ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2107 sonuç · toplam 2107 · “inşâ” · 36/88
01Kıymet
Değer, îtibâr, üstünlük. İnsanın kıymeti ilim ve edeb iledir. Mal ve neseb (soy) ile değildir. (İmâm-ı Şâfiî) İnsanın kıymeti, îmân ve mârifetle (Allahü teâlâyı tanımak, bilmekle)dir. Mal ve mevki ile değildir. (Muhammed Ma'sûm Fârûkî)
Halîfe-İ Râşide
İnsanlara, İslâm dînini anlatma vazîfesini Peygamber efendimiz gibi yapan ve âyet-i kerîmelerde veya hadîs-i şerîflerde halîfe olacağı işâret olunan halîfe. Buna, Halîfe-i âdile de denir. (Bkz. Hulefâ-i Râşidîn)
Kıyâs
Bir şeyi diğer bir şeyle ölçme, bir şeyi başka şeye benzetme; hakkında nass (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf) bulunmayan bir mes'elenin hükmünü, buna benzeyen ve hakkında nass bulunan başka bir mes'elenin hükmüne benzeterek anlama. Haşr sûre…
Sekerât-Ül-Mevt
Ölüm sarhoşluğu, can çekişmesi hâli. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Bir de ( bakarsın ki ) sekerât-ül-mevt, hak ( gerçek ) olarak gelmiştir. ( Ey insanoğlu! ) İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir. (Kâf sûresi: 19) Misvâk…
Kıyâmet Alâmetleri
Kıyâmetin kopmasının yaklaştığına dâir Resûlullah efendimizin haber verdiği büyük ve küçük alâmetler, işâretler. On büyük alâmet görülmeyince kıyâmet kopmaz. Bunlar: Duhan (duman) , Deccâl, Dâbbet-ül-erd, güneşin batıdan doğması, Îsâ aleyhi…
Kıyâme Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi. Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerinden bahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetin mutlaka kopacağı, insanı…
Kötü Arkadaş
İnsanın dînini, îmânını, edebini, hayâsını ahlâkını bozan, dünyâ ve âhiret seâdetini kaybettiren arkadaş. İşin temeli iyi insanlarla konuşmak, kötü arkadaştan sakınmaktır. (İmâm-ı Rabbânî) Îmânın düşmanı dörttür: Sağda kötü arkadaş, solda n…
Kıskanç
Allahü teâlânın başkasına ihsân ettiği nîmetin ondan alınmasını, onun elinden çıkmasını ve yalnız kendinde olmasını isteyen kimse. (Bkz. Hased) Kıskanç insan, ömrü boyunca rahatsızdır. Böyle insanlar, kendinden aşağıdakilere bakmaz, hep ken…
Sürûr
1.5.12. Sürûr Sürûr ( رورسلا) Herevî’nin eserinin “Velâyet” bölümündeki makamlar arasında ele almış olduğu bir kavramdır.893 Sözlükte “içte gizlenen sevinç ve ferahlık” anlamlarına gelmektedir.894 Herevî’ye göre sürûr, kapsamlı bir sevinmey…
Vekâhet
Hayâsızlık, utanmazlık, edebsizlik, yüzsüzlük. Vekâhet kalb âfetlerinden (hastalıklarından)dir. (Muhammed Hâdimî) Vekâhet ile îmânın bir arada durmayacağını, bir gün belki ânında îmânı yok edeceğini düşünmedin ise, nefs-i emmâreye hoş gelen…
Mukarrebûn
1.1.2. Ebrâr, Sâbikûn ve Mukarrebûn Ebrâr ( راربأ لا), sâbikûn (ن وقباسلا) ve mukarrebûn (ن وبرقملا) kavramları mutasavvıflarca müminlerin ve özelde tasavvuf ehlinin dereceleri ile ilgili olarak sıklıkla atıfta bulunulan kavramlardır. Öyle…
İhbât
1.1.4. İhbât İhbât (ت ابخإ لا) Herevî’nin, eserinin “Ebvâb” bölümünde makam olarak ele aldığı bir kavramdır.118 Tuma’nîne kavramı ile yakın anlamlı bir terim olan ihbât, sözlükte “yerden daha alt seviyede olmak, huşû, tevazu göstermek, saki…
Meşriku’z-Zamâir
Arapça, gizlilerin doğuş yeri. Allah’ın insanların içlerinde, el-Bâtın ismiyle tecellî etmesi. İşte, o zaman bu kişiler, bâtınlarla müşerref olurlar.
Mürselîn
Gönderilenler, şerîatle (yeni bir dinle) gönderilen peygamberler. Resûller. (Bkz. Resûl) Ali radıyallahü anhtan rivâyet edildiğine (nakledildiğine) göre, Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem, ona şöyle buyurmuştur: "Ebû Bekr ve Ömer, n…
Hizmetsiz Yol Alınmaz
Hizmetin, insanı olgunlaştıran bir yönü olduğuna işaret eden, bir deyiş.
Muhammed Aleyhisselâm
Allahü teâlânın insanlara gönderdiği son peygamber. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) , peygamberlerden başka (bir şey) değildir. O'ndan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir. Şim…
Tekâsür Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz ikinci sûresi. Mekke'de nâzil oldu (indi). Sekiz âyettir. Tekâsür, çokluk ve çoklukla övünmek demektir. Sûrede, insanların âhiret günü Cehennem'i görecekleri ve suâle tâbi olacakları bildirilmektedir. (Râzî, Kurtubî) Te…
Mürevvic-Üş-Şerîa
İnsanları dînin emirlerine uymaya teşvîk eden mânâsında Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinin üçüncü oğlu Muhammed Ubeydullah Serhendî'nin lakabı. Mürevvic-üş-Şerîa Muhammed Ubeydullah Serhendî kaddesallahü sirreh, Hazînet-ül-meârif kitabı…
Kıbtî
Mısır'a ilk yerleşen insanlar. Mısır'ın yerli halkına verilen ad. Mısır'da hüküm süren Fir'avn, kıbtîleri yıldızlara ve putlara taptırdı. Kıbtîler, Yâkûb aleyhisselâmın oğullarının neslinden gelen İsrâiloğullarını hakîr ve hor gördüler, en…
Agâh Kişi
Farsça, arif uyanık, bilen sezen, anlayışlı kişi demektir. Hakikat yolunu bilen kimsede bu özellikler bulunur ve bu durumda olan kişilere de, agah kişi denir.AĞACA DAYANMA ÇÜRÜR, DUVARA DAYANMA YIKILIR, İNSANA DAYANMA ÖLÜR, DAYAN KUL,
Kesb
1. İnsandaki seçme hareketi, istek, ihtiyâr. İsteğin uygulama safhasına sokularak ortaya konulması. İnsanın işinde, kendine düşen pay, kendi kesbidir. Yâni o iş kendi kudreti ve irâdesiyle olmuştur. Fakat o işi yaratan, yapan, Allahü teâlâd…
Meşveret
Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimse ile bir konu üzerinde fikir alış-verişinde bulunma; danışma. (Bkz. Müşâvere) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Onlar ki, Rableri için dâvete icâbet etmekte namazı dosdoğru kılmaktadırl…
Agâh Etmek
Farsça, uyandırmak. Mevlevi tarikatında mutfakta görev yapan içmeydacının, sabah ezanından evvel, tekke odalarında yatanları kapılara vurarak “agah ol dedem” diyerek uyandırmasıdır. Bu uyandırma gece teheccüd namazı için olurdu. Farsça’da b…
Kerûbiyân
Azâb meleklerinin büyükleri. Kerûb kelimesinin Farsça çoğul şeklidir. Arabî çoğul şekli ise Kerûbiyyûn'dur. Kerûbiyân, meleklerin havâssı, yâni üstünlerindendir. Bu ve Cebrâil, İsrâfil, Mikâil, Azrâil gibi büyük melekler, peygamberlerden ba…