HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Dağıstan’dan Şam’a
1282/1865-66’da Dağıstan’da doğdu. Babasının adı Abdullah’tır. “Sultan” mahlasıyla Muhammed Sultan Efendi diye tanındı; İstanbul’daki resmî bir müracaat sırasında mühründeki “Sultan” kelimesi sakıncalı görülünce “Muhammed Mübârek” adını kullanmaya başladı.
İlim tahsili
Dağıstan’da Kur’an ve ilk ilimleri okudu. Babasının vefatından sonra İran ve Bağdat üzerinden Şam’a ulaştı; Abdülkādir-i Geylânî ve Ebû Hanîfe’nin makamlarını ziyaret etti. Şam’da İbn Âbidîn Medresesi’ne yerleşerek Arap dili, tefsir, hadis ve fıkıh tahsil etti; kısa zamanda ders vermeye başladı.
Muhammed Said Efendi’ye intisabı
Tasavvuf terbiyesi için Muhammed Said Efendi’ye bağlandı, uzun süre sohbetinde bulundu ve hilâfet aldı. Kaynak onu Halvetiyye’nin Mustafa el-Bekrî koluna bağlı Şâbânî şeyhi olarak gösterir. Ayrıca Ahmed Hüsâmeddin-i Dağıstânî’den ve Rifâî şeyhi Kemâleddin Efendi’den icâzet aldığı kaydedilir; bunlar ikincil icâzet bağlarıdır.
Hac ve Medine anlatısı
Hz. Peygamber’i rüyasında görüp “Ziyaretime gel” hitabını işittiğine dair rivayet üzerine az bir parayla yola çıktığı anlatılır. Beyrut’ta bir hayır sahibinin yardımıyla hacca ulaştığı, Mekke’den Medine’ye Şamlı Abdurrahman Paşa’nın kafilesiyle geçtiği ve dönüş yolunun da açıldığı rivayeti gelenek içi anlatı olarak korunur.
Ders ve zikir hizmeti
Şam’daki askerî idâdî imamlığına imtihanla tayin edildi. Kasîde-i Tâiyye, Kasîde-i Bürde, Kasîde-i Münferice, Kasîde-i Mudariyye ve Delâilü’l-hayrât okuttu. Cuma ikindilerinde salavat, istiğfar, kelime-i tevhid ve ism-i celâlden oluşan tertipli zikir meclisleri yürüttü.
Şahsiyeti ve vefatı
Hüseyin Vassâf onu âlim, edip, hoşsohbet, kanaatkâr ve gösterişten uzak bir mürşid olarak anlatır. 23 Şevval 1322/Aralık 1904 Cuma günü henüz kırk yaşındayken Şam’da vefat etti ve Bilâl-i Habeşî makamı civarına defnedildi.