Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

9 sonuç · “bî'at

01
Şahsiyet

Bolevîzâde Seyyid Ahmed Saîd Efendi

Bolevîzâde Seyyid Ahmed Saîd Efendi (1672-1729), İstanbul’un yüksek medreselerinden Kudüs, Şam, Yenişehir ve Medine kadılıklarına ilerleyen; derviş tabiatı ve yumuşak ahlâkıyla anılan Osmanlı âlimidir.

02
Şahsiyet

Dâvûd-i Kayserî

Dâvûd-i Kayserî (yak. 1260 – 751/1350), Orhan Gazi'nin 1336'da İznik'te açtığı ilk Osmanlı medresesinin ilk müderrisi; vahdet-i vücûdu felsefî mahiyette yorumlayan ilk sûfî müellif ve tabiatı enerjiyle açıklayan bir tabiat filozofu.

03
Şahsiyet

Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi

Evliyâzâde Ali Fâiz Efendi (ö. 10 Kasım 1726), medrese basamaklarından Kudüs, Şam ve Medine kadılıklarına yükselen; kaynakta halka iyi muamele eden derviş tabiatlı bir kadı ve Fâiz mahlaslı şair olarak anılan Osmanlı âlimidir.

04
Şahsiyet

ŞEYH SA’DEDDÎN-İ CÜVEYNÎ

ŞEYH SA’DEDDÎN-İ CÜVEYNÎ Kibâr-ı meşâyıh u ulemâdandır. Keşfû’l-Mahcûb ve Secencelü’l-Ervâh unvânlı eserleri meşhûrdur. Dîger ba'zı te’lîfâtı varmış. 650/(1252) senesinde âlem-i bakâya rıhlet etmiştir. Sadreddîn-i Konevî hazretleriyle musâhabeti mervîdir. Gâyet müessir tabîat-ı şi’riyyesi vardır: ‫بر اسهب عشق ﭼو سوار آيد دل‬ ‫بر جمله مرام كامكار آيد…

05
Sözlük

tabî'at

Yaratılış, t seciye, bir varhğm aslî yapısı ve maddî dünya anlamında bir terim. “Gökler ve yer.” anlamında bütün evreni ifade eden Kur’ân terimi. t

06
Sözlük

tabî'atçılar

Tabiat bilimlerine dayah bir metafizik kurma eğilimi ve gayreti içinde olan İslâm feylezoflannm oluşturduğu ekol. t

07
Sözlük

bî'at

İslâm devletlerinde idare eden üe idare edilenler (halk) arasmda seçim ve bağlılık çerçevesinde yapılan sosyopolitik akit. İslâm hukuku çerçevesinde yapılan bu akit, devlet başkanmı seçme, belirleme ve ona bağlılık gösterme yolunda bir itimatnamedir. Kur’ân-ı Kerîm’in “Fetih suresi” nde Müslümanların Hz. Muhammed’e biat etmeleri anlatılır. Hz. Peygamber zamanmda dinî hükümlere bağlı kalmak ve Resulullah’a itaat etmek, anlamında uygulamaya konulan bî’at, sonraki dönemlerde devrin şartlarma göre farklılıklar göstermiştir. O’nun ölümünden hemen sonra ilk biat uygulaması, Hz. Ömer’in Hz. Ebubekir’in elini sıkararak onun halifeliğini ilân etmesi ile gerçekleşir. Sonralan ise bu uygulama çoklukla siyasî bir nitelik kazanmış ve “biat merasimleri” düzenlenmiştir. Özellikle Osmanh döneminde buna çok titizlik gösterümiştir. Önce “Hırka-i Saâdet Dairesi”nde başlayan merasim, veziriazam ve şeyhülislâmm biat gösterisinden sonra Topkapı Sarayı’ndaki “Bâbüssaade” önünde kurulan tahta oturan padişahm önünde devam ederdi. Burada toplanan vezirler ve öteki devlet erkâm padişahm eteğini öperek biat merasimini sürdürürler; ilmiye smıfı ise onun elini öperek biat geleneğini gösterirlerdi.

08
Sözlük

Bî'at-I Rıdvân

Hudeybiye'de Semûre ismindeki ağacın altında 400 Eshâb-ı kirâmın Peygamber efendimize, emirlerini kayıtsız şartsız yerine getireceklerine dâir verdikleri söz. Kur'ân-ı kerîmde Bî'at-ı Rıdvân yapanlar hakkında meâlen buyruldu ki: Andolsun ki, Allahü teâlâ, seninle o ağacın altında bî'at ettikleri vakit mü'minlerden râzı olmuştur. (Feth sûresi: 18) Ağaç altında gerçekten bî'at edenlerden hiç biri, Cehennem'e girmeyecektir. (Hadîs-i şerîf-Tezkiye-i Ehl-i Beyt)

09
Sözlük

Bî'at (bey'at)

1. Sözleşme, söz verme, teslimiyet. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey Resûlüm! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinâ etmemek, kız çocuklarını öldürmemek, herhangi bir iyilik husûsunda sana isyân etmemek üzere, seninle bî'atleşmeye geldikleri zaman bî'atlerini kabûl et. Onlar için Allah'tan mağfiret (günahlarının affını) dile. Muhakkak ki Allahü teâlâ tövbe edeni affedici, tâatle, beğendiği işleri yapanlara pek merhametlidir. (Mümtehine sûresi: 12) 2. Devlet başkanı durumunda olan kimseye, senin başkanlığını, idâreciliğini kabûl ettim, iyi ve faydalı her sözüne itâat edeceğim, şeklinde söz vermek, bağlılığını bildirmek. Bu çeşit bî'at, Peygamber efendimizin vefâtından sonra Benî Sakîfe denilen yerde hazret-i Ebû Bekr halîfe seçilirken görülür. Burada Ebû Bekr'e ilk bî'atı, hazret-i Ömer yaptı. Bundan sonra İslâm devletlerinde devlet başkanına itâat edilmesi ve sözünün dinlenmesi için bî'at esas oldu. Zamanla bî'at için merâsimler yapıldı. Bu, çeşitli devirlere ve devletlere göre farklılık gösterir. Osmanlı Devletinde de, bî'atın önemli bir yeri vardı. Her pâdişâhın tahta çıkışında merâsimler yapılırdı. Resmî bî'at, Topkapı Saray-ı Hümâyûnunda Bâbüssaâde önünde icrâ olunması eskiden beri âdetti. Bî'at sırasında el tutuşmak âdeti, zamanla kaldırılmış, yerine etek öpmek usûlü getirilmiştir. (Yeni Rehber Ansiklopedisi) 3. Tasavvufta bir terim. Bî'at tâbiri tasavvufta üç mânâyı ifâde eder: Birincisi, büyük bir zâtın yanında, günah işlememek için söz vermektir. Buna tövbe bî'atı denir. Büyük günâhlardan biri işlenince, bu bî'at bozulur. Yeniden bîat etmek lâzımdır. İkincisi, intisâb etmek, bağlanmak, bereketlenmek için bir velîye veya onun hakîkî mensuplarına bîat etmektir. Onlar için bildirilen müjdelere ve şefâatlarına kavuşulur. Bî'atin üçüncü mânâsı, evliyâ zâtlardan gelen feyizlere, mânevî bilgilere kavuşmak, onlardan faydalanmak için yapılır. (Abdullah-ı Dehlevî)