ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
43 sonuç · toplam 43 · “Nâib” · 1/2
01Nâib
1. Hac ibâdetinde birine vekâlet eden. Vekil. Allahü teâlâ bir hac ibâdeti ile üç kişiyi Cennet'e koyar: 1) Haccı vasiyet edeni, 2)Vasiyeti infâz edeni (yerine getireni), 3)Nâib olarak hacca gideni. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî) Nâib olarak hacca…
Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi
Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi (ö. 1695), Üsküdar'da yetişen, İskender Paşa Medresesi'nin ilk müderrisliğini yapan ve Naîm mahlasıyla divan ile manzum hamse sahibi Osmanlı âlim-şairidir.
Sarı Nâib Naîm: Divan, Hamse ve Tevhid Dili
Naîm İsmail Efendi'nin medrese ve nâiblik hayatını, divan ve hamse kaydını, kaynakta korunan şiirlerini ve tasavvufî söz varlığını birlikte sunar.
Cenâib
Arapça, yedek binek hayvanları demektir. Bunlar, kalp havuzlarına ve kurb makamlarına ulaşıp, Allah’ta seyr makamına varmadıkları, müddetçe, takva ve tâat yiyeceğini taşıyarak, nefis menzillerinde Allah’a yol alanlardır.
Çukacızâde Damadı Seyyid Mustafa Efendi
Çukacızâde Damadı Seyyid Mustafa Efendi (ö. 1139/1727), Çukacızâde Seyyid Ahmed Efendi’nin damadı; İstanbul’daki üç medresede müderrislik yaptıktan sonra Medine nâibliğine tayin edilen Osmanlı âlimidir.
Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi
Muhammed Yâsin Nâfi‘ Efendi (ö. 1902), İdlib çevresinden yetişen; kadılık nâibliği, Kur’an hizmeti ve Nakşibendî-Kādirî irşad bağlarıyla tanınan Arap âlim ve şeyhtir.
Şeyh Şâmil
Şeyh Şâmil (1212/1797 – 1287/1871), Nakşibendî-Hâlidî şeyhi ve Dağıstan imamı; Rus İmparatorluğu'na karşı yirmi beş yıl süren direnişi yönetmiş, kurduğu nâiblik-vilâyet düzeniyle Kafkasya'da fiilî bir devlet işletmiş, Gunib'de teslim oldukt…
Sergüzeştnâme-i Fakır be-Azîmet-i Tokat
Bursalı İsmâil Belîğ · 1114'te (1702) nâiblik için davet edildiği Tokat'a giderken çektiği zahmetleri, memuriyet çilesini ve azledilişini anlattığı 149 beyitlik mesnevisidir.
Oğlu Senâî'nin vefatına söylediği manzume
Vahdetî Osman Efendi · Vefatı üzerine oğlu Senâî bir manzume söylemiş; babasını “kutb-ı devrân” ve zamanının Süleyman'ı diye anmıştır.
Allah
Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na…
Anz
(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şe…
Etvâr-ı dil
Kalbin tavırları ve mertebeleri. 2. tas. Kalbin cilveleri ve mazharları. Kalbin tavırlarından her biri diğer tavrın cevheri ve madenidir. “Altın ve gümüş gibi, insanlar da maden ocakları halindedirler,” hadisiyle bu hususa işaret edilmiştir…
Bi-reng-Bi-rengi
Renksiz, renksizlik. tas. Dinlerin birliği (vahdet-i edyan). Bütün renklerin aslı renksizlik olduğu gibi bütün dinlerin aslı da bir ve aynıdır. Bu da bütün insanların Elest Bezmi'nde kendilerinin kul, Allah'ın Rab olmasını kabul etmelerinde…
Fark
veya Ferk Halka Hak'sız işaret etmek. 2. Kulluğu müşahede etmek (İFM). 3. Allah'ın hayat sıfatı (115). 4. Fark, kula nispet edilen ibadet ve benzeri haller; cem ise Hakk’a nispet edilen lütuf ve benzeri hususlardır. Halkı görmek fark, Hakk'…
Hâcib-i Hak
(5> (حاجب Hakk'ın kapıcısı. tas. Hak ile halk arasında aracı olan insan-ı kâmil ve şeyh-i vasıl. Kâmil insan hâcip olması sıfatıyla müridi Hakk'ın huzuruna alır, Hakk'ın naibi olması sıfatıyla da onun mülkünde tasarrufta bulunur (sm). İbn S…
Halvethane
Sâlikin tek başına ibadet ettiği yer, inzivaya çekildiği köşe, çilehane. Tekkelerin ve bazı mescitlerin çevresinde yapılan kapalı, karanlık ve daracık hücre ve odalar. 2. Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, s…
Muizdver
254) 1. İşçi, ücretle çalışan. 2, tas. Muamele ehli, Allah'tan ecir ve sevap almak için çalışan, böylece cehennemden kurtulup cennete girmek için çabalayan kimse, abit. Halbuki arifler, Allah emrettiği ve O'nun hakkı olduğu için ibadet eder…
Niyâbet
Vekâlet, hilafet. tas. a Hakk'ın nâibi, Hakk'ın halifesi. b Hakk'ın, kulun naibi olması. Kulun Hakk'ı nâip kılması (sm). Bkz. Hilafet.
Şeyh ia
Meşayih, Suyuh, Eşyah. Yaşlı, ihtiyar, pir, bey, önder, kabile başkanı. 2. tas. a Nefsinden fani, Hak'ta baki veli; Hak dostu. b Taliplere rehberlik etmek ve onları irşat etmek ehliyetine ve liyakatına sahip olan insan-ı kâmil; rehber; deli…
nahs
G^j) [Ar.] Sözlük anlam “Uğursuzluk.” olan bir ter “sa'd” (bk. bu madde) karşıtı. 521 nakîbü’l-eşrâf ha nâ'ib a. [Ar.] İslâm devletleol rinde, hükümdar, vali, kadı gibi iyi devletin ileri gelen kademelelık rinde vekillik veya yardımcılık aç…
Nûh Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde adı geçen peygamberlerden. Peygamberlerin büyükleri olan ve kendilerine Ülü'l-azm denilen altı peygamberin ikincisi. İdrîs aleyhisselâmdan sonra peygamber olarak gönderildi. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:…
Nezr
Adak yâni bir isteğin yerine gelmesi ve bir korkunun giderilmesi için, farz veya vâcib olan bir ibâdete benzeyen ve başlı başına ibâdet olan bir işi yapacağına dâir Allahü teâlâya söz verme. Mutlak ve muayyen olmak üzere iki kısımdır. Allah…
Halîlullah
Allahü teâlânın dostu mânâsına İbrâhim aleyhisselâmın lakabı. Halîlürrahmân da denir. İbrâhim aleyhisselâm Halîlullah'tır. Çünkü, bunun kalbinde, Allah sevgisinden başka hiçbir mahlûkun (yaratılmışın) sevgisi yoktu. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî…
Hakk-Ul-Yakîn
Bir şeyin hakîkatine kavuşma, mâhiyetine erişme, bulma, tatma. Allahü teâlânın beğendiği ahlâk ile ahlâklanıp, kalb gözünün açılması ve mânevî perdelerin kaldırılması neticesinde elde edilen kesin ilim, bilgi. Evliyânın çoğu, ancak öldükten…