ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
228 sonuç · toplam 228 · “mutlak” · 5/10
01h, mâ'-ı mukattar
h, mâ'-ı mukattar a. u Damıtılmış su, imbikten geçir rilmiş ve arıtılmış su. mâ'-ı mukayyed a (kayıtlı su) Herhangi bir katkı L) u maddesiyle oluşmuş ve tabiî z hâlinden çıkmış su. Söz gelişi, n meyve suları, gül suyu gibi. k Bunlar temiz o…
Kehânet
Geleceğe veya duyularla bilinmeyen gizli hususlara dair haber verdiğini ileri sürme. Kelâm ve dinler tarihi literatüründe kâhinlik uygulamalarını ifade eder. İslâm inancında gaybın mutlak bilgisi Allah’a aittir. Bu sebeple kehânet iddiaları…
Lâ ilâhe illallah
“Allah’tan başka ilâh yoktur.” İslâm’ın tevhid inancını en özlü biçimde ifade eden kelime-i tevhidin ilk bölümüdür. Tasavvuf yollarında nefy ve ispat zikrinin esası kabul edilir: lâ ilâhe ile Hakk’ın dışındaki mutlaklık iddiaları reddedilir…
Merâtib-i vücûd
Vücûdun mutlaklık, ilâhî ilim, ruhlar, misal, şehâdet ve insan gibi mertebeler bakımından açıklanmasıdır. Tasnifler üçlü, beşli, yedili veya daha ayrıntılı olabilir; sayılar ayrı ontolojik varlıklar değil aynı hakikatin nispet ve tecellî dü…
câmi'ü’n-nâs
İnsanları kıyamet günüde hesaba çekmek üzere toplayan anlamında AUa’m sıfatlarından. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de “Âl-i İmrân suresi” nin dokuzuncu ayetinde mealen şöyle geçmektedir: “Rabbimiz asla şüphe olmayan bir günde sen mutlaka câmi'ü’…
Tu‘me
Geçimlik, tahsis ve yararlanma payı. İslâm devlet geleneğinde bazı görevlilere veya ihtiyaç sahiplerine kamu gelirlerinden ayrılan geçici tahsisatı ifade eder. Tu‘me mutlak özel mülkiyet anlamına gelmez; tahsisin hukukî niteliği ve devamı d…
Lâedriyye
Allah ve kâinatın yaratılışı hakkındaki mutlak gerçeğin insan aklıyla kavranamayacağını veya bilinemeyeceğini savunan felsefî yaklaşım. İslâm düşüncesi literatüründe kesin bilginin imkânını reddeden yahut temel metafizik sorular karşısında…
Bahr-i vücûb
Zorunlu varlık denizi; Allah’ın mutlak ve zorunlu varlığını anlatan tasavvufî mecaz. Mümkin varlıklar bu mutlak varlığa bağımlıdır.
icâzet-i âmme
GuL 05UI) Hadis büiminde, icazet verilen kimseleri genel bir vasıfla tavsif ederek görevlendirme. icâzet-i âmme mutlaka a. Hadis biliminde, bir şehir, bir bölge veya mezhep de sınırlı kalmayarak icazet verme
hâssü'l-hâss
Vahdet-i vücûda inanan, Allah’ı mutlak bir varlık olarak kabul eden, herkeste bulunmayan birtakım bilgilere, hâhere, yetenek ve ruh temizliğine sahip kimselerin en üstün olanları
Âlem-i lâhût
İlâhîlik ve mutlaklık mertebesi. Tasavvufî kozmolojide nâsût, melekût ve ceberût gibi mertebelerin ötesindeki ilâhî hakikati anlatır.
teslîs
Hristiyan ina cının temelini oluşturan ve M lâttan sonra 3. ve 4. yüzyıllard şekillenen üçlü inanç anlayı [bk. akânim-i selâse). Bu üç inanç ve kutsal değer: Allah Te lâ’dan ibaret olan “eb” vey “zât” (baba), İsa’dan ibaret ola ibn (oğul) v…
Rab
Terbiye eden, yetiştiren, yöneten, sahip olan ve gözeten. Mutlak anlamda Allah için kullanılan temel Kur’ân kavramlarından biridir. Rab ismi yaratma ile terbiyeyi birlikte anlatır: Allah varlığı meydana getirir, ihtiyaçlarını karşılar ve on…
Ektiğini Biçersin
Bu atasözüyle, bir insanın yaptığı iyi veya kötü her işin, birgün mutlaka karşılığını göreceği anlatılır. “Dünya, âhiretin tarlasıdır” hadisine telmihen söylenen bu söz ile, insanlar iyi sonuçlar almak için, iyi işler yapmaya yönlendirilmek…
Rûh-Ul-Kuds
1. Cebrâil aleyhisselâm. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Meryem oğlu Îsâ'ya da beyyineler (çok açık deliller ve mûcizeler) verdik ve onu Rûh-ül-kuds ile takviye ettik, kuvvetlendirdik. (Bekara sûresi: 87, 253 ) De ki; onu (…
Cevr
Zulüm, haksızlık; adâletin zıddı. Yeryüzü cevrle dolduktan sonra, benim Ehl-i beytimden (evlâdımdan) mutlaka birisi çıkar. Dünyâ daha önce nasıl zulüm ve cevr ile dolu ise o, dünyâyı adâletle doldurur. (Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd) Dînimizde, c…
Recâ
1.4.1. Havf ve Recâ Mutasavvıflar havf ( ف وخلا) ve recâ ( ء اجرلا) kavramlarını müminde eşit oranda bulunması gereken iki güzel haslet olarak değerlendirmektedirler. Nitekim sûfîler arasında meşhur olan “Havf ve recâ amelin iki kanatıdır,…
Umûmî Vekil
Yerine geçirilen kimseye mutlak halde istediğini yap diyerek verilen vekâlet. Vekil sâhibinden izin almadıkça veya umûmî vekil olmadıkça, başkasını kendine vekil yapamaz. Yalnız, zekât vermek için olan vekîl, izinsiz olarak başkasını, o da…
Ulûm-İ âliyye
Yüksek din bilgileri. Ulûm-i âliyye bilgileri sekizdir. 1) Tefsîr ilmi, 2) Usûl-i kelâm ilmi, 3) Kelâm ilmi, 4) Usûl-i hadîs ilmi, 5) İlm-i hadîs, 6) Usûl-i fıkıh, 7) Fıkıh ilmi, 8) Tasavvuf ilmi. Bu sekizilimden kelâm, fıkıh ve ahlâk bilgi…
Havf
1.4.1. Havf ve Recâ Mutasavvıflar havf ( ف وخلا) ve recâ ( ء اجرلا) kavramlarını müminde eşit oranda bulunması gereken iki güzel haslet olarak değerlendirmektedirler. Nitekim sûfîler arasında meşhur olan “Havf ve recâ amelin iki kanatıdır,…
Şeriat
2.2.13. Şeriat ve Hakikat Şeriat (ة عيرشلا) ve hakikat ( ةقيقحلا) ayrımı tasavvuf kaynaklarında ele alınan önemli bir mevzudur. Her iki kavrama da Serrâc, Kuşeyrî ve Hücvîrî aralarındaki farklara da işaret ederek eserlerinde yer vermişlerdi…
Tivele
Bir kadına kocası buğzedip (gizli düşmanlık edip) kendisinden soğuduktan sonra, kadının, kocasının sevgisini tekrar celbetmek (çekmek) için mutlak te'sir edeceğine inanarak sihir yapması. Tivele şirktir ( Allahü teâlâya eş, ortak koşmadır )…
Etme Bulma Dünyası
Herkes, iyi, kötü yaptığının karşılığını mutlaka bulacaktır.
Mevc
Arapça, dalga demektir. Mutlak varlığın, kainatın her mertebesinde ortaya çıkan tecellileri, âlem ve insan, mutlak varlığın, birlik denizinin dalgalarıdır.