HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Nasûhî’nin oğlu ve halefi
1102/1691’de doğdu. Nasûhî Mehmed Efendi’nin büyük oğlu, halifesi ve post halefidir. Babasının vefatından sonra Nasûhiyye âsitânesinde otuz beş yıl meşihat hizmetinde bulundu. Sezâî-i Gülşenî ile aralarında muhabbet bulunduğu aktarılır.
Mi‘râciyye ve Regāibiyye meclisi
Müstakimzâde’den aktarılan bir anlatıya göre Alâeddin Efendi’nin meclisinde Abdullah Salâhaddin-i Uşşâkī, Nâyî Osman Dede ve Celvetî Mustafa Hâşim Efendi bir araya gelmiş; Mevlid gibi okunacak bir mi‘râciyye yazılması düşüncesi ortaya çıkmış ve Nâyî Osman Dede’den eser istenmiştir. Ardından regāib gecesine mahsus bir metin yazma vazifesinin Salâhî’ye verildiği nakledilir.
Rivayetlerin kronoloji sorunu
Vassâf, Nasûhiyye şeyhi Seyyid Kerâmeddin Efendi’nin bu anlatının Alâeddin devrinde geçmediğini söylediğini ayrıca kaydeder. Kerâmeddin Efendi olayı Nasûhî’nin huzuruna bağlamış; Arapça tevşihlerin Nasûhî’ye, besteye dair bazı kısımların Enderunlu İbrâhim Ağa’ya ait olduğunu ileri sürmüştür. Osman Dede, Nasûhî, Salâhî ve Hâşim Baba’nın yaşları ile vefat tarihleri anlatının tek meclisteki basit biçimini zorlaştırır. Bu yüzden kayıt, kesin eser telif kronolojisi değil, Mi‘râciyye ve Regāibiyye çevresinde oluşmuş çok katmanlı tekke hafızası olarak sunulur.
Vefatı
1165/1752’de, altmış üç yaşında vefat etti. Nasûhî Âsitânesi’nde babasının sağ tarafına defnedildi. Kızı Şerife Fâtıma’nın ise Molla hazîresinde medfun olduğu ve 1216/1801-02’de vefat ettiği kaydedilir.