KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Habâis
Kötü, alçak, pis şeyler, haramlar. Habîsin çoğulu. (Bkz. Habîs)
→İbadet ve FıkıhHac Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi ikinci sûresi. Hac sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yetmiş sekiz âyet-i kerîmedir. Sûrede, hac ibâdetinin ilk önce İbrâhim aleyhisselâm tarafından yapıldığından ve Peygamber efendimizle devâm ettirildiğinden bahsedildiği için Sûret-ül-Hac denilmiştir. Hac…
→İbadet ve FıkıhHacâmat
bıçağı denilen bir âletle, vücûdun deriye yakın damarlarını keserek kan alma. Kan almaya fasd da denir. Bütün meleklerden işittim ki, ümmetine söyle hacâmat yaptırsınlar, dediler. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet) Arabî ayın on yedinci veya on…
→İbadet ve FıkıhHacc-ı asgar
“Küçük hac” anlamındaki ifade. Bazı kaynaklarda umre, bazı rivayet ve geleneklerde ise belirli günlerde yapılan hac için kullanılır; yıllık hac ibadetinin resmî adı değildir.
→İbadet ve FıkıhHacc-ı ifrâd
Umreyi aynı ihrama katmadan yalnız hac niyetiyle yapılan hac türü. İfrad haccında temettu ve kırândaki sebeple kurban yükümlülüğü doğmaz.
→İbadet ve FıkıhHacc-I Kıran
Hac ile ömreye birlikte niyet ederek ihrâm giyip, ömrenin vazîfelerini yaptıktan sonra ihrâmını (hac elbisesini) çıkarmayarak aynı elbise ile hac vazîfelerini de yapmak. Bu haccı yapana kârin hacı denilir. Hacc-ı kıran'a niyet şöyle yapılır:…
→İbadet ve FıkıhHacc-ı mebrûr
Usulüne uygun biçimde yerine getirilen, günah ve gösterişten korunmuş kabul olunmuş hac. Ahlâkî dönüşüm ve kul hakkından sakınma vurgusu taşır.
→İbadet ve FıkıhHacc-ı mebrûr
Usulüne uygun, günah ve gösterişten korunmuş, Allah katında kabul edilmiş hac. Haccın mebrûr oluşu yalnız menâsikin şeklen tamamlanmasına değil; helâl kazanç, kul hakkından sakınma, güzel ahlâk ve dönüşten sonra iyiliği sürdürme gibi işaretlerle açıklanır.
→İbadet ve FıkıhHâccü'l-Harameyn
Hac farîzasını yaptıktan sonra Medîne'ye gelip kabr-i saâdeti de ziyâret eden hacı. Çün rûz-ı ezel kısmet olmuş bize devlet Takdîre rızâ vermeyesin buna sebeb ne Hâccü'l-haremeynim diye dâvâlar çekersin Ya saltanat-ı dünyâ için bunca…
→İbadet ve FıkıhHâcegân Yolu
Daha çok nübüvvet kemâlâtına (olgunluklarına, üstünlüklerine) kavuşturan Hazret-i Ebû Bekir'den gelen yolun, Yusuf-ı Hemedânî hazretlerinden îtibâren aldığı isim. Bu yol sonradan Nakşibendiyye adını almıştır. Hâcegân yolunun büyüklerinden Abdülhâlik Goncdüvânî hazretleri vasiyetnâmesinde buyuruyor ki: Her…
→İbadet ve FıkıhHacıyağı
Gül yağından elde edilen yoğun ve güzel kokulu esans. Hac yolculuğundan getirilen kokularla ilişkilendirilen adlandırma, gündelik dilde gül esansı ve benzeri hoş kokular için de kullanılmıştır.
→İbadet ve FıkıhHades-i zâhir
Abdest veya guslü gerektiren hükmî kirlilik hâli. Maddî necasetten farklıdır; ibadet öncesinde usulüne göre tahâretle giderilir.
→İbadet ve FıkıhHadîs-İ Cibrîl
Peygamber efendimiz Eshâbı (arkadaşları) ile otururlarken, Cebrâil aleyhisselâmın insan sûretinde gelip; İslâm'ı, îmânı ve ihsânı sorduğunda Resûlullah efendimizin verdiği cevabları bildiren hadîs-i şerîf. Cibrîl hadîsinde o zât-ı şerîf (Cebrâil aleyhisselâm) ellerini Resûl-i ekremin mübârek…
→İbadet ve FıkıhHafî
Gizli, kapalı. 1. Usûl-i fıkıh ilminde, mânâsı açık olduğu hâlde söyleyenin maksadını ifâde etme husûsunda kapalı, gizli söz. "Kâtil mîrâsçı olamaz" hadîs-i şerîfinde kâtil lafzı hafîdir. Bu kelimenin, kasten bilerek adam öldürenin mîrâsçı olamıyacağı…
→İbadet ve FıkıhHafî Okumak
Namazda sessiz okumak. İmâmın öğlen, ikindi ve üç ve dört rek'atlı namazların üç ve dördüncü rek'atlarında sessiz okuması. Hafî okunacak yerde cehrî (açık), cehrî okunacak yerde hafî okunursa secde-i sehiv lâzım olur. (Halebî)
→İbadet ve FıkıhHafif Necâset
Eti yenen dört ayaklı hayvanların bevli (idrarı) ve eti yenmeyen kuşların pisliği. Hafif necâsetlerden bir uzva veya elbisenin bir kısmına bulaşınca bu kısım veya uzvun dörtte biri kadarı namaza zarar vermez. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhHak (el-Hakk)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Vâcib-ül-vücûd yâni varlığı lâzım olan, hiç yok olmayan, dâimâ var olan ve kendisinden başkası yaratmaya lâyık olmayan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: ...Allah, Hak'dır. (Müşriklerin) Allahü teâlâdan…
→İbadet ve FıkıhHakem (el-Hakem)
1. İki tarafın, hükmüne rızâ göstermek için seçtikleri kimse. Haklı ile haksızın ayrılmasında aracılık eden kimse. Resûlullah efendimiz otuz beş yaşındayken yağmur ve seller Kâbe'nin duvarlarını iyice yıpratmıştı. Bu sebeble Kureyş kabîlesi Kâbe'yi yeniden…
→İbadet ve FıkıhHakîm (el-Hakîm)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hikmet sâhibi, ilmi kâmil, işi güzel, uygun işler yaratıcı ve kullar arasında hükmedici. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlâ hakkıyla bilendir ve Hakîmdir. (Hucurât…
→İbadet ve FıkıhHalâl (helâl)
Yasak edilmiş olmayan, yâhut yasak edilmiş ise de, İslâmiyet'in özr, mâni ve mecbûriyet saydığı sebeblerden birisi ile yasaklığı kaldırılmış olan şeyler. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey mü'minler! Allahü teâlânın size helâl…
→İbadet ve FıkıhHalâl Lokma
Haram olmayan, dinde yenilmesi yasak edilmeyen yiyecek. Helâl lokma yemeyen kimse, Allahü teâlâya itâat etme gücünü kendisinde bulamaz. Helâl lokma yiyen kimse de Allahü teâlâya isyankâr olmaz. (Ali Râmitenî)
→İbadet ve FıkıhHâlık (el-Hâlık)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi taktîr ve tâyin eden, yaratan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: O öyle Allah ki, Hâlıktır, Bâridir (yaratan var edendir), Musavvirdir (bütün varlıklara şekil verendir),…
→İbadet ve FıkıhHarac
Güçlük, sıkıntı, eziyet. 1. Bir farzı yapma veya haramdan sakınma esnâsında karşılaşılan güçlük. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Allah (ü teâlâ) din husûsunda üzerinize bir harâc yüklemedi. (Hac sûresi: 77) Bir işin…
→İbadet ve FıkıhHarâm Li Aynihi
Leş, domuz eti, şarab gibi Allahü teâlâ tarafından harâm edilen şeyler harâm li aynihidir.Bunlara helâl demek küfr olur, îmânın gitmesine sebeb olur. (Muhammed Hâdimî)
→İbadet ve FıkıhHarâm Li Gayrihi
Aslı harâm olmayıp, sonradan hâsıl olan bir sebepten dolayı harâm olan şey. Bir kimsenin bir kişinin bağına girip, sâhibinin izni olmadan meyve koparıp yimesi, ev eşyâsını ve parasını çalıp harcaması harâm li gayrihidir. Bunları…
→İbadet ve FıkıhHarâm Lokma
Helâl olmayan ve dînen yenmesi yasaklanan yiyecek. Vücûduna harâm lokma karışmış bir kimse, namazdan tad duymaz. (Behâeddîn-i Buhârî) Mîde yenilen şeylerin toplandığı yerdir. Oraya helal lokma koyarsan, âzâlardan sâlih (iyi) ameller, işler meydana gelir.…
→İbadet ve FıkıhHarbî
İslâm devleti ile harb halinde bulunan gayr-i müslimlere âit ülke halkından olan kimse. Bir harbî emân (izin, pasaport) ile İslâm ülkesine girerse malına, canına dokunulmaz. (İbn-i Âbidîn) Âşir (gümrük vergisini ve zekâtı toplayan me'mur)…
→İbadet ve FıkıhHasîs
Parasını ve malını harcamamak için her türlü sıkıntıya, eziyete katlanan, paraya, mala aşırı düşkün olan; dînen verilmesi îcâb edeni, zekâtı ve sadakayı vermeyen, pinti, eli sıkı olan, bahîl, malda ve ilimde cimrilik eden. (Bkz.…
→İbadet ve FıkıhHâss
1. Tek başına bir mânâ karşılığında konmuş lafız (söz). Hâss, kat'î (kesin) mânâ ifâde eder. Sözden maksat, tek şeydir. Ahmed, Yûsuf gibi özel isimler; insan, ağaç, meyve gibi cins isimler; bir, iki, üç gibi…
→İbadet ve FıkıhHaşr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli dokuzuncu sûresi. Yirmi dört âyet-i kerîme olan Haşr sûresi, Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Bu sûrede yahûdîlerin ihânetleri ve münâfıkların (inanmadıkları hâlde müslüman görünenlerin) hâlleri, sonunda da Allahü teâlânın büyüklüğü ve…
→İbadet ve FıkıhHatîb
Câmide müslümanlara dînî nasîhat eden ve hutbe okuyan. Bir kimse gusl abdesti alır, sonra Cumâ'ya gelir, kendisine mukadder (farz) olan namazı kılar, sonra hatîb hutbesini bitirinceye kadar susar, sonra imâmla berâber namaz kılarsa, onunla…
→İbadet ve FıkıhHavâss
Seçilmişler. İlimde ve tasavvuf yolunda yüksek dereceye ulaşmış olan zâtlar. Sultanlar, milletin malını zâlimler ve haydutlardan korudukları gibi; havâss da, avâmın (dînî ilimlerden haberi olmayan câhillerin) îtikâdını (inancını) bid'atçilerin (sapıkların) şerrinden korurlar. (İmâm-ı Gazâlî)…
→İbadet ve FıkıhHavâyic-İ Asliyye
İhtiyaç eşyâları. Temel ihtiyâçlar. Bir kimsenin yiyecek giyecek ve ev gibi ihtiyaç duyduğu lüzumlu maddeler ve evde kullanılan eşyâ ve âletler, hizmetçiler, binecek vâsıtası, meslek kitapları (din kitapları) ve ödeyeceği borçları. Zekât için bir…
→İbadet ve FıkıhHavelân-I Havl
Zekâtı verilecek bir malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi. Zekât verilecek mallarda aranan şartlardan birisi havelân-ı havldır. (Molla Hüsrev) Toprak mahsûllerinin zekâtı (öşr), hasad mevsimi (mahsûl topraktan alındığında) verildiğinden, havelân-ı havl şartı aranmaz. (İbn-i…
→İbadet ve FıkıhHavra
Yahûdî mâbedi, sinagog. Havra ve kilisedeki küfür alâmetleri kaldırılırsa, namaz kılmak mekruh olmaz. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhHayyeales-Salâh-Hayyealel-Felâh
Ezân ve ikâmet okunurken söylenen "Haydin namaza" ve "Haydin kurtuluşa" mânâsına mü'minleri kurtuluşa, seâdete sebeb olan namaza çağıran iki mübârek söz. Sünnete uygun olarak okunan ezânı duyan kimsenin, işittiğini yavaşça söylemesi sünnettir. Yalnız, Hayye…
→İbadet ve FıkıhHayz (hayız)
Sıhhatli bir kızın veya âdet zamânı son dakikasından îtibâren tam temizlik (hiç kan gelmeden en az on beş gün) geçmiş olan kadının önünden çıkan ve Hanefî mezhebine göre en az üç gün (ilk görülmesinden…
→İbadet ve FıkıhHazer Ve İbâha
Yasaklar ve mübahlar. Fıkıh kitablarında dînen yasaklanan ve izin verilen şeyleri anlatan bölüm. Bâzı fıkıh kitaplarında bu bölüm kerâhiyye ve istihsân adıyla anılır. Fıkıh kitablarındaki hazer ve ibâha bölümlerinde geçen hususlardan bâzısı şöyledir: Demir,…
→İbadet ve FıkıhHazer Ve Sefer
Memleketinde olma ve sefer, yolculuk hâli. Hastanın hazerde ve seferde farzları sedirde, sandalyede, ayaklarını sarkıtarak oturup, îmâ ile kılmaları câiz değildir. Hasta, yerde veya uzunluğu kıble istikâmetinde olan sedirin üstünde kıbleye karşı oturarak kılar.…
→İbadet ve FıkıhHesâb (hisâb)
Öldükten sonra, dünyâda yaptıkları işlerden dolayı insanların sorguya çekilmesi. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Ona şöyle diyeceğiz): Oku kitâbını, bugün üzerine hesâb görücü olarak nefsin sana yeter. (İsrâ sûresi: 14) Âhirette hesâba…
→İbadet ve FıkıhHevâ
Nefsin arzu ve istekleri. Nefsini hevâsına tâbi kılıp şehevî arzularının peşinde ömrünü tükettikten sonra Allahü teâlâdan Cennet isteyen ahmaktır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Nefsin arzû ve isteklerine hevâ denmesi, kimde bulunursa onu Cehennem'e düşürdüğü içindir. Hevâ…
→İbadet ve FıkıhHıristiyanlık
Îsâ aleyhisselâmın getirdiği hak din olan Îsevîliğin bozulmuş şekli. Hazret-i Îsâ'ya İncîl isminde bir kitab nâzil oldu (indi). Fakat yahûdîler bu kitabı seksen sene içinde yok ettiler. Asıl İncîl'i değiştirerek şahsî düşüncelerin ve bozuk…
→İbadet ve FıkıhHırka-i şerif
Hz. Muhammed’e nispet edilen mübarek hırka. İstanbul’daki Hırka-i Şerif ve Topkapı Sarayı’ndaki Hırka-i Saâdet farklı emanet ve ziyaret gelenekleriyle ilişkilidir.
→İbadet ve FıkıhHırs
Bir şeye aşırı düşkünlük, şiddetli istek. İki aç kurt bir koyun sürüsüne girdiği zaman yaptıkları zarardan, mal ve şöhret hırsının insana yapacağı zarar daha çoktur. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Âdemoğlu helâk olsa, ihtiyârlasa bile, onda hırs…
→İbadet ve FıkıhHıyânet
Hâinlik. Birine kendini emîn tanıttıktan sonra, o emniyeti bozacak iş yapmak; vefâsızlık, îtimâdı kötüye kullanmak, sözünde durmamak. Kibirden, hıyânetten ve borçtan temiz olarak ölen kimsenin gideceği yer Cennet'tir. (Hadîs-i şerîf-Mişkât) Allah'ım! Açlıktan sana sığınırım.…
→İbadet ve FıkıhHızır Aleyhisselâm
İbrâhim aleyhisselâmdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Hızır aleyhisselâm Zülkarneyn aleyhisselâmın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. Mûsâ aleyhisselâm ile görüşüp yolculuk etti. Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden değildir. Fakat vefâtından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp…
→İbadet ve FıkıhHicv
Birini şiirle yerme, kötüleme. Hassân bin Sâbit, bir defâsında kâfirlerin yüz karasını ortaya koyan bir hicvini okuduktan sonra, Peygamber efendimiz; " Ey Hassân! Müşriklerin, kâfirlerin yüz karalarını ortaya koy! Cebrâil seninledir. Eshâbım silâhla harb…
→İbadet ve FıkıhHîle-İ Bâtıla
Haramı helâl ve helâli haram yapmak veya farzı kendisine uygun gelecek şekilde yapmak yâhut birinin hakkına mâni olmak veya haksız mal ele geçirmek için yapılan hîle. Farz olduktan sonra zekât vermemek için hîle-i bâtıla…
→İbadet ve FıkıhHill
Hac veya umre için ihrâma girilen mîkât denilen yerler ile Harem yâni Mekke şehri sınırı arasına verilen ad. Harem adı verilen yerde ihramlı iken yapılması haram (yasak) edilen şeyler, burada helâl olduğu için Hill…
→İbadet ve FıkıhHisbet
İyiliği emr edip kötülükten alıkoymak husûsunda, hükûmet adamlarının bizzat işe karışıp gerekeni yapmaları. İhtisâb da denir. (Bkz. Muhtesib) Emr-i ma'rûf ve nehy-i münkeri el ile yapmak hükûmet adamlarına, dil ile yapmak din adamlarına, kalb…
→İbadet ve FıkıhHubb-I Fillâh Ve Buğd-I Fillâh
Allahü teâlâ için sevmek ve Allahü teâlâ için düşmanlık etmek. Allahü teâlâya Cebrâil aleyhisselâm gibi ibâdet etseniz; hubb-ı fillâh ve buğd-ı fillâh yapmadıkça, hiçbirisi kabûl olmaz! (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye) Amellerin, ibâdetlerin en kıymetlisi, hubb-ı…
→İbadet ve FıkıhHubb-I Riyâset
Makam ve mevki sevgisi. Hubb-ı riyâsetin insana yapacağı zarar, iki aç kurdun, bir koyun sürüsüne girdiği zaman, yaptıkları zarardan daha çoktur. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Hubb-ı riyâset insanlarda üç şeyden hâsıl olur. Birincisi, nefsin arzûlarına kavuşmak…
→İbadet ve FıkıhHudû'
Boyun eğmek, alçak gönüllülük. Kalbde devamlı olan Allah korkusu. Allahü teâlâya itâat etmek. Namazın kusûrsuz olması; dînî hükümleri bildiren fıkıh kitaplarında geniş olarak yazılmış olan farzlarını, vâciblerini, sünnetlerini ve müstehâblarını yerlerine getirmekle olur. Namazı…
→İbadet ve FıkıhHuld Cenneti
Sekiz Cennet'in dördüncüsü. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ( Ey Resûlüm! ) de ki: Acabâ bu Cehenem mi hayırlı, yoksa takvâ sâhiplerine ( Allahü teâlâdan korkup haramlardan kaçan kimselere ) vâd olunan…
→İbadet ve FıkıhHumûd
Durgunluk, uyuşukluk; bir mâni olmadığı halde bekârlığı istemek. Şehvet ve iffetin azlığı. Şehvetin (hayvânî rûhun kendine tatlı gelen şeyleri istemesi) lüzûmundan az olması humûddur. Böyle kimse, hasta olduğundan veya hayâsından (utanmasından), yâhut korkusundan, kibrinden…
→İbadet ve FıkıhHûrî
Allahü teâlânın îmân edenlere mükâfat olarak yarattığı, nasıl oldukları bilinmeyen Cennet kızı... Kızdığı zaman istediğini yapabilecek bir mü'min kimse, kızmazsa, Allahü teâlâ kıyâmet günü onu herkesin arasında çağırır; "Cennet'te istediğin hûrînin yanına git" der.…
→İbadet ve FıkıhHurma
Nahle ağacının meyvesi. Oruçlu olan kimse hurma ile iftar etsin. Çünkü hurma bereketlidir. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî) Mü'minin sahûrunun hurma ile olması ne güzeldir. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî) Nahlenin meyvesi olan hurma yinince, insanın parçası, dokusu…
→İbadet ve FıkıhHurmet-İ Müsâhere
Erkeğin herhangi bir kadın ile zinâ etmesi veya herhangi bir yerine unutarak ve yanılarak da olsa şehvetle (lezzet alarak) dokunması hâlinde, o kadının neseb (soy) ile ve süt ile olan anası ve kızları ile;…
→İbadet ve FıkıhHurûmiyye
Bozuk Bâtıniyye fırkasının diğer bir adı. Bu sapık fırkada bulunanlar, birçok haramlara helâl dedikleri için, Hurûmiyye adını almışlardır. (Bkz. Bâtıniyye)
→İbadet ve FıkıhHükm-İ Müleffak
Helâl ve haram, emir ve yasak, ibâdet ve tâatte, belli bir mezhebin hükümlerine uymayıp, birkaç mezhebin hükümlerini karıştırarak kolayına geleni seçtiği hüküm. (Bkz. Telfîk) Dört mezheb âlimleri, hükm-i müleffak bâtıldır geçersizdir, buyurdular. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhHür
Köle olmayan erkek. Cumâ namazının bir kimseye farz olması için lâzım olan dokuz şarttan biri de hür olmaktır. (İbn-i Âbidîn)
→İbadet ve FıkıhHürre
Hür kadın. Câriye olmayan kadın. Hürre olan hanımlar, namaz kılarken, yüz ve elden başka bütün bedenlerini örter, göstermezler. Câriyeler (hür olmayan kadınlar) ise, sırt ve göbekten diz altına kadar örterler. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)…
→