KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Abdesti bozan durumlar
Abdestin hükmünü sona erdiren hâllerin ortak adı. İdrar ve dışkı yollarından çıkan şeyler, yellenme, bayılma ve aklı örten durumlar temel örneklerdir. Uyku, kanama, kusma ve karşı cinse dokunma gibi meselelerde mezhepler farklı hükümler vermiştir.…
→İbadet ve FıkıhAbes
Boş, faydasız şey. Namazda abes hareketler mekruhtur. Elbise ile oynamak gibi. Namazda faydalı hareketin meselâ eli ile alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantolonun tozunu silkmek, mekruhtur. Kaşınmak abes değilse de, bir rüknde, eli üç…
→İbadet ve FıkıhAbese Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin sekseninci sûresi. Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Kırk iki âyet-i kerîmedir. Birinci âyet-i kerîmede yüzçevirdi, iltifat etmedi mânâsına olan Abese lafzı sûreye isim olmuştur. Sûrede, Kur'ân-ı kerîmin Allahü teâlâ tarafından bir mev'ize…
→İbadet ve FıkıhAcûze
İhtiyar, çok yaşlı kadın. Yaşlı bir kadın Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve selleme geldi. Resûl-i ekrem; "Acûze Cennet'e giremez!" buyurdu. Bunun üzerine kadın ağlamaya başladı. Bunu görenPeygamber efendimiz; "Sen o gün yaşlı değil, genç…
→İbadet ve FıkıhAfîf
Temiz, iffetli, nâmuslu, haramdan (günahtan) sakınan. (Bkz. İffet)
→İbadet ve FıkıhAhkâm-ı bâtına
İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini…
→İbadet ve FıkıhAhkâm-I Fıkhiyye
Fıkıh ile ilgili hükümler. Bedenle yapılması ve sakınılması lazım gelen şeyler, emirler ve yasaklar. (Bkz. Fıkh) müslümanın kendisine lâzım olan ahkâm-ı fıkhiyyeyi öğrenmesi ve yapması lâzımdır (Yûsüf Sinâneddîn Âmesi). Ahkâm-ı fıkhiyye dört büyük kısma…
→İbadet ve FıkıhAhrâriyye
Evliyânın büyüklerinden Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Ahrâriyye yolunun büyüğü Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri bir sohbetlerinde şöyle buyurdu: Bizim yolumuzda el helâl kârda (işte), gönül ise hakîkî yârda yâni Allahü teâlâdadır. Biz bu yolu, tasavvuf…
→İbadet ve FıkıhAkl (akıl)
İdrâk kuvveti, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırmaya yarayan kuvvet. ... Akıl, sâhibini iyiliğe götürür, kötülükten alıkor. Aklı olgunlaşmadıkça kişinin dîni doğru ve îmânı kâmil (olgun) olmaz. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Sizin akılca en üstününüz,…
→İbadet ve FıkıhAkl-I Meâş
Yemek, içmek, evlenmek, helâl, haram demeden kazanmak ve eğlenmek gibi hep bedenin râhatını ve nefsin menfaatini düşünüp, âhireti düşünmeyen akıl; akl-ı meâdın zıddı. Akl-ı meâş, dünyânın geçici lezzetlerine bakarak, (büyüklenmek, kıskanmak, kendini beğenmek, kin…
→İbadet ve FıkıhAlak Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan altıncı sûresi. Alak sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil olmuştur (inmiştir). On dokuz âyet-i kerîmedir. "İnsanı kan pıhtısından yarattı" meâlindeki ikinci âyet-i kerîmede (kan pıhtısı) mânâsına gelen "alak" kelimesi bu sûreye isim olmuştur.…
→İbadet ve FıkıhAleyhissalâtü Ves-Selâm
Peygamberler bilhassa Peygamber efendimizin ism-i şerîfi söylenince, yazılınca ve işitilince söylenen ve yazılan salât ve selâm (hayr duâlar) onun üzerine olsun mânâsına duâ ve tâzim (saygı) ifâdesi. İki kişi için aleyhimesselâm daha fazla için…
→İbadet ve FıkıhAllah (celle Celâlühü)
Esmâ-i hüsnâdan. Varlığı muhakkak lâzım olan, îmân ve ibâdet edilecek hakîkî mâbûd. Her şeyi yoktan var eden yüce yaratıcı. Allahü teâlâ zâtı ile vardır. Varlığı kendi kendiyledir. Şimdi var olduğu gibi, hep vardır ve…
→İbadet ve FıkıhAllahümme bârik
cüm. [Ar.] Cenaze namazı kılınırken okunması gereken duanm adı. Bu dua şöyle: Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammeddin kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli îbrahime inneke hamîdün mecîd.
→İbadet ve FıkıhAllahümme salli
cüm. ÇL, ^1) [Ar.] Cenaze namazı kılınırken okunması gereken duanın adı. Bu dua şöyle: Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammeddin kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrahime inneke hamîdün mecîd.
→İbadet ve FıkıhAllâme
İslâmiyetin yirmi ana ilmi ve bunların kolları olan seksen ilminde mütehassıs ve evliyâlık derecelerinde yükselmiş, ayrıca lâzım olduğu kadar zamanın fen ve edebiyat ilimlerinde de yetişmiş zât. Âlim kelimesinin mübâlağalı ismi fâilidir. (Bkz. Âlim)…
→İbadet ve FıkıhAmden
Kasten, bilerek, bile bile yapmak. Hadîs imâmları söz birliği ile bildiriyorlar ki: Bir namazı vaktinde amden kılmayanın, namaz vakti geçerken, namaz kılmadığı için üzülmeyenin îmânı gider veya ölürken îmânsız gider. Ya namazı hâtırına bile…
→İbadet ve FıkıhAnkebût Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi dokuzuncu sûresi. Ankebût sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Altmış dokuz âyet-i kerîmedir.Sûrede; putlara ve diğer güçsüz varlıklara tapanların hâlleri, onların dünyâlık elde etmek için kurdukları tuzak ve gayretleri, ankebût denilen…
→İbadet ve FıkıhArab
Güzel. Nûh aleyhisselâmın Sâm adlı oğlunun soyundan gelenler. Allah katında en kıymetliniz, takvâsı çok olanınızdır. Arabın Arab olmayana bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâ (Allahü teâlâdan korkup haramlardan sakınmak) iledir. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim) Arablar…
→İbadet ve FıkıhArâzi-İ Mîriyye
Mîrî yâni devlete âit topraklar. Harp ile alınarak, gâziler arasında taksim edilmeyip, beytülmâle (devlet hazînesine) bırakılan veya uşr yâhut harac toprağı iken sâhibi ölüp, hiç mîrasçısı bulunmayan topraklar. Arâzi-i Memleket, Arâzi-i Emîriyye de denir.…
→İbadet ve FıkıhArâzi-İ Uşriyye
Mahsûlünden (ürününden) uşur denilen zekatın alındığı topraklar. Müslüman devletlerde harb ile alınıp gâzîlere (askerlere) taksim edilen veya isteyerek İslâm'ı kabûl edenlerin ellerinde bırakılan yâhut devlet reisinin (başkanının) izni ile müslümanlar tarafından işlenip faydalanılır hâle…
→İbadet ve FıkıhArtık
Bir kaptan veya alanı yirmi beş metre kareden az olan küçük havuzdan bir canlı yiyip-içtikten sonra geriye kalan su. Mü'minin artığı şifâdır. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ) Domuzun, köpeğin ve yırtıcı hayvanların ve henüz fâre yiyen kedinin…
→İbadet ve FıkıhAsr-ı evvel
İkindi namazının ilk vakti. Gölgenin uzunluğuna ilişkin mezhep ölçülerine göre ikindi vaktinin başlangıç safhasını ifade eder.
→İbadet ve FıkıhAteşperest
Ateşe tapan, mecûsî. Zerdüşt tarafından kurulan bâtıl dîne inanan. Ateşperestler Cehennem'in Hutame denilen beşinci tabakasında yanacaklardır. Birini görünce kendi elini veya onun elini öpmek ve eli göğse koymak ve eğilmek ve yere kapanmak ateşperest…
→İbadet ve FıkıhAyn Harfi
Kur'ân-ı kerîmde Ömer-ül-Fârûk'un radıyallahü anh namaz kıldırırken, ayakta okumayı bitirip, rükû'a eğildiği yeri gösteren işâret. Ayn harfi hep âyet-i kerîmelerin sonunda bulunmaktadır.
→İbadet ve FıkıhAzm Etmek
Kalbde devamlı kalan ve yapmaya kesin kararlı olunan düşünce, kasd, niyet, karar verme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: İşlerinde Eshâbın ile meşveret et. Onlara danış. Bundan sonra bir işe azmettiğin zaman, Allahü…
→