Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

228 sonuç · toplam 228 · “mutlak” · 6/10

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mukayyed

Kayıtlanmış, bağlanmış; mutlak olmayan, bir sıfat, hâl, gâye veya şarta bağlı olan lafız (söz). Nisâ sûresinin doksan ikinci âyet-i kerîmesinde bir mü'mini hatâ ile öldürenin, keffâret (cezâ) olarak mü'min bir köle âzâd etmesi, buna gücü ye…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kıyâme Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi. Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerinden bahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetin mutlaka kopacağı, insanı…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Niyazım Hakk’a

Bu sözle asıl niyazın Allah’a yapılması gerektiği bildirilir. Bir insandan bile bir şey isterken, mesela bir dolmakalem isterken, nezaket, edeb, usûl ve erkana riâ’yet etmeye çalışmak gerek… Zira, Allah’tan da istemenin kendine göre bir inc…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hâl-I Siyah

Farsça, ben, siyah ben demektir. Hakiki vahdet noktası ki, gizli olduğu için bu adla anılmıştır. Gayb âlemi. Hakk’ın mutlak gaybı ve bilinemeyen hüviyeti. Günah karanlığı. Ben, bir nokta olup, o da Allah’ın sembolüdür.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tabakât-Ül-Fukahâ

1. Fıkıh âlimlerinin tabakası. Helâl ve haramı, emir ve yasakları bildiren fıkıh ilmi ile uğraşan âlimlerin dereceleri. Tabakât-ül-fukahâ, yedi derece olup, birinci derece, müctehid fiş-şer' (mutlak müctehid); ikinci derece, müctehid fil-me…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şevk

2.2.3. Şevk Muhabbetin daha ileri bir boyutunu ifade eden şevk ( قوشلا) kavramını Serrâc haller arasında ele almıştır.984 Ebû Tâlib el-Mekkî şevki muhabbet makamlarından daha üstün bir mertebede görerek müşâhede makamlarından biri olarak s…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mükâfât

İyi karşılık. Oruç yalnız benim içindir, onun mükâfâtını ben veririm. (Hadîs-i kudsî-Şir'at-ül-İslâm) Günâhlar unutulmaz, mutlaka cezâsı verilir. İbâdetler çürümez, sevâb ve mükâfâtı verilir. (Mâverdî) Cömertlikten doğan güzel huylar vardır…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Amelde Mezhep

Mutlak müctehid denilen derin âlimin, Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîf, icmâ ve Eshâb-ı kirâma âit nakilleri esas alarak, iş ve ibâdetle ilgili hükmü açıkça bildirilmeyen husûslarda çıkardığı hükümlerin hepsi. (Bkz. Müctehid) Amelde mezhebleri…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Allah’a Dayan

Sufiyye arasında söylenen bu atasözü, herhangi bir işe doğru dürüst başlanınca, sağlam bir gönülle, başarı elde edeceğine inanarak, o işin üstüne düşülmesini öğütler. Aynı zamanda insanlara güvenerek, bir topluluğa dayanma başaramayacağı iş…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ağlatan Gülmez

Kötülük yapanın, sonunda yaptığının cezasını mutlaka çekeceğini ve bunun İlâhî adaletin sonucu olduğunu bildiren bir atasözüdür. Bu söz, aynı zamanda gidişin zulm ile değil, adalet ile mümkün olduğunu, zulmün sonunun hüsranlık şeklinde tece…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Lahn

Hatâ etmek, doğrudan sapmak. Çoğulu elhândır. 1.Tecvîd ilminde, tecvîd kâidelerine uymamaktan doğan okuyuş hatâsı. Fıkıh kitablarında namaz kılanın namazın farzlarından olan kırâette yaptığı hatâ zelletül-kârî adı altında incelenmiştir. Lah…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müctehid-İ Fiş-Şer'

Dînî hükümleri, Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden çıkarırken, kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna müctehid-i mutlak da denir. (Bkz. Müctehid-i Mutlak) Dört mezhebdeki fukahâ (dînî hükümleri bildiren fıkıh âli…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müctehid-İ Mukayyed

Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, delîllerden yeni hükümler çıkaran İslâm âlimi. Mukayyed müctehid. (Bkz. Müctehid fil-Mezheb) Müslümanlar, ya müctehid (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerden mânâ, hüküm çıkaran İslâm âlimi)…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müctehid-İ Müstekıl

Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden doğrudan hüküm çıkarabilen ve kendine mahsûs kâide ve usûl koyan mezheb sâhibi müctehid. Buna, mutlak müctehid de denir.

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâbiîler

Aya ve yıldızlara tapan kimseler. El-Cezîre (Cizre) ve Harran civârında yaşayan bu kimseler, yahûdîlik, hıristiyanlık ve mecûsîlik gibi çeşitli dinlerden bâzı inanışları alarak bir din meydana getirmişlerdir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde m…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâffât Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin otuz yedinci sûresi. Sâffât sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz seksen iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen saf tutmuş melekler mânâsına gelen Sâffât kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın bir…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müftî (müftü)

Fetvâ veren. 1. Vilâyet ve kazâlarda din işlerine bakan, İslâm âlimlerinin dînî bir konuda vermiş oldukları hükümleri yâni fetvâyı, insanlara bildiren kimse; nakleden me'mur. Birçok işlerde âdet, nass (Kur'ân-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerin h…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tam Fenâ

Allahü teâlâdan başka her şeyi unutma, mutlak fenâ. (Bkz. Fenâ) Kul kendi nefsini düşünmekten büsbütün kesilmedikçe Rabbini düşünemez. Allahü teâlânın sevgisi onun kalbine yerleşemez. Bu büyük nîmet ancak tam fenâ hâsıl olduktan sonra elde…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ganî (el-Ganî)

Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hiçbir zamanda, hiçbir mekânda, hiçbir hâlde, hiçbir şeye muhtâc olmayan. Allahü teâlâya, hiçbir şekilde başkasına muhtaç olmayan mânâsına Ganiy-yi mutlak da denir. Allahü teâlâ Kur'â…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hüviyyet

Bir şeyin hakikati, mahiyeti. Bütün varlıklara sirayet eden mutlak varlık. Ağaç, kayıtsız şartsız çekirdeğin içinde bulunduğu gibi, gayb alemindeki bütün hakikatleri ihtiva eden mutlak hakikat.

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nezr

Adak yâni bir isteğin yerine gelmesi ve bir korkunun giderilmesi için, farz veya vâcib olan bir ibâdete benzeyen ve başlı başına ibâdet olan bir işi yapacağına dâir Allahü teâlâya söz verme. Mutlak ve muayyen olmak üzere iki kısımdır. Allah…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nemaz (namaz)

İslâm dîninin beş şartından biri. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Belli zamanlarda namaz kılmak, mü'minlere farz oldu. (Nisâ sûresi: 102) Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbe…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şühûd-İ İlâhî

Bu âlem (mahlûklar âlemi) ile hiçbir münâsebeti olmadan Allahü teâlâyı müşâhede, görme. Sülûkun (tasavvuf yolunun) sonuna varmadıkça ve orada fenâ-i mutlak (her bakımdan Allahü teâlâ ile olma, onda yok olma) hâsıl olmadıkça şühûd-i ilâhî mü…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

îcâd

Yoktan var etme, vücûda getirme, yaratma. İnsanlar, mahlûk olduğu gibi, bütün işleri, hareketleri de Allahü teâlânın mahlûkudur. Çünkü O'ndan başka, kimse bir şey yaratamaz. Kendi mahlûk, yaratılmış olan, başkasını nasıl yaratabilir? Yaratı…

↗