HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Şeyh Ebu Abdurrahman Muhammed Demirtaş, Hz. Pir ( lbrahim-i Gülşeni)'nin tarikdaşıdır. Cenab-ı Ruşeni'den mazhar-ı feyz olmuş, hilafet almıştır. Gülşeniy ye'den bir şu'benin müessisi addolunmuştur. "Mirdaşiyye" veya "Timurtaşiyye" diyen ler de bulunmuştur. Müşarünileyh, Kütahya'nın Demirtaş karyesinden neş'et etmiştir. Tahsili Mı sır'dadır. Hz. Ruşeni hulefasından Hüseyn-i Ayntabi ve meşayıh-ı Mısriyye'den Ah med b. Afne'nin sohbetlerinden neş'e-yab-ı tarikat olup, bera-yı istikmal Tebriz'e azi metle Dede Ömer-i Ruşeni hazretlerine mülaki oldular. Ahz-ı tarikatla Mısır'a dön düler.
Kahire civarında hurmalıkta inşa eylediği zaviyede irşad-ı ümmet ve neşr-i ta rikata himmet etmiştir. 935/( 1 529)'te irtihali üzerine, bina-kerdesi olan zaviyede defn edilmiştir. Feri düddin-i Attar'ın Mantıku't-Tayr'ından bir hikayesini enfüse tatbik etmek suretiyle Cem'u'l-Esrar ve Keşfü'l-Estar isminde tasavvufi bir eser yadigar bırakmıştır. Fı kıh'tan, Eşbah Haşiyesi vardır. Urefa-yı Mısır'ın hürmetine mazhar olmuştur. /1 27/ Allame Seyyid Murtaza, Ikdü'l-Cevheri's-Semin ve İthafü'l-Asfiya nam eserlerinde bu zattan hürmetle bahsetmiştir.
(Kaddesa'!Wıu sırraha) (Gülşeniyye Şubeleri): Tarikat-ı aliyye-i Gülşeniyye'nin iki şu'besi vardır. Biri Haletiyye, digeri Sezaiy ye'dir. Haletiyye şu'besi Şeyh Hasan-ı Haleti hazretlerine mensubdur ki, Cenab-ı Pir Gülşeni'ye kadar silsile-i nesebi ber-vech-i atidir: Şeyh Aliyyü'l-A'la, Şeyh İbrahim Muhyiddin, Şeyh Hasan b. Muhyiddin, Şeyh Ahmed, Şeyh İbrahim Muhyiddin, Şeyh Necibüddin Hasan el-Ahseni, Şeyh Ali es Safveti, Şeyh Ebu's-Safa ya'ni mahdum-ı Pir Şemseddin-i Hayali, Hz. Pir lbrahim-i Gülşeni ( kuddise sırruhu' s-seıu). Bu kol Mısır'dan i ntişar etmiştir.
Zamanımıza kadar suret-i ittisalini atide yaza cağım. 1 89 Hakfıyık sırrına ô.gôh Cenlıb-ı P"ır Sezfıl' dir Mailrif mülküne şeh-rôh Ceniıb-ı Pir Sezıll'dir Meyizô.tıyla mümtfız ekrem-i aktlıb-ı alemdir Bu Cism-i aleme cfın-gôh Ceniıb-ı P"ır Sezıll 'dir Hakfıyık gülşeninde bülbül-i hoş-güy-ı irfandır Seheri.erde çeken hep ôh Ceniıb-ı P"ır Sezıll' dir Nesim-• feyzi her subh u mesô.
uwar dil ü cô.na Müfahfıam mürşid-i hoşhôh Ceniıb-ı Pir Sezô.i'dir Gel ey O.Şık yüzÜn sür hô.k-pay-ı Hazret-i Pir' e Muhakkak zfıt-ı dil-ô.gôh Ceniıb-ı P"ır Sezô.i'dir Gice gündüz gönül mec!Ub-ı lutfı olmada cfınfı İden bezl-i himem her-gôh Ceniıb-ı P"ır Sezlü'dir Dil-i Vassafı ihya eyleyen lsô.r-ı feyziyle Rels-i evliyau'llôh Ceniıb-ı P"ır Sezô.i'dir Mazhar-ı ayat-ı seb'u'l-mesanl Hz. Pir-i san! (e!leiı feyzuhfı fi' l-alemi yüsrô.) , a'nl bihl Hasan-ı Sezal ( kuddise sırruhu' l-ôll), gülşen-i tevhldde neşv ü nema bulmuş bir gül-i sad-berg-i hakayıktır.
1 90 Sef'ine-i Evliya lsm-i şerifleri Hasan'dır, mahlasları Sezal'dir. Sezal mahlasını Hz. Mısri'nin işa retiyle tahallus buyurmuşlardır. Pederlerinin ismi Ali Bey olup, cedd-i ekremleri Kurtbey-zade Hasan'dır. Vücud-ı mübarekleri 1 080 sene-i hicriyyesinde ( 1 669 ) bezm-i şuhuda revnak vermiştir. Maskat-ı re'sleri Gördüs'dür ki, bu, Anadolu'daki Gördüs (Gördes) olma yıp, Yunanistan'da şimdiki Korent şehrinin vaktiyle Osmanlı taht- ı idaresinde iken takındığı isimdir. Şu halde Hz. Sezai esas i'tibarıyla Moralıdır. Sinn-i alileri onsekize gelinceye kadar burada bulundular.
Feyz ve isti'dadlarına göre şöhret-yab oldular. lstanbul'a hicret ve Edirne'ye azimet buyurduklarında piya de mukabelecisi Ali Efendi nam zat, müşarünileyhi evlad gibi bağrına basıp mukabe le kalemine kabul eylemiştir. Bu sırada Şeyh Seyyid Osman Efendi namında bir zatın kerime-i pakizesiyle izdivac ettiler ki, sinnen pek genç idiler. Hz. Sezai, esna-yı rah da meşayıh-ı Halvetiyye'den /1 29/ bir azize tesadüf eyledi. Gördüs'ten lstanbul'a ge mi ile gelirken bu tesadüf gemide vaki' oldu. Meyanede sohbet-i tarikat cereyan etti. Hz. Sezal genç ve güzel olmakla beraber mahasin-i ahlak ile mütehalli idi.
lsti'dad-ı ezelisi kendinin pek yüksek mertebeleri ihraz edeceğini erbab-ı kuluba gösteriyordu. Bu zatın telkinatıyla tahsillerini ileri götürmeğe azın ettiler. Az zamanda birçok da kayık-ı uluma agah oldular. Daima bir mürşid-i kamil arıyordu. Edirne'de, Hacıhallaç Mahallesi'nde an-asl Ekmekçi Ahmed Paşa Cami' -i şerifinde, Aşık Musa Efendi Hankahı'nda Hz. Pir lbrahim-i Gülşeni'nin hafid-i mükerremi Şeyh Ali es-Safvet! hazretlerinin birader-i erşedleri Şeyh Hasan el-Ahsen! hazretlerinin halifesi Şeyh Muhammed Sırri Efendi'den nisbet alarak bir zaman hıdmet-i aliyyelerinde bulundu lar.
Fakat irtihaline mebni Şeyh Şuca' Zaviyesi'nde mürşid-i tarikat Şeyh Muham med La'li-i Fena! Efendi hazretleri, Muhammed Sırri Efendi'nin ca-nişini olmağla ona intisab ettiler. Şah-rah-ı alem-i ıtlaka girdim sıdkla Kutb-ı alem Şeyh La'll Gülşenl'dir rehberim neşidesiyle dem-saz olmakla mümtaz oldular. Bu zattan biraz bahs edeceğim. Hz. Sezai, hayatının son günlerini bir mektubunda şöyle ta'rif buyuruyorlar: " İ llet-i miz&ımın iştidadı var. Evvel , gahl Himmet Dede Tekkesi'ne mt1şiyen gider dim. Şimdi ise Harem' den hücreye iki-üç küçüğün ianetine muht& olarak gidiyorum .
Dı ku'n-nefes ibtila.sı fem-i mi' denin in'ikad-ı r'ihı beni bltô.b etti. Cümleden kat' -ı nazar uşşa kın vakt-i devranında cilveleri bana aks edince kalkmak isterim. Kalkılır, iki-üç hawede ne fes tükenir , şuur gider. Pek keder veren budur.
