ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1358 sonuç · toplam 1358 · “inşân” · 1/57
01inşân
“Beşer, insan topluluğu. ” anlamında olan “ins” sözünden gelen bu terim, erkek veya dişi bu türün her ferdi için kullanılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de altmış beş yerde aynı anlamda kullanılan bu söz, varlık olarak bütün yön leriyle ifade edil…
İnsan-ı kâmil
مل) Sols ( x, Olgun ve yetkin kişi. 2. tas. a Allah'ın yeryüzündeki halifesi olması itibariyle onun bütün isim ve sıfatlarına mazhar olan ve beş hazreti, yani varlığın esas mertebelerini tümüyle kendisinde toplayan insan. Kâmil insan gözbeb…
İnsaniyet
İnsaniyetin hakikati ve mahiyeti kimsenin senden incinme- mesi, her şeyin seninle ülfet ve ünsiyet etmesidir. Bkz. Âdemiyet. İnsidâu'l-cem (a! «| (انصد Cem yarılması ve açılması tas. Cemden sonra vahdette kesretin zuhur etmesiyle gelen fark…
İnsan Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş altıncı sûresi. (Bkz. Dehr Sûresi)
el-İnsânü'l-kâmil
Abdülkerîm el-Cîlî · Adını taşıyan ve tanındığı kitap.
Şerefü'l-insân
Lâmiî Çelebi · İhvân-ı Safâ risâlelerinden çeviri: insan ile hayvanların münazarası.
Risâletü'l-beyân fî ma‘rifeti ma‘deni'l-insân
Ali Nûreddin el-Beyyûmî · İnsanın hakikati ve mânevî istidadı hakkındadır.
Tasavvuf Istılahları Literatürü ve Seyyid Mustafa Râsim Efendi'nin Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil'i
İhsan Kara · 2003
havâs-ı inşân
havâs-ı inşân ç.a. (jLuJ jalyi) tas. İnsana özgü işler.
Hilâfet-i insâniyye
İnsanın yeryüzünde sorumluluk, emanet ve imar görevi üstlenmesi. Tasavvufî yorumda insan-ı kâmilin ilâhî isimlere ayna oluşuyla ilişkilendirilir.
hakîkatü’l-insân
Tasavvuf inancma göre, insaıun benliğidir
Akl-ı insânî
İnsana özgü düşünme, kavram kurma ve ahlâkî tercih yetisi. Klasik tasniflerde duyusal ve hayvanî idrakin üzerinde değerlendirilir.
Latîfetü’l-İnsaniyye
İnsanî latîfe demektir. Tehânevî, insanî latîfenin nefs-i natıkadan ibaret olduğunu söyler. Keşfu’l-Lüğat’da insanî latîfenin, ruhun hakikati olduğu kaydedilir. Kâşânî buna kalp adını verir. Kalp insanî latîfedir. Kâşânî devamla şöyle der:…
Abdülkerîm el-Cîlî’de İnsan-ı Kâmil
Ayna, tecelli, Hakîkat-i Muhammediyye ve varlık mertebelerini hulûl diline düşmeden okumak
Abdülkerîm el-Cîlî
Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mu…
Boşnak Mustafa Efendi
Boşnak Mustafa Efendi (ö. 1092/1681 veya 1093/1682), Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin ikinci postnişinidir. Uşşâkî irşad hattının Balkan ve İstanbul çevrelerini birleştiren halkalarından biri olmuş; ardından post oğlu Hüsâmeddin Sânî’ye geçmi…
Seyyid Mustafa Râsim Efendi
Seyyid Mustafa Râsim Efendi, XVIII. yüzyıl sonu ile XIX. yüzyıl başında yaşayan; Nakşibendî şeyhi Muhammed Said Efendi'nin teşvikiyle geniş Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil sözlüğünü tamamlayan Ekberî yönelimli derleyicidir.
Yûnus Emre
Yûnus Emre (638/1240-41 – 720/1320), Tapduk Emre'nin müridi; aşkı, tevhidi, insanı ve ölümü sade Türkçeyle söyleyerek Anadolu'da irfan dilinin kurucusu sayılan sûfî şair.
Dîvân ve ilâhiler
Bolulu Himmet Efendi · Aruz ve heceyle yazılmış şiirlerde vahdet, ölüm, gaflet, aşk, irfan ve insan-ı kâmil temaları öne çıkar.
Genc-i aşkı dil-i vîrânda ara
Bolulu Himmet Efendi · Hakikati dış dünyada tüketmeden insanın gönlünde ve kâmil insanın rehberliğinde aramayı öğütleyen şiiridir.
Tuhfetü'l-uşşâk
Niyâzî-i Mısrî · Allah, varlık, insan, kâinat ve ibadet konularını içeren, düşünce dünyasını tanıtan eseri.
Mîzânü’l-Âşıkîn / Ârifîn
Hacı Mehmed Emin Efendi · İrfan hâllerini kâmil insanların ölçüsüyle tartmayı amaçlar.
Budalanâme
Kaygusuz Abdal · “Bu kitaba delîl-i büdelâ ve defter-i âşık ve siyer-i sâdık derler” ifadesiyle açılır. Akl-ı maâşın Allah'ı bilmeye yetmeyeceğini söyleyerek başlar; insanı yerle gök arasında “iki
Vücûdnâme
Kaygusuz Abdal · Mü'minûn sûresinin insanın ana rahmine düşmesinden bahseden 12-14. âyetleriyle başlar. Yedi gezegen, on iki burç, insanın zâhirî ve bâtınî duyguları, dört büyük melek ve nâsût-mele