HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
KARASARIKLI İBRAHiM EFENDİ
Kuşadalı hazretlerine yetişmiş bir şeyh-i ali-kadrdir. İzzet Efendi merhumla da hem-bezm olarak bi'l-ahare Eyüp'te Bahariye civarında Taşlıburun Dergahı şeyhi Sü leyman Efendi'den Tar'ik-ı Sa'diyye'den müstahlef olmuştur. Müddet-i medide Mali ye Nezareti'nde kitabette bulunmuştur. Bi'l-ahare ihtiyar-ı takaüd eyledi. Beyaz sakallı, beyaz yüzlü, uzunca boylu olup, siyah cübbe giyer, beyaz arakıye üzerine siyah sarık sarardı. Her gören meclub ve meczub-ı hüsnü olurdu. Sevdiği me şayıhın dergahlarına giderdi.
Herhangi bir meclis-i zikirde bulunsa orada derhal neş'e-i zevk, ruhaniyyet zuhfira gelirdi. Esna-i zikirde kendilerine hal galebe eyledi ğinden şiddetli sayhalar vurarak kendini yerlere atardı. Bu hal herkeste haşyet vücu da getirirdi. Hususuyla Hz. Sünbül Hankahı'nda sema'-hanede tahtanın üzerinde kendini oradan oraya kaldırır arardı. "Meded Ya Nebiyya'llilh!" diye sayha ederdi. Bu sebeble "Sayha-zen İbrahim Efendi" diye şöhreti vardır. Kendileriyle çok zaman müşerref oldum. Fakire tarik-ı Şa'bani'den Vird-i Yah ya kıraatına me'zuniyyet vermişti. Salavat-ı şerifeyi huzur ile okumayı tavsiye ederdi.
Bir gün hasbihal sırasında buyurdular ki: Hankah-ı Hz. Sünbül'de bir cem'iyyette duçar-ı cezbe oldum. "Aman! Ya Mu hammed!" diye kendimi yere attım. Gaşy oldum. Bu esnada sırr-ı ruhaniyyetime dedi ler ki: "Muhammed senin ağzının kaşıgı mı ikide bir o ism-i mübareki yad ile hareket ediyor sun. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerlm'de ta'zlmeıı , "Ya Eyyühe'n-Nebi! Ya Eyyühe'r-Re-
Sefîne'de Sîmâsı, Zikri ve Cezbesi
Hüseyin Vassâf'ın ona ayırdığı satırlar kısa fakat belirgindir. Önce bir portre verir: uzunca boylu, beyaz yüzlü, beyaz sakallı bir sima; siyah cübbe, beyaz arakıye ve onun üzerine sarılmış siyah sarık. Tanındığı "Karasarıklı" adı, doğrudan bu görüntüden çıkmıştır.
Ardından zikir meclislerindeki hâli anlatılır. Bulunduğu her mecliste ortamda derhal bir neş'e ve ruhâniyet belirir; zikir ilerledikçe hâl kendisine galebe eder, şiddetli sayhalar vurarak kendini yerlere atardı. Kaynağın onu "Sayhazen" diye anması bundandır. Sünbül Efendi Hankâhı'nın semâhânesinde, tahta zemin üzerinde kendini bir yandan öbür yana attığı da aynı bahiste kaydedilir.
Metinde kendi ağzından tek bir anlatı başlar — "Hankāh-ı Hazret-i Sünbül'de bir cem‘iyyette dûçâr-ı cezbe oldum" — fakat kurtarılan nüshada devamı yoktur. Kendisine nispet edilen tek açık tavsiye ise salavât-ı şerîfeyi huzur ile okumaktır; coşkun bir zikir hâliyle anılan bir şeyhin öğüdünün sesin şiddetine değil kalbin huzuruna işaret etmesi, bu kısa kaydın en dikkat çekici yanıdır.