Ara
Menü

Mazhar Cân-ı Cânân

Mirza Mazhar Cân-ı Cânân (1110/1699 – 1195/1781), Nakşibendiyye-Müceddidiyye'nin dört ana kolunu şahsında birleştiren Delhili mutasavvıf; tarikatın merkezini Sirhind'den Delhi'ye taşımış, Hinduizm hakkındaki alışılmadık değerlendirmeleriyle ve bir suikast sonucu vefatıyla tanınmıştır.

Doğum
1699
Vefat
1781
Unvan
Delhi merkezli Mazhariyye kolunun pîri
Temalar
şiir, sohbet, dinler tarihi, şehadet

Doğumu ve ailesi

1 Ramazan 1110'da (3 Mart 1699), ailesi Dekken'den Ekberâbâd'a (Agra) göç ederken Kâlâbâğ adlı küçük bir kasabada doğdu. Muhammed b. Hanefiyye yoluyla Hz. Ali soyundan geldiğini ileri süren ailesi, Afganistan'dan Hindistan'a gidip Bâbürlü İmparatoru Hümâyun'un hizmetine giren ilk kabile olan Kaşgal kabilesine mensuptur.

Ekber Şah'ın hükümdarlığı sırasında bir isyana karıştığı için gözden düşen aile, babası Mirza Cân'ın Evrengzîb döneminde askerî bir göreve tayin edilmesiyle itibarını yeniden kazandı. Babası bir Çiştî şeyhine intisap ederek tasavvuf yoluna girince 1699'da bu görevinden istifa etti ve ailesiyle göç etti; Mazhar bu yolculuk sırasında dünyaya geldi.

Adı

Kendisine, babasının isminden kinaye olarak ve bir erkek çocuğun babasının asıl canı olduğunu ifade etmek üzere Cân-ı Cân adı verildi; bu adın Evrengzîb'in tavsiyesiyle konulduğu da rivayet edilir. Kısa süre sonra Cân-ı Cânân (Câncânân) olarak değiştirildi. Farsça ve Urduca şiirlerinde kullandığı “Mazhar” mahlası ise zamanla adının bir parçası olmuştur.

Delhi ve tahsili

Muhtemelen babasının son yıllarında veya onun 1130'daki (1718) vefatından kısa süre sonra Ekberâbâd'dan ayrılıp Delhi'ye gitti. Başlangıçta tasavvufa pek az ilgi duyuyordu; Abdürresûl Dihlevî'den tefsir, İmâm-ı Rabbânî'nin torunu Hacı Muhammed Efdal Siyâlkûtî'den hadis ve fıkıh okudu.

Babasının mesleğini sürdürmeyi düşünerek orduda görev almak için başvurdu. Başvurusu reddedildiğinde, Çiştî velîlerinden Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî'nin (ö. 633/1236) kendisine mânen bütün gücünü mânevî arayışa vakfetmesini tavsiye ettiği kaydedilir.

Dört kolun tek şahısta birleşmesi

Bunun üzerine Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Nûr Muhammed el-Bedâûnî'ye intisap etti. Bağlılığı şeyhinin vefatından sonra da sürdü; türbesinde altı yıl inzivaya çekildi.

Bedâûnî son dönemlerinde ona bir mürşid aramasını söylediği için Şah Muhammed Zübeyr, Şah Hâfız Sa'dullah ve Muhammed Âbid Sünnâmî adlı üç Nakşî-Müceddidî şeyhine daha intisap etti. Şah Hâfız Sa'dullah şair kabiliyetini geliştirmesine yardımcı oldu; Muhammed Âbid Sünnâmî ise Kādirî, Sühreverdî ve Çiştî tarikatlarına da intisap etmesi için destek verdi. Böylece Müceddidî silsilesinin dört ana kolunu kendi şahsında birleştirmiş oldu.

Merkezin Delhi'ye taşınması

Sünnâmî'nin 1160'ta (1747) vefatından sonra yoğun bir irşad faaliyetine başladı. Dergâhını Delhi'de kurarak, Müceddidîliğin merkezi Sirhind'i de tehdit eden istikrarsızlığın hâkim olduğu Pencap'tan merkezin Delhi'ye kaymasını sağladı. Halifelerini Gucerât, Pencap ve Dekken başta olmak üzere Hindistan'ın her tarafına gönderdi, zaman zaman faaliyet merkezlerini bizzat ziyaret etti.

Vahdet-i şühûd

Mizacı ve olaylara yaklaşımı İmâm-ı Rabbânî'den farklı olmakla birlikte onun fikirlerine sadık kaldı. Vahdet-i şühûd görüşünün vahdet-i vücûd anlayışından üstün olduğunu söylemesi bu bağlılığın sonucudur. Bununla birlikte vahdet-i vücûd anlayışının da doğru olduğunu kabul etmiştir; ona göre bu iki yaklaşım, hakikat yolunda erişilen birer mertebenin neticeleridir.

Hinduizm hakkındaki değerlendirmesi

Bu konuda İmâm-ı Rabbânî'den önemli ölçüde ayrılır. Hinduizm'in altı temel ilkesinin (darshana) çıktığı Vedalar'ı ilâhî bir kaynağa atfetmiş; bütün Hinduların Allah'ın birliği konusunda müslümanlarla aynı görüşte olduğunu, dünyanın ebedî olmayıp yaratıldığını kabul ettiklerini, âhirette dirilmeye, ceza ve mükâfata inandıklarını belirtmiştir. Ona göre Ramachandra ve Krişna uyarıcı (nezir) ve müjdeleyici (beşir) olarak gönderilmiştir; bunların peygamber veya velî olması muhtemeldir.

Hinduların bu kişilerle irtibat kurmayı kolaylaştırmak için heykellerini yapmalarını ve önlerinde eğilmelerini, zihninde şeyhin fizikî şeklini canlandırarak râbıta kuran Nakşibendî dervişinin davranışına benzetmiş; aradaki tek farkın sûfîlerin şeyhlerinin heykelini yapmamaları olduğunu, heykeller önündeki secdenin ibadet değil bir selâmlama biçimi olduğunu söylemiştir. Telif çabasını, Ramachandra'ya sülûk ve Krişna'ya cezbe atfedecek dereceye kadar götürmüştür.

Zikir halkasına Hinduları da kabul etmiş olabileceği ileri sürülür; Hinduların son zamanlara kadar türbesini ziyaret etmeleri bu görüşü destekler. Kendisine nisbet edilen Mazhariyye kolunun, halifesi Mahatma Ramchandraji himayesinde bir Hindu şubesinin ortaya çıkması da tesadüfî değildir — Şah Fazl Ahmed Han bu halifesine Hinduizm'i terkedip İslâm'ı kabul etmeyi yasaklamıştı.

Şiî-Sünnî gerginliği karşısında

Dönemin Delhi'sinde Sünnîlerin Şiîler aleyhine kışkırtılmasından kaynaklanan bir gerginlik vardı. Mirza Mazhar, Hz. Peygamber'in ashabı arasındaki görüş farklılıklarının dinin özüyle ilgili olmadığını söyleyerek uzlaştırıcı olmaya çalıştı. Şiîlerin bazı ashabı lânetlemesini şiddetle kınadı; bir defasında Hz. Ömer'e sövdüğünü işittiği bir kişiyi neredeyse bıçaklayacak hâle geldi.

Ancak Şiîlik hakkında ağır bir nitelemeyi uygun görmesi ve ölümünden önce tâziye töreni hakkında yaptığı değerlendirme, mezhep taassubunu aşamadığını gösterir. Kaynağın kendisi bu hükmü açıkça verir; kartta olduğu gibi aktarılmıştır.

Son yılları ve suikast

1183'te (1769) Delhi'den ayrılıp, aralarında çok sayıda müridinin bulunduğu Rohilla Afganlılarının geleneksel kalesi Rohilhand'a gitti. Umduğu gibi karşılanmayınca hayal kırıklığıyla Delhi'ye döndü. Vücudu oldukça zayıf düştüğünden yalnız ileri gelen müridlerinin huzuruna çıkmasına izin veriyor, cuma namazına dahi gidemiyordu.

1195 yılı Muharrem ayının başında (Aralık 1780 sonu) dergâhının önünden geçen Şiî bir grubun tâziye törenini görünce tören hakkında onur kırıcı bir değerlendirme yaptı. 5 veya 7 Muharrem'de (1 veya 3 Ocak 1781) dergâhına gelen silâhlı üç kişi tarafından vuruldu, üç gün sonra vefat etti.

Saldırganların, tâziye törenini kınadığı için ondan intikam almak isteyen Şiîler olduğu iddia edilmişse de bu konuda kesin bir delil bulunamamıştır. Katilleri, siyasî ve dinî sebeplerle Rohilla Afganlılarına düşman olan Necef Han'ın görevlendirmiş olması da muhtemeldir.

Halifeleri ve dergâhı

Üç önemli halife yetiştirdi. Tefsir ve hadis otoritesi Gāzî Senâullah Pânîpetî (ö. 1225/1810 ?), Tefsîru Mazharî adlı Arapça tefsirini ona ithaf etmiştir. Naîmullah Behrâiçî (ö. 1218/1803), hayatı, görüşleri ve uygulamaları hakkında Ma'mûlât-ı Mazhariyye ve Beşârât-ı Mazhariyye adlı iki kitap yazmıştır.

En etkili halifesi, Şah Gulâm Ali diye de tanınan Abdullah ed-Dihlevî'dir (ö. 1240/1824). Mürşidi hakkında Makāmât-ı Mazhariyye'yi yazan Gulâm Ali, Mazhar'ın türbesinin yanında Hindistan'ın en önemli Müceddidî merkezi olan bir dergâh inşa etmiştir. İngilizlerin 1857'deki Hint ayaklanmasını bastırması sırasında yıkılan dergâh, Şah Gulâm Ali'nin silsilesinden gelen Şah Ebü'l-Hayr tarafından onarılmış ve Dergâh-ı Şâh Ebü'l-Hayr adıyla bugün de faaliyetini sürdürmektedir. Şah Ebü'l-Hayr ayrıca Mirza Mazhar, Abdullah ed-Dihlevî ve Ebû Saîd Şah'ın kabirlerini aynı alanda toplamıştır.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç3 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî'nin mânevî tavsiyesi

Ordu başvurusu reddedilince beş asır önce vefat etmiş bir velîden gelen yönlendirme.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Babasının mesleğini sürdürmeyi düşünerek orduda görev almak için başvurduğunda başvurusu reddedildi. Bunun üzerine Çiştî velîlerinden Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî'nin (ö. 633/1236) kendisine mânen bütün gücünü mânevî arayışa vakfetmesi tavsiyesinde bulunduğu kaydedilir.

Çerçeve. Hindistan tasavvuf geleneğinde vefat etmiş bir velîden yönlendirme almak (üveysî tarz) yaygın bir anlatı kalıbıdır. Burada işlevi açıktır: dünyevî bir kapının kapanmasını mânevî bir kapının açılması olarak okur.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196.

Hayatından kayıtlar

İlk 3 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Şeyhinin türbesinde altı yıl

Nûr Muhammed el-Bedâûnî'nin vefatından sonra türbesinde inzivaya çekilmesi.

Metni gösterMetni daralt

İlk mürşidi Nûr Muhammed el-Bedâûnî'ye bağlılığı onun vefatından sonra da devam etti; türbesinde altı yıl süreyle inzivaya çekildi.

Çerçeve. Bedâûnî son dönemlerinde ona başka bir mürşid aramasını söylemişti; Mazhar bu tavsiyeye uyup üç şeyhe daha intisap etti. İki tavır bir arada durur: bağlılığını bırakmadan yeni kapılar aramak.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196.
BİYOGRAFİK KAYIT

Rohilhand'da uğradığı hayal kırıklığı

Müridlerinin çok olduğu bölgeye gidip umduğu karşılamayı bulamaması.

Metni gösterMetni daralt

1183'te (1769) Delhi'den ayrılıp, aralarında çok sayıda müridinin bulunduğu Rohilla Afganlılarının geleneksel kalesi Rohilhand'a gitti. Ancak umduğu gibi karşılanmadığı için hayal kırıklığına uğradı ve Delhi'ye döndü.

Çerçeve. Menâkıb dilinin aksine, kaynak burada başarısızlığı kaydeder. Dönüşünden sonra sağlığı bozuldu; son on yılı dergâhından çıkamadan geçti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196.
BİYOGRAFİK KAYIT

Suikast

Muharrem 1195'te dergâhında üç silâhlı kişi tarafından vurulması.

Metni gösterMetni daralt

1195 Muharrem ayının başında (Aralık 1780 sonu) dergâhının önünden geçmekte olan Şiî bir grubun tâziye törenini görünce tören hakkında onur kırıcı bir değerlendirme yaptı. 5 veya 7 Muharrem'de (1 veya 3 Ocak 1781) dergâhına gelen silâhlı üç kişi tarafından vuruldu; üç gün sonra vefat etti.

Çerçeve. Saldırganların, tâziye törenini kınadığı için intikam almak isteyen Şiîler olduğu iddia edilmişse de kesin delil yoktur. Katilleri, siyasî ve dinî sebeplerle Rohilla Afganlılarına düşman olan Necef Han'ın görevlendirmiş olması da muhtemeldir. İki ihtimal de aynı derecede açık bırakılmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kelimât-ı Tayyibât

Müridlerini irşad için Farsça yazdığı seksen dokuz mektup.

Metni gösterMetni daralt

Müridlerini irşad amacıyla Farsça olarak yazdığı mektuplar bu eserde derlenmiştir; seksen dokuz mektup ihtiva eder. Abdullah ed-Dihlevî'nin Makāmât-ı Mazhariyye'sinde yirmi dört mektubu daha yer alır. Bütün mektupları Mîrzâ Mazhar Cân-Cânân ki Hutût adıyla Urduca'ya tercüme edilmiştir (nşr. Halîk Encüm, Delhi 1962).

Hinduizm hakkındaki değerlendirmelerinin ana kaynağı da bu mektuplardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mirza Mazhar, Kelimât-ı Tayyibât, Delhi 1309/1891.
TARİHÎ KAYIT

Dîvan

Farsça ve Urduca şiirlerini toplayan divanı.

Metni gösterMetni daralt

Farsça ve Urduca şiirlerini ihtiva eden bir divanı vardır. Şiirlerinde kullandığı “Mazhar” mahlası zamanla adının bir parçası hâline gelmiştir. Şairliğinin gelişmesinde, intisap ettiği şeyhlerden Şah Hâfız Sa'dullah'ın payı olduğu kaydedilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mirza Mazhar, Dîvan, Kanpûr 1271/1855.
TARİHÎ KAYIT

Makāmât-ı Mazhariyye

Halifesi Abdullah ed-Dihlevî'nin mürşidi hakkında yazdığı eser.

Metni gösterMetni daralt

En etkili halifesi Abdullah ed-Dihlevî'nin, mürşidinin hayatı ve sözleri hakkında kaleme aldığı eser. Mazhar'ın yirmi dört mektubunu da içerir; hakkındaki bilgilerin ana kaynaklarındandır. Diğer halifesi Naîmullah Behrâiçî ise Ma'mûlât-ı Mazhariyye ve Beşârât-ı Mazhariyye adlı iki kitap yazmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Abdullah ed-Dihlevî (Şah Gulâm Ali), Makāmât-ı Mazhariyye, İstanbul 1986.
TARİHÎ KAYIT

Tefsîru Mazharî

Halifesi Senâullah Pânîpetî'nin ona ithaf ettiği Arapça tefsir.

Metni gösterMetni daralt

Tefsir ve hadis alanında otorite olan halifesi Gāzî Senâullah Pânîpetî'nin (ö. 1225/1810 ?) Arapça tefsiridir ve adını mürşidinden alır — ona ithaf edilmiştir. Urduca tercümesi on iki cilt hâlinde Karaçi'de yayımlanmıştır (1980).

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Gāzî Senâullah Pânîpetî, Tefsîru Mazharî, I-X, Quetta 1412/1991.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Vahdet-i şühûd ve vahdet-i vücûd

İkisini de doğru sayıp aralarında derece farkı gören yaklaşımı.

Metni gösterMetni daralt

İmâm-ı Rabbânî'ye bağlı kalarak vahdet-i şühûd görüşünün vahdet-i vücûd anlayışından üstün olduğunu söyledi. Bununla birlikte vahdet-i vücûdun da doğru olduğunu kabul etti: ona göre bu iki yaklaşım, hakikat yolunda erişilen birer mertebenin neticeleridir.

Yani mesele doğru-yanlış değil, hangi mertebeden bakıldığıdır. Bu, iki asırlık tartışmayı reddetmeden yumuşatan bir konumdur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196.
TARİHÎ KAYIT

Râbıta ve heykel benzetmesi

Nakşî râbıtası ile Hinduların heykel önündeki tavrı arasında kurduğu koşutluk.

Metni gösterMetni daralt

Mazhar, Hinduların Ramachandra ve Krişna ile irtibat kurmayı kolaylaştırmak için heykel yapmalarını ve önlerinde eğilmelerini, zihninde şeyhinin fizikî şeklini canlandırarak râbıta kuran Nakşibendî dervişinin davranışına benzetir. Ona göre aradaki tek fark sûfîlerin şeyhlerinin heykelini yapmamalarıdır; heykeller önündeki secde ibadet değil bir selâmlama biçimidir.

Bu telif çabasını Ramachandra'ya sülûk, Krişna'ya cezbe atfedecek dereceye kadar götürmüştür. Dönemin Hindistan'ında oldukça sıra dışı bir konumdur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Mirza Mazhar, Kelimât-ı Tayyibât, s. 24-30; Abdullah ed-Dihlevî, Makāmât-ı Mazhariyye, s. 127-129.
TARİHÎ KAYIT

Mazhariyye

Nakşibendiyye-Müceddidiyye'nin ona nisbet edilen kolu.

Metni gösterMetni daralt

Müceddidî silsilesinin dört ana kolunu şahsında birleştirmesi ve Delhi'de kurduğu dergâh, kendisine nisbet edilen Mazhariyye kolunu doğurdu. Halifesi Abdullah ed-Dihlevî'nin türbesinin yanına inşa ettiği dergâh Hindistan'ın en önemli Müceddidî merkezi oldu.

Kolun sıra dışı bir yönü, Şah Fazl Ahmed Han'ın halifesi Mahatma Ramchandraji himayesinde bir Hindu şubesinin ortaya çıkmasıdır; Şah Fazl Ahmed Han bu halifesine Hinduizm'i terkedip İslâm'ı kabul etmeyi yasaklamıştı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Delhi · HindistanDelhi (dergâhı ve türbesi)1747'den sonra dergâhını kurduğu, Müceddidîliğin merkezini Sirhind'den buraya taşıdığı şehir. Halifesi Abdullah ed-Dihlevî türbesinin yanına dergâhı inşa etti; bugün Dergâh-ı Şâh Ebü'l-Hayr adıyla faaliyetini sürdürür.— · HindistanKâlâbâğ (doğum yeri)Ailesi Dekken'den Ekberâbâd'a göç ederken 3 Mart 1699'da burada doğdu. Kasabanın bugünkü yeri kesin olarak tespit edilememektedir ; harita üzerindeki nokta, göç güzergâhının varış şehri olan Agra çevresini gösterir, kasabanın kendisini değil.Agra · HindistanEkberâbâd (Agra)Ailesinin göç ettiği ve gençliğinin geçtiği şehir; babasının 1718'deki vefatından sonra buradan Delhi'ye gitti. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.Sirhind · HindistanSirhindİmâm-ı Rabbânî'nin şehri ve Müceddidîliğin ilk merkezi; Pencap'taki istikrarsızlık sebebiyle merkez Mazhar'ın dergâhıyla Delhi'ye kaydı. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.Bareilly · HindistanRohilhand (Bareilly çevresi)1769'da gittiği, Rohilla Afganlılarının geleneksel kalesi olan bölge; umduğu karşılamayı bulamayınca Delhi'ye döndü. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.Panipat · HindistanPânîpetHalifesi Gāzî Senâullah Pânîpetî'nin şehri; Tefsîru Mazharî buradan doğdu. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.Bahraich · HindistanBehrâiçHalifesi Naîmullah Behrâiçî'nin şehri; hakkındaki iki menâkıb kitabı burada yazıldı. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.Dekken yaylası · HindistanDekkenAilesinin göç öncesi bulunduğu bölge; sonraları halifelerini gönderdiği başlıca sahalardan biri. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.Gujarat · HindistanGucerâtHalifelerini gönderdiği başlıca bölgelerden. İlişkili kişi dosyası Mazhar Cân-ı Cânân : Şair, âlim ve Müceddidî şeyh Mazhar Cân-ı Cânân, Delhi'de yetiştirdiği halifelerle Nakşibendiyye'nin XVIII. yüzyıldaki büyük aktarım düğümlerinden biri oldu.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mazhar Cân-ı Cânân”, c. 28, s. 195-196
  2. [2]Mirza Mazhar, Kelimât-ı Tayyibât, s. 24-30; Abdullah ed-Dihlevî, Makāmât-ı Mazhariyye, s. 127-129
  3. [3]Mirza Mazhar, Kelimât-ı Tayyibât, Delhi 1309/1891
  4. [4]Mirza Mazhar, Dîvan, Kanpûr 1271/1855
  5. [5]Abdullah ed-Dihlevî (Şah Gulâm Ali), Makāmât-ı Mazhariyye, İstanbul 1986
  6. [6]Gāzî Senâullah Pânîpetî, Tefsîru Mazharî, I-X, Quetta 1412/1991
  7. [7]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye ve ilgili şahıs maddeleri; Necdet Tosun, Bahâeddin Nakşbend; Muhammed Pârsâ, Risâle-i Kudsiyye
  8. [8]Abdülganî b. Ebû Saîd, Hulâsa-i Cevâhir-i Aleviyye; Abdullah ed-Dihlevî, Makāmât-ı Mazhariyye; Süleyman Uludağ, ‘Abdullah ed-Dihlevî’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Altın Silsile’den Altın Halkalar
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Mazhar Cân-ı Cânân
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka