HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Cemâlî nispeti ve Sezâî-i Gülşenî
Şeyh Muhammed Fakrî-i Kırımî, Halvetiyye’nin Cemâliyye hattına mensuptur. Sefîne-i Evliyâ onun Sezâî-i Gülşenî’nin sohbetine katıldığını ve ondan teberrüken hilâfet aldığını kaydeder. Sezâî’nin Cemâlî tâcı üzerine bir düğme ilâve ederek kendisine verdiği de aynı aktarım içinde anlatılır. Bu kayıt, Fakrî Efendi’yi Gülşeniyye’ye bütünüyle nakleden bir nispetten çok iki Halvetî çevre arasındaki sohbet ve teberrük bağı olarak okunmalıdır.
Eseri
Kaynakta ârif bir zat olarak anılır ve Hâce Abdullah-ı Herevî’nin seyrüsülûk makamlarını ele alan Menâzilü’s-sâirîn adlı eserini şerh ettiği bildirilir. Bu şerhin nüshası ve kapsamı ayrıca yazma kataloglarından doğrulanmayı beklemektedir.
Tekirdağ çevresi ve aile hattı
Muhammed Fakrî’nin oğlu Seyyid Pîr Muhammed Çelebi, Tekirdağ’daki Müderris Tekkesi hazîresinde medfundur. Sefîne müellifi, Fakrî Efendi’nin de aynı yerde gömülü olabileceğini düşünmüş; fakat ziyaretinde mezar taşına rastlamadığını açıkça belirtmiştir. Bu sebeple medfen bilgisi kesin bir yer kaydı olarak değil, kaynak müellifinin ihtiyatlı tahmini olarak korunur.
Tâc, hırka ve kemer
Fakrî Efendi’ye nispet edilen tâc, hırka ve kemerin Sefîne’nin yazıldığı dönemde Tekirdağ’daki Halvetiyye-i Cemâliyye Perşembe Dergâhı’nda muhafaza edilip ziyaret edildiği kaydedilir. Bu eşya kaydı, şahsın Cemâlî aidiyetini ve Sezâî ile kurulan teberrük bağını birlikte gösteren maddî hafıza unsurudur; eşyaların bugünkü durumu ayrıca müze ve tekke envanterleriyle araştırılmalıdır.
Tarih meselesi
Kaynak Muhammed Fakrî’nin Sezâî ile görüştüğünü kesin kabul eder, fakat doğum ve vefat tarihlerini vermez. Bu nedenle çağdaşlarından hareketle tahminî bir yıl künyeye eklenmemiştir. Şahsiyeti aynı dönemde yaşayan Kırımlı Hasan, Hâmid ve başka benzer adlı kişilerle karıştırılmadan değerlendirilmelidir.