Ara
Menü

Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi

Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi (ö. 1695), Üsküdar'da yetişen, İskender Paşa Medresesi'nin ilk müderrisliğini yapan ve Naîm mahlasıyla divan ile manzum hamse sahibi Osmanlı âlim-şairidir.

Vefat
1695
Unvan
Osmanlı müderrisi, nâib ve divan şairi

Üsküdarlı İsmail Efendi

Asıl adı İsmail b. Mustafa'dır. Üsküdar'da doğdu; doğum yılı kaynakta verilmez. Tahsilini tamamladıktan sonra Bâlî Efendi'den mülâzemet aldı ve medrese derecelerinde kırk akçeli medreseye kadar ilerledi.

İskender Paşa Medresesi'nin ilk müderrisi

1104/1692-93'te yeni kurulan İskender Paşa Medresesi'nin ilk müderrisi oldu. Kaynaktaki kenar kaydı tayini 13 Cemâziyelevvel 1103 olarak verir; ana metinle bir yıllık fark taşıyan bu kayıt, kesin gün iddiasına dönüştürülmeden kaynak varyantı olarak korunur.

“Sarı Nâib” lakabı

Bazı mahkemelerde nâiblik yaptı; hizmeti beğenildiği için “Sarı Nâib” unvanıyla tanındı. Lakabın “sarı” kısmının sebebi kaynakta açıklanmaz.

Divanı ve hamsesi

Naîm mahlasıyla tertip edilmiş mükemmel bir divanı ve manzum bir hamsesi bulunduğu kaydedilir. Bu bilgi Şeyhî'nin eser adlarını tek tek vermediği bir katalog kaydıdır; nüshaları belirlenmeden beş mesnevinin adları tahmin edilmemiştir.

Tevhid, sûfî ve aşk dili

Şeyhî'nin seçtiği şiirler halka-i tevhid, sûfî, aşk, gönül, fenâ ve ibret çevresinde gelişir. Bu söz varlığı tasavvufî şiir diline yakınlığını gösterir; fakat kaynak belirli bir şeyh, tekke veya tarikat nispeti vermediğinden kişi herhangi bir yolun mensubu yapılmamıştır.

Halka-i tevhid

Gülistân-ı cihânda bir dönüm bâğ-ı mahabbetdir
Mukîm-i kûy-ı aşka zâd-verdir halka-i tevhid

Biter her âşıkın hûn-ı dilinden bir gül-i hasret
Sifâl-i nahl-i aşk-ı bâr-verdir halka-i tevhid

“Dâğ ber-dildir” gazelinden

Dil-i uşşâka tennûr-ı pür-ahker dâğ ber-dildir
Nesîm-i kâkül-i dildâra micmer dâğ ber-dildir

Nice devr etmesin sûfî safâ-yı gerdiş-i câma
Kanâdîl-i harîm-i şu'le-güster dâğ ber-dildir

Değil hem-râz-ı cûşiş-i kâl ü hâl cevher-i aşka
Dil-i uşşâk-ı zâra pûte-i zer dâğ ber-dildir

“Sâde olur” gazelinden

Su gibi âyine-i hüsn ü behâ sâde olur
Teşne-diller sana ol vechile cân-dâde olur

Seyr eden ol gülü mestâne çemen bezminde
Aldırır kendiyi şebnem gibi üftâde olur

Zülf-i müşkînine pâ-beste olurmuş evvel
Ol sebebden midir âşık olan âzâde olur

“Giderek” gazeli

Cemâl-i yâra hatt-ı nev kitâb olur giderek
O âftâb-ı girift-i sehâb olur giderek

Tegâfülü ko eyâ pâdişâh-ı işve-sipâh
Sevâd-ı kişver-i hâtır harâb olur giderek

Naîm-i vasf-ı leb-i âteşîn-i dilber ile
Cevâhir-i sühanın la'l-i nâb olur giderek

Vefatı

Ramazan 1106/Nisan-Mayıs 1695'te vefat etti. Kaynak defin yerini bildirmez; bu nedenle tahminî mezar noktası üretilmemiştir.

İsim ve mahlas ayrımı

Bu kişi tarihçi Mustafa Naîmâ ile aynı değildir. Kayıt, İsmail b. Mustafa adı, Üsküdar kökeni, “Sarı Nâib” lakabı, İskender Paşa Medresesi ve Naîm mahlasıyla birlikte tanımlanmalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZAÜsküdar
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Müretteb divan ve manzum hamse

Şeyhî, Naîm mahlasıyla tertip edilmiş bir divanı ve manzum hamsesi olduğunu bildirir.

Metni gösterMetni daralt

Eserlerin nüsha ve başlıkları ayrıca yazma kataloglarında doğrulanmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 3, s. 2049-2053, Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi tercemesi.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Halka-i tevhid şiiri

Naîm, tevhid halkasını aşk yolcusunun azığı ve muhabbet bağının verimli ağacı olarak işler.

Metni gösterMetni daralt

Gülistân-ı cihânda bir dönüm bâğ-ı mahabbetdir
Mukîm-i kûy-ı aşka zâd-verdir halka-i tevhid

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 3, s. 2049-2053, Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi tercemesi.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Şeyhî Mehmed Efendi, Vekāyi‘u’l-Fuzalâ, c. 3, s. 2049-2053, Sarı Nâib Naîm İsmail Efendi tercemesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →