HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Âşık Mûsâ Dergâhı
Muhammed Sırri Efendi
Efendi, Âşık Mûsâ Dergâhı’nda seccâde-nişin olarak hizmet etti. Vefatından sonra yerine La‘lî-i Gülşenî geçti. Gülşenî Velî Dede Dergâhı’ndaki halifeleri arasında, daha sonra “pîr-i sânî” diye anılacak Hasan Sezâî-i Gülşenî de bulunuyordu.
Hasan Sezâî, şeyhinin vefatının ardından Âşık Mûsâ Dergâhı’na nakledilinceye kadar Gülşenî Velî Dede Dergâhı’nda tarikat âyinini yürüttü. Böylece Muhammed Sırrî’nin irşad halkası, Sezâiyye adıyla belirginleşecek sonraki Gülşenî çevresine bağlandı.
Dergâhın sonraki tarihi
Kaynak, dergâhın 1035/1626’da tüccar Ken‘an Efendi tarafından yeniden yaptırıldığını; 1305/1888’de semâhâne ve şeyh dairesinin yenilendiğini aktarır. Bu onarıma Edirne Düyûn-ı Umûmiyye Nâzırı Trabzonlu Rahmi Efendi’nin yardım topladığı kaydedilir.
Kitâbe ve manzum hatıra
Söyledim târîhini Rûmî ulûm-ı noktadan:
Gülşenî Dergâhı ta‘mîr oldu, döndü cennete.
Muhammed Sırrî hakkında aktarılan manzumede onun Hz. Peygamber’le adaş oluşuna ve “sır” kavramına telmih yapılır. Bu beyitler biyografik bilgi değil, tekke çevresindeki edebî hatıradır.
