Ara
Menü

Şemseddin Ahmed Sivâsî

Şemseddin Ahmed Sivâsî (926/1520, Zile – 1006/1597, Sivas); esmer olduğu için “Kara Şems” denen Halvetî şeyhi, Şemsiyye 'nin pîri. Müderrisliği bırakıp tasavvufa yönelmiş, yetmiş yaşlarında III. Mehmed'in Eğri seferine katılmıştır. Yirmiyi aşkın manzum ve mensur eseri vardır.

Doğum
1520
Vefat
1597
Unvan
Halvetî-Şemsî pîri · müderris, şair ve müellif

Zile'de bir şeyh ailesi

926 (1520) yılında Tokat'ın Zile kazasında doğdu. Horasan'dan Zile'ye göç eden Ebü'l-Berekât Muhammed Efendi'nin oğludur. Adı Ahmed olup esmer olduğundan Kara Şems diye tanınır.

Anadolu'da faaliyet gösteren ilk Halvetî şeyhlerinden Habib Karamânî'nin halifelerinden Amasyalı Hacı Hızır'dan hilâfet alan Muhammed Efendi'nin Şemseddin Sivâsî'den başka Muharrem, İbrâhim ve İsmâil adlarında üç oğlu daha vardır.

Şemseddin ilk öğrenimine Zile'de başladı, daha sonra Tokat'ta bulunan kardeşlerinin yanına gitti. Burada Arakiyecizâde Şemseddin Mahvî Efendi'den faydalandı.

Müderrisliği bırakması

Şemseddin Sivâsî'nin İstanbul'da medrese tahsilini tamamladığı ve müderrislik yapmaya başladığı, bir gün müderrislerin ilim haysiyetine yakışmayacak tarzda yardakçılık yapmalarına rağmen kazasker tarafından aşağılanmalarına şahit olduğu, bu duruma çok üzüldüğü, Fâtih Camii'nde iki rek'at tövbe namazı kılarak müderrisliği terkettiği ve tasavvuf yoluna girmeye karar verdiği, İstanbul'dan ayrılıp hacca gittiği, hac dönüşü Zile'ye giderek vâizlik yapmaya başladığı kaydedilmektedir (Mehmed Nazmi, s. 367).

İntisabı ve hilâfeti

Buradan Amasya'ya geçip babasının şeyhi Hacı Hızır'ın halifesi Muslihuddin Efendi'ye intisap eden Şemseddin, şeyhinin vefatının ardından bir süre Tokat'ta kaldıktan sonra Zile'ye döndü.

Tekrar Tokat'a giderek Şeyh Mustafa Kirbâsî Efendi'ye biat etmek istediyse de Kirbâsî Efendi, kendisinin çok yaşlı olduğunu söyleyip altı ay sonra Tokat'a gelecek olan Abdülmecid Şirvânî'ye intisap etmesini tavsiye etti.

Şemseddin, Abdülmecid Şirvânî'ye on yıl kadar hizmet ettikten sonra otuz beş yaşlarında hilâfet alıp Zile'ye döndü.

Sivas yılları

Sivas Valisi Hasan Paşa, inşa ettirdiği Meydan Camii'nin (Yenicami) vâizlik görevi için kendisini Sivas'a davet etti. Bu daveti, Zile'deki yaşlı babasının ve Tokat'taki şeyhinin izniyle ve ailesiyle talebelerini de beraberinde götürmek şartıyla kabul etti. Sivas'ta vâizliğin yanı sıra bir tekke açarak irşad faaliyetine başladı.

İlmî ve edebî şahsiyeti

Şemseddin Sivâsî'nin eserlerinin incelenmesinden Arapça'ya ve dinî ilimlere tam vâkıf olduğu anlaşılmaktadır. Farsça'dan tercümeler yapması, Farsça grameri hakkında bir risâle yazması, ramazan gecelerinde Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin Mesnevî'sini müridlerine okuyup şerhetmesi onun Farsça'yı da bildiğini ortaya koymaktadır.

Şemseddin Sivâsî'nin Ehl-i sünnet'in görüşlerine sıkı bir şekilde bağlı olduğu, Ehl-i sünnet dışı görüşlere, Râfizîler'e, Şîa'ya ve Bektaşîler'e karşı son derece sert bir tavır ortaya koyduğu görülmektedir.

Şiirlerinde “Şemsî” mahlasını kullanmış, çok sayıda manzum eseri olmakla birlikte zamanının iyi şairleri arasına girememiştir. Bunda şiiri irşad vasıtası olarak kullanmayı tercih etmesinin etkisi vardır; dolayısıyla ağdalı ve mazmunlarla dolu ifadelerden kaçınmıştır. Gazel şeklindeki ilâhileri ise daha akıcı olup çoğunda redifli kafiyeyi tercih etmiş, bu tür şiirleri çok tutulmuş ve bir kısmı bestelenmiştir.

Vefatı

Şemseddin Sivâsî, Sivas'a döndükten kısa bir süre sonra Rebîülevvel 1006'da (Ekim 1597) vefat etti ve Meydan Camii hazîresine defnedildi.

Ölümünden üç yıl sonra inşa edilen türbesi Sivas'ın önemli ziyaretgâhlarındandır.

Doğumu, ailesi ve tahsili

926 (1520) yılında Tokat'ın Zile kazasında doğdu. Adı Ahmed olup esmer olduğu için Kara Şems diye tanınır. Babası hakkında kaynaklar farklı bilgi verir: bir rivayette Horasan'dan Zile'ye göç eden Ebü'l-Berekât Muhammed Efendi, bir diğerinde Amasyalı Mehmed Efendi olarak anılır. Babası, Anadolu'da faaliyet gösteren ilk Halvetî şeyhlerinden Habib Karamânî'nin halifelerinden Amasyalı Hacı Hızır'dan hilâfet almıştı. Şemseddin'den başka Muharrem, İbrâhim ve İsmâil adlarında üç oğlu daha vardı.

İlk öğrenimine Zile'de başladı, sonra Tokat'ta bulunan kardeşlerinin yanına gitti. Burada devrin âlimlerinden Arakiyecizâde Şemseddin Mahvî Efendi'den okudu ve icâzet aldı. Ardından İstanbul'a giderek medrese tahsilini tamamladı ve müderrisliğe başladı.

Sivas'a yerleşmesi

Sülûkünü tamamladıktan sonra Tokat'a yerleşerek irşad hizmetine başladı. Şöhretini duyan Sivas valisi Hasan Paşa, şehirde yaptırdığı cami ve tekkenin imamlık ve şeyhliğini kendisine vermek üzere onu davet etti. Bu davet üzerine Sivas'a gelip yerleşti ve ömrünün sonuna kadar burada hizmet etti.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç6 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Bir rüya üzerine çıkılan yol

Medrese tahsilinden sonra gördüğü bir rüya üzerine Hicaz'a gitmiş, dönüşünde tasavvuf yoluna girmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

İstanbul'da ilim seviyesini yükselttikten sonra gördüğü bir rüya üzerine Hicaz'a gittiği, oradan memleketi Zile'ye dönerek bir müddet müderrislik yaptığı nakledilir. Müderrisliği sırasında Halvetî şeyhlerinden Şeyh Muslihiddin Efendi'ye intisap etmiş, ardından Zile'ye gelen Necmeddin Şirvânî'ye bağlanarak sülûkünü kısa sürede tamamlamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sefer haberinden önce yola çıkmak

Davet mektubunun vedalaşma sırasında ulaşması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Halvetî-Şemsî şeyhlerinden Mehmed Nazmi Efendi'nin, Şemseddin Sivâsî'nin menâkıbnâmesini yazan yeğeni Receb Efendi ile Abdülmecid Sivâsî ve bazı çağdaşlarından naklen verdiği bilgiye göre Şemseddin Sivâsî, henüz padişahtan davet almadan düşmanla cihad etmek gerektiğini söyleyip sefer hazırlıklarına başlamış, İstanbul'a gitmek için halkla vedalaştığı sırada padişahın cihada davet mektubu kendisine ulaşmıştır.

Çerçeve. Nakil zinciri açıkça menâkıbnâme kaynaklıdır ve keramet mantığıyla kurulmuştur: şeyh daveti bilmeden hazırlanır, mektup tam vedalaşma ânında gelir. Kaynak bu rivayetin sınırını da gösterir: “Osmanlı tarihlerinde Şemseddin Sivâsî'nin bu sefere katılması hususuna pek yer verilmemektedir.” Sefere katılışının tarihî tek dayanağı, Peçuylu İbrâhim'in padişahtan naklettiği şu söz gibi görünür: “Akşemseddin, İstanbul fethinde Sultan Mehmed-i Sânî ile bulunmuşlar. Kara Şemseddin, Sultan Mehmed-i Sâlis ile Egre'de bulunsalar aceb midir?”

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den).
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Altmış bin kişilik cenaze

Vefatına düşürülen tarihler.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Receb Efendi tarafından kıldırılan cenaze namazına 60.000 civarında kişinin katıldığı rivayet edilir (Mehmed Nazmi, s. 375).

Vefatına üç ayrı tarih düşürülmüştür — her üçü de 1006 verir:

“Mekân u câyı oldu cilvegâh-ı kurb-i lâhûtî / Tolındı hayf Şems-i ma'na dîdemden nihân oldu”

“Kadriyâ târîh-i fevtini dedim / Nüh felek Şems tolındı nûr ile”

“Ey Hüsâmî fevtine târîhtir / Rûh-ı pâk-i Şemsîye firdevs cây”

Çerçeve. Üç tarihin ikisi güneşin batmasıyla oynar (tolındı = battı) — adı Şems olan bir şeyhin ölümü için tabiî bir istiare. 60.000 rakamı ise devrin Sivas'ının nüfusuyla bağdaşmaz; menâkıb dilinde büyüklüğü anlatan bir sayıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.

Hayatından kayıtlar

İlk 3 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Fâtih Camii'nde iki rek'at tövbe namazı

Müderrisliği bıraktığı gün.

Metni gösterMetni daralt

Bir gün müderrislerin ilim haysiyetine yakışmayacak tarzda yardakçılık yapmalarına rağmen kazasker tarafından aşağılanmalarına şahit olduğu, bu duruma çok üzüldüğü, Fâtih Camii'nde iki rek'at tövbe namazı kılarak müderrisliği terkettiği ve tasavvuf yoluna girmeye karar verdiği kaydedilmektedir (Mehmed Nazmi, s. 367).

Çerçeve. Rivayetin dikkat çeken tarafı, sûfîliğe geçişin bir keşif veya rüya ile değil, bir ahlâkî iğrenme ile başlamasıdır: mesele ilmin kendisi değil, ilmin mevki için harcanmasıdır. Kaynağın “kaydedilmektedir” ifadesi rivayetin Mehmed Nazmi'ye dayandığını, yani tarikat içi bir nakil olduğunu belli eder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den).
BİYOGRAFİK KAYIT

“Cihâd-ı asgara katılamadım”

Yetmiş yaşında Eğri seferi.

Metni gösterMetni daralt

Ömrünün sonlarına doğru III. Mehmed'in daveti üzerine Eğri seferine katıldı (1005/1596).

Aziz Mahmud Hüdâyî, yaşlı haliyle sefere katılmasının sebebini sorduğunda şimdiye kadar cihâd-ı ekber yaparak Peygamber'in sünnetine uyduğunu, fakat cihâd-ı asgara katılamadığını, bu yolda da onun sünnetine uymak arzusunda olduğunu söylemiştir.

Çerçeve. Cihâd-ı ekber nefisle mücadele, cihâd-ı asgar ise savaştır; sûfî edebiyatı ikincisini küçümsemek için değil, birincisini yüceltmek için bu ayrımı kullanır. Şemseddin Sivâsî'nin cevabı ayrımı tersine çevirir: ömrünü büyük cihada vermiş biri, küçüğünü de eksik bırakmak istememektedir. Soruyu soranın Aziz Mahmud Hüdâyî olması, iki büyük Anadolu şeyhini aynı sahnede buluşturur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den).
BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhin “beni değil onu bekle” demesi

Kirbâsî Efendi'nin reddi.

Metni gösterMetni daralt

Tekrar Tokat'a giderek Şeyh Mustafa Kirbâsî Efendi'ye biat etmek istediyse de Kirbâsî Efendi, kendisinin çok yaşlı olduğunu söyleyip altı ay sonra Tokat'a gelecek olan Abdülmecid Şirvânî'ye intisap etmesini tavsiye etti.

Şemseddin, Abdülmecid Şirvânî'ye on yıl kadar hizmet ettikten sonra otuz beş yaşlarında hilâfet alıp Zile'ye döndü.

Çerçeve. Bir şeyhin kendisine gelen müridi reddedip başkasına yönlendirmesi, tarikat âdâbında beklenen bir tavırdır: mürşidlik ömrün kalanına göre değil, sülûkü tamamlatma imkânına göre üstlenilir. On yıllık hizmet, hilâfetin ne kadar geç ve zor verildiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Mevlid

1217 beyitlik mevlid.

Metni gösterMetni daralt

1217 beyitten oluşan eser Rebîülevvel 988'de (Nisan 1580) tamamlanmıştır. Eserin çeşitli baskıları yapılmışsa da bunların hiçbiri tam değildir. Eser üzerinde Hasan Aksoy doktora çalışması yapmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.
ESER / METİN

Süleymâniyye ve İbretnümâ

İlk mesnevisi ve Attâr tercümesi.

Metni gösterMetni daralt

Süleymâniyye (Süleymânnâme). Şemseddin Sivâsî'nin ilk manzum eseri olup 1684 beyitten oluşmaktadır. 964 (1557) yılında nazmedilen mesnevi Hz. Süleyman ile Sabâ Melikesi Belkıs arasında geçen olayları anlatır (nşr. Hüseyin Akkaya, I-II, Cambridge, Harvard University 1997).

İbretnümâ (Tercüme-i İlâhînâme-i Attâr). 100 hikâyeden oluşmakta, hikâyelerin sonunda okuyucuya nasihat verilmektedir. Mesnevi tarzında yazılan eser 983'te (1575) Sivas'ta tamamlanmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.
ESER / METİN

Gülşen-âbâd

Çiçeklerin konuştuğu mesnevi.

Metni gösterMetni daralt

Şemseddin Sivâsî, 560 beyitlik bu mesnevisinde on çiçeği konuşturarak vahdet-i vücûd ve seyrüsülûk hakkında müridlerine bilgi vermektedir (nşr. Hasan Aksoy, İstanbul 1990).

Çerçeve. Nesneleri veya hayvanları konuşturarak tasavvufî hakikat anlatma usulü Attâr'ın Mantıku't-tayr'ından beri süregelir; müellifin İlâhînâme'yi de tercüme etmiş olması bu ilgiyi doğrular.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.
ESER / METİN

Heşt Bihişt, Mir'âtü'l-ahlâk, İrşâdü'l-avâm

Nasihat mesnevileri.

Metni gösterMetni daralt

Heşt Bihiştdört kısma (makam) ve her makam iki bölüme ayrılmıştır. Birinci kısım âdil emîrlerin, ikinci kısım ilmiyle amel eden âlimlerin, üçüncü kısım cömert zenginlerin, dördüncü kısım fakirlerin durumunu anlatır.

Mir'âtü'l-ahlâk ve mirkātü'l-eşvâkiyi ve kötü huylardan bahseden, on bab ve on fasıldan oluşan nasihatnâme; Receb 996'da (Haziran 1588) Sivas'ta yazılmıştır.

İrşâdü'l-avâmtasavvufî nasihatnâme tarzındaki 255 beyitlik mesnevi (nşr. Hüseyin Akkaya).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.
ESER / METİN

Dîvân-ı Şemsî ve diğer manzumeleri

Divançe, kaside tercümesi, menâsik.

Metni gösterMetni daralt

Dîvân-ı Şemsîtevhid, na't ve gazellerden meydana gelen divançedeki şiirlerin hemen tamamı tasavvufî mahiyettedir. Süleymaniye nüshasında (Lala İsmâil, nr. 453/3) yetmiş altı gazel, iki tahmîs, dokuz beyit; Millet Kütüphanesi nüshasında (Manzum, nr. 232) seksen altı gazel ve sekiz beyit bulunmaktadır (nşr. Recep Toparlı, Sivas 1984).

Tercüme-i Kasîde-i Bürde (İÜ Ktp., TY, nr. 3053) · Menâsik-i Hac (Umdetü'l-huccâc) — iki nüshası tesbit edilebilmiştir (Dârü'l-kütübi'l-Mısriyye, Tal'at, nr. 139; Fatih Güneren özel kitaplığı).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.
ESER / METİN

Menâkıb-ı İmâm-ı A'zam

Polemik bir menâkıbnâme.

Metni gösterMetni daralt

1001 Cemâziyelevvelinde (Şubat 1593) telifine başlanan eser aynı yılın şâban (mayıs) ayında tamamlanmıştır. Şemseddin Sivâsî eseri ağabeyi Muharrem Efendi'nin arzusu üzerine telif ettiğini bildirmektedir.

Didaktik amaçla yazıldığından kafiye düzenine ve nazım yönüne pek dikkat edilmeyen eserde Alevî, Râfizî ve Bektaşîler eleştirilmekte ve asıl yolun şeriat yolu olduğu belirtilmektedir (İstanbul 1291, 1293).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Halvetiyye'nin Şemsiyye kolu

Halvetiyye'nin ana kollarından biri, Şemseddin Ahmed Sivâsî'ye nisbetle Şemsiyye adıyla anılır.

Metni gösterMetni daralt

Halvetiyye tarikatının ana kollarından biri Şemseddin Ahmed Sivâsî'ye nisbetle Şemsiyye adını almıştır. Tarikatın kol tasniflerinde Şemsiyye; Ruşeniyye, Cemâliyye ve Ahmediyye ile birlikte Halvetiyye'nin dört ana kolundan biri sayılır.

Kol adları listelerinde Şemsiyye adının iki ayrı yola verildiğine dikkat etmek gerekir: biri burada anlatılan Halvetî kolu, diğeri Akşemseddin'e nisbet edilen Bayramiyye koludur. İkisi birbirine karıştırılmamalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şemsiyye ve Sivâsiyye

Halvetiyye'nin bir kolunun iki adı.

Metni gösterMetni daralt

Şemsiyye tarikatı, Şemseddin Sivâsî'nin yeğeni Abdülmecid Sivâsî'nin İstanbul'a gelmesinin ardından Abdülahad Nûri döneminde Sivâsiyye adıyla anılmaya başlanmıştır.

Şemseddin Sivâsî'den sonra yerine oğlu Pîr Mehmed Efendi, onun ardından damadı Receb Efendi postnişin olmuş, tarikat daha sonra Abdülmecid Sivâsî tarafından sürdürülmüş, onun İstanbul'a gitmesiyle Sivas'taki Şemsiyye Dergâhı ikinci planda kalmıştır. Bu dergâhtaki irşad faaliyeti, Şemseddin Sivâsî'nin soyundan gelen şeyhler tarafından tekkelerin kapatıldığı 1925 yılına kadar sürdürülmüştür.

Çerçeve. Kolun merkezi bir nesilde Sivas'tan İstanbul'a taşınmış, adı da bu göçle birlikte değişmiştir. Yine de Sivas kolu sönmemiş, aynı aile içinde üç buçuk asır sürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.
TARİHÎ KAYIT

Fürûat esmâsı

Şemsiyye zikrinin farkı.

Metni gösterMetni daralt

Şemsiyye tarikatında uygulanan zikirde Halvetiyye'nin diğer kollarına göre farklılık vardır. Şemsiyye'de esmâ-i seb'a zikrinin yanı sıra Şemseddin Sivâsî tarafından belirlenen kadîr, kavî, cebbâr, mâlik, vedûd isimleri fürûat esmâsı olarak zikredilir.

Çerçeve. Halvetiyye'nin ortak omurgası yedi isimdir (lâ ilâhe illallah, Allah, hû, hak, hay, kayyûm, kahhâr). Şemsiyye bunlara beş isim daha ekleyerek on ikiye çıkarır; fürûat (dallar) adı da bu ikinci katmanı gösterir. Kolları birbirinden ayıran şey çoğu zaman doktrin değil, bu tür zikir tertibi farklarıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den).
TARİHÎ KAYIT

Cû', seher, halvet ve samt

Tarikatın dört duvarı.

Metni gösterMetni daralt

Tarikata girmek isteyenlere tövbe ve istiğfardan sonra kalbi temizlemek için kelime-i tevhid zikri, nefs-i emmârenin yola girmesi için “cû', seher, halvet” ve “samt”ın gerekli olduğu telkin edilir. Mehmed Nazmi bunların tarikatın dört duvarını, devamlı zikretmenin ise tavanını teşkil ettiğini söyler.

Cû' açlık, seher gecenin son bölümünde uyanık olmak, halvet yalnızlık, samt susmaktır.

Çerçeve. Dört duvar ve bir tavan istiaresi, riyâzetin yalnız başına yeterli sayılmadığını anlatır: perhiz binayı ayakta tutar, ama üstünü örten zikirdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den).
TARİHÎ KAYIT

Tâcın dilinden konuşmak

Yirmi dal, güller ve düğme.

Metni gösterMetni daralt

Taç Şemsiyye'de halvete işarettir. Yılda bir veya üç halvet tarikatın erkânı diye kabul görmüştür.

Taçtaki yirmi dal esmâ-i fürûdan tekmil ismi olan vedûda, “pul” diye isimlendirilen güller sırr-ı hüviyyete, düğme ise vahdet sırrına işaret sayılmıştır.

Çerçeve. Tâc-ı şerif, tarikatların en okunaklı işaretidir: dal sayısı, tepelik, düğme ve renk kolun kimliğini gösterir. Şemsiyye tâcının yirmi dalı, fürûat esmâsının sonuncusu olan vedûd (çok seven) ismine bağlanır — yani başlığın kendisi, yolun varış noktasını taşır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den).
TARİHÎ KAYIT

İki koldan Yahyâ-yı Şirvânî'ye

Silsilesinin çifte hattı.

Metni gösterMetni daralt

Şemseddin Sivâsî'nin tarikat silsilesi biri Muslihuddin Efendi, Hacı Hızır Amâsî, Habib Karamânî; diğeri Abdülmecid Şirvânî, Şahkubâd-ı Şirvânî, Mevlânâ Muhammed Rukıyye, Mevlânâ Yûsuf Mahdûm vasıtasıyla olmak üzere iki koldan Halvetiyye tarikatının ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'ye ulaşmaktadır.

Onun yirmi dokuz halife yetiştirdiği ileri sürülmektedir.

Çerçeve. İki silsilenin de aynı isimde birleşmesi tesadüf değildir: Yahyâ-yı Şirvânî, Halvetiyye'nin bütün Anadolu ve Balkan kollarının döndüğü eksendir. Şemseddin Sivâsî'nin biri babası üzerinden (Habib Karamânî hattı), diğeri kendi intisabı üzerinden (Şirvan hattı) gelmesi ise onu hem yerli hem Şirvanlı geleneğin vârisi yapar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİAbdülmecid ŞirvânîŞemseddin Ahmed Sivâsî, Abdülmecid Şirvânî’ye yaklaşık on yıl hizmet edip hilâfet aldı.AİLE BAĞIReceb SivâsîKaynaklarda Receb Efendi hem Şemseddin Sivâsî'nin yeğeni hem damadı olarak anılır; menâkıbnâmesini de o kaleme almıştır.ÖNCEKİ HALKAAbdülahad Nûrî SivâsîHalvetiyye'nin Şemsiyye kolunun kurucusu (ö. 1006/1597). Abdülahad Nûrî'ye nispet edilen Sivâsiyye, bu kolun bir şubesidir; silsile Abdülmecid Sivâsî üzerinden ona bağlanır.TALEBESİ / HALİFESİAbdülmecid ŞirvânîZile'ye gelmesi üzerine kendisine intisap ettiği ve yanında sülûkünü tamamladığı mürşididir.AİLE / NESEPSüzi Şeyh Ahmed EfendiSivas'ta doğan, Şemsî Dergâhı'nda postnişin olan ve 1246 (1830) yılında vefat eden mutasavvıf şair Sûzî, torunlarındandır; divanındaki bir manzumede kendisini Şemseddin Sivâsî'den sonra yedinci şeyh olarak tanıtır.ETKİLEDİĞİAbdülahad Nûrî SivâsîKol listelerinde Sivâsiyye, Şemsiyye'nin şubesi olarak Abdülahad Nûri Sivâsî'ye (ö. 1061/1651) nisbet edilir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Sivas · TürkiyeŞemseddin Sivâsî Türbesi, Meydan Camii hazîresiRebîülevvel 1006'da (Ekim 1597) vefat edip defnedildiği yer; Sivas Valisi Hasan Paşa'nın yaptırdığı ve kendisinin vâizlik ettiği Meydan Camii'nin (Yenicami) hazîresidir. Türbe ölümünden üç yıl sonra inşa edilmiştir ve şehrin önemli ziyaretgâhlarındandır. Konum yaklaşıktır.Sivas · TürkiyeŞemsî DergâhıSivas valisi Hasan Paşa'nın yaptırdığı cami ile tekkenin imamlık ve şeyhliğini üstlenmesi için Şemseddin Sivâsî davet edilmiş, o da bu davet üzerine Sivas'a gelip yerleşmiş ve vefatına kadar burada hizmet etmiştir. Tekke sonraki yüzyıllarda Şemsî Dergâhı adıyla anılmış, soyundan gelenler burada postnişinlik yapmıştır.Tokat · TürkiyeZile926/1520'de doğduğu kaza; babası Ebü'l-Berekât Muhammed Efendi Horasan'dan buraya göç etmiştir. Hac dönüşü vâizliğe burada başlamış, hilâfet aldıktan sonra da buraya dönmüştür. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.Tokat · TürkiyeTokatKardeşlerinin bulunduğu ve Arakiyecizâde Şemseddin Mahvî Efendi'den faydalandığı şehir; Mustafa Kirbâsî Efendi'nin kendisini Abdülmecid Şirvânî'ye yönlendirdiği yer de burasıdır. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.Amasya · TürkiyeAmasyaBabasının şeyhi Hacı Hızır'ın halifesi Muslihuddin Efendi'ye intisap ettiği şehir; ilk Halvetî hattının merkezidir. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.İstanbul · TürkiyeFâtih CamiiMüderrisliği bıraktığına dair rivayette iki rek'at tövbe namazı kıldığı cami; medrese tahsilini de İstanbul'da tamamlamıştır. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.Eger · MacaristanEğri (Eger)1005/1596'da III. Mehmed'in daveti üzerine katıldığı seferin hedefi; “cihâd-ı asgar” sözünü bu sefer dolayısıyla söylemiştir. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.İstanbul · TürkiyeÜsküdar (Aziz Mahmud Hüdâyî Tekkesi)Eğri seferi için İstanbul'a geldiğinde Aziz Mahmud Hüdâyî tarafından karşılandığı ve üç gün kaldığı tekke; “cihâd-ı asgar” konuşması burada geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.Şamahı · AzerbaycanŞirvan (Şamahı)Silsilesinin her iki kolunun da ulaştığı Halvetiyye'nin ikinci pîri Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî'nin ve şeyhi Abdülmecid Şirvânî'nin nisbe aldığı bölge. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şemseddin Ahmed Sivâsî : Şemseddin Ahmed Sivâsî (1520–1597), Kara Şems diye tanınan; Halvetiyye’nin Şemsiyye kolunu Sivas merkezli olarak teşkilâtlandıran, irşad, tedris, şiir ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten mutasavvıftır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38 (Mehmed Nazmi'den)
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şemseddin Sivâsî”, c. 38
  3. [3]Mehmed Nazmi Efendi, Hediyyetü’l-ihvân; Hasan Aksoy, ‘Şemseddin Sivâsî’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Reşat Öngören, Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi
  4. [4]Kişi kartı kaynak paketi — Şemseddin Ahmed Sivâsî
Ortak kaynak kataloğunu aç →