HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
el-GÜRCİ EFENDİ
Hz. Sezai hulefasındandır. lstanbul'a beray-ı irşad me'mı1r buyrulmuştur. Molla Aşki Dergahı'nı te'sise muvaffak olup, sinin-i medide neşr-i feyz etmiştir. İntikalleri vuku' bulunca, tevhid-hanenin sol tarafında ihzar edilen kabre vedia-i hak-i rahmet kılınmış idi. ManzOme-i tarihiyye: Göçdü dünyadan nihiiyet Şeyh Aliyy-i Gülşenl Daima tevhld ü zikru' 1liih idi fikr ü dili Mürşidiinm seroeri ya'nl Sezal prridir Hep görüp seyr-i sülUku andan almışdı eli Tekye-glih-ı gülşen-i dehr içre cidd ü sa'yile el-Hak olmuşdu tarlk-ı Gülşenl'nin bir güli Cebhesinde feyz-i rü.haniyyet it.mişdi zuhü-r Hem de envılr-ı tecelliyyatı Hakk'm müncell Düşdü üçler Himmeti tô:rlh-i cevher-darına Hak kıla gül-zflr-ı Adni cilve-glih-ı Şeyh Ali ( ots' o_,b:- ,_} ;l)S" .._a.> ) = 1 1 90/( 1 776) Bu tarihlerden istidlalime göre Şeyh Ali Efendi Hz. Sezai'nin irtihallerinden sonra otuz dokuz sene daha muammer olmuşlardır.
Bu dergahı cenab-ı Pir zamanın da te'sis eylemiş olacaklarına bakılırsa, elli seneden fazla burada neşr-i feyz-i tarikat u ma'rifet buyurmuşlar demek olur. Kendilerinden sonra damadı Hafız Mustafa Efendi'nin onaltı sene ( sene: 1 206 ), Gürci-zade Hasan Hüsnü Efendi'nin kırküç sene, A l i Rıza Efendi'nin onbir sene ( se ne: 1 262) seccade-nişin-i hilafet oldukları bi'l-hisab nümayan olur. Sonra Şeyh Os man Nuri ve Sezfü Efendiler, sırasıyla icra-yı meşihat edip, Osman NGri Efendi tür bede medffi nd u r. 254 Sef'ine-i Evliya Şeyh Muhammed Şehri ve Sami Efendilerin beyanına göre Ali Rıza, sanisi hu lefasından Şeyh Ahmed Efendi'nin de, bir aralık altı ay kadar bu dergahta meşlhati olup, irtihalinde Hasan Tevfik Efendi'nin kabrine defo olunmuştur. Halifesi İsmet Paşa dahi bu kabirde defln-i hak-i ıtır-naktır. ( Sahife 1 72'de bahsi geçti ) . Şeyh Sami Efendi ise selefinin ifadesine atfen Şeyh Ahmed Efendi'nin esasen şeyhi ile arası açılıp, burada meşihati olmadığını ve ihtimal ki, vekalette bulunduğu nu ve başka bir yere defo edildiğini söylemektedir.
Molla Aşk! Dergahı'nda Şeyh Ali el-Gürd hazretlerinin irtihaline dair, vak'a nüvis Edib Efendi131 tarafından o zamanda söylenmiş bir manzCime-i tarlhiyyeyi havi levhadan: SalikaıH Hazret-i P"ır-i muazzam Gülşen! Kıldılar suz-ı firak ile yine dilden bükô. Şeyh Aliyy-i Gülşen! kıldı bekaya çün sefer Leyle-i kadr idi ihsiin-ı Cenab-ı Kibriyii Nuş idicek 'ircii' emrin o dem pervaz idüp Aşiyiin-ı kudse kondu mürg-ı ruhu çan hünıii Şöyle bir kamil mükemmil er idi bir kez anın Gönlüne yol bulmadı hubb-ı nukUş-ı hl-beka Rabt-ı kalb-i eıweri daim Ceııiib-ı Hak idi Ol cihetden hiç anı aldatmadı nefs ü hevii Kutb-ı vakt idi dinürse zatına layık anın İtmedi Hak' dan cüda bir dem anı kayd-ı sivil Zô.hir ü batın Sezal hazretinin hendesi Arif-i bi'llah muhakkak mürşid ü hem reh-nümii Kıdve-i ehl-i riyazet zabde-i erbab-ı dil Mahzen-i vecd ü safa böyle mücahid bl-riyô. 131. Bu zat Lebib Hüseyin Efendi olacak.
Anadolu kuzatmdan idi. Tarik-ı Sa'diyye'den Şeyh Şam! l b rahim'den feyz almıştır. l stanbul'da 1 1 8 1 Zilka'desinde ( Mart-Nisan 1 768) vefat edip, Üsküdar'da Seyyid Ahmed Deresi'nde defn olunmuştur. (Ra/ıınetu'lllilı i aley/ı) Şeyh Şuayb Şerefeddin Efendi Hazretleri 255 Dergehine baş koyan slllikleri b'i-rayb ü şek Dazah-ı emnu1reden ol dem bulurlardı reha Cô.h u çô.hı bu cihanın bil.digim kesret kamu Hakki müşô.hiddi anmçün . . . . . . . . Hak tealil sırrını takdis ide her ruz u şeb İde rUh-ı emıeri daim na'im ile safô. Ol velinin su-yi Hakk ' a intikô.liçüıı Edib Yaz bu tô.rlh-i mesıli böylece . . . . . . . . . Kevser-i vaslıyla kaııdırsuıı heme Rabbü'l-e1u1m Eyleyüp mihmô.ıı-sarô.y-ı ceııııeteyıı . . . . . . . . . Kabirlerinin sağ tarafında birinci sandukada ilk haremi Fatıma ve ikinci haremi Hasibe Hanımlar medfünedirler. Ali Efendi'nin kabrinden (sonra) üçüncü kabir mahdum-ı mükerremleri Hasan Tevfik Efendi'nindir.
Rıfkıyii çıkdı üçler yediler cevherle tô.rıhiııi* Azm eyledi bu demde Hasan Tevfık Efendi cennete ( (.S..l.:İ I j l.J-> o..l.ot.) y. '5 -1.4 1 r _r-) = 1 242/( 1 826) Bu zatın meşihati yoktur. Onun yanında pencere önündeki zat 1 72. sahifede bahs eylediğim Ali Gürci-i sanidir. Onun ayak ucunda medfûn olan Şeyh Köse Os man Nuri Efendi olup, Ali Rıza Efendi halifesidir. Kırkiki sene meşihati olduğu ın de'l-hisab müstebandır. Hankah-ı Hz. Sünbül'de erbain çıkardıklarını naklen Şeyh Şehri ve Sami Efendiler söylediler. Müşarünileyhin Haletiyye-i Gülşeniyye'den ica zesi vardır (sahife 207 ) . Şeyh-i ekmel Hazret-i Osmô.n Efendi dir veli ' 01.du bu dergehde kırk-elli sene sô.hib-makô.m Gülşen'i-i Ma'nevl'den feyz alup b'i-iştibô.h Eyledi tevhld ü ezkô.r ile irşô.d-ı enô.m Vakıf-ı esrllr-ı pirıin ıirif-i bi'llalı'dır Sllye-i Fahr-ı rusülde oldu t'uslatla be-kiım İki mısra' söyledim Sa'di cenab-ı hazrete Her biri tô.rlh-i cevher ile buldu intizam Pfr iken Osman Efendi itdi seyran-ı nalın Hu diyüp Osman Efendi devrini kıldı tamam 0 1.r." L>l L>..l:il 0 \ = 1 302/( 1 885) r li L>..ll,i ,_jo/.
JJ :J L>..l:İI 0 y p y. = 1 302 Şeyh Osman Nuri Efendi, Ali Rıza Efendi'den müstahlef olunca Çekmece'deki dergahda irşad-ı ibada me'mfır olmuş, yirmi sene kadar orada bulunmuş, bakıyye-i ömürlerini Molla Aşkl'de geçirmişlerdir. Hulefası: Libhovalı Şeyh Mahmud Efendi (sahife: 208), Voştineli Şeyh Abdullah Efendi, Şeyh Abdülbari Efendi, İstanbullu Şeyh Neş'et Efendi, Çekmece Dergahı şeyhi ve damadı İsmail Efendi, mahdumu Şeyh Sezai Efendi. (Kaıldesa'llllhu esrarahum) Sezai Efendi, 1 302/( 1 885 )'de pederinin ca-nişini olup, otuz yedi sene kadar sec cadenişin-i meşihat olup, 1 339/( 1 92 1 ) senesinde iizim-i darü'l-karar oldular. Çek mece'deki dergahda medfündur. Yerine mahdumu Osman Efendi geçmiş ise de mu gayir-i adab-ı şeriat ahval Ü harekat-! na-merzıyyesine mebni, meşihat üzerinden ref olunarak, yerine Libhovalı Şeyh Mahmud Efendi-zade Şeyh Muhammed Sami Efen di şeyh olmuştur. (Sahife 208) Tahirağa Dergahı şeyhi Ali Behcet Efendi buyurdular ki: Osman Efendi'nin İs mail Efendi isminde bir damadı vardı.
Tekkeye bitişik ev onun idi. Osman Efendi'yi, sonra Çekmece'ye şeyh yaptılar. Senede bir iki giderdi. Vefatından sonra Sezai Efen di'ye meşihat verildi. * * * /1 74/ Sezai Efendi, Çekmece-i Kebir (Büyük Çekmece) Hz. Sezai hulefasından Nasuh Baba Tekkesi'nde medfündur. ( 208. sahifeye müracaat) Gürcü Ali Efendi'nin halifeleri, Şeyh Mahmud Efendi Kırımlıdır. Uretadan ve erbab-ı kalemden bir zat-ı ali-kadrdir. "Haınid-i Bi-neva" mahlasını takındıkları, et var-ı seb'aya dair yazdıkları iki risalenin mütalaasından istidlal olunmuştur. Şeyh Şuayb Şerefeddin Efendi Hazretleri 257 Bir zat ba'zı sualler sormuş. Birincisi, (ı.S :,:ı .;ı )> 1 12 hakkındadır. Enes b. Malik'in, ( . -l.ı Jl_;...J I J ._,.-. I J ..:ıt.c I J J ;... .r.i'- J J .r.İ" "\_,::.. \ )1 33 .. buyurmaları esasına göre tedkikatı cami'dir. Mesfül-i gamızadan baistir. Vemıe rahat nefsine daim gazii-yı ekber it Hiiııe-i dil feıh olup diiru 'l-emiin itsün seni nutku kendilerinindir. 232. sahifede Şeyh Hamid hakkında tafsil vardır.
Kırımlı Şeyh el-Hac Mustafa Efendi Şeyh Ahmed Muhtar Ahi Efendi Şeyh Hafız Mustafa Efendi. Molla Aşki Dergahı şeyhidir. Silsile-i tarikat bu zattan yürümüştür. Bu zatın halifesi zaviye-dar başı Şeyh Muhammed Said Efendi 1 2 1 7/( 1 802 ) . Bu zatın beş halifesi vardır: Şehremini'nde Hz. Ümmi Sinan zaviye-darı Yekçeşm Şeyh Hacı Ali Efendi 1 2 1 9/( 1 804). Şeyh Abdülhamid Efendi 1 245/( 1 829) Şeyh Mir Said Efendi. Şeyh Seyyid Hiişim Efendi Şeyh Mustafa Efendi-zade Şeyh Muhammed Rifat Efendi 1 256/( 1 840} * * * Ehl-i silsile hakkındaki tafsilat burada bitti. Yine Şeyh Şuayb Şerefeddin Efen di hazretlerine rücu' ediyorum. Hariri-zade'den aldıkları nisbet ile turuk-ı saireden olan alakalarına ait silsile-na meleri Tibyanu't-Tariik'ta ve müşarünileyh Şerefeddin Efendi hakkında müstakil len yazdığım Müraselat nam eser-i dervişanemde tafsilen münderictir. Bunlardan Ta rik-ı Şa'bani'ye ait olanları ber-vech-i a.tidir: Şeyh Şuayb Şerefeddin Efendi hazretleri Şeyh Muhammed Kemaleddin-i Hariri /1 75/- Şeyh Salih Efendi b.
Şeyh Abdülkadir Efendi. 1 32 . "Rahman arşı istiva etti." 20. Taha süresi, 5 . (H) 1 33 . "istivanın mahiyeti bilinmez değildir, ancak akıl onun keyfiyetini idrak edemez. Ona imAn etmek vacib ve o konuda soru sormak da bid'attır." (H) 258 Seflne-i Evliya Şeyh Mustafa Zeki b. Şeyh Mustafa Zekai el- Üsküdar! an-şeyhıhi Şeyh el Hac Hasan es-Simavi ( 1 209/1 794 ) ani'ş-Şeyh Abdullah-ı Kastamoni ( 1 1 8 1/1 767) ani'ş-Şeyh Alaeddin Ali b. Hz. Nasuhi ( 1 1 6 1/1 748) an-valid!, sümme tekemmele ala yedi reisi hulefaihi Şeyh Abdullah er-Rüşdi el-Mudur nl ( 1 1 4 1 / 1 729) an-imamü't-tarika Şeyh Muhammed Nasuhi el- Üsküdar! ( kuMise sırruhu'l-Biir'i) . İşte Şeyh Şuayb Şerefedd!n Efendi hazretleri bu sfiretle camiu't-turuk olmuşlardı. Muhammed Nuru'l-Mahlav!'den Kemal-i Hariri vasıtasıyla intikal eden neş'e-i mela metle, "Gey melamet hırkasın sultanlık anda gizlidir" diye, hırka-pfiş-ı istitar olmuşlardı.
Mülaki oldukları zevac-ı kiramın zevk-ı sohbetlerinin, dimağında bıraktığı te's! rac ile kendine bir meslek-i metin ittihaz ederek ihtiyar-ı alem-i vahdet buyurup, ke malat-ı arifanelerini ileri götürmek için pek çok çalışmışlardır. lsti'dad-ı Huda-dad kabınca asar-ı feyz-i tecelllye başlayınca meclis-i irfanına can atanlar çoğalmağa baş lamıştır. Gülşen! Veli Dede Dergah-ı şerifi seccade-nişini olduklarından Hz. Bayram-ı Veli'nin erbain çıkardıkları mahall-i mübareki çille-gah ittihaz ile, burada asar-ı eh lu'llah mütalaasıyla ve meclislerine can atan urefa, zurefa ve uşşak-ı kiramın musaha bat-ı ilmiyye vü zevkıyyesiyle dem-güzar olmuşlardır. Fevka'l-ade mahviyyet-perver olduklarından şöhretten ictinab ederler, meşayıh ı rusum arasında pek görünmek istemezlerdi. Fakat herkes asitan-ı irfanına can atar dı. Edime'de bulunan ve Edime'ye gelen ulema, urefa daima meclislerine şitaban olurlardı.
Nezdlerinde merasim olmazdı. Ordu ricalinden paşalar ve efraddan neferler de gelir. Nefer hazır iken bir paşa gelse, kapının yanında boş yer varsa, paşa orada edebiyle otururdu. (.:ıı:Jı 9 W \ .,.1 ) 134 sırr-ı ilahisi, o hace-i irfanın ka'be-i haki ' katinde tecelli-nüm idi. Oda ında bir post üstünde oturur; yanında bir rahle, rahle nin üstünde kitaplar, husfisiyle h!n-i tetebbuunda not ettiği hakayıkı cami' defterler bulunur. Daima bunlardan açar, okur, tarlk-ı mübahaseye yol verirlerdi. Her sorulan şey'e /1 76/ yerini bulur; cevap verirdi, muhatabını kandırırdı. Vaktiyle İstanbul'da meclis-i meşayıh reisi ve Sellmiye Dergah-ı şerifi seccade nişini Şeyh Said Efendi hazretlerine yazdıkları cevab-name, hazretin silk-i tahrirde kudretini; bi-çareganın himayesinde gösterdikleri gayreti, hırs-ı amalden ne mertebe mütevakki olduğunu ve meşreb-i mahsus-ı mürşidanelerini gösterir bir hakikat-na medir.
Aynen nakl ediyorum: 1 34. "ister yerl i olsun, ister d ışardan, herkes eşittir. 22. Hac suresi, 25. ( H ) " Şeyh Şuayb Şerefeddtn Efendi Hazretleri 259 "Reşad.etlü Efendim Hazretleri, 24 Teşfın-i sanı 1 3 0 1 /( 6 Aralık 1 885) tarihiyle müverrah ve iltifaH ma-la-nihaye-i mürşidfıneleriyle müvaşşah olarak dest-i i'zam u tekrlm ü tebclli tezYln eden emr-nfüne-i re şad.et-penfıhlleri mütalaa-güzdr-ı faklrlinem oldu. Emr-nlime-i lilılerinin fıkra-i evveliyyesi ki , Şadırvanlı Derglıh-ı şerifi meşihat cihetinin müteveffa Raşid Efendi hafidi İsmail Efen di'ye tevcllıi hakkında mukaddemen Edime vilayet-i celllesinden mürsel i'lam ve mazbata münderecıitımn medar-ı tevcih olamayacağını ihtar ve izhardan ibaret olup, husüs-ı mezbur Edime' deki bi'l-cümle meşliyıhı dağ-dar-ı teessüf etmiş ve fakr-ı h1ıllerinin derece-i takat-fer sil.sı nezd-i maalı vefd-i mürşidanelerinde ma'lum olan şu familyanın giriftarl-i perışaneleri ve be-tahsis Edimece pek çok emsali olan işbu tevclhattan mahrumiyyetleri telehhüf ü tees süf-i azlmi mU.Cib olmuştur.
Fıkra-i saniyesi ki: Ol vakt Edime Cem'iyyet-i Meşliyıh'ının tensibi üzerine min-gayr-i istitaatin dergfıh-ı mezbar meşihat vekaletine ta'yln kılııııp, hizmete henüz dest-zen-i şum' olmamış olan dal/erinin icrli-yı vekalet edebümekliğim için usUl-i müttehaze ve şurnt-ı mu karrara-i kaı11mesine tevfikan 11e teberrüken bir aded Celvetiyye tlic-ı zevi'l-ibtihac-ı şerifi nin iksil.sıyla icrli-yı usul edilmesi irad.e-i aliyye-i riyil.set-penfıhlleri muktezli-yı alisinden bu lunduğunun beylin ve itylinım hav1dir.
Bu babda hakk-ı na-müstehakk-ı faklrlinemde irde buyurulan eser-i teveccühe enfil.s-ı hayat-ı ma'dUde-i ahkarô.nemi hasr etmiş olsam, yine lfli-yı şükrlinından ızhar-ı acz ederim.
Binlienaleyh bir müddetten beri mübtela olduğum illet-i za'fiyye sebebiyle tarl-i vücad-ı fa kiri olan inhiraf-ı mizac dergfıh-ı &izinin bile hizmetini lfada terfıhl ve taksir vukuunu istil zam etmekte olduğundan bi't-tab' arıza-i mebhüs-anhaya mebni hıdmet-i vekaleti ifada da hi kusur edileceği havfı infaz-ı emr-i alılerine /1 7 7/ mlini' olduğunu maa't-teessüf arz eder ve maa-m!L-fih buradan aharının tedariki hususu irade buyuru/ursa evslif-ı matla.beyi elimi' bir zat bulunacağı ve her bir husüsta elden geldiği derece sarf-ı mil-hasal gayret edileceği ve şıiyed oradan münil.sibinin i' zamı h1ılinde dergfıh-ı mezkurun güşô.dı ve husUsdt-ı sliiresinin tedarik ve ihzlirında çalışılacağının arz u beyanıyla beraber, fark-ı acizanemde lem' a-nislir olan teveccühıit-ı mürşidanelerinin ke-ına-kan bekasını niyaz eylerim.
Kerimü'l-fıtratım, efendim hazretleri. ed-Deu Şeyh Şuayb Şerefeddın" 1 3 1 1/( 1 893-94 ) senesinde lstanbul'u teşrif buyurdular. Merkez Efendi şeyhi Ah med Mes'Gd Efendi merhuma misafir oldular. Çok hürmet ettiler. Meclis-i şerifleri züvvara tavaf-gah oldu. İstanbul'da hayli dergahları, makamat-ı mübarekeyi ziyaret ettiler. Bir müddet sonra avdet eylediler. 260 Set'ine-i Evliya Hz. Pir-i sani Sezai-i Gülşeni efendimizin: Kalem-i sun'-ı ezel her ne ki tahrir itdi Kayd idüp suhf-ı edebde anı takrir itdi Evvel ü ahiri bir noktada cem' itmiş idi Fas! içün bast-ı huriı.f eyledi teksir itdi Sür' at-i devr ile bir daire çekmiş nokta Baksan ol dairede noktayı tasvir itdi Koydu ol noktanın aynını gönül didesine Merdüm-i aıdeyi aksi ile tenvir itdi Nükteyi duydu Sezdi dehen-i yarı sorup Noktanın sırrını ariflere takrir itdi gazelini pek arifane bir surette şerh edip, izahu'l-Meram fi-Meziyyeti'l-Kelam, ya hı1d Şerhu'n-Nokta ve'l-Kalem namıyla tab' u neşr eylemişlerdi.
Hüsn-i tesadüf eseri olarak bu şerhi ele geçirip mükerreren mütalaa ettim. Hz. Şeyh'i henüz tanımıyor idim. Bast olunan hakayık u dakayık, bu abd-i ahkarı mest ü medhuş ey ledi. Müellif-i muhteremine ani'l-gıyab büyük bir aşk u muhabbet neş'esi uyandı. Eserin mukaddimesinde, "efkaru'l-muvahhidin eş-şeyh Şuayb Şerefeddin b. eş-Şeyh Muhammed Seyfullah secc&le-nişin-i Hankah-ı Gülşen! Veli Dede Efendi der-Edirne" imzasını görünce Edime'ye bir mektub yazdım. Arz-ı hissiyyat u ta'zimat eyledim ki, 1 3 1 5/( 1 897 ) tarihine müsadifdir. Bir kaç gün sonra postacının isal eylediği şu cevab-nameyi aldım: "Saadet-mendim! Kalb-i tab-nakınızda meknuz olan muhabbet-i hôlisa vü safiyenin şiddet-i galeyanından saha-i kırtfua dökülen kelaın-ı ah-darı havi ve hakk-ı fakiranemde enva' -ı /1 78/ nevaziş ü iltifatı muhtevi mektübunuzu aldım. Mütalaasıyla hazz-ı külli husüle geldi. nal.ık ta ezeldendir Sezdi yar ile Bu taleb karıden gelür ru'yet mukaddem olmasa ına-sadakınca aşiııalığımız ezelidir, ebedidir.
İnşô.a' UaJı surlsi de müyesser olur. Baki gülşen saray-ı feyz ü ikbalde daim olunuz oğlum. ed-Dm (Şuayb Şerefeddin-i Gülşen!) " (Mühür) Şeyh Şuayb Şerefeddin Efendi Hazretleri 26 1 Bu mühr-i şerifleri Hz. Pir Sezai efendimizin gördüğüm mühr-i mübareklerinin aynı hacim, şekil ve tahririndedir. Bunun üzerine meyanede tarik-ı meveddet açılmış ve dfüma iltifatlarıyla müşer ref olunmuştur. Fakire yazdıkları, hakayıkı cami' mektubları altmış üçe baliğ olmuş tur. Cümlesi toplanarak terceme-i hal-i mufassallarının ilavesiyle, Müraselat namıy la bir eser vücuda gelmiştir.
Cenab-ı Şeyh Sezıü-i G ülşeni feyzi Bu abd-i kem-teri VassQ.f-ı müstenır eyler Kemal-i ka'bı kermnô.u ebher ü azhar Dü-çeşm-i şevlamı hak-bin idüp kara eyler Dü-i hazinimi peromre-i muhabbet idüp Civiir-ı şu'le-i irfmula müstedir eyler Riyiiz-ı gülşenin el-yetnn bülbül-i ziirı Cenab-ı Şeyh Şerefeddirı beni esrr eyler Semii-yı ma'rifetin neon-i pertevi ki odur KulUb-ı kiisiyeyi nuru şu'le-glr eyler Anın tıücUdu bu dnre şeref-pezir-i hedy Füyuz-ı ilm ü kemaliyle bi-nazir eyler Uluvv-i himmet ü irfiim zahir oldukca Huda-yı azze ve cel biiunen de pır eyler Hulus-ı aşk u muhabbetle kem-teri Vassaf Bu yolda hissini ta'zimini kesır eyler Bidayeten tarik-ı Şa'bani'ye intisab eylemiş idim.
Şa'baniler babında tafsil edile ceği üzere, bu sırada azizimin irtihaliyle öksüz kaldığımdan Şerefeddin Efendi, fakiri cenah-ı himayetine almış idi. Tam sekiz sene ani'l-gıyab feyz ü terbiyetleriyle perve riş-yab oldum. Gayet karlı bir bayramda Uzunköprü'de bulunuyorlardı. Oraya gitmek üzere iken gelen telgraf-nameleriyle te'hir-i azimet ettim. lki sene daha bu halde kal dım. Nfüre-i hasret ciğerimi yakmağa başladı. Nihayet 1 324/( 1 908 ) senesi Mayısında