HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı, ailesi ve “Ziyâ Molla” lakabı
Tam adı Şeyh Abdülkādir Ahmed Ziyâeddin Salâhî Efendi’dir. Üsküdar Rifâî Âsitânesi’nin sekizinci postnişini Hâfız Abdurrahman Tevfîk Efendi’nin oğlu ve halifesidir. İlmiye mesleğine mensubiyeti sebebiyle “Ziyâ Molla”, tarikat çevresinde ise “Ziyâ Baba” adlarıyla tanındı. Kaynaklarda doğum yılı açık biçimde verilmez; bu nedenle tahminî bir tarih kullanılmamıştır.
Bahçecik naipliği
Âsitâne postuna geçmeden önce ilmiye teşkilâtında görev yaptı. 1310-1312/1892-1895 arasında Karamürsel yakınındaki Bahçecik nahiyesinde naiplikte bulundu. Bu görev, onun yalnız tekke terbiyesiyle değil fıkıh, hukuk ve medrese ilimleriyle de yetiştiğini gösterir.
Üsküdar Rifâî Âsitânesi’nde meşihat
Babasının ardından 1898’de Üsküdar Rifâî Âsitânesi’nin dokuzuncu postnişini oldu ve vefatına kadar, on dokuz yıl boyunca bu görevi sürdürdü. Âsitâne, İnâdiye’de Gündoğumu Caddesi üzerindeydi ve Anadolu ile Rumeli’deki Rifâî tekkelerinin İstanbul’daki merkezlerinden biri kabul ediliyordu. Ziyâ Molla’nın dönemi, tekkenin son şeyhi Hasan Hüsnü Sarıer’den önceki güçlü ilim, sohbet ve mûsiki devresidir.
Vaazları ve ilim çevresi
Fıkıh ve tefsirdeki birikimiyle Üsküdar’daki Yeni Vâlide ve Kara Dâvud Paşa camilerinde, ayrıca Aziz Mahmud Hüdâyî Tekkesi’nde vaaz verdi. Kadın ve erkeklerden oluşan geniş bir dinleyici topluluğunun yanı sıra dönemin âlimleri, edebiyatçıları, sanatkârları ve mûsikişinasları da sohbetlerine katıldı. Tekkeye yakın Malatyalı İsmail Ağa Camii’nin imamet görevini satın alarak bu hizmeti de üstlendi.
Rifâî halifeleri
Kaynaklar, Sultan Abdülaziz’in mâbeyincilerinden Fuad Bey’i, Kadıköylü Kunduracı Emin Efendi’yi, Ahmediye Külliyesi’ndeki Şeyh Mahmud Efendi Tekkesi postnişini Tığlızâde Mehmed Şevki Bey’i ve Şerbetdâr ile Hulvî tekkelerinde görev yapan Rızâeddin Remzi Efendi’yi onun Rifâî hilâfeti verdiği isimler arasında sayar. Ziyâ Molla’nın vefatından sonra âsitâne postu önce Rızâeddin Remzi Efendi’ye tevcih edildi; ancak resmî işlemler tamamlanmadan o da vefat ettiği için görevi fiilen üstlenemedi.
Bektaşî ve Celvetî temasları
Ziyâ Molla Rifâî şeyhliğinin yanında Bektaşî çevreleriyle de ilişki kurdu. Merdivenköy Şahkulu Sultan Tekkesi postnişini Hacı Ahmed Burhan Baba’dan, ardından Reşad Baba’nın rehberliğinde Çamlıca Tâhir Baba Tekkesi postnişini Ali Nutkî Baba’dan icâzet aldı. Hüdâyî Tekkesi’nde kendisine teberrüken Celvetî tâcı giydirildi. Bu temaslar, onu birbirinden bağımsız üç yolun postnişini yapmaz; geç Osmanlı tasavvuf çevrelerindeki çoklu intisap ve teberrük ilişkilerini gösterir.
Mûsiki, şiir ve zikir idaresi
İzmit’te Müftü Ahmed Âsım Efendi’den ders okudu; ünlü zâkirbaşı Abdüssamed Efendi’den şuğul ve ilâhiler meşk etti. Kıyam zikrini idaredeki ustalığıyla tanındı. Ayak vurarak kıyam zikri idare etmesi ve arakiyelere siyah şeritlerle dört dilimli bir görünüş kazandırması, gelenekçi çevrelerde tartışıldı. Revnakoğlu bu yenilikleri onun yeniliğe açık mizacıyla açıklar. “Ziyâ” mahlasıyla şiirler yazdı; bazı nefesleri bestelendi.
Şahsiyeti ve hayır anlayışı
Yakın dönem anlatıları onu güler yüzlü, nüktedan, zarif, cömert ve rindmeşrep bir insan olarak tasvir eder. Malı ve mülkü olmadığı halde ihtiyaç sahibine üzerindeki hırkayı verecek kadar cömert davrandığı nakledilir. Bu portre, Revnakoğlu’nun sözlü ve yazılı tekke hafızasından derlediği tanıklıklara dayanır.
Vefatı ve kabri
Çocuğu olmayan Ziyâ Molla 3 Rebîülevvel 1336/18 Aralık 1917 Salı günü vefat etti. Cenaze namazı âsitânenin karşısındaki Tavâşî Hasan Ağa Camii’nde kılındı. Vasiyeti üzerine büyükbabası Şeyh Feyzullah Efendi’nin Rifâî Âsitânesi hazîresindeki kabrine defnedildi. Onun ardından post Rızâeddin Remzi Efendi’ye yönelmiş, fiilî halefiyet ise Hasan Hüsnü Sarıer Efendi ile devam etmiştir.
Tarihî konumu
Ziyâ Molla’yı yalnız “Paşa Baba silsilesinin son şeyhi” diye tanımlamak eksiktir. O, Üsküdar Âsitânesi’nin dokuzuncu postnişini, Büyük Tevfîk Efendi’nin oğlu ve halifesi, ilmiyeden yetişmiş bir vâiz, zikir idarecisi, şair ve geç Osmanlı İstanbul’undaki yollar arası temasın belirgin temsilcilerindendir. Âsitânenin son postnişini ise 1917’den 1925’e kadar görev yapan Hasan Hüsnü Sarıer Efendi’dir.