ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
336 sonuç · toplam 336 · “mürîd” · 8/14
01Kapı Allah Kapısıdır
Akşemseddin, mürşidi, kulu Allah’a, Allah’ı da kula sevdiren kişi olarak tarif eder. Bu durumda, mürşid, müridi Allah’a ulaştıran kapı durumundadır. Ve bu kapı, ayırım gözetmeksizin herkese açıktır. Bu kapı insanlara hizmet kapısıdır, zira…
Melfûz-Melfûzât
Arapça, telaffuz edilen söz demektir. Özellikle Horasan, Hind ve Orta- asya’da, mürşidler sohbet toplantılarında, konuşma yaparken, müridlerce tutulan notlardan oluşan eserler. Bunlara, mecâlis, mevâ’iz gibi adlar da verilir. Mevlânâ’nın Me…
Mekâsib
Kazançlar, kârlar anlamında Arapça bir kelime. Abdullah b. Mübarek “elinin emeğiyle kazanma zorluğuna katlanma zevkine varmayanda, hayır yoktur” der. Yine Abdullah b. Mübarek “elinin emeğiyle geçimini temin, tevfiz ve tevekküle engel değild…
Han
Farsça, Mesnevî okuyan demektir. Kürsüde Mevlânâ’nın Mesnevîsi’ni açıp, onu okuyup şerhederek vaaz veren kimseye mesnevî-hân denir. Mevlânâ zamanında bu görev yoktu. Zâten müridlerinin çoğu Farsça bilmekteydi. Mevlânâ’nm yerine geçen Hüsame…
Muhib
Arapça, seven demektir. Tasavvuf yolunu ve o yolda gidenleri seveni ifade eder. Tasavvuf yolunu seven, fakat o yola girmemiş kişiye muhib derler. Bektaşîlik’te Muhiblik ilk derecedir. Bundan sonra dervişlik, babalık ve halifelik gelir. Mevl…
Nefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i tevhidi Nefy…
Bizim Tavlamızda Karar Eder
Bektaşîler, tarikatları oniki olarak kabul ederler. Diğerleri bu oniki tarikatın şu’beleridir. Onlara göre, hakiki tarikat, Bektaşîliktir. Bir kimse Bektaşîliğe girmedikçe hakikata ulaşamaz. Diğer tarikatlar bu konuda yetersizdir. Bu bakımd…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Savlet
Arapça, hamle ve hücumu ifade eden bir kelime. Haller sebebiyle mürid ve mutavassıtların, kendi durumunda olanlara, sözlü sataşmada bulunmaları. Bu zemmolunmuştur. Kişinin kendinden üstüne dil uzatması küstahlık, altında bulunana konuşması…
Sema Tekbiri
Şeyh tarafından sikkenin yeni müridin başına, tekbirle giydirilmesi. Mevlevîliğin önemli âdetlerinden biri idi. Yeni mürid, mutfak işi ve meşkle meşgul olurdu.
Ser-Pâ Etmek
Farsça, başı ayak etmek, demektir. Mevlevîlikte, kusur işleyen bir müridin cezalandırılması olayına, ser-pa etmek denir. Aşçıbaşı veya (Konya’daki dergahta) tarikatçı tarafından, suçlu müridin semahane, yahut meydan’da sikkesi alınır, ayakk…
Şerbet Vermek
Bedeviye tasavvuf okulu ıstılahındandır. Bey’at töreni yapılırken, mürşidin yaptığı telkin ve içirdiği şerbet için, şerbet vermek tabiri kullanılır. Şerbet, yedi şeyle birlikte verilirdi. Müridin çok cezbeli olması istenirse şerbet, nefes v…
Şey’en Li’llah
Arapça, Allah rızası için bir şey anlamındadır. Tasavvuf tarihinde çok az bir kısım tasavvuf erbabı, nefs terbiyesi için, müridlerini, geçici bir süre bir şeyler toplamaya yollarlardı. Onlar da “şey’en lillah” diyerek keşkülleriyle dolaşır,…
Taç Giydirilmek
Şeyhler tarafından müridlere törenle taç giydirilme töreni. Tasavvuf yolunda ilerleyip, olgunlaşan ve bu şekilde irşâd seviyesine gelenlere, şeyh tarafından taç giydirilir, ellerine de mühürlü bir “icazetname” veya “hilâfetnâme” verilir ki,…
Telef
Arapça, helak olmak, heder olmak demektir. Telef, ölümden ibarettir. Ölüm ve helak olma (telef), vakti gelince helak olması beklenen şeye denir.TELKİN; Arapça, birine bir söz anlatmak, öğretmek, dikte etmek anlamlarında kullanılan bir kelim…
Tığ
Farsça, ucu iğne gibi sivri küçük demir iğneye denir. Rufaî tabiridir.Şeyh Efendi, zikr merasiminde, burhan makamında ,bu şişi müridlerinin çeşitli yerlerine batırır, kan akmazdı, kanın akmaması veya bir takım sebeplerle ortaya çıkan kan ak…
Bend
Farsça, kılıç bağı demektir, ki canların Bektaşiliğe girerken kestikleri kurbanların tüyünden örülür. Rehber, yeni ders alacak kişiyi şeyhin huzuruna götürürken, onun boynuna tığ-bend bağlardı. Can bunu takarken, “destur” der.Ardından “Pür…
Topuz
Rifai tasavvuf okulu cihazlarından. Uzunluğu, bir karıştan fazla, üst tarafı yuvarlak veya oyuklu, baş tarafında, ağaçtan yuvarlak bir tepeliği bulunan âletin adıdır. Tepeliğin etrafında, ince zincirparçalarından saçak bulunur. Şeyh zikir s…
Yaktığın Çerağı Söndürme
Bir kerecik kusur işleyen mürid hakkında, şeyhe niyaz tarzında söylenen söz ki bu affetmeyi ihtiva eder.Merhem koyup onarma sînemde kanlı dağı. Söndürme öz elinle yandırdığın çerağı.Fuzulî
Yiğitbaşiyye
Bkz. Ahmediyye,YOL :Tarikat kelimesinin Türkçesi. Yol ile ilgili deyimler ve atasözleri şu şekildedir:Yolsuz, Yolsuzluk : Tarikata uymayan bir iş yapmak.Yol Vurmak : Ehil olmadığı halde, Şeyhlik iddiasında bulunup, etrafında adam toplayan,…
Seyyahat
Arapça, gezmek dolaşmak demektir. Eskiden mürşidler, olgunlaşmaları ve ibret almaları için, müridlerini seyahatlere yollarlardı. Bu seyahatlerde, Şeyhlerden feyz alınır, nefs terbiyesi yapılırdı. Seyyah dervişin sırtında postu, elinde keşkü…
Murâd
1. İstenilen; arzû edilen şey. Sizden biriniz sefere çıkmak murâd ettiğinde kardeşlerine (vedâ edip) selâm versin. Zîrâ Allah onların duâları sebebi ile o kimsenin hayrını artırır. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce) Allah, bir kula zilleti murâd et…
Pîrî Paşa (Soğukkuyu) Camii hazîresi
Zeyrek, İstanbul · Türkiye · 10 Şevval 1202'de (14 Temmuz 1788) vefat edip şeyhi Mehmed Emin Tokadî'nin kabri yanına defnedildiği hazîre. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Müstakimzâde Süleyman Sa‘deddin Efendi : Müstakimzâde Süleyma…
Sivas Ulucamii
Sivas · Türkiye · Tamirine öncülük ettiği camidir. 2 Ağustos 1969’daki vefatının ardından cenaze namazı Sivas Paşa Camii’nde kılınmış, kendisi ulucami hazîresine defnedilmiştir; mezarı buradadır. İlişkili kişi dosyası İhramcızâde İsmail Hak…