıhTâib
Tövbe eden, günahlarına pişmân olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ tâibleri ve (fevâhişten yâni pislik ve günâhlardan) temizlenenleri sever. (Bekara sûresi: 222) Cenâb-ı Hakk'a, tâib gençten daha sevgilisi yoktur. (Hadîs-i şerîf-Miftâh-un-Necât) Günahtan…
→İbadet ve FıkıhTakdîm Ve Te'hîr
İkindi namazını öğle namazı ile veya öğleyi ikindi ile ve yatsı namazını akşam namazı ile veya akşamı yatsı ile birleştirerek kılmak. Takdîm ve te'hir, Hanefî mezhebinde hac sırasında Arafât'ta ve Müzdelife'de; Mâlikî'de ve Şâfiî…
→İbadet ve FıkıhTaklîd
1. İnanılacak şeylerde düşünmeden, anlamadan, yalnız başkasından işiterek, görerek inanma, îmân etme. Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğuna göre taklîd ile inananın îmânı sahîhtir, doğrudur. Yâni o kimse, mü'mindir, müslümandır. Ancak istidlâlî yâni düşünerek, anlayarak inanmayı…
→İbadet ve FıkıhTakvâ Ehli
Takvâ sâhibi. Allahü teâlâdan korkarak haramlardan sakınanlar. Hâli ile sana fayda vermeyen kimseyle arkadaş olma. Takvâ ehlinin, haramlardan kaçanın kölesi, hizmetçisi ol. Onu sev. Belki Allahü teâlâ bu vesîle ile seni onların arasına katar.…
→İbadet ve FıkıhTakvîm
Zamânı; sene, ay, hafta, gün ve saat gibi sâbit bölümlere ayıran, dînî-millî gün ve bayramları gösteren cetveller. Ramazân-ı şerîfin birinci gününü anlamakta takvimlere güvenilmemelidir. Çünkü oruç, gökte yeni ayı görmekle olur. Peygamberimiz sallallahü aleyhi…
→İbadet ve FıkıhTaleb
İstemek, aramak. İlim Çin'de de olsa, taleb ediniz. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce) Her müslüman kadın ve erkeğe ilim taleb etmek ( ilmihâlini öğrenmek ) farzdır. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce) Taleb (aramak), kavuşmanın müjdecisidir. Yanıp yakılmak da,…
→İbadet ve FıkıhTam Şehîd
Allah yolunda canını fedâ eden; dînini, vatanını, bayrağını, nâmusunu müdâfaa ederken ölen, haksız yere öldürülen müslüman. (Bkz. Şehîd) Tam şehîd, dünyâda yıkanmaz, kefene sarılmaz. Kefen miktârından fazla olan elbisesi soyulup, çamaşırı ile defnolunur. Cenâze…
→İbadet ve FıkıhTama'
Aç gözlülük, dünyâ malına aşırı düşkünlük. Tama'ın en kötüsü insanlardan beklemektir. Kibre, ucba (kendini beğenmeye) sebeb olan, nâfile ibâdetleri ve âhireti unutturan mubâhları (dinde izin verilen şeyleri) yapmak da tama' olur. Tama'ın zıddına, aksine…
→İbadet ve FıkıhTavâf-I İfâda
Hacıların Arafât'tan indikten sonra yaptıkları farz tavâf. Tavâf-ı Ziyâret.
→İbadet ve FıkıhTavâf-I Sadr (sader)
Hac esnâsında cemrelerin taşlanması bittikten sonra Mina'dan Mekke'ye inildiğinde yapılan tavâf. Buna Tavâf-ı vedâ da denilir. Hac vazîfeleri bununla sona erer. Âfâkî olan yâni Mîkât denilen yerden daha uzak memleketlerin hacılarının Mekke'den ayrılacağı gün,…
→İbadet ve FıkıhTavâf-I Ziyâret
Hacıların Arafât'tan indikten sonra, Kurban bayramı günlerinde yapılan tavâf. Buna ifâda tavâfı da denir. Her hac edene, Tavâf-ı ziyâreti Arafât'tan sonra yapmak farzdır. Onun için diğer bir ismi de Tavâf-ı rükündür. Haccın farzlarındandır. (M.…
→İbadet ve FıkıhTayyib
1. Helâl. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: Ey îmân edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin tayyib olanlarından yiyin! (Bekara sûresi: 172) Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın en tayyib…
→İbadet ve FıkıhTazmîn
Sebeb olunan zarar ve ziyânı ödeme. Çeşitli kimselerden aldığı haram malları birbirleri ile veya kendi helâl malı ile yâhut kendinde emânet bulunan mallar ile karıştırırsa ve bunları birbirlerinden kolayca ayıramazsa, bu karışımlar kendi mülkü…
→İbadet ve FıkıhTeayyün
Alış-verişte söz kesilirken tâyin (belli) edilen malın, belli olarak kalması. Teayyün eden malın kendisini vermek lâzımdır.Benzerini hattâ daha iyisini alması için müşteri zorlanamaz. (Hamza Efendi)
→İbadet ve FıkıhTebâreke Ve Teâlâ
Allahü teâlânın ism-i şerîfi anıldığında ve yazıldığında, söylenen ve yazılan, "Yüce ve noksan sıfatlardan münezzeh (uzak, temiz)" mânâsına ta'zîm ve hürmet ifâdesi. Allahü tebâreke ve teâlâ lutf ederek, acıyarak kullarına çok şeyleri mubâh etmiş,…
→İbadet ve FıkıhTebessüm
Gülümseme, kendinin işitmeyeceği şekilde sessiz gülme. Peygamber efendimiz güler yüzlü idi. Tebessüm ederek gülerdi. Gülerken mübârek ön dişleri görünürdü. Güldüğü zaman nûru duvarlar üzerinde ziyâ (ışık) verirdi. Ağlaması da gülmesi gibi hafif idi. Kahkaha…
→İbadet ve FıkıhTebzîr
Malı, İslâmiyet'in ve aklın uygun görmediği yerlere dağıtma, isrâf. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede buyurdu ki: Akrabâya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Malını tebzîr etme. Çünkü tebzîr edenler, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine (…
→İbadet ve FıkıhTecdîd-İ Nikâh
Nikâhı yenileme, tâzeleme. Erkek veya kadın bir müslüman, âlimlerin sözbirliği ile küfre sebeb olacağını bildirdikleri bir sözün veya işin küfre sebeb olduğunu bilerek, amden (tehdîd edilmeden, istekle) ciddî olarak veya hezl (şaka ve güldürmek)…
→İbadet ve FıkıhTecemmül
Çirkinliği gidermek, vakar sâhibi olmak, şükr etmek ve nîmeti göstermek için zînetlenmek, süslenmek. Tecemmül etmek, müstehâbdır.Helâl şeylerle zînetlenmek mubâhtır. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe dört yüz altın kıymetinde cübbe giyerdi. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhTeennî
İlerisini düşünerek acele etmeden yavaş ve ihtiyatlı hareket etme. İşlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemelidir. Acele ile verilen kararlara şeytan karışır. Hadîs-i şerîfte; " Acele şeytandandır. Teennî Rahmân'dandı r" buyruldu. Nefsin istediği bir…
→İbadet ve FıkıhTefâhür
Öğünme. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Biliniz ki, dünyâ hayâtı; elbette la'b ( oyun ) ve lehv ( eğlence ) ve zînet ( süslenmek ) ve tefâhür ve malı, parayı ve evlâdı…
→İbadet ve FıkıhTefsîr
Örtülü, kapalı olan şeyi ortaya çıkarmak, açmak, beyân etmek, beşerî kudret dâhilinde, Kur'ân-ı kerîm âyetlerindeki murâd-ı ilâhîyi (Allahü teâlânın murâdını) anlamak. Bu işi yapabilen âlime müfessir denir. (Bkz. Müfessir) Kur'ân-ı kerîmi kendi görüşüne, anlayışına…
→İbadet ve FıkıhTegannî
Sesi mûsikî perdelerine uydurmak için, hareke, harf ve med (uzatma) ilâve etme ve çıkarma yapmak sûretiyle, kelimelerin asıllarını dolayısıyle mânâyı bozarak okuma. İlk tegannî eden şeytandır. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) Tegannî ile sesini yükselten kimseye…
→İbadet ve FıkıhTeharrî
Bir şeyi anlamak için araştırmak. Sofradakiler, içeri gelen kimseyi yemeğe çağırsalar, âdil bir müslüman da, yedikleri eti mürted kesti veya içtiklerinde şarâb karışık dese, çağıranlar âdil ise, oturur. Âdil değilseler oturmaz. İkisi âdil ise,…
→İbadet ve FıkıhTehiyyât (tahiyyât)
Namazın ka'delerinde yâni birinci ve ikinci oturuşlarında okunan Ettehiyyâtü duâsı. Son rek'atte otururken, tahiyyât okumak namazın vâciblerindendir. Üç ve dört rek'atli namazların ikinci rek'atinde otururken, tahiyyât okumak ise sünnettir. (Halebî) Son rek'atte tahiyyât okuyacak…
→İbadet ve FıkıhTehiyyet-Ül-Mescid
Mescide girince, oturmadan önce, mescidin sâhibine yâni Allahü teâlâya ta'zîm ve hürmet için kılınan iki rek'at nâfile namaz. Câmiye girenin tahiyyet-ül-mescid olarak iki rek'at namaz kılması, söz birliği ile sünnettir. Sesli Kur'ân-ı kerîm okunuyorsa…
→İbadet ve FıkıhTehlîl
"Lâ ilâhe illallah (Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur)" sözünü söylemek. Tesbîh (sübhânallah) , tehlîl ve takdîse (Allahü teâlânın büyüklüğünü, yüceliğini, noksan sıfatlardan uzak olduğunu söylemeye) devâm edin. Bunlardan gaflet etmeyin. Şaşırmamak için parmak uçları…
→İbadet ve FıkıhTekbîr-İ Tahrîme
Tahrime Tekbîri. Namaza dururken "Allahü ekber" demek. Buna, iftitah (namaza başlama) tekbîri de denir. Tahrîme tekbîri, namazın şartlarından yâni dışındaki farzlarındandır. Kadınlar iki ellerini omuz hizâsına kaldırır, sonra tekbîr-i tahrîmeyi söyler. Sonra sağ eli…
→İbadet ve FıkıhTekbîr-İ Zevâid
Bayram namazlarında birinci rek'atte Sübhâneke'den sonra üç, ikinci rek'atte zamm-ı sûreyi okuyup rükûa gitmeden önce de üç kerre olmak üzere alınan altı vâcib tekbir. Zevâid tekbiri. Tekbîr-i zevâid bayram namazlarında şöyle alınır. Birinci rek'atte…
→İbadet ve FıkıhTelfik
Helâl ve harâm, emir ve yasak, ibâdet ve tâatte, belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, mezheblerin hükümlerinden kolay olanı yapma ve karıştırma. Bir ibâdeti veya bir işi yaparken, birkaç mezhebi telfik etmek, dört mezhebden çıkmak…
→İbadet ve FıkıhTemettu' Hac
Hac günlerinden önce umre için ihrâma girip ve bu umre yapıldıktan sonra memleketine dönmeden, tekrar ihrâma girerek yapılan hac. Hacc-ı Temettû'. (Bkz. Hac) Temettû' hac sevâbı, ifrâd haccından çoktur. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhTemkîn Zamânı:
Güneşin doğuş, batış vakti ve namaz vakti hesapları yapılırken, vakitlere eklenen veya çıkarılan zaman miktârı. Bu vakitler hesâb edilirken deniz ve ova gibi düz yerlerde güneş merkezinin hakîkî ufkun altına inmesi esas alınır. Hâlbuki…
→İbadet ve FıkıhTercîh Ehli
Hanefî mezhebinde, dînî hükümleri bildiren fıkıh âlimlerinin beşinci tabakasında bulunan ve ictihâd (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden dînî hüküm çıkarma) gücüne sâhib olmayan, sâdece bağlı oldukları mezhebin kavillerinden (sözlerinden) ve hükümlerinden sahîh ve evlâ…
→İbadet ve FıkıhTerk-İ Dünyâ
Dünyâyı terk etmek. (Bkz. Dünyâ) 1. Mübah (dinde izin verilen) şeylerin hepsini terk edip, yalnız, yaşamak için ve dînini korumak için zarûrî, lâzım olan mübahları kullanmak, yâni mübahların zarûret miktârından fazlasını terk etmek. Böyle…
→İbadet ve FıkıhTerk-İ Hükmî
Dünyâyı hükmen terk etmek, (terk etmiş sayılmak) yâni her işte İslâmiyet'e uymak. Meselâ zekâtı İslâmiyet'in gösterdiği yere seve seve vermek, komşu, akrabâ, fakir ve ödünç istiyenin hakkını gözetmek ve başkalarının hakkına tecâvüz etmemek (saldırmamak)…
→İbadet ve FıkıhTertîb
Sırayı gözetmek. (Bkz. Sâhib-i Tertîb) Namazdaki tertîb vâcibtir. Abdestteki tertîb Hanefî mezhebinde sünnet, Şâfiî ve Hanbelî'de farzdır. (Halebî)
→İbadet ve FıkıhTertîb Sâhibi
Üzerinde kazâya kalmış namaz borcu bulunmayan veya kazâya kalmış namazların toplamı beş vakti geçmemiş bulunan ve namazda sırayı gözetmesi gereken kimse. Kazâ namazı kılarken cemâate başlanırsa, tertîb sâhibi olan namazını bozup cemâate uymaz. Mâlikî…
→İbadet ve FıkıhTetavvu' (tetavvû)
Farz ve vâcib olmayıp, sırf Allah rızâsı için yapılan nâfile ibâdet. Tetavvu' namazlarının kendilerine mahsus sevâbları ve fazîletleri vardır. Tetavvu' namazlarından bâzıları şunlardır:Tahıyyet-ül-Mescîd:Mescide girildiğinde kılınan namaz. Duhâ namazı:Kuşluk vakti kılınan namaz. Teheccüd namazı:Gecenin üçte…
→İbadet ve FıkıhTevâzu' (tevâdu')
Alçak gönüllülük; kendisini başkaları ile bir görmek, başkalarından daha üstün ve daha aşağı görmemek. Allahü teâlâ, tevâzû üzere olmağı bana emreyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz ( büyüklenmeyiniz ). (Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd) Allah için…
→İbadet ve FıkıhTevbe (tövbe)
Haram, günah işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya karar vermek. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tövbe ediniz ki felâh ( kurtuluş ) bulasınız. (Nûr sûresi: 31)…
→İbadet ve FıkıhTevbe Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin dokuzuncu sûresi. Berâe sûresi de denir. Tevbe sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). 128 ve 129. âyet-i kerîmeleri Mekke'de indi. Yüz yirmi dokuz âyettir. Evvelinde Besmele nâzil olmamıştır. Sûre, müşriklerin Allahü teâlâ ile…
→İbadet ve FıkıhTevbe-İ İstigfâr
Kendini kusurlu görerek, günâhlara tövbe etmek, Allahü teâlâdan af dilemek. Tevbe-i istigfâr devâmlı olmalıdır. Haramları ve şüpheli şeyleri, öldürücü zehir bilmelidir. (İmâm-ı Rabbânî)
→İbadet ve FıkıhTeverrük
Kadınların namazda oturma şekli; kaba etlerini yere koyup, uyluklarını birbirine yaklaştırarak, ayaklarını sağ taraftan dışarı çıkarıp, sol uylukları üzerine oturmaları. Kadınlar, namazda teverrük ederek otururlar. (Alâüddîn-i Haskefî) Namazda dizleri dikip, başını dizlerine koyarak, diz…
→İbadet ve FıkıhTevvâb (et-Tevvâb)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına tövbe etme sebeblerini kolaylaştıran, şartlarına uygun tövbe edenlerin tövbesini kabûl eden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ve o zaman İbrâhim ve İsmâil ( aleyhimesselâm )…
→İbadet ve FıkıhTezekkür-İ Mevt
Ölümü hatırlamak. İnsanın kendini ölmüş, teneşir tahtası üzerinde yıkanmış, kefene sarılmış ve tabuta konulmuş ve mezâra gömülmüş olarak düşünmesi. Tezekkür-i mevt, lezzetleri yıkar, eğlencelere son verir. (Hadîs-i şerîf-Tebyîn) Muhammed Behâüddîn-i Buhârî (kuddise sirruh) her…
→İbadet ve FıkıhTezellül
Bayağılık, kendini aşağı tutmak. Tevâzûnun aşırı derecesi. Tezellül kötü huylardan biridir. Bir âlimin yanına câhil bir kimse geldiği zaman, âlimin ayağa kalkıp, yerine bunu oturtması ve gideceği zaman kapıya kadar yanında yürümesi ve kunduralarını…
→İbadet ve FıkıhTezkiye-İ Nefs
1. Nefsi, İslâmiyet'in haram ettiği, beğenmediği şeylerden, kötü isteklerinden temizlemek. Tezkiye-i nefs yapınca, kalb tasfiye bulur yâni kalbin Allahü teâlâdan başkasına, mahlûklara bağlılığı kalmaz. Haramlara, günahlara meyletmez. Haramları istemekten kesilme dikçe nefs, Kalb ilâhî…
→İbadet ve FıkıhTıla'
Tâze üzüm şırasının, ateşte veya güneşte ısıtılarak üçte birinden fazlasının uçmasıyla elde edilen içki. Tıla', gaz çıkararak kabarıp, tadı keskin olunca, sarhoş eder. Şarap gibi, damlası haram ve kaba necs olur. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhTicâret Eşyâsı
Ticâret niyetiyle alınıp, ticâret için saklanılan eşyâ. Eşyânın ticâret eşyâsı sayılması için ticâret niyetiyle satın alınması lâzımdır. Uşur vermesi lâzım gelen topraklardan hâsıl olan ve mîrâs olarak ele geçen veya hediye, vasiyet gibi kabûl…
→İbadet ve FıkıhTimsâl
Kumaşa, kâğıda, duvara ve başka yerlere yapılmış canlı resimler. Saneme (odundan, altından, gümüşten yapılan insan heykeline), vesene (taştan yapılan insan heykeline), sûrete ve timsâle tapınmak, onların fayda ve zarar yapacaklarına inanmak, şirk (Allahü teâlâya…
→İbadet ve FıkıhTivele
Bir kadına kocası buğzedip (gizli düşmanlık edip) kendisinden soğuduktan sonra, kadının, kocasının sevgisini tekrar celbetmek (çekmek) için mutlak te'sir edeceğine inanarak sihir yapması. Tivele şirktir ( Allahü teâlâya eş, ortak koşmadır ). (Hadîs-i şerîf-Ebû…
→İbadet ve FıkıhTumânînet
Namaz kılarken rükû' ve secdelerde ve kavmede (rükû'dan kalktıktan sonra ayaktadurmakta) ve celsede (iki secde arasında oturmada) bütün âzânın (uzuvların) hareketsiz kalması. Sübhânallah diyecek kadar bir miktar durması ise, ta'dîl-i erkândır. Sizlerden biriniz namaz…
→İbadet ve FıkıhTûr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli ikinci sûresi. Tûr sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). İsmini birinci âyette geçen Tûr kelimesinden alır.Kırk dokuz âyet-i kerîmedir. Sûrede; kıyâmetin kopması sırasında olacak bâzı olağan üstü hâdiseler, inkarcıların Cehennem'e atılacağı, takvâ…
→