Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

7 temiz madde bu görünümde hazır.

İbadet ve Fıkıh

Lahn

Hatâ etmek, doğrudan sapmak. Çoğulu elhândır. 1.Tecvîd ilminde, tecvîd kâidelerine uymamaktan doğan okuyuş hatâsı. Fıkıh kitablarında namaz kılanın namazın farzlarından olan kırâette yaptığı hatâ zelletül-kârî adı altında incelenmiştir. Lahn, dört şekilde olabilir: Birinci şekil…

İbadet ve Fıkıh

Lakit

Buluntu; nesebi belirsiz tas. Belli bir seyhten tasavvuf ve tarikat adabı öğrenmemiş, bir şeyhin gözetim ve denetimi altında sülûk ve terbiye görmemiş kimse. Böyleleri, başkalarını irşat ehliyetine asla sahip değillerdir. Tarikat babasını bilmeyen kör…

İbadet ve Fıkıh

Lehv

Eğlence. Âhirette faydası olacak şeylerden alıkoyan her şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Biliniz ki, dünyâ hayâtı elbette la'b (oyun) ve lehv ve zînet yâni süslenmek ve tefâhur yâni öğünme ve malı parayı ve…

İbadet ve Fıkıh

Leş

Kendiliğinden ölen veya Besmelesiz kesilen veya kesilmeyip de başka sûretle öldürülen veya Ehl-i kitâb olmayan kâfir ve mürtedlerin kestikleri yenmesi haram hayvanlar. Ölmüş hayvan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Şöyle ki, Kur'ân'da…

İbadet ve Fıkıh

Lokman Hakîm

Allahü teâlâ tarafından kendisine ilim ve hikmet; akıl, anlayış, idrâk verilen peygamber veya velî. Kur'ân-ı kerîmde ismi zikr edildi. Dâvûd aleyhisselâm zamânında Arabistan Yarımadası'nın Umman taraflarında yaşadı. Uzun bir ömür yaşadıktan sonra ibâdet hâlindeyken…

İbadet ve Fıkıh

Lukata

Yolda veya başka bir yerde bulunup da, sâhibi bilinmeyen mal. Lukata, bulanın elinde emânet hükmündedir, yâni o mal, mülk edinmek için değil, başkası nâmına muhâfaza etmek (korumak) için alınır. Ancak sâhibi bulunmazsa ve fakir…

İbadet ve Fıkıh

Lütf

İhsân, iyilik. Bir kula dîni hakkında Allah tarafından bir nasîhat gelirse; bu nasîhat, Allah tarafından kendisine gönderilmiş bir nîmet ve lütuftur. Onu kabûl eder ve gereğini yerine getirirse, ne güzel; kabûl etmezse, günâhının çoğalması…