ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1305 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 33/55
01İhtirâs
Şiddetli arzu, aşırı heves, istek, gözün ve gönlün doymaması. (Bkz. Hırs) Âdemoğlu yaşlanır. Fakat onda iki haslet gençleşir: Mala ve ömre ( yaşamaya ) ihtirâs. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce) Bu zamanda kendisinde şu beş sıfat bulunmaya…
İhtiyârî Fiiller
İstek ile yapılan işler. (Bkz. İrâde) Ehl-i sünnet âlimleri, insanın yaptığı işte kendi kuvveti de te'sir (etki) ediyor dediler ve bu te'sire kesb ismini verdiler. Çünkü elin titremesi ile istekle kaldırılması arasında fark vardır. Titremel…
İlâhiyyât
İnanılacak şeylerden bahseden kelâm ilminin; Allahü teâlânın varlığı, zâtı, sıfatları ve fiillerinden (işlerinden) bahseden bölümü. Kelâm kitaplarının ilâhiyyât bahislerinde Allahü teâlânın varlığını isbat için bildirilen delillerden birisi…
İ'lâ-Yıkelimetullah
Allahü teâlânın ismini yüceltmek, İslâm dînini yaymak. Kim i'lâ-yı kelimetullah için harbederse, o, Allah yolunda savaşmış olur. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin vefâtında, Eshâb-ı kirâmın hepsi, sonra da e…
İlticâ
Sığınma. Teheccüd (gece namazı) ve sabah namazlarına uyanmak isteyen, yatsı namazını kılınca hemen yatmalı, gece, boş şeylerle uykusuz kalmamalıdır. Teheccüd zamânında tövbe istiğfâr etmek, Allahü teâlâya ilticâ etmek, yalvarmak, günâhların…
îmân-I Hakîkî
Kalbe yerleşen, şüphe ve tereddüd karşısında hiç sarsılmayan îmân. Îmân-ı hakîkînin alâmeti, gevşeklik ve tembellik olmadan İslâmiyet'in emirlerini kolayca yapma ve yasaklarından kaçınma hâlinin hâsıl olmasıdır. Îmân-ı hakîkiye sâhib olan k…
îmân-I İstidlâlî
İslâm dîninin îmân ve ibâdet bilgilerini, emir ve yasakları bir âlimden veya kitaptan okuyup, öğrenerek, bilerek inanmak. Îmân-ı istidlâliye sâhib kişi, farzı, vâcibi, sünneti, müstehabı hem bilir ve hem amel eder, yâni yerine getirir. İnan…
İntihâr
Kendini öldürme. Bir kimse bir demirle intihâr etse, Cehennem'de ebedî olarak demiri elinde karnını dürter durur. Bir kimse zehir içerek intihâr etse, Cehennem'de ebedî olarak onu içer durur. Bir kimse de kendisini uçurumdan atarak intihâr…
İrâde-İ Cüz'iyye
Allahü teâlânın, bir işi yapmak ve yapmamak husûsunda insanlara ihsân ettiği dileme ve seçme kuvveti. İrâde-i cüz'iyye kullarda bir hâldir. Kullar irâde-i cüz'iyyellerini kullanmakta serbesttir. Mecbûr değildir. Allahü teâlânın kul irâde et…
İrs
Mîrâs. Vefât eden bir kimsenin geriye bıraktığı terekesinden (malından) evlât ve akrabâsından sağ kalanlara düşen hisse, pay. (Bkz. Mîrâs) İrs, karâbete (soy ile veya nikâh ile olan akrabâlığa, hısımlığa) dayanır. Böyle bir yakını, akrabâsı…
îsâ Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Yeni bir din getiren peygamber olup, kendisine dört büyük kitaptan biri olan İncîl verildi (Bkz. İncîl). Annesinin adı Meryem'dir. Allahü teâlâ onu babasız yarattı. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde…
îsevîlik
Îsâ aleyhisselâmın bildirdiği hak din, nasrânîlik. Mûsâ aleyhisselâmın dîni, Îsâ aleyhisselâm zamânına kadar devâm etti. Fakat, Îsâ aleyhisselâm gelince, bunun dîni, Mûsâ aleyhisselâmın dînini nesh etti, yâni Tevrât'ın hükmünü kaldırdı. Bun…
İsrâ Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on yedinci sûresi. İsrâ sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz on bir âyet-i kerîmedir. Peygamber efendimizin mîrâc (göklere çıkarılma) mûcizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kısmı bu sürenin birinci âyetinde anlatıldığı…
İsrâiliyyât
İsrâiloğullarına âit haberler. İsrâiliyyât denilen haberler üç kısımdır. 1) Hurâfe ve uydurma özelliğinde olan ve nakl edilmesi yasaklanan haberler. 2) Ehl-i kitâbın (yahûdî ve hıristiyanların) anlattıklarından, müslümanlar tarafından tasdî…
İstihfâf
Küçük ve aşağı görme, ehemmiyet vermeme, küçümseme. Küfre düşmenin illeti (sebebi) ikidir: Birincisi dînin inanılması zarûrî (mecbûrî) olarak bildirdiği şeylerden birini inkâretmek, ikincisi ise, dînî emirlerden birini istihfâftır. (İbn-i Â…
İşmoil Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hârûn aleyhisselâmın neslinden olup, Mûsâ aleyhisselâmın dînini tebliğ etmiştir. İşmoil aleyhisselâm peygamber olarak gönderilmeden önce, Mısır ve Kudüs arasındaki Bahr-i Rûm (Rum denizi) sâhille…
İtâ'at
Söz dinleme, boyun eğme, emre göre hareket etme. Sözünden çıkmama. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruluyor ki: Allahü teâlâya ve O'nun peygamberlerine itâat edenler, âhirette Peygamberlere ve sıddıklara ve şehîdlere ve sâlihlere verilen nîmetler…
İ'timâd-I Nefs
Nefse güvenmek, bir iş için lâzım olan çalışmaları ve sebeplere yapışmayı bırakarak o işi başarırım diye kendine güvenmek. İslâm dîni, çalışmayı ve Allahü teâlâya tevekkül etmeyi (güvenmeyi) emr eder. Îtimâd-ı nefs, İslâmiyet'in emirlerine…
Abdu’l-âhir
Her şeyin sonunda Allah’ın varlığının devam etmesi, bulunması, O’nun el-Âhir ismini tanımlar. Yaratılanların fânî olmasından sonra, Allahü Ta’âlâ’nm bekâsını ve âhiriyyetini görüp, “Onun üzerine bulunan her şey fânîdir. Celâl ve ikram sahib…
Abdu’l-Hâfıd
el-Hâfıd, alçaltan, zillet veren demektir. Her konuda, Allah’a karşı tezellül hâlinde bulunan kuldur. Her şeyde Hakk’ı gördüğü için, nefsini alçaltın Kur’an’da bir yerde geçer.ABDU’L-HAFîZ: el-Hafîz, koruyup gözeten ve dengede tutan demekti…
Abdu’l-Kahhâr
el-Kahhâr, yenilmeyen yegane gâlib, demektir. Nefsinin güçlerini kahretmek üzere, te’yidi ile, Allah’ın başarıya erdirdiği kuldur. Böylece, ona el-Kahhâr ismiyle tecellî eder. O, kendisinden yüz çevireni kahreder. Kendisiyle savaşan ve düşm…
Abdu’l-Vâhid
el-Vâhid bölünüp parçalara ayrılmaması ve benzerinin bulunmaması anlamında tek olan demektir. Allah’ın vâhidiyyet hazretine ulaştırıp, tüm isimlerindeki ehadiyyeti kendisine açtığı kuldur. O, bu şekilde, O’nun isimleri vasıtası ile, idrak e…
Abdu Zi’l-Celâli Ve’l-İkrâm
Zü’l-Celâli ve’l-ikrâm, azamet ve kerem sahibi anlamınadır. Allah’ın kendi sıfatlarıyla sıfatlandığı, isimlerini tahakkuk ettirdiği için celil kılıp ikram ettiği kula denir. Onun isimlerini mukaddes, aziz, münezzeh ve celil olduğu gibi, onl…
Ağza Tükürmek
Sıtmaya ateşli hastalıklara, ellerde çıkan ve siğil denen içi dolu kabarcıklara, çeşitli sebeplerle ruhî dengesini bozan kişilere nefes edilir ; yani muayyen ayetlerle, içlerinde “şifa” kelimesi geçen “şifa ayetleri” (ki Kur’an’da şifa ayet…