Şeyh Vefâ merkezli Zeynî çevrenin tekke, medrese, saray, şiir ve musiki ilişkilerini tarihî sınırlarıyla ele alır.
Şeyh Vefâ'nın İstanbul'u
Konyalı Muslihuddin Mustafa, bilinen adıyla Şeyh Vefâ, fetihten sonraki İstanbul'da Zeyniyye'nin en güçlü temsilcisidir. Adına kurulan cami-tevhidhâne, ibadet, zikir, ilim ve sanat çevrelerini aynı mekânda topladı.
Ulemâ ile temas
Şeyh Vefâ'nın besmeleyi açıktan okuması ve devran zikri hakkında aktarılan tartışmalar, onun medrese dünyasından kopuk olmadığını; tam tersine şehir ulemâsıyla canlı bir müzakere içinde bulunduğunu gösterir.
Saray ve mesafe
Fatih Sultan Mehmed'in ilgisine rağmen Şeyh Vefâ'nın bazı davetlere mesafeli kaldığı aktarılır. Bu tutum sonradan mutlak bir devlet karşıtlığı gibi okunmamalı; şeyhin irşad bağımsızlığını ve dönemin saray-tekke adabını gösteren rivayetler olarak değerlendirilmelidir.
Vefâiyye'nin sınırı
Şeyh Vefâ ile anılan Vefâiyye şubesi onun vefatından sonra uzun ömürlü bağımsız bir ana tarikat hâline gelmedi. Buna rağmen Vefâ Tekkesi'nin ilmî, edebî ve musikî tesiri İstanbul hafızasında devam etti.
Başka Zeynî merkezleri
Muhyiddin Kocevî'nin Karanlık Mescit çevresi ve başka Zeynî şeyhlerin kısa süreli faaliyetleri, yolun İstanbul tarihinin yalnız Şeyh Vefâ'dan ibaret olmadığını gösterir.