HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Buhara'dan Taşkent'e
Sadr Ata, Uzun Hasan Ata, Seyyid Ata ve Bedr Ata ile birlikte Buhara'da ilim tahsil eden dört arkadaştan biridir. Tasavvuf yolunda bir mürşid aramak üzere yola çıktıkları ve Taşkent sahrasında çobanlık yapan Zengi Ata ile karşılaştıkları nakledilir. Reşehât, Sadr Ata'yı ilk karşılaşmada dış görünüşe göre hüküm vermeyen ve Zengi Ata'daki mânevî emaneti sezen iki kişiden biri olarak anlatır.
Hilâfet ve irşad
Zengi Ata'nın yanında eğitimini tamamlayıp hilâfet aldı. Kaynaklar onu Taşkent yakınlarında irşad faaliyetinde bulunan bir Yesevî şeyhi olarak gösterir. Ardından Elemîn Baba, Şeyh Ali Şeyh ve Mevdûd Şeyh vasıtasıyla devam eden kol Mâverâünnehir'de uzun süre etkili oldu.
Özbek Han anlatısı
Zengi Ata'nın tavsiyesiyle Seyyid Ata ile birlikte Deştikıpçak'taki Sarayçık'a gittiği, Özbek Han'ı İslâm'a davet ettiği ve bir keramet sonucunda hükümdarla birlikte büyük bir topluluğun Müslüman olduğu nakledilir. Bu, Yesevîliğin Altın Orda sahasındaki etkisini anlatan güçlü bir gelenek kaydıdır; kişi sayısı ve olayın ayrıntıları tarihî belge kesinliğinde değil menkıbevî aktarım olarak değerlendirilmelidir.
Kaynak sınırı
Doğum ve vefat tarihleri kesin değildir. Sadr Ata'nın önemi, tek tek tarihlerin ötesinde, Zengi Ata çevresinden çıkan irşadın Taşkent ve kuzey bozkırlarına taşınmasını temsil etmesidir.
Sadr Ata'dan sonra silsilenin seyri
Sadr Ata'nın ardından Elemîn Baba (bazı kaynaklarda Eymen veya Almîn), Şeyh Ali Şeyh ve Mevdûd Şeyh halkı irşada devam etmiştir. Mevdûd Şeyh'ten sonra Yeseviyye silsilesi iki kola ayrılmıştır: biri Kemal Şeyh Îkanî, diğeri Hâdim Şeyh ile başlar.
Kemal Şeyh'in ardından bu kol Şeyh Aliâbâdî (Seyyid Ahmed), Şemseddin Özgendî, Abdal Şeyh (Şeyh Üveys), Şeyh Abdülvâsi ve Şeyh Abdülmüheymin ile devam etmiş, son şeyhin XVI. yüzyılda Taşkent'te yaşadığı bilinmektedir. Hâdim Şeyh ile başlayan diğer kol da kendi içinde ikiye ayrılmış, birinci kol Şeyh Cemâleddin Kâşgarî Buhârî, Süleyman Gaznevî ve Seyyid Mansûr Belhî yoluyla devam ederek Ahmed b. Mahmûd Hazînî'ye ulaşmıştır. Böylece Sadr Ata'dan gelen halka, XVI-XVIII. yüzyıl Mâverâünnehir Yesevîliğinin başlıca damarını teşkil etmiştir.