Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-10533- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Bektaşîler, tarikatları oniki olarak kabul ederler. Diğerleri bu oniki tarikatın şu’beleridir. Onlara göre, hakiki tarikat, Bektaşîliktir. Bir kimse Bektaşîliğe girmedikçe hakikata ulaşamaz. Diğer tarikatlar bu konuda yetersizdir. Bu bakımdan, onlara göre, onbir tarikat ehli sonunda Bektaşî olabilir ama bir Bektaşî başka bir tarikata giremez, buna lüzum yoktur. At ahırına tavla denir. Bektaşîler bu sözle, kendileri de dahil olmak üzere bütün tarikatlari ahıra (lavla), müridleri de terbiye edilmek üzere tavlaya girmiş atlara benzetirler. Ancak bu benzetişin ince tasavvuf edebinden uzak olduğu açıktır. Meselâ onlar, sevdiği kimselere, “pezevenk” derler.</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12607- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Bektaşîler, tarikatları oniki olarak kabul ederler. Diğerleri bu oniki tarikatın şu’beleridir. Onlara göre, hakiki tarikat, Bektaşîliktir. Bir kimse Bektaşîliğe girmedikçe hakikata ulaşamaz. Diğer tarikatlar bu konuda yetersizdir. Bu bakımdan, onlara göre, onbir tarikat ehli sonunda Bektaşî olabilir ama bir Bektaşî başka bir tarikata giremez, buna lüzum yoktur. At ahırına tavla denir. Bektaşîler bu sözle, kendileri de dahil olmak üzere bütün tarikatlari ahıra (lavla), müridleri de terbiye edilmek üzere tavlaya girmiş atlara benzetirler. Ancak bu benzetişin ince tasavvuf edebinden uzak olduğu açıktır. Meselâ onlar, sevdiği kimselere, “pezevenk” derler.</p>
Tasavvuf Sözlüğü
Bektaşîler, tarikatları oniki olarak kabul ederler. Diğerleri bu oniki tarikatın şu’beleridir. Onlara göre, hakiki tarikat, Bektaşîliktir. Bir kimse Bektaşîliğe girmedikçe hakikata ulaşamaz. Diğer tarikatlar bu konuda yetersizdir. Bu bakımdan, onlara göre, onbir tarikat ehli sonunda Bektaşî olabilir ama bir Bektaşî başka bir tarikata giremez, buna lüzum yoktur. At ahırına tavla denir. Bektaşîler bu sözle, kendileri de dahil olmak üzere bütün tarikatlari ahıra (lavla), müridleri de terbiye edilmek üzere tavlaya girmiş atlara benzetirler. Ancak bu benzetişin ince tasavvuf edebinden uzak olduğu açıktır. Meselâ onlar, sevdiği kimselere, “pezevenk” derler.