HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ârif-i bi'llâh olan bu zât-ı muhterem, sülâle-i tâhire-i Sa’diyye’dendir. Maskat-ı re’si
Şâm-ı şerîftir. Tercüme-i hâl-i âlîleri âtîde yazılacak olan Şeyh Ebu’l-Vefâ hazretleri,
neseb-i şerîflerini tasdîk etmiştir. Tarîkat-ı aliyye-i Sa’diyye’de yetişen eâzımdandır. “es-
Sa’di” ta’bîri, nisbet-i aliyyelerinden; “eş-Şeybânî” denilmesi de, neseb-i âlîlerinden
dolayıdır. Selâmiyye şu’besi, bu zât-ı âlî-kadre mensûbdur.
İstanbul’u hangi târîhte teşrîf buyurdukları mazbût değilse de, Şeyh Ebu’l-Vefâ
(kuddise sırruhû)’nın İstanbul’da kaldıkları müddet-i kasîre zarfında olduğu, sülâle-i
aliyye-yi Selâmiyye-i Sa’diyye’yi tasdîk etmesinden münfehim olur.
Sâhib-i tercüme hazretleri, memleketlerinde ihtiyâr-ı inzivâ ve fakr u fenâ ettiği gibi,
ahvâl ve etvâr-ı garîbe sâhibi, mu’tezil ani’n-nâs olduklarından, Şam’da meşhûr ve sülâle-i
tâhirenin, zamânen en müsinn ü muhteremi olan Şeyh Ebu’l-Vefâ’nın ta'rîfine ihtiyâc
görerek, müşârünileyhin tasdîk-i neseb buyurmalarını iltimâs etmişler ve müşârünileyh de
mes'ûllerini is’af eylemişlerdir.
Eslâf-ı kirâmın bu gibi târîhî menâkıbı kayd u zabta i'tinâ etmemeleri yüzünden,
ahvâl ve âdât-ı eslâfı tamâmen bilmek mümkün olamıyor. Ancak ortada bir takım rivâyât
ve hikâyât dolaşıyor ise de vüsûkuna i'timâd edilip edilmiyeceğinde insân mütereddid
kalıyor. El-yevm Âsitane-i Sa’diyye nâmıyla İstanbul’da Koska’da Sekbânbaşı Ya’kub
Ağa Mahallesi’nde kâin Papas-zâde Mustafa Çelebi Dergâhı meşîhatı müşârünileyhe,
nezd-i pâdişâhîde sâbit olan bir kerâmet-i aliyyeleri sebebiyle, 1126 sene-i hicriyesinde
(1714) bâ-irâde-i Şehriyâri tevcîh olunmuştur.
Ondört sene burada hıdmet-i fukarâ ile iştigâl ettikten sonra tekrâr uzlet ve inzivâyı
ihtiyâr buyurarak 1140/(1727) senesinde hıdmet-i meşîhatı, mahdûm-ı âlîleri Şeyh Gâlib
Behcetüddîn’e terk ile hıdmet-i meşîhattan istîfâ buyurmuşlar ve bir müddet sonra
da, terk-i dağdağa-i hayât eylemişlerdir. Dergâh-ı şerîf ittisâlinde medfûndur. Üzerine
hâssaten türbe-i münîfe binâ olunmuştur.
Elde edilen bir vesîkaya nazaran târîh-i irtihâlleri 1165/(1752) senesindedir.
Meşihâta ta’yînleri ile ferâğatları arasında ondört sene; ferâğatlarıyla irtihâlleri zamânları
arasında yirmibeş sene güzer etmiştir.
Nisbet-i Tarîkatleri:
Şeyh Abdüsselâm, onun şeyhi amm-ı mükerremleri Şeyh İbrâhîm el-Meydânî; onun
şeyhi, birâderi Şeyh İsmâîl; onun şeyhi, pederi Mustafa el-Meydânî; onun şeyhi, pederi
Şeyh Sa'deddîn-i asğar, pederi Şeyh Muhammed Sa'deddîn, pederi İbrâhîm, pederi Şeyh
Mûsa, pederi Şeyh Sa'deddîn-i sâni, pederi Şeyh Ahmed, pederi Şeyh Hüsnü, pederi Şeyh
Hasan, pederi Şeyh Muhammed, pederi Şeyh Ali el-Ecred, pederi Şeyh Ebûbekir, pederi
Şeyh Ali el-Ekmel, pederi Muhammed Şemseddîn, pederi Pîr-i tarîkat Kutb-ı Rabbanî
Seyyidinâ Sa'deddîn-i Cibâvî eş-Şeybânî
Tenbîh : Muhammed Şemseddîn hazretleri, Ali el-Ekmel hazretlerinin pederi olarak
yazılıyor ise de, sehv-i nâsihtir. Çünkü Ali el-Ekmel, mahdûm-ı Hazret-i Pîr’dir. Belki
Şemseddîn Hazretleri, Şeyh Ekmel’in büyük birâderidir. Nâm-ı şerîfi silsilede mezkûr
olmak için, birâderi ile pederi arasına idhâl olunmuştur. Ali el-Ekmel’in, peder-i âlî-
güherinden ahzı, sahîhtir.