Dinî Terimler Sözlüğü
1. Hâl, durum.
Eshâbımın ismini işitince, susunuz. Şânlarına yakışmayan sözleri söylemeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika)
Allahü teâlâdan râzı olandan, Allahü teâlâ da râzıdır. Kazâya rızâ, evliyânın şânındandır. (Fakîrullah)
Haramlardan sakınmak; akıllıların şânı, şereflilerin tabîatındandır. (Hazret-i Ali)
2. İzzet, îtibâr, şeref.
Gaddârlık (Zulüm, vefâsızlık), herkes için kötü bir şeydir. Şân, şeref sâhibi ve büyük zâtlar için daha çirkindir. (Muhammed el-Âmidî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, şan, şöhret, durum, hal gibi manaları içeren bir kelime. Allah’ın her bir tecellîsi için, ilâhî bir hüküm vardır ki, buna “sân” denir. Bu sebeple varlık konusundaki hükmetme, bu tecellîye ve varlığın her anda değişimine uygun bir tesir iledir. Bu, İlâhî şân’a (veya şe’n) ait bir etkidir ki, varlık üzerine hâkim olan tecellî, değişimi (tağayyur) gerektirir. “O her gün bir şe’ndedir” (Rahman/29) şeklindeki Kur’an ifâdesinin mânâsı da budur. Bir kula Allah tecellî ettiği zaman, bu durum, Allah’a göre şe’n, kula göre hâl’dir.Şânına düşeni işle: Allah için kullanılır. Ululuğuna layık olan, bağışlamaktır. Beni bağışla, anlamında bir söz.