HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı ve lakabı
573'te (1177) Rey'de doğdu; Necmeddîn-i Râzî olarak da bilinir.
Kaynak iki adı da açıklar: Necmeddin adı mahlas olarak kullandığı “Necm/Necmâ” kelimesinden kaynaklanmakta, Dâye (sütanne) lakabı ise çok sayıda mürid yetiştirdiğine işaret etmektedir.
Uzun tahsil yolculuğu
599'da (1202) ilim tahsili için Rey'den ayrıldı. Ertesi yıl Mısır'da bulunduğu anlaşılmaktadır. Oradan Hicaz'a geçti; hac dönüşü bir süre Bağdat'ta kaldı. Ardından Horasan bölgesine, sonra Hârizm'e gitti. Hârizm'den Irak'a dönüp Bağdat'ı ve diğer şehirleri dolaştı, Azerbaycan'ı ziyaret etti.
Özellikle hadis ve tefsir dersleri almak için tekrar Horasan'a döndü. Bir süre burada kaldıktan sonra Kübreviyye tarikatının pîri Necmeddîn-i Kübrâ'nın halkasına katılmak amacıyla Hârizm'e gitti. Necmeddîn-i Kübrâ onun tasavvufî eğitimiyle Mecdüddin el-Bağdâdî'yi görevlendirdi.
Moğol kaçışı ve terkedilen aile
Hârizm'in Moğollar'ca istilâ edilmesinden önce veya Mecdüddin el-Bağdâdî'nin Hârizmşah Alâeddin tarafından öldürülmesinin ardından Hârizm'den ayrılıp Rey'e döndü.
Moğol tehlikesinin burayı da tehdit etmesi üzerine Hemedan'a geçti — burada hem Moğol yağmasından uzak kalacak hem de Hârizm'i lekelediğini düşündüğü felsefecilerin baskısından kurtulup hürriyetine kavuşacaktı.
Kaynak bedeli de kaydeder: kendisinin de itiraf ettiği gibi Rey'den ayrılarak ailesini Moğollar elinde ölüme terketmiş oldu.
Anadolu
Bir yıl Hemedan'da kaldıktan sonra Anadolu'ya hicret etmeyi uygun bulup Erbil ve Diyarbekir yoluyla Anadolu'ya geçti.
Malatya'da Halife Nâsır-Lidînillâh'ın danışmanı Şeyh Şehâbeddin es-Sühreverdî ile tanıştı ve kendisinden Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad'a sunulmak üzere bir tavsiye mektubu aldı. 618 Ramazanında (Kasım 1221) Kayseri'ye ulaştı.
Ünlü eseri Mirsâdü'l-ibâd'ı 620'de (1223) Sivas'ta Alâeddin Keykubad'a takdim etti.
Yaklaşık üç yıl Orta Anadolu'da kaldıktan sonra 621 (1224) yılında Mengücüklü Sultanı Alâeddin Dâvud Şah'ın hüküm sürdüğü Erzincan'a gitti ve Mermûzât-ı Esedî'yi burada onun adına kaleme aldı. Ancak Erzincan'da umduğu ilgiyi göremeyince Abbâsî halifeliğinin hizmetinde bulunmak üzere Anadolu'yu terkedip Bağdat'a gitti.
Elçilik ve son yıllar
622'de (1225) Halife Zâhir-Biemrillâh tarafından Tebriz'e, Celâleddin Hârizmşah'a elçi olarak gönderildi. Bu yıllarda bir süre Tebriz'de ikamet etti.
Hayatının yaklaşık son otuz yıllık dönemini Bağdat'ta geçirdi ve Bahrü'l-hakāik ve'l-meânî adlı tefsirini bu dönemde yazdı.
654'te (1256) burada vefat etti ve Şûnîziyye Kabristanı'nda Cüneyd-i Bağdâdî ile Serî es-Sakatî'nin mezarları yanına defnedildi.
Şeyhliği
Kaynak dengeli bir hüküm verir: Kübreviyye tarikatı tarihinde önemli bir yeri olan Necmeddîn-i Dâye, bir şeyh olarak tarikat ve irşad faaliyetiyle değil eserleriyle tanınmıştır.
Lakabıyla gerçek arasında bir gerilim de kaydedilir: Dâye lakabı çok sayıda mürid yetiştirdiğine işaret etmekteyse de kaynaklarda sadece Deymûnî adlı bir müridinin adı geçmektedir.