HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kastamonu'dan Edirne'ye
Muhammed La‘lî-i Fenâî Kastamonuludur. Hayatının irşad dönemi Edirne'de geçti. Harîrîzâde'nin aktardığına göre farklı zamanlarda Şâbâniyye, Uşşâkıyye, Gülşeniyye, Sünbüliyye ve Nakşibendiyye çevrelerinden terbiye aldı; bu çoklu nispetler tek bir ana silsileye indirgenmemelidir.
Beş irşad çevresi
Şâbânî terbiyeye İsmâil Çorumî yoluyla girdi ve dördüncü tavra kadar ilerledi. Edirne'de Uşşâkî şeyhi Sâdık Efendi'ye, ardından Gülşenî şeyhi Muhammed Sırrî Efendi'ye intisap etti. Sırrî Efendi'nin vefatı ve işareti üzerine İstanbul'a giderek Sünbül Hankahı şeyhi Alâeddin Efendi'nin yanında sülûkünü tamamladı ve erbaîn çıkardı. Hac yolculuğunda Karabaş-ı Velî ile görüştüğü, ayrıca Yekdest Ahmed Cüryânî'ye intisap ettiği aktarılır.
Edirne'deki irşadı
İstanbul'daki eğitiminden sonra Edirne'ye döndü ve Şeyh Şücâ‘ Zâviyesi'nin meşîhatini üstlendi. Kutbî Efendizâde Seyyid Ali'nin vefatından sonra Gülşenîhâne'de de kaymakamlık yaptı. Altı yıl süren bu hizmetin ardından Zilhicce 1112/Mayıs 1701'de vefat etti; Edirne'deki zâviyesine defnedildi.
Hasan Sezâî ile ilişkisi
En önemli halifesi ve irşad mirasının taşıyıcısı Hasan Sezâî-i Gülşenî'dir. La‘lî'nin ardından posta önce Mahmud Hamdi Efendi geçti; onun kısa meşîhatinden sonra Hasan Sezâî postnişin oldu. Kaynak, La‘lî'nin ilmî ve mânevî kudretini özellikle Sezâî gibi bir pîr yetiştirmesiyle değerlendirir.
Eserleri
Mesnevî'nin ilk beyitlerine yazdığı şerh basılmıştır. Şiirlerini içeren bir divançesi de vardır. “La‘lî” mahlasının kırmızı mürekkep hazırlamasındaki maharetinden geldiği rivayet edilir. Mesnevî şerhinde besmelenin bâ harfi ve noktası üzerinden vahdet, insan ve Gülşenî tâcının sembolizmini açıklar.
Kaynakların sınırı
Eski aktarımda La‘lî biyografisinin ardından gelen Şeyh Şücâeddin, Hacı Mustafa Efendi, Nâilî-i Kadîm ve Hasan Sezâî bölümleri ayrı şahsiyetlere aittir. Bu bölümler La‘lî'nin hayatından çıkarılmış; yalnız onunla doğrudan ilişkileri bulunan halef ve mürid bilgileri korunmuştur.