ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
9 sonuç · “harâm”
01mâl-i harâm
mâl-i harâm a. Çl^ JL) fik. Kumar, rüşvet, zina, faiz gibi helâl olmayan yollarla kazanılan mallar.
Hırâmî Ahmed Paşa Zâviyesi
İstanbul · Türkiye · Eğrikapı dışında Savaklar’da bulunan ve 1155/(1742)’de meşîhati Cemâleddin Efendi’ye verilen zâviye; 1164/(1751)’e kadar burada irşadda bulunmuştur. Sefîne, adın Harâmî değil Hırâmî olduğunu ayrıca kaydeder.
Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi’nin Mekke Süleymaniye çevresi
Mekke · Suudi Arabistan · Mekke’ye tayin ve yerleşme Amasyalı Karabaş Abdurrahman Efendi Şâban 1007’de (Şubat-Mart 1599) elli akçe ile Mekke’deki Süleymaniye medreselerinden birine tayin edildi. Medrese bölümünün adı kaynakta ayrılmadığı için harita işareti Harem çevresini gösterir; kesin bina noktası değildir. Ders, vaaz ve şehir hafızası Abdurrahman Efendi burada ders verdi, Vâdî-i Abbâs ziyareti ardından Abbâsî kıyafetiyle tanındı ve vaazlarıyla Mekke ileri gelenleri arasında yer aldı. 1040/1630-31’de Mekke’de vefat etti; kesin kabir yeri bilinmemektedir.
Mekke — Ahmed Yekdest-i Cüryânî’nin irşad çevresi
Mekke · Suudi Arabistan · Harem-i şerif çevresindeki irşad Ahmed Yekdest-i Cüryânî, Muhammed Ma‘sûm Sirhindî tarafından Mekke’de irşadla görevlendirildi. Hac mevsimlerinde farklı coğrafyalardan gelen âlim ve sûfîlerle buluşan sohbet halkası, Müceddidiyye’nin Hicaz dışına taşınmasında etkili oldu. Koordinatın sınırı İşaret Mescid-i Harâm merkezini gösterir. Şeyhin kesin ikamet, tekke veya kabir parseli doğrulanmadığından belirli bir yapı iddiası taşımaz.
Sayfalar 186–191
Muzaffer Ozak Külliyatı · böyle olan kullarına rahmetini saçar; sevdikleri arasına bunları dahil eder.) buyurdular. Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, ana ve babasına iyilik edenler, bu dünyadan îman ile g
Sayfalar 233–238
Muzaffer Ozak Külliyatı · yan zannedip, Rabbisine ibadet kılmayıp, Allahın rızasını göetmeyenler ve nefsinin esiri olanlar, böyle yanlış hareketleri sadece burada yaptıkları bayram ile kalacaklardır. Mü'min
Sayfalar 344–349
Muzaffer Ozak Külliyatı · neti» lâkabını almışlardı. Diğer imamlar da âbid, zâhid ve âşık kişilerdi. Hepsinin faziletini yazmak için denizler mürekkep, ağaçlar kalem, bütün melekler kâtip olsalar yine bu ze
Sayfalar 400–409
Muzaffer Ozak Külliyatı · linmişti. İşte, böyle kâfirleri, bu hayvanlaşan insanları kısa bir zamanda, insanlıkta nümune yapacak derecede yetiştirmesi, nübüvvetinin diger bir şâhididir. Tâbiî! Bu insan yetiş
Sayfalar 410–416
Muzaffer Ozak Külliyatı · olsun. İşte nefsim! Ne istersen eyle! İlle ümmetim!» diye münacâat eylediginde, bizleri Habibine bagışlayıp, livail-hamd altında lûtfunla, rahmetinle, cem'eyle. Ahır ve âkıbetimizi