ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
247 sonuç · toplam 247 · “İ‘tibâr” · 7/11
01Feylesof
Beğendiği düşüncelerini hakîkat olarak anlatıp, yaldızlı, heyecanlı sözlerle inandırmaya çalışan kimse. Felsefeci. Feylesoflar nakle değil akla inanırlar. Din bilgilerini fen bilgileri ile isbat eden mü'minlere Hukemâ denir. (M. Sıddîk bin…
Sahîh Kan
Sekiz yaşını bitirip, dokuz yaşına bastıktan birkaç gün veya ay, yâhut seneler sonra, sıhhatli bir kızın veya âdet zamânı son dakikasından îtibâren tam temizlik (on beş gün) geçmiş olan kadının önünden çıkan ve Hanefî mezhebine göre, en az…
Münâkaşa
Çekişme, tartışma. Kimse ile münâkaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın, Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. Şaka yapmak, yanındakileri güldürmek için olsa bile, yalan söylemeyenin Cennet'e gireceğini size…
Sakalân (sakaleyn)
1. İnsanlar ve cinler. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Ey sakalân! Yakında (kıyâmet günü) sizi hesâba çekeceğiz. (Rahmân sûresi: 31) Sakalân, yeryüzünde bulunan diğer mahlûkâta nazaran yüklendikleri emir ve yasaklar îtibâ…
Hâcegân Yolu
Daha çok nübüvvet kemâlâtına (olgunluklarına, üstünlüklerine) kavuşturan Hazret-i Ebû Bekir'den gelen yolun, Yusuf-ı Hemedânî hazretlerinden îtibâren aldığı isim. Bu yol sonradan Nakşibendiyye adını almıştır. Hâcegân yolunun büyüklerinden A…
Nakdeyn
Basılmış para hâlindeki altın ve gümüş. Fülûs denilen bakır, bronz paralar (ve kâğıt liralar) aynı sayıda (yâni îtibârî kıymetleri aynı olarak) kendi cinsleri veya altın, gümüş karşılığında satılınca dâimâ semen olurlar. Nakdeyn karşılığınd…
Nisâb
Dinde zenginlik ölçüsü. İslâm dîninde, zenginlik ile fakirlik arasındaki maddî sınır. Altının nisâbı (Hanefî mezhebinde)yirmi miskal (96 gram)dır. (Kâşânî) Zekât vermenin farz olması için, zekât malının nisâb miktârı olduktan îtibâren bir h…
Necm Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli üçüncü sûresi. Necm sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Altmış iki âyet-i kerîmedir. İlk âyetinde geçen ve yıldız mânâsına gelen Necm kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; mîrâc mûcizesi, putların uydurma ilâhlar olduğ…
Hûd Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde ismi geçen peygamberlerden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Âd kavmine kardeşleri Hûd'u ( peygamber olarak ) gönderdik. Hûd ( aleyhisselâm ) onlara; "Ey kavmim! Allahü teâlâya ibâdet edin. İbâdet edilecek O…
Hükmî Temizlik
Kadının âdet bitiminden îtibâren on beş gün içinde kan gördüğü halde temiz kabûl edilmesi. Bu on beş gün içinde kan görülen bu kan fâsid kan yâni istihâza kanıdır. (Bkz. Tam Temizlik)
Sünnet-İ Hasene
İlk asırda (Resûlullah efendimiz ve O'nun arkadaşları olan Eshâb-ı kirâm zamânında) asılları îtibâriyle bulunan, sonraları daha da geliştirilen, minâre, mektep yapmak ve kitâb yazmak gibi, İslâm'ın izin verdiği, hattâ emrettiği güzel ve fay…
Şân
1. Hâl, durum. Eshâbımın ismini işitince, susunuz. Şânlarına yakışmayan sözleri söylemeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika) Allahü teâlâdan râzı olandan, Allahü teâlâ da râzıdır. Kazâya rızâ, evliyânın şânındandır. (Fakîrullah) Haramlar…
Haysiyyet (haysiyet)
Şeref, îtibâr. Haysiyetsiz kimse, kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakâretleri kabûl eder. (Ali bin Emrullah) İyi huylu kimse, kendisine darılana iyilik yapar. İhsânda bulunur.Malına, haysiyetine, bedenine zarar vereni affeder. (Hâ…
Hayz (hayız)
Sıhhatli bir kızın veya âdet zamânı son dakikasından îtibâren tam temizlik (hiç kan gelmeden en az on beş gün) geçmiş olan kadının önünden çıkan ve Hanefî mezhebine göre en az üç gün (ilk görülmesinden îtibâren yetmiş iki saat), en çok on g…
Şuûr
1. Anlayış, idrâk. Allahü teâlâya karşı sorumluluğunun şuûruna varan nice akıllı kişiler var ki, halk katında îtibârı, kıymetleri yoktur; fakat âhirette kurtulacak olanlar, onlardır. Halk nazarında nice tatlı dilli, giyimli-kuşamlı da vardı…
İslâmiyyet (islâmiyet)
Allahü teâlânın Cebrâil ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyâda ve âhirette râhat ve mes'ûd olmalarını sağlayan usûl ve kâideler, emirler ve yasaklar. Allahü teâlâ âyet-i kerîme…
Bakım Evi
Bektaşî ıstılahlarındandır. Bektaşî tekkesindeki evlerden birinin, üstlendiği fonksiyon itibariyle aldığı ad.;
Cihete’d-Diyk Ve’s-Si’a
Arapça, darlık ve genişlik yönleri demektir. Varlık ve genişlik zata ait iki itibardır. Bu, ya düşünülüp anlaşılan herşeyden münezzeh kendisiyle beraber başkasını kuşatmanın, vücudun ve ta’akkulun bulunmadığı hakiki vahdet olan yöndür ki, b…
Cur’a-Dan
Cur’a Arapça’da yudum anlamına gelir, Farsça “dan” ekiyle birlikte “yudumluk” manasınadır. XIV-XVI. yüzyıllarda abdalların ve Bektaşîlerin esrara düşkün oldukları, sunulan esrar kabağından herkesin tek nefes çektiği kaydedilir. Bektaşîlerin…
Cüneydiyye
Cüneyd-i Bağdadi (ö. 298/910)’nin fikirleri çerçevesinde oluşan Bağdâd tasavvuf okulunun, XI. asırdan itibaren bir tarikat şeklinde kabul edilmesiyle ortaya çıkmıştır.
Çavuş
Türkçe çavmak kökünden türetilmiştir. Orduda onbaşının üstündeki rütbeye denir. Ancak bu kelime esas anlamı itibariyle haber taşımayı ifade eder. Herhangi bir işe bakan kişi anlamında da kullanılır. Günümüz, bazı sufiyye mekteplerinde özell…
Çerağcı
Tekkelerde çerağın arzettiği önem büyüktür. Bunu, çerağı yakıp söndürmek için, ayrı bir görevli tayin edilmesinden anlıyoruz. Kaynaklar, tekke hizmetleri arasında, ifa ettiği görev itibariyle çerağcının önemli bir kişi olduğunu kaydetmekted…
Ehad
Arapça. Bir’i ifade eder. Sıfat ve isimlerin çok olmasına karşılık, Allah’ın zâtındaki Birlik, bu kelime ile ifade edilir. Cürcânî’nin ifadesi ile Bir’in taayyünlerindeki itibar, iskât ve isbat gözönüne alınmaksızın, zât’ın “O, odur” diye s…
Herkesin İçyüzünü Allah Bilir
Herkesin içi, diğerine göre gayb durumundadır. Sadr (iç) da olanı kul bilmez. Ayette de bu husus şöyle bildirilir: “Allah sadr (kalp, iç âlem) da olanı bilir”. (Al-i İmran/154) İşte bu yüzden, dış görünüşte kötü gibi görünen kişi, iç âlemi…