Ara
Menü

Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî

Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî (ö. 661/1262 [?]), Şihâbüddin Ömer es-Sühreverdî’den hilâfet alarak Mültan’da güçlü bir hankah kuran; Sühreverdiyye’yi Pencap ve Sind coğrafyasında kalıcılaştıran âlim, sûfî ve şehir önderidir.

Vefat
1262
Unvan
Sühreverdiyye’nin Mültan pîri ve Güney Asya’daki kurumsallaştırıcısı
Temalar
Sühreverdiyye, Avârifü’l-maârif, Mültan, hankah, ilim, ticaret, şehir siyaseti, Bahâiyye

Kimliği ve ihtilâflı doğum tarihleri

Tam adı Ebû Muhammed, diğer künyesiyle Ebü’l-Berekât Bahâüddîn Zekeriyyâ b. Vecîhiddîn b. Kemâliddîn el-Mültânî’dir. Pencap’ta Mültan yakınındaki Kot Karur’da doğdu. Kaynaklar doğumu için 565/1169-70, 566/1170-71 ve 578/1182-83 yıllarını verir; bu sebeple tek bir tarih kesinleştirilmemelidir. Ailesinin Hicaz’dan Sind’e gelen Kureyşî bir kola dayandığı rivayet edilir, fakat biyografide tarihî olarak doğrulanabilen eğitim ve irşad ağı nesep rivayetinden ayrı tutulmalıdır.

İlk tahsil ve uzun ilim yolculuğu

On iki yaşında babasını kaybetti. Yaklaşık on beş yıl süren tahsil döneminde Horasan ve Buhara’ya gitti; ardından Hicaz’a geçti. Medine’de beş yıl kaldığı ve Kemâleddin Muhammed el-Yemenî’den icâzet aldığı kaydedilir. Bu uzun seyahat, onu yalnız tasavvuf terbiyesi gören bir derviş değil hadis, fıkıh ve dinî ilimlerle yetişmiş bir âlim olarak biçimlendirdi.

Bağdat’ta Şehâbeddin es-Sühreverdî

Mültan’a dönüş yolunda Bağdat’ta, Avârifü’l-maârif müellifi Şihâbüddin Ömer es-Sühreverdî’nin hankahına girdi. Kaynaklar sülûkünü on yedi günde tamamlayıp hilâfet aldığını anlatır. Sühreverdî’nin diğer müridlerine yeşil dal ile kuru odun benzetmesi yapması, Zekeriyyâ’nın uzun hazırlık yılları sayesinde kısa sürede olgunlaşmasını açıklayan gelenek içi bir anlatıdır; kronolojik bir eğitim tutanağı gibi okunmamalıdır.

Celâleddîn-i Tebrîzî ile yol ayrılığı

Sühreverdî, onu Hint alt kıtasına gönderdi. Bahâeddin Zekeriyyâ, şeyhin diğer halifelerinden Celâleddîn-i Tebrîzî ile Bağdat’tan ayrıldı; fakat Nîşâbur’dan sonra meşrep ve yöntem farklılığı sebebiyle yolları ayrıldı. Tebrîzî Bengal’e, Zekeriyyâ ise Mültan’a yönelerek aynı Sühreverdî merkezinden çıkan iki ayrı Güney Asya irşad hattı oluşturdu.

Mültan’a dönüş ve süt üzerindeki gül

Mültan ulemâ ve meşâyihinin şehrin zaten bilginlerle dolu olduğunu ima etmek için bir kâse süt gönderdiği, Zekeriyyâ’nın da taşırmadan sütün üstüne bir gül bırakarak cevap verdiği anlatılır. Bu menkıbe, yeni gelen şeyhin mevcut ilmî çevreyi ortadan kaldırmadan şehre değer katacağı fikrini temsil eder. Tarihî gerçeklikte ise onun kısa sürede özellikle tüccarlar arasında geniş bir mürid ve destek ağı kurduğu görülür.

Hankah, iaşe ve helâl rızık

Mültan hankahının ambarları dolu, iktisadî imkânları güçlüydü. Bahâeddin Zekeriyyâ aşırı açlık, yoksulluk ve riyâzeti tek mânevî ölçü saymadı; “temiz ve helâl olanlardan yiyiniz, güzel amel işleyiniz” meâlindeki Mü’minûn sûresi 51. âyetini sıkça okuduğu nakledilir. Hankahın serveti kişisel gösterişten çok talebe, yolcu ve müridlerin iaşesini sağlayan kurumsal bir imkân olarak değerlendirilmelidir.

İlim, zikir ve semâ meselesi

Zikir ve namazı merkeze alan Sühreverdî usulünü takip etti; semâa ihtiyatla yaklaştı. Buna rağmen şiir ve vecd yönü güçlü Fahreddîn-i Irâkī’ye müsamaha gösterdi. Bu tutum, onun yöntemi ile Çiştiyye’nin semâ ve fakr vurgusu arasındaki farkı korurken farklı meşreplere bütünüyle kapalı olmadığını gösterir. Kutbüddin Bahtiyâr Kâkî ve Baba Ferîd gibi Çiştî şeyhleriyle dostça ilişkileri de bu çoğul tasavvuf çevresini açıklar.

Şehir, ticaret ve devletle ilişki

Sühreverdiyye’nin şehirli ve kurumsal karakteri onun Mültan’daki faaliyetinde belirgindir. Delhi Sultanı Şemseddin İltutmış’ın Sind ve Mültan siyasetini destekledi; Mültan 1228’de İltutmış’ın hâkimiyetine girince şeyhülislâm unvanı ve güçlü bir kamusal mevki kazandı. Bu ilişkiyi yalnız saray yakınlığı olarak değil, hankahın şehir güvenliği, eğitim ve iaşe düzenindeki rolüyle birlikte okumak gerekir.

1247 Moğol kuşatması

1247’de Moğol kuvvetleri Mültan’ı kuşattığında, ordudaki Melik Şemseddin aracılığıyla yaptığı müdahalenin kuşatmanın kaldırılmasına katkı sağladığı kaydedilir. Bu olay onun nüfuzunun yalnız mürid çevresiyle sınırlı kalmadığını, sınır siyasetinde ve şehir diplomasisinde de karşılık bulduğunu gösterir.

Halifeler, aile ve Bahâiyye kolu

Yedi oğlundan Sadreddin başlıca halifesi oldu ve Sühreverdiyye’nin Mültan merkezli devamını genişletti. Bahâeddin Zekeriyyâ’ya nispet edilen Bahâiyye, bağımsız bir ana yol değil Sühreverdiyye’nin bu bölgesel koludur. Torunu Rükn-i Âlem ile sonraki aile ve halife çevresi, Mültan’ı asırlar boyunca Güney Asya’nın önemli tasavvuf merkezlerinden biri olarak yaşattı.

Fahreddîn-i Irâkī

Hankahın en tanınmış müridlerinden Fahreddîn-i Irâkī, kalender meşrepli bir sûfî şairdi. Şiir ve raksla meşgul olmayı sürdürmesine rağmen Zekeriyyâ onu himaye etti ve kızıyla evlendirdi. Irâkī, şeyhinin vefatından sonra Mültan’dan ayrılıp Anadolu’ya ulaştı; Sadreddin Konevî çevresinde kaleme aldığı Lemaât ile Mültan’daki terbiyeyi İran ve Anadolu irfan dünyasına taşıdı.

Lâl Şehbaz Kalender ve müşterek hafıza

Mîr Seyyid Osman Lâl Şehbaz Kalender de Mültan çevresiyle ilişkilendirilen kalender meşrepli müridlerdendir. Bahâeddin Zekeriyyâ, Lâl Şehbaz Kalender, Baba Ferîd ve Celâleddîn-i Buhârî’yi “dört dost” halinde anlatan Güney Asya hafızası, farklı tarikatların tarihî temaslarını simgeleştirir; bütün isimleri tek bir kurumsal silsileye dönüştürmek için kullanılmamalıdır.

Eser ve öğretim mirası

Bahâeddin Zekeriyyâ müridlerine şeyhi Sühreverdî’nin Avârifü’l-maârifini okuttu. Günümüze ulaşmadığı bildirilen bir hadis mecmuası ile Vesâyâ ve Münâcât-ı Pîr Destgîr ona nispet edilen metinlerdir. Bununla birlikte tarihî tesirinin başlıca taşıyıcısı tek bir kitap değil; ders halkası, hankah disiplini, aile-halife ağı ve Mültan’dan yayılan kurumsal Sühreverdîliktir.

Vefat tarihi ve türbesi

Kaynaklar vefatı için 7 Safer 661/1262 ve 666/1267 tarihlerini verir; erken ve yaygın kabul 661/1262’dir. Mültan eski kalesinin kuzeydoğu köşesindeki türbesi XIII. yüzyıl ortalarında gelişen Mültan mimarisinin öncü örneklerindendir. Kare gövde, sekizgen kasnak, kubbe ve köşe kulelerini birleştiren yapı, mavi çini geleneğinin alt kıtadaki erken örnekleri arasında gösterilir.

1848 yıkımı ve yeniden inşa

Türbe 1848 Mültan kuşatmasındaki İngiliz topçu ateşinde büyük ölçüde yıkıldı. Mahdûm Şah Mahmûd tarafından birkaç yıl sonra eski temelleri üzerinde yeniden inşa edildi. Böylece bugünkü yapı, XIII. yüzyıl plan ve üslûbunu koruyan fakat XIX. yüzyıl ihyasını da taşıyan çok katmanlı bir tarihî eserdir. Türbe ve çevresindeki külliye günümüzde de yaşayan bir ziyaret, eğitim ve toplumsal hafıza merkezidir.

Tasavvuf tarihindeki yeri

Bahâeddin Zekeriyyâ, Bağdat’ta kurumsallaşan Sühreverdiyye’yi Mültan’ın ticaret, ilim ve siyaset ağına yerleştirdi. Hankahı yalnız zikir mekânı değil talebe, yolcu, tüccar ve yöneticilerin kesiştiği bir şehir kurumu haline geldi. Bu model, Sühreverdiyye’nin Pencap, Sind, Gucerat ve Bengal yönündeki yayılışının başlıca dayanaklarından biri oldu.

Halefleri ve Bahâiyye silsilesi

Asıl halifesi, yedi oğlundan biri olan Sadreddin'dir; Sühreverdiyye tarikatının Hindistan'da daha geniş çapta yayılmasını o sağlamıştır.

Bahâiyye silsilesi, oğlu Sadreddin Muhammed Ârif ve Rükniâlem diye tanınan torunu Rükneddin Ebü'l-Feth ile devam etti. Sadreddin Muhammed Ârif zamanında tarikat Hindistan'da daha da yaygınlaştı; Delhi Sultanı Balaban Han'ın oğlu Şehzade Muhammed ile kurduğu iyi ilişkiler sayesinde hankahı için yeni imkânlar elde etti. Bununla birlikte onun yöneticilerle ilişkilerini belli bir mesafede tuttuğu ve babası döneminde dinî-tasavvufî faaliyetler için hoş görülen mal biriktirme anlayışına, dervişlerin hayatını olumsuz etkilediği gerekçesiyle karşı çıktığı belirtilir.

Nakşibendiyye-Müceddidiyye'nin kurucusu İmâm-ı Rabbânî de bu silsileden, babası Abdülahad vasıtasıyla hilâfet almıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA7 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi7 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç6 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

On yedi günde tamamlanan sülûk

Horasan, Buhara ve Hicaz'ı kapsayan uzun bir tahsilden sonra Mültan'a dönerken uğradığı Bağdat'ta, Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî'nin hankahında sülûkünü on yedi günde tamamladı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

On beş yıl ilimle uğraştıktan sonra bilgisini geliştirmek için Horasan ve Buhara'ya gitti. Ardından Hicaz'a geçip beş sene süren bir tahsil dönemi yaşadı ve Medine'de Şeyh Kemâleddin Muhammed el-Yemenî'den icâzet aldı.

Mültan'a dönerken Bağdat'a uğradı ve Avârifü'l-maârif müellifi Şeyh Şihâbeddin Ömer es-Sühreverdî'nin hankahında sülûkünü on yedi günde tamamladı. Sühreverdî'nin, Hz. Peygamber'in mânevî bir işaretiyle ona icâzet verdiği rivayet edilir.

Bu olağan dışı hız, uzun ilim yılları ile kısa süren seyrü sülûkün aynı hayatta nasıl birbirini tamamladığını gösteren bir örnek olarak nakledilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Nîşâbur'da ayrılan iki yol

Hindistan'a gitmek üzere şeyhinin halifelerinden Celâleddin et-Tebrîzî ile Bağdat'tan birlikte ayrıldı; fakat meşrep farkı yüzünden Nîşâbur'a vardıklarında yolları ayrıldı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hindistan'a gitmek için, şeyhinin halifelerinden Celâleddin et-Tebrîzî ile birlikte Bağdat'tan ayrıldı. Ancak Nîşâbur'a geldikten sonra, farklı bir meşrebe sahip olan Tebrîzî'den ayrılmak mecburiyetinde kaldı.

İki halifenin yolu bu noktadan sonra bir daha birleşmedi: Celâleddin et-Tebrîzî önce Delhi'ye gitti, Sultan İltutmış'ın itibarını kıskananların iftiraları yüzünden şehri terkedip Bengal'e geçti ve hankahını orada kurdu; Bahâeddin Zekeriyyâ ise Mültan'a yerleşti. Böylece Sühreverdiyye Hindistan'da iki ayrı merkezden yayılmış oldu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

"Nûr-ı bâtın" tartışması

Sûfîlere düşmanlığıyla tanınan Mevlânâ Kutbüddin ile namaza dair bir meselede tartıştığında fıkhî delil yerine "nûr-ı bâtın"a dayandığını söyleyince sert bir cevap aldı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Başlıca muhalifi, sûfîlere düşmanlığıyla tanınan Mevlânâ Kutbüddin idi. Aralarında namazla ilgili bir meselede münakaşa çıktığında Bahâeddin Zekeriyyâ kendi görüşünü savunmak için hiçbir fıkhî delil göstermeksizin "nûr-ı bâtın"a dayandığını ileri sürdü.

Buna karşılık Mevlânâ Kutbüddin, şeriata aykırı olan nurun aydınlık değil karanlık olduğunu söyledi. Bu kısa atışma, Mültan'da sûfî otoritesi ile fıkıh otoritesi arasındaki gerilimin özlü bir örneği olarak nakledilir. Bu muhalefetlere rağmen Bahâeddin özellikle tüccarlar arasında epey mürid toplayarak zengin bir hankah kurmayı başarmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şiir ve raksa gösterilen müsamaha: damadı Fahreddîn-i Irâkî

Yetiştirdiği müridlerin en tanınmışı şair Fahreddîn-i Irâkî'dir; şiir ve raksla meşgul olmasına rağmen ona büyük müsamaha göstermiş ve kızıyla evlendirmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Yetiştirdiği müridler arasında en tanınmış olanı şair ve ârif Fahreddîn-i Irâkî'dir. Vecd ehli olan Irâkî, sevdiği genç ve gezgin bir kalenderin peşine düşerek memleketi Hemedan'dan kalkıp Mültan'a gelmiş, orada Bahâeddin'in hankahına inmiş, fakat şiir ve raksla meşgul olmayı sürdürmüştü.

Bahâeddin Zekeriyyâ'nın bu tür meşguliyetlere fazla tahammülü yoktu; buna rağmen Irâkî'ye büyük müsamaha gösterdi ve onu kızıyla evlendirdi. Irâkî, Bahâeddin'in ölümünden sonra diğer müridlerinin düşmanlığı yüzünden Mültan'dan ayrılmak zorunda kalmıştır; yani müsamaha şeyhin şahsına mahsustu, hankahın geneline yayılmamıştı.

Kırmızı elbise giydiği için Lâl Şehbaz Kalender olarak tanınan Mîr Seyyid Osman da onun kalender meşrepli bir başka mürididir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
GELENEK İÇİ ANLATI

Süt üzerindeki gül

Mültan’daki dolu ilim çevresine, kimseyi taşırmadan güzellik katacağını simgeleyen gül cevabıyla karşılık verdiği anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mültan’daki dolu ilim çevresine, kimseyi taşırmadan güzellik katacağını simgeleyen gül cevabıyla karşılık verdiği anlatılır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât.
GELENEK İÇİ ANLATI

Kuru odun benzetmesi

Şihâbüddin es-Sühreverdî’nin onu çabuk tutuşan kuru oduna benzetmesi, uzun tahsilin ardından kısa sürede sülûk tamamlamasını açıklar.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Şihâbüddin es-Sühreverdî’nin onu çabuk tutuşan kuru oduna benzetmesi, uzun tahsilin ardından kısa sürede sülûk tamamlamasını açıklar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Avârifü’l-maârif ders halkası

Kendi yolunun temel öğretim metni olarak mürşidi Şihâbüddin Ömer es-Sühreverdî’nin Avârifü’l-maârif’ini okuttu.

Metni gösterMetni daralt

Kendi yolunun temel öğretim metni olarak mürşidi Şihâbüddin Ömer es-Sühreverdî’nin Avârifü’l-maârif’ini okuttu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât.
ESER / METİN

Vesâyâ ve nispet edilen metinler

Günümüze ulaşmayan hadis mecmuası, Vesâyâ ve Münâcât-ı Pîr Destgîr kaynaklarda ona nispet edilir; nispet dereceleri eşit değildir.

Metni gösterMetni daralt

Günümüze ulaşmayan hadis mecmuası, Vesâyâ ve Münâcât-ı Pîr Destgîr kaynaklarda ona nispet edilir; nispet dereceleri eşit değildir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât.
TARİHÎ KAYIT

Avârif'in en eski Farsça tercümesi bir müridinden

Avârifü'l-maârif'in bilinen en eski Farsça tercümesinin, onun müridlerinden Kasım Dâvûd tarafından ve müellifin vefatından yaklaşık on yıl sonra yapıldığı belirtilir.

Metni gösterMetni daralt

Kendisi telif yerine şeyhinin kitabını okutmayı tercih etmişti; bu tercihin bir yansıması da çevresinde doğan tercüme faaliyetidir.

Ahmed Nezîr'in kaydına göre Avârifü'l-maârif'in en eski Farsça tercümesi, Bahâeddin Zekeriyyâ Multânî'nin müridlerinden Kasım Dâvûd tarafından yapılmıştır ve bu tercüme müellifin vefatından on sene sonra, takriben 1244'te tamamlanmıştır.

Böylece Mültan hankahı, Avârif'in yalnız okunduğu değil, Farsçaya ilk defa aktarıldığı yer olarak da tasavvuf tarihine geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Mültan Sühreverdîliği

Bağdat’taki Sühreverdî hankah modelinin ilim, zikir, iaşe ve şehir hizmeti ekseninde Mültan’a taşınmasıdır.

Metni gösterMetni daralt

Bağdat’taki Sühreverdî hankah modelinin ilim, zikir, iaşe ve şehir hizmeti ekseninde Mültan’a taşınmasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât.
TARİHÎ KAYIT

Kot Karur'da doğuş ve üç ayrı doğum tarihi

Pencap'ta Mültan'a yakın Kot Karur köyünde doğdu; kaynaklar doğum tarihini 565 (1169-70), 566 (1170-71) ve 578 (1182-83) olarak üç ayrı şekilde kaydeder.

Metni gösterMetni daralt

Pencap'ta Mültan şehrine yakın Kot Karur köyünde doğdu. Atalarının, Emevî kumandanlarından Muhammed b. Kāsım'ın ordularıyla birlikte Hicaz'dan Sind'e geldikleri rivayet edilir; nitekim Dârâ Şükûh onu el-Kureşî ve el-Esedî nisbeleriyle zikreder.

Doğum tarihi konusunda kaynaklar birleşmez: 565 (1169-70), 566 (1170-71) ve 578 (1182-83) yılları ayrı ayrı kaydedilmiştir. Bu üç kayıt burada çözülmeden bırakılmıştır.

On iki yaşındayken babasını kaybetti; ardından on beş yıl süren bir ilim dönemi geçirdi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Helâl rızık ve kurumsal hankah

Aşırı yoksulluğu tek ölçü saymayan Zekeriyyâ, güçlü hankah kaynaklarını talebe, mürid ve yolcuların iaşesine yöneltti.

Metni gösterMetni daralt

Aşırı yoksulluğu tek ölçü saymayan Zekeriyyâ, güçlü hankah kaynaklarını talebe, mürid ve yolcuların iaşesine yöneltti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât.
TARİHÎ KAYIT

Çiştîlerle ayrılan usul, süren dostluk

Yalnız zikir ve namaza önem verip semâa şüpheyle bakması ve servet sahibi olması sebebiyle Çiştîlerden ayrılıyordu; buna rağmen dönemin büyük Çiştî mürşidleriyle dostane ilişkiler kurdu.

Metni gösterMetni daralt

Yaşadığı devirde pek yaygın olan Çiştiyye tarikatının usulleri onun takip ettiği yoldan bir hayli farklıydı. O yalnız zikir ve namaza önem verir, semâa şüpheyle bakardı; Çiştîler ise semâa düşkündü. Fakra büyük önem veren Çiştîlerden Şeyh Hamîdüddîn-i Nâgavrî, onu servet sahibi olmasından dolayı tenkit etmişti.

Bütün bunlara rağmen dönemin büyük Çiştî mürşidlerinden Hâce Kutbüddin Bahtiyar Kâkî ve Baba Ferîdüddin Şekerganc ile dostça ilişkileri vardı. Bu pîrlerin Kuzey Hindistan'ı kendi aralarında mânevî nüfuz bölgelerine böldükleri söylenebilir; usul farkı rekabete değil, bir iş bölümüne dönüşmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Şeyh Nûh'un açtığı yol, onun kurduğu düzen

Sühreverdiyye bölgeye daha önce şeyhinin Sind'e gönderdiği halifesi Şeyh Nûh ile girmişti; fakat kalıcı teşkilâtlanma onun eliyle gerçekleşti.

Metni gösterMetni daralt

Sühreverdiyye bu bölgeye daha önce, Şihâbeddin es-Sühreverdî'nin Sind'e gönderdiği halifesi Şeyh Nûh ile girmişti. Ancak tarikatın kalıcı olarak teşkilâtlanması Bahâeddin Zekeriyyâ tarafından gerçekleştirildi.

Sohbetlerine halkın yanı sıra âlimlerin ve yöneticilerin de katılmasıyla etkisi her geçen gün arttı. İrşad faaliyetleri birçok Hindu'nun müslüman olmasına, ayrıca bölgede bulunan Karmatîler'in etkisini yitirmesine sebep oldu.

Hindistan'da en yaygın dört tarikattan biri olan Sühreverdiyye'nin (diğerleri Çiştiyye, Kadiriyye ve Nakşibendiyye) Hindistan ve Pakistan'da yayılmasında onun faaliyetlerinin belirleyici rolü olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İki vefat tarihi ve Bahâiyye kolu

Safer ayının yedisinde vefat ettiği bilinmekle birlikte yılı 661 (1262) veya 666 (1267) olarak iki ayrı şekilde kaydedilir; adına Sühreverdiyye'nin Bahâiyye kolu nisbet edilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Safer ayının yedisinde vefat ettiği kayıtlıdır; ancak yılı için 661 (1262) ve 666 (1267) olmak üzere iki ayrı tarih verilir. Aynı tarihin milâdî karşılığı bir başka yerde 1263 olarak da yazılmıştır. Bu farklar burada çözülmeden bırakılmıştır.

Kendisine, Sühreverdiyye'nin bir kolu olan Bahâiyye adlı tarikat nisbet edilmiştir. Bu kol Mültan'da doğmuş ve tarikatın Hindistan'daki merkezi konumuna gelmiştir; Sühreverdiyye, Hindistan'daki birçok şehrin yanı sıra Bengladeş, Afganistan, Suriye ve Mısır gibi ülkelere buradan yayılmıştır.

Mültan'ın eski kalesinde bulunan kabri önemli bir ziyaretgâh olmaya devam etmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKAŞihâbeddin Ömer es-SühreverdîBağdat’ta sülûkünü tamamladığı mürşidi ve hilâfet kaynağıHOCASI / ŞEYHİŞihâbeddin Ömer es-SühreverdîEn önemli müridlerinden; Sühreverdiyye'nin Hindistan ve Pakistan taraflarında yayılmasını sağlamıştır.HOCASI / ŞEYHİŞihâbeddin Ömer es-SühreverdîEn önemli müridlerinden; Sühreverdiyye'nin Hindistan ve Pakistan taraflarında yayılmasını sağlamıştır.SONRAKİ HALKAFahreddin IrâkīMültan hankahında yetişen müridi ve damadıAİLE BAĞIFahreddin IrâkīEn tanınmış müridi ve damadı. Şiir ve raksla meşgul olmasına rağmen ona müsamaha göstermiş ve kızıyla evlendirmiştir.TALEBESİ / HALİFESİŞihâbeddin Ömer es-SühreverdîŞeyhi. Bağdat'taki hankahında on yedi günde sülûkünü tamamladı ve ondan icâzet aldı; şeyhi onu, kendisine gösterilen iltifata gücenen müridlerin aksine hemen tutuşan bir parça kuru oduna benzetmiştir.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hamid Algar, ‘Bahâeddin Zekeriyyâ’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya; Lâmiî Çelebi, Nefehât Tercümesi; Fahreddîn-i Irâkī, Külliyyât
  2. [2]Pakistan Department of Archaeology and Museums, Shrine of Hazrat Baha-ud-Din Zakariya
Ortak kaynak kataloğunu aç →