Ara
Menü

Şihâbeddin-i Sivâsî

Şihâbeddin-i Sivâsî (ö. 860/1456), Zeyneddin el-Hâfî’nin halifesi Şeyh Muhammed’den hilâfet alan; tefsir ve tasavvuf eserleriyle tanınan Zeynî şeyhidir.

Vefat
1456
Unvan
Zeyniyye şeyhi, müfessir ve Risâletü’n-necât müellifi

İrşad silsilesi

Şihâbeddin-i Sivâsî, Zeyniyye pîri Zeyneddin el-Hâfî’nin halifelerinden Şeyh Muhammed’in müridi ve halifesidir. Kaynak onu ârif ve mürid yetiştirmeye ehil bir şeyh olarak tanıtır.

Vefatı ve kabri

2 Rebîülevvel 860’a rastlayan 9 Şubat 1456 Pazar gecesi vefat etti. Kuşadası ile Ayasuluk, bugünkü Selçuk arasındaki kabri ziyaretgâh olarak tanındı.

Eserleri

Uyûnü’t-tefâsîr adlı iki ciltlik tefsiri ile tasavvufî mahiyetteki Risâletü’n-necât min şerri’s-sıfât ona nispet edilir. Bursalı Mehmed Tâhir, Şihâbeddin-i Sivâsî’nin hayatını ayrıca neşretmiştir. Eser adları biyografi başlığından ayrılarak korunmuştur.

Diğer eserleri

Uyûnü't-tefâsîr, Cezzâbü'l-kulûb ve Risâletü'n-necât dışında ona nisbet edilen eserler şunlardır:

  • Sûre-i Kehf Tefsiri (Süleymaniye Ktp., Pertevniyal Sultan, nr. 85/2).
  • Riyâzü'l-ezhâr fî cilâi'l-ebsâr (Süleymaniye Ktp., Çelebi Abdullah, nr. 175/2; Hacı Mahmud Efendi, nr. 728, 746/1).
  • Şerh ale'l-Ferâizi's-Sirâciyye. Sirâceddin Muhammed b. Muhammed es-Secâvendî'ye ait eserin şerhi olup ferâiz şerhleri arasında önemli bir şerh sayıldığı söylenmiştir. C. F. Seybold şerhin Breslau'daki nüshası hakkında bir makale yazmıştır.
  • Şerhu'l-Misbâh. Mutarrizî'nin nahve dair eseri üzerine bir şerhtir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5025).

Kaynaklarda ona ayrıca Uyûnü't-tevârîh adlı bir eser daha nisbet edilmektedir. Eserleri üzerine yapılan akademik çalışmalar arasında Bahattin Dartma'nın tefsire dair doktora tezi ile Abdülbaki Güneş'in yüksek lisans çalışması sayılabilir.

COĞRAFÎ HAFIZAŞehâbeddin Sivâsî TürbesiMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Uyûnü't-tefâsîr li'l-fuzalâi's-semâsîr

Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını tefsir eden nâdir müfessirlerden biri olarak yazdığı, dirâyet yönü ağır basan tefsiridir; işârî yorum içermemesi eseri tasavvufa yönelmeden önce yazdığını düşündürmektedir.

Metni gösterMetni daralt

Şihâbeddin Sivâsî, genelde Zemahşerî ve Beyzâvî tefsirlerinin özetlendiği, bunların üzerine ta'lik, şerh ve hâşiye yazıldığı bir dönemde Kur'ân-ı Kerîm'in tamamını tefsir eden nâdir müfessirlerden biridir. Tefsîru'ş-Şeyh olarak da bilinen eserin işârî yorum içermemesi, müellifin onu tasavvufa yönelmeden önce yazdığını düşündürmektedir.

Tefsirde istifade edilen kaynaklar arasında Zemahşerî'nin el-Keşşâf'ı, Ferrâ el-Begavî'nin Meâlimü't-tenzîl'i ve Ebü'l-Leys es-Semerkandî'nin Tefsîr'inin özel bir yeri vardır. Dirâyet tefsiri özelliği ağır basan eserin rivayet yönünün yetersiz olduğu, hatta bu konuda zaaflar içerdiği görülür; fezâile dair rivayetler arasında sahih kabul edilmeyenler bulunduğu gibi İsrâiliyat'a da yer verilmiştir. Buna karşılık gramer açıklamaları yanında kıraat ihtilâfları zikredilmiş, müşkilü'l-Kur'ân ve i'câzü'l-Kur'ân açısından önem taşıyan âyetler üzerinde durulmuş, âyetler arasındaki tenâsüp konusuna özel bir emek verilmiş, kelâm tartışmalarına girilmeksizin nâdiren akaid konularına değinilmiştir. Müellifin mukaddimede belirttiği gibi dili sadedir ve fazla açıklama içermez. Eser Bahattin Dartma'nın tahkikiyle dört cilt halinde neşredilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Cezzâbü'l-kulûb ilâ tarîkı'l-mahbûb ve kaydettiği silsile

Tasavvufa dair bu eserinde Zeynüddin el-Hâfî'ye intisap ettiğini belirtmiş, silsilesini ise Zeyniyye'nin bilinen silsilelerine uymayan bir zincir halinde kaydetmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvufa dair bu eserinde önce ilim ve iman konularına yer vermiş, ardından tasavvufî konulara geçmiştir. Bir şeyhin elinden hırka giymenin zâhir ve bâtın yönlerine temas ettikten sonra, Zeynüddin el-Mısrî diye andığı Zeynüddin el-Hâfî'ye intisap ettiğini belirtmiştir.

Silsilesini ise Şeyh Abdünnûr, Muhyiddin Arabî, Yûnus Cemâleddin ve Abdülkadir-i Geylânî şeklinde kaydeder. Ancak bu silsile Zeyniyye'nin bilinen silsilelerine uymadığı gibi burada adı geçen bazı şeyhlerin birbirinden hırka giymesi tarih bakımından mümkün de değildir. Bu durumda Sivâsî'nin zikrettiği silsileyi mânen intisap ettiği silsile olarak değerlendirmek gerektiği belirtilir. Eser Mehmed Rıf'at el-Kadirî tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Risâletü'n-necât min şerri's-sıfât

Zeyniyye'nin âdâb ve erkânına dair olan bu eserinde şeyhe râbıtanın gerekliliği için âyet ve hadislerden deliller getirmiş, şeyh-mürid ilişkilerini ele alarak müridlere nasihatlerde bulunmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Şihâbeddin Sivâsî, Zeyniyye tarikatının âdâb ve erkânına temas ettiği bu eserinde şeyhe râbıtanın gerekliliği konusunda âyet ve hadislerden deliller getirmiş, şeyh-mürid ilişkilerini ele alarak müridlere nasihatlerde bulunmuştur. Eserin Süleymaniye Kütüphanesi'nde Ayasofya, Bağdatlı Vehbi, Dârülmesnevî, Hacı Mahmud Efendi ve Hâlet Efendi koleksiyonlarında yazma nüshaları bulunmaktadır; bu nüsha çokluğu, silsilesi devam etmemiş bir şeyhin yol âdâbına dair risâlesinin yine de okunmayı sürdürdüğünü göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sivas'tan Ayasuluk'a: iki nisbeli bir hayat

Gençlik yıllarını Sivas'ta geçirdiği için Sivâsî, sonradan yerleştiği Ayasuluk sebebiyle Ayasuluğî diye anılır; küçük yaşta köle olarak Sivas'a getirildiği kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

Hayatı hakkında çok az bilgi vardır. Gençlik yıllarını Sivas'ta geçirdiğinden Sivâsî nisbesiyle anılmış, daha sonra İzmir'in Ayasuluk (Selçuk) ilçesinde yaşadığı için Ayasuluğî diye de bilinmiştir. Küçük yaşlarda köle olarak Sivas'a getirildiği, tahsile burada başladığı kaydedilir. Zeyniyye tarikatının kurucusu Zeynüddin el-Hâfî'nin halifesi Ayasuluklu Şeyh Mehmed Efendi vasıtasıyla tasavvufa yönelmiş, onunla birlikte Aydınoğulları'na bağlı bir merkez olan Ayasuluk'a giderek hayatının sonuna kadar burada yaşamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ölüm tarihi meselesi: dört ayrı yıl

Ölüm tarihi için 780 (1378), 803 (1400), 860 (1456) ve 880 (1475) yılları zikredilir; mezar taşına 860 yazılmıştır, fakat bu tarih de şüpheyle karşılanmaktadır.

Metni gösterMetni daralt

Ölüm tarihi için kaynaklarda dört ayrı yıl zikredilmektedir: 780 (1378), 803 (1400), 860 (1456) ve 880 (1475). Şerh ale'l-Ferâizi's-Sirâciyye (792/1390) ile Uyûnü't-tefâsîr (797/1395) adlı eserlerinin istinsah tarihlerinden hareketle 780'de (1378) öldüğü ileri sürülmüşse de, şeyhi Zeynüddin el-Hâfî'nin 838'de (1435) vefat etmesi dikkate alınarak 860 (1456) yılında öldüğü kabul edilmiş ve mezar taşına bu tarih yazılmıştır.

Ancak 860 yılı anılan eserlerin istinsah tarihinden çok sonra olduğundan bu tarihin de şüphe ile karşılanması gerektiği belirtilir; öte yandan bu eserlerin istinsah kayıtlarının yanlış olabileceği de söylenmiştir. Kaynak, tarihlerden birini kesin olarak seçmemekte, meseleyi açık bırakmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Silsilesinin devam etmemesi

Tabibzâde onu Şeyh Mehmed Efendi'nin yegâne halifesi olarak kaydeder; silsilesi devam etmediğine göre bir mürşid sıfatıyla faaliyet göstermediği veya etkili olamadığı söylenebilir.

Metni gösterMetni daralt

Tabibzâde, Şeyh Mehmed Efendi'yi Zeynüddin el-Hâfî'nin halifeleri arasında göstermiş, Şihâbeddin Sivâsî'yi de onun yegâne halifesi olarak kaydetmiştir. Bununla birlikte ondan sonra silsile devam etmemiştir; buradan hareketle Sivâsî'nin bir mürşid sıfatıyla faaliyet göstermediği veya bu sahada etkili olamadığı söylenebileceği belirtilir. Nitekim onun kalıcı tesiri tarikat postunda değil, kaleme aldığı tefsir ve tasavvuf kitaplarında görülmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası