Ara
Menü

Şeyh Seyyid Mahmüd Celâleddin Efendi

ŞEYH SEYYİD MAHMUD CELA.LEDDiN EFENDİ Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin damadı Şah Melik Paşa ahfadındandır. Müşarünileyhin ahfadından olmak i'tibarıyla evkafı mütevellisi idi. Pederi, Zecriyye Gümrüğü me'murlarından Süleyman Efendi'dir. 1 2 58/( 1 842 ) senesinde, Silivrikapı civarında Mecidiye Karakolu sokağında Bağdatlı Dergahı karşısında elyevm…

Yol
Halvetiyye
Mekân
5 bağlantı
Unvan
Tasavvuf şahsiyeti

Hayatı ve irşad çevresi

ŞEYH SEYYİD MAHMUD CELA.LEDDiN EFENDİ

Fatih Sultan Mehmed Han hazretlerinin damadı Şah Melik Paşa ahfadındandır. Müşarünileyhin ahfadından olmak i'tibarıyla evkafı mütevellisi idi. Pederi, Zecriyye Gümrüğü me'murlarından Süleyman Efendi'dir. 1 2 58/( 1 842 ) senesinde, Silivrikapı civarında Mecidiye Karakolu sokağında Bağdatlı Dergahı karşısında elyevm münhe dim olan hanede dünyaya gelmiştir.

Kocamustafapaşa'da Akarca Mekteb-i lbtida isi'nde, ba'dehu Fatih Mekteb-i Rüşdisi'nde tahsil edip, Şehri Ahmed Efendi ile bir likte cami' dersine devama başlayıp, Hekimoğlu Ali Paşa Cami' -i şerifinde tedris ile meşgul Beyaz Osman Efendi'ye, onun vefatıyla Cerrah Paşa Cami' -i şerifi müderrisle rinden allame-i şehir Osman Efendi'nin dersine devam ve müşarünileyhin de vefatıy la Bayezid dersiamlarından meşhur Tokadı Hacı Ahmed Efendi'den icazet almıştır. Yine Bayezid dersiamlarından Sırri ve Çarşambalı Hacı Ahmed Efendilerin ikindi dersine devam etmiş ve Şam!

muhaddis Mustafa Efendi'den Nevadir-i Şermendi'yi tamamıyla okumuşlardır. Allame-i cihan Hafız Galib ve Şevket Efendilerle Şeyhü'l islam-ı esbak merhum Hüsnü Efendilerin füyuzat-ı tedrisiyyesinden de müstefid ol muşlardır. Daha bu kabil zevatın her birinden hisse-i irfan olmuşlardır. 7 2. Buradaki ay net okunamamaktad ır. Ramazan ayının karşılığı aslında N isan değil, Temmuz sonudur. (H) l brahlmiyye-i Şa'baniyye 1 45 Ehl-i ilm ü irfan ile sohbeti pek severlerdi.

Emr-i maişet te'mlni için silk-i me'mGriyyete duhul ile, bab-ı ali Mazbata Odası'na ve Defter-i Hakanl'ye, bi'l-ahare kırk sene kadar Rüsumat Emaneti tatbik kalemine devam eylemiştir. Ser-asker-i es bak Ziya Paşa'nın arkadaşı olmakla onun tarafından Harbiye Nezareti mümeyyizliği ne alınmış ise de, inkılabtan sonra tahdld-i sinni kanununa tebean takaüd olmuştur. Gençliği pek afüane bir sGrette geçmiş; arkadaşlarına, akranına daima hak ve ha kikat tavsiye edermiş.

Eazz-i ihvandan Seyyid Nizam ( Dergahı) şeyhi Şua Efendi'nin pederi vefat edince dergaha Bektaşiler arız olarak Şua Efendi'yi ıdlale başlayınca, bü yük bir azın u celadetle dergahı ve mumfüleyhi onlardan kurtarmış, bundan sonra her hafta Cuma günleri Seyyid Nizam Dergahı'na devama başlayıp, sohbetleriyle erbab-ı isti'dadı zevk-yab ve merhGm Şua Efendi'yi muhabbetleriyle kam-yab ederlerdi. Mu harrir-i fakir buraya sinln-i medtde devam ile müşarünileyhin enfas-ı kudsiyyesinden müsteftd olanlardanım. Ba'zı haftalar mübahasar-ı tasavvufiyye o kadar şiddetlenir idi ki, hazırGn mütehayyir kalırlardı.

Mahmud Efendi onüç, ondört, ala-rivayetin onaltı yaşında iken, Hammaml Tev flk Efendi hazretlerine teslim u arz-ı bey'at ile bahtiyar olmuştur. Kocamustafapaşa Medresesi'nde inziva-güzln Tırnovalı Hafız Efendi MI.alet etmiştir. Ya'kub Han ve Mustafa Bey ve Hacı Kamil Efendi hazeratının müddet-i medlde meclis-i şeriflerine mülazim idi. Ya'kub Han, Şeyh Mahmud Efendi'ye "Muhammedi" lakabını vermiş ve pek ziyade teveccüh göstermiş olduğu gibi, "Piş-kadem" derler imiş. Mustafa Bey mer hum "Ehlu'llah Çavuşu" ve Kamil Efendi "Şeyh" unvanlarını vermişlerdir.

Daima azlzan hazeratının ve Kuşadalı'nın menakıbıyla tezyln-i lisan u cenan ederlerdi. Kamil Efendi merhumun intikalinden sonra sırr-ı feyz kendilerinde nüma yan olmuştur. Mütalaadan zevkı ziyade; sünen-i seniyyeye temessükü şiddette idi. Vahdet-i vücud mes'elesinde bülbül-i gülistan-ı vahdet olurdu. Fusus ve Fütuhat okutmuştur. Üsküdar'da Valide-i Atik Dergahı meşihatı münhal olunca Mahmud Efendi'ye tevcih olunmuştur.

Mahmud Efendi bu zamana kadar meşayıh- ı rüsum silkine dahil olmamış, ihttfa perverandan iken tevdh-i meşthatta mutlaka birinden tac ve hırka giymek, hilafet almak usul-i resmiyyyesine tebeıyyet lcab edince, o sırada tesadüfen lstanbul'da bu lunan Kastamonu'daki asitane-i Hz. Şa'ban-ı Veli seccade-nişini Muhammed Ataul lah Efendi, Mahmud Efendi'ye Nalçacı Dergahı'nda bir perşembe günü ilbas-ı tac u hırka eylemişler ve icazet vermişlerdir. Bunun üzerine Valide-i Atik Dergahı'nda sec cade-nişin olmuştur. Onu posta iclas merasiminde Hz. Sünbül Hankahı şeyhi Kut beddln Efendi, bu vazifeyi der-uhde etmişti.

Hilafet cem'iyyetinde bulunmuş idim. Ta-be-sabah erbab-ı aşkın cezbe ve halat ile iştigalini unutamam. O hal el-an harın- ma geldikçe kalbim cezbe-dar olur. Mahmud Efendi bu sebeble Üsküdar'a nakl-i ha ne eyledi. Şerfüt-i meşihattan olarak Valide-i Atik Cami'-i şerifinde her Cuma va'z eder lerdi. On sene kadar ifa-yı meşihat ettiler. Hastalandılar; mahdumları Eşref Bey, Makrıköyü'ndeki hanesine götürüp, tedavisine çalıştılar. 1 5 Zilhicce 1 337 ve 1 1 Eylül 1 3 3 5/( 1 9 1 9 ) tarihlerine müsadif bir perşembe ge cesi azm-i alem-i lahut eylediler.

Ertesi günü İkdam gazetesi arif-i bi'llah Şeyh Mah mud Celaleddin Efendi'nin irtihalini suzişli bir lisan ile i'lan etti. İhvan toplandı. Na'ş-ı şerifini bahren Samatya'ya, oradan Hz. Sünbül'e nakl etti ler. Huzur-ı Hz. Sünbül'de namazı eda ve tezkiyesi icra olundu. Seyyid Nizameddin Dergahı'na götürüldü. Türbe haricine defn mukarrer iken, zuhur eden bir halet-i ma'neviyye üzerine Hz. Seyyid Nizameddin'in sandukasının· yanında, Şua Efendi'nin koynuna defn olundu. Cenab-ı Seyyid'in maddeten de karibi oldu. Oraya kırk-elli se nelik devamın mükafatını gördü.

İhvan derhal yetmişbin kelime-i tevhid çektiler; du alar ettiler. Kırkıncı gecesi, Makrıköyü'ndeki hanede ayin-i tarikat icra olundu. Ta-be sabah zikr-i şerif oldu. Mevlid-i şerif okundu. Enfas-ı kudsiyyesinden istifade edildi. Urefa-yı ihvanından Tahsin Bey merhum onun mufassal tercüme-i halini ve me nakıb-ı ali'l-mealini yazmıştır. Orada der ki: "Şeyh Mahmud, Muhammedi hayat ve mevcudiyyetini emru'llahı ta'zime ve li vechi'llah mahlukat ve mevcudata hizmette hasr ve in'amar-ı ilahiyyeden olan kuva yı maddiyye vü ma'neviyyesini tamamen ma-hulık lehine sarf eden selimü's sadr, sadık, müstakim bir zat idi.

Umumu sever; umum tarafından sevilir idi. Hali va kitlerini tedris, ta'lim ve müzakere ile geçirirdi. Kut-ı la-yemut ile te'min-i maişet ederek ma-melekini li-vechi'llah sarf ederdi. Sohbeti iksir gibi te'sir ederdi: Nufı1s-ı gafile, müşarünileyhin himem ü irşadat-ı ilmiyyesinden tebeddülat-ı külliyyeye uğrar dı. Civar ahalisinin ricasıyla pek çok seneler Hekimoğlu Ali Paşa ve Kocamustafa Pa şa cev;l mi'-i şerifesinde şehr-i Ramazanda va'z buyururlardı. Envar-ı münifleri son va kitlerde bir kat daha tezayüd ederek letafet ve safvette tekamül ettiler.

Kaffe-i kuva sı nura istihale eylemiş ve ümmet-i Muhammed'in saadet ve selametine hasr-ı hıd metten başka bir ümniyyesi kalmamıştı. Sıddikıyyü'l-meşreb olduğundan kendisinden mübtedi ve mutavassıt bulunduğu za manlarda pek nadir olarak küşı1fat-ı kevniyyeye müteallık ba'zı halat zuhı1r etmiş ise de, müntehi bulunduğu zamanlarda avamm-ı mü'mininden temayüz edecek ahval-i harika rfi-nüma olmamış ve sıbğatu'llah ile münsabığ olarak mestfirane imrar-ı hayat eylemiştir. Hastalığı esnasında kemal-i huzur ile tesbih ve tehlile devam edip, bir gün evvel irtihallerini haber vermiştir.

İrtihali günü ise, nafaka-i dünyadan tecerrüd ile o gece l brahimiyye- i Şa'baniyye 147 Vird-i Yahya ' yı okuyup, bir müddet sonra "Hu Hu" ism-i şerifini tezkar ede ede memm1nen mutayyiben rahmet-i Rahman'a ulaştı.

( Kaddesa'lWıu sırrahu) Gül-i gül-zô.M Şa'banl mükerrem nuM Sübhô.nl Cenô.b-ı Şeyh MahmUd vakıf-ı esrô.r-ı Rabbani Müdlhid ô.rif u alim edıb-i ô.lem-i irfô.n Hakiki siil k-i rô.h-ı Hudii bir abd-i Rahmiinl Visô.l-i yô.r ile c1il-şad olan merdan-ı Hak' dandır Fuyuzô.tiyle irşad eyledi uşşak-ı irfô.m Bütün O.Şıklara feyz-i hüdaya reh-nüma oldu Tecelll-i cemale mahrem olmuş plr-i nurô.nl Fuyılz-ı tam tamam tô.rlhdir ol hazretin Vassaf Uluvv-ı ka'bına burhan Hudii 'mn luif u ihsaıu ( r t; ._;, ) = 1 337/0 9 1 9 ) Müşarünileyh uzunca boylu, beyaz orta sakallı, mütenasibü'l-endam, halim, se lim bir zat-ı kerim idi.

Ara sıra da, mübahesatta mütehevvir oldukları görülürdü. Baş larında bulundurdukları beyaz arakıyye Mustafa merhumun idi. Üzerine beyaz sarık sarar idi. Daima kisve-i safiyye ile gezerdi. Misafir-perverdir. Mültefit idi. Adaba fev ka'l-ade riayet-kar olup, taazzum, tekebbür nedir bilmezdi. Son zamanlarda kesret-i mütalaadan gözleri ağrır idi. Kendisinden tarik-ı Şa'bani'den teberrüken nisbetim vardır. Üsküdar'da Cuma geceleri sohbetle sabahlandığı ekseriyyetle vaki' olurdu. (Kaddesa'Uô.hu sırrahu ) TAHSİN BEY Müşarünileyhin telamizindendir. Tercüme-i halini yazmıştır. Fusıls ve Fütuhat allamesi idi.

Nafia Nezareti'nde mümeyyiz idi. 1 345/( 1 926-27) senesinde irtihal-i dar-ı naim eyledi. Yeri boş kaldı. /1 04/ AHMED NAZMİ b. İBRAHİM NAMIK b. isMAiL EFENDİ Ya'kub Han hazretlerinin damad-ı muhteremleridir. "Cerrahpaşalı Nazmi Efen di" diye meşhurdur. Hanesi Cerrahpaşa civarında olmasından naşi böyle şöhret bul- muştur. 1 342/( 1 923-24) tarihinde tahminen elliüç yaşında ölmesine göre tarih-i ve ladeti 1 289/( 1 872)'dur. İstanbulludur. Sinin-i medideden beri ()ümrük'te Muhasebe ve Kontrol Kalemlerinde müstahdem olduğu gibi, bir aralık Dlvan-ı Muhasebat'ta mümeyyizlikte bulunmuştur.

Ders görmüş, icazet almış, ulum-ı Arabiyye vü Fariside yed-i tula sahibi olmuştur. Hacı Kamil ve Şeyh Mahmud ve Şeyh Şua Efendiler ha zeratının ve eazımdan bir çok zevatın mazhar-ı feyzi olup, ilm-i tefsir ve ilm-i hadis te kesb-i kemal eylemiştir. Hacı Kamil Efendi onda neş'e-i kemali gördüğünden da ima emniyyet ve iltifat ederdi. Dünyaya erkek evladı gelince, onun emriyle "Kamil" tesmiye etmiştir. Meşgale-i resmiyyeden halas olunca, geceleri hanesinde mutalaa- i asara ha-husus Fusus ve Futuhat'a ve Hz. Şeyh-i Ekber efendimizin sair asar-ı aliyye leri mutalaasına vakf-ı can eder.

İhvan u yaranına ve ümmet-i İslamiyye'ye pek müşfik olup, din-i mübin-i İs lam'ın ihtiva eylediği hakayıka istinaden herkesin ataletten maaliyata doğru yürüme sini ister, temiz yürekli bir merd-i tarikattır. Mahmud Efendi'nin irtihalinden sonra ihvan ona teveccüh etmiştir. Sırr-ı feyz onda münceli ve mütecelli olup, fakat mahviyyet-i kamilesi hasebiyle ihtifa-perver olduklarından onu bilmek herkesin karı değildir.

Mahmud Efendi'den inhilal eden Üsküdar Valide-i Atik Dergahı meşihatine ih vanın ilhah u ihramı üzerine talih olup, Meclis-i Meşayıh'ta imtihanı icra olunarak ehliyyeti tebeyyün etmiş ve meşihat uhdesine tevcih olunmuş iken, o zaman ittihaz olunan usule göre, me'muriyyet-i resmiyyesini terk etmesi icab ederek, halbuki tek kenin varidatı te'min-i maişete gayr-ı kafi olduğundan evlad u iyalini iaşe mecburiy yetiyle meşihati terk eylemek ıztırarında kalmıştı . Fahr-i Razi ve Kadi Beyzavi tefsirlerini müzakere suretiyle ihvanına okutmuş, Tunus kadısından ilm-i hadis feyzini almıştır.

Mesnevi-i şeriften de nasibe-dar-ı feyz ü irfan olup, cümle ihvanının nail-i füyuzat olmasına çok temiz yürekle hahiş-kerdir. Son zamanlarda Futuhat-ı Mekkiyye okutmaktadırlar. Kendisiyle hukuk-ı kadimem olup, bir zamanlar beraber çalışmak sGretiyle Sure-i Bakara ve Sure-i Yasin, Ruhu'l Beyan 'dan tercüme etmiş ve Sure-i Yasin Tefsiri tercümesine bir çok hakayık daha ilave etmiş idik. Mumaileyhin asarı emraz-ı ictimaiyyemize deva külliyyatından: 1 . Ağaç dikmenin dini ve ictimai fevaidine dair ayat-ı kerime ve ehadis-i ne beviyyeye dair. Matbu'dur. 2.

Hayvanat yetiştirmenin dini ve ictimai fevaidine dair ayat-ı kerime ve eha dis-i nebeviyyeye dair. Matbu'dur. lbrahimiyye· i Şa'baniyye 149 3 . Kesb-i ticaret ve sınaata müteallık, dini ve ictimai fevaidine dair ayat-ı ke- rime ve ehadis-i nebeviyyeye dair. MatbG'dur. 4. Sure-i Bakara Tefsiri Tercümesi, 5. Sure-i Yusuf Tefsiri Tercümesi, 6. Sure-i Yasin Tefsiri Tercümesi, 7. Sure-i Nebe' Tefsiri Tercümesi (Tekmll cüz'ün tefsiri tercümesi), /1 05/ 8. Sure-i Rahman Tefsiri Tercümesi, 9. Sure-i Hadid Tefsiri Tercümesi, Bu birçok tefaslr-i şerifeye ve Hz.

Şeyh-i Ekber'in asarına müracaatla ve asar-ı cedide-i fenniye ve ihtiraat-ı sınaiyyenin alimane tetebbuuyla yazıl mış ve kütüphane-i irfanımızda bir ikincisi görülmemiş eser-i kıymet-dardır. 1 0. Sure-i Meryem Tefsiri Tercümesi, 1 1 - 1 3. Ziraata, hayvanata, kesb-i ticaret ve sınaata müteallık ayat-ı kerimeleri cami' arifane yazılmış eserlerdir. 1 4. Kuşadalı Hazretlerinin mektuba.tını cem'e muvaffak olmuştur. 1 5 . Nazar-ı İslam'da Zenginliğin Mevkii. 47 hadis-i şerife müsteniddir, mat- bG'dur. 1 6. Nazar-ı İslam'da Tesaül Yoktur. 56 hadis-i şerife müsteniddir, matbG'dur. 1 7. Nazar-ı İslam'da Fakr.

Der-dest-i tab'dır. 1 8. Nazar-ı İslam'da Emsal-i Muhammediyye. Der-dest-i tab'dır. 1 9. Nazar-ı İslam'da San'at. Der-dest-i tab'dır. Nazmi Efendi, mestGrindendir. Hin-i mübahesede natıkası azdır. Fakat her han gi bir mes'ele-i tasavvufiyyeyi sorarsanız sizi ikna edecek kudret-i ilmiyyeyi haizdir. Fukara-perver, yaran u ihvanım ziyade sever, pek hayır-hahtır. Tavval.a'll1ihu omrehU. Bu abd-i ahkarın bir çok husGsatta bfüs-i feyzidir. Kendisine karşı minnet-darlı· ğım vardır. Diğer sahifeye raht ettiğim müsvedde (aşağıdaki metin), Nazmi'nin hatt-ı destidir ve Fusı1s'tan tercümesidir: "Nefes-i Celil-i Hz.

Üzeyr - aleyhi's-selam - olan Hikmet-i Kaderiyye Beyanındadır. Hikmet-i Üzeyr -aleyhisselamın- Kaderiyyeye muhtas olması, Hz. Uzeyr'in ahkam ve mukteza-yı ezelisi, ma'rifet-i sırr- ı kader cihetine ragıb olduğundandır. Ve onun mi'riicı ka derden sual mes' elesindedir. Biniienaleyh Cerılib-ı Hak haziiin-i kudretinde olan esrar-ı rab banlyyeyi ızhiir için onu haklkat-ı dünyeviyye-i vehmiyyeden hayiit-ı ebediyye-i hak'ikiyye alemine ref eyledi ve reflka-i ri'thiiniyye Buriik'ıyla seb' -ı tıbiik-ı nufus-ı beşeriyyesini ihti riik eyledi . Ba'dehU onu iilem-i mihnet ve karar-ı fitneye irca eyledi.

1 50 Sefine-i Evl iya Kaza ve Kader Kaza: Fazl u adalet-i muhıkka-i ilahiyyenin ma'kU.l ve mahsus eşyanın ahval-i cariye-i ebe diyyesi hakkındaki hükm-i ezelisidir. Ve bi'l-cümle eşya hakkında Ceıulb-ı Hakk'ın hükmü de , Hakk ' ın zevahir ve bevatın-ı eşyaya ilmi hadd ü muktezdsıncadır. Ve eşya hakkındaki ilm-i ilahi de ma'lumata ya'nl a'yan ve luıl<iıyık-ı sabite-i eşyanın ahval ve ahkam ve muk teziyatına tabi' dir. Kader: Hükm-i kazaiyyenin vakt-i zuhuru geldikte a'yan-ı sabite-i, eşyanın mukteziyat ve ah kamının ziyade ve noksan olarak ayniyle zuhura gelmesidir.

Binaenaleyh vakit ile hüküm kader ve bunun gayrı ahval ile hüküm kazadır. Ba'zı kerre kaza hem kendi ve hem kader mevkiinde isti'mal olunur. Kaderin de bu yol da mevki-i isti'mali vardır ve hüküm bi'l-kül ma'ndsma her ikisi birlikte isti'mal olunurlar. Şu halde kaza mukaddem ve kader muahhar olur. Ve'l-hasıl kaza, Hakk' ın mine'l-ezel eş ya hakkındaki hükmü ve bu da eşyanın , a'yan-ı sabite-i eşyanın aynıdır ve sırr-ı kader de nilen şey de , hükm-i kazadan ibarettir. Keşf-i Sırr-ı Kader: $ ... ... . c: .-. .... , .,, ,,..

( Y' ) e-J I _;ı ı J ı ..,.Ji .J .:ıts' .rJ)73 ayet-i celllesi muktezasınca sırr-ı kader, sa- -- .. .. > ,,.. ,,.. • ,,. hib-i kalbe ve yahud zevk u vicdan tarlkıyta ulum ve nuıiirifte tağallüb eden kalb sahibine açılır. Sahib-i nefsin bunda hazzı yoktur. Zira kalb, beytu'llahtır. Yahud sırr-ı kader, Hak sübhanehu ve teala tarafından vürUd eden şey' e bi-terniimiha ala murad-ı Hablb-i Kibriya canibiıulen vürUd eden şey'e bi-temamiha ala murad-ı RasU.lu'llah inkiyad edip, her iki ca nibe ilka-ı sem' edene açılır. Ve mukallid olarak li'llahi ve li-rasulihl ilka-ı sem' de bulunan kimse de şehiddir .

Ya'nl hazıru'l-kalbtir. Sem'ine vasıl olan Hakk'ı kabU1e müteheyyl ve fehmine kabildir. Bu cihetle Hakk ' ın ve Rasulu'llah'ın emrini , Cenab-ı Hak'tan ve Rasu- , ... ... "" } . ... ... . } lu'llah'tan telakki etmiş gibi olur. Nefs ve fikrin ihtirama kapdmaz. (Wl:JI l .J.li ji)74 . Ya'nl Cenab-ı Hakk'ın bi'l-cümle halka karşı huccet-i balığası vardır. Zira onları d• yan-ı sa bitelerine mutabık olarak halk buyunnuştur. Said ezelde , salddir. Şaki de ezelde şakidir ve onlara olan saadet ve şekavet hükmü ancak a'yan-ı sabite olan şey'e muvafık olaraktır.

Binaenaleyh yevm-i cezada kafir ve ası ve cahile amelleri muktezasınca mücazat terettüp ettikte , onlar da, "Ya Rab! Küfür ve isyan ve cehli ezelde sen bize takdir ettin. Takdirin 73. " . .. Aklı olan yahut hazır bulunup ku lak veren kimseler için. . . " 50. Klif suresi, 3 7 . ( H ) 74. "De ki: En üstün delil yalnızca Allah'ındır ... " 6. En'am sfiresi, 1 49. ( H )

COĞRAFÎ HAFIZA5 bağlantılı mekânMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi5 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri

Mu­ harrir-i fakir buraya sinln-i medtde devam ile müşarünileyhin enfas-ı kudsiyyesinden müsteftd olanlardanım. Ba'zı haftalar mübahasar-ı tasavvufiyye o kadar şiddetlenir idi ki, hazırGn mütehayyir kalırlardı. Mahmud Efendi onüç, ondört, ala-rivayetin onaltı yaşında iken, Hammaml Tev­ flk Efendi hazretlerine teslim u arz-ı bey'at ile bahtiyar olmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Mu­ harrir-i fakir buraya sinln-i medtde devam ile müşarünileyhin enfas-ı kudsiyyesinden müsteftd olanlardanım. Ba'zı haftalar mübahasar-ı tasavvufiyye o kadar şiddetlenir idi ki, hazırGn mütehayyir kalırlardı. Mahmud Efendi onüç, ondört, ala-rivayetin onaltı yaşında iken, Hammaml Tev­ flk Efendi hazretlerine teslim u arz-ı bey'at ile bahtiyar olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeBağdatlı DergahıBağdatlı Dergahı , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Pederi, Zecriyye Gümrüğü me'murlarından Süleyman Efendi'dir. 1 2 58/( 1 842 ) senesinde, Silivrikapı civarında Mecidiye Karakolu sokağında Bağdatlı Dergahı karşısında elyevm münhe dim olan hanede dünyaya gelmiştir. Bağlantılı şahsiyetler: Şeyh Seyyid Mahmüd Celâleddin Efendi.TARİHÎ MEKÂNMahmud Efendi'ye Nalçacı DergahıMahmud Efendi'ye Nalçacı Dergahı , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Şa'ban-ı Veli seccade-nişini Muhammed Ataul lah Efendi, Mahmud Efendi'ye Nalçacı Dergahı'nda bir perşembe günü ilbas-ı tac u hırka eylemişler ve icazet vermişlerdir. Bağlantılı şahsiyetler: Şeyh Seyyid Mahmüd Celâleddin Efendi.TARİHÎ MEKÂNValide-i Atik DergahıValide-i Atik Dergahı , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Bunun üzerine Valide-i Atik Dergahı'nda sec cade-nişin olmuştur. Bağlantılı şahsiyetler: Şeyh Seyyid Mahmüd Celâleddin Efendi.TARİHÎ MEKÂNSeyyid Nizameddin DergahıSeyyid Nizameddin Dergahı , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Seyyid Nizameddin Dergahı'na götürüldü. Bağlantılı şahsiyetler: Şeyh Seyyid Mahmüd Celâleddin Efendi.İstanbul · TürkiyeÜsküdar Valide-i Atik DergahıÜsküdar Valide-i Atik Dergahı , Sefîne-i Evliyâ kişi kayıtlarında 1 ayrı bağlamda anılır. Mahmud Efendi'den inhilal eden Üsküdar Valide-i Atik Dergahı meşihatine ih vanın ilhah u ihramı üzerine talih olup, Meclis-i Meşayıh'ta imtihanı icra olunarak ehliyyeti tebeyyün etmiş ve meşihat uhdesine tevcih olunmuş iken, o zaman ittihaz olunan usule göre, me'muriyyet-i resmiyyesini terk etmesi icab ederek, halbuki tek kenin varidatı te'min-i maişete gayr-ı kafi olduğundan evlad u iyalini iaşe mecburiy yetiyle meşihati terk eylemek ıztırarında kalmıştı . Bağlantılı şahsiyetler: Şeyh Seyyid Mahmüd Celâleddin Efendi.