Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

117 sonuç · toplam 117 · “Sadaka” · 3/5

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstikamet

1.5.9. İstikamet İstikamet ( ةماقتسإ لا), Kuşeyrî’nin sûfîlerin halleri ve makamları arasında, Herevî’nin ise muâmelât kısmındaki makamlar arasında yer vermiş olduğu bir kavramdır.840 Sözlükte, “doğruluk, dürüstlük, adalet, itidal, itaat, s…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Eshâb (ashâb)

Arkadaşlar. Sâhib kelimesinin çoğuludur. 1. Peygamber efendimizi görüp îmân eden ve mü'min olarak vefât eden mübârek kimseler. (Bkz. Sahâbe) Allahü teâlâ bütün insanlar arasından beni seçti, ayırdı. İnsanların en iyisini bana Eshâb olarak s…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bâsit (el-Bâsit)

Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarından bâzısına rızkı az, bâzısına çok veren, sadakaları kabûl edip sevâb veren. Bâzısının rûhunu kabzeden (alan) bâzısının ömrünü uzatan, bâzısının kalbini daraltıp hayırlara (i…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müd

Sekiz yüz yetmiş beş gram ağırlığında bir ağırlık birimi. Ümmetimden herhangi biri Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshâbımın bir müd arpa sadakasına verilen sevâba kavuşamaz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika) Peygamber efendimiz Muhamme…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mülk-İ Yemîn

Bir kimsenin emrindeki köleler ve câriyeler. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allah'a ibâdet edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ananıza, babanıza (güzel söz ve fiil ile) , akrabânıza (ziyâret etmekle), yetimlere (gönül…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tâlib

Taleb eden, isteyen. Yetişmiş ve yetiştirebilen bir rehberden ders alan talebe, öğrenci. Tâlib sâdık olunca, zikr ve teveccüh olmasa dahi yalnız ihlâsı ve muhabbeti ile ilerler. (Muhammed Ma'sûm) Tâlib, niyyeti ve işleri, ne kadar hâlis ve…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tazmîn

Sebeb olunan zarar ve ziyânı ödeme. Çeşitli kimselerden aldığı haram malları birbirleri ile veya kendi helâl malı ile yâhut kendinde emânet bulunan mallar ile karıştırırsa ve bunları birbirlerinden kolayca ayıramazsa, bu karışımlar kendi mü…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tekebbür

Kibir sâhibi olma, büyüklenme, kibirlenme, kendini büyük gösterme. Allahü teâlâ tevâdu' üzere olmağı bana emr eyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Tevâdu' (alçak gönüllülük) gösteren azîz olur, yükse…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tetavvu' (tetavvû)

Farz ve vâcib olmayıp, sırf Allah rızâsı için yapılan nâfile ibâdet. Tetavvu' namazlarının kendilerine mahsus sevâbları ve fazîletleri vardır. Tetavvu' namazlarından bâzıları şunlardır:Tahıyyet-ül-Mescîd:Mescide girildiğinde kılınan namaz.…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tevbe (tövbe)

Haram, günah işledikten sonra, pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak, bir daha yapmamaya karar vermek. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tövbe ediniz ki felâh ( kurtuluş ) bulasınız. (Nûr sûresi: 31) Allahü t…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tevkîl

1. Vekîl tâyin etme. Kadına, kendini boşamak için seni vekil ettim demek. (Bkz. Vekîl) İslâmiyet'te erkeğin talak (boşama) hakkını başkasına bırakması üç türlü olur: 1) Tefvîd: Erkeğin zevcesine (hanımına); "Kendini sen boşa" diyerek talağı…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tevvâb (et-Tevvâb)

Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına tövbe etme sebeblerini kolaylaştıran, şartlarına uygun tövbe edenlerin tövbesini kabûl eden. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ve o zaman İbrâhim ve İsmâil (…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vakf (vakıf)

1. Mükellef (akıllı, müslüman ve ergenlik çağına erişmiş)kimsenin kendi mülkü olan mütekavvim (belli, kıymetli ve dayanıklı)malının menfaatini (faydasını) hiçbir şarta bağlamadan, müslüman veya zımmî (gayr-i müslim vatandaş), bütün veya bel…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vekîl (el-Vekîl)

1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Mahlûkâtın dünyâda ve âhirette işlerini hakkıyla yerine getiren, rızkları veren, tevekkül etmeye (kendisine güvenilmeye) lâyık olan. Bir kısım kimseler mü'minlere; "Düşmanlarınız s…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Fıtra

Fitre; ihtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak nisab (dinde zenginlik ölçüsü) miktârı malı, parası olan her hür müslümanın Ramazan bayramının birinci günü sabahı fakirlere vermekle yükümlü oldukları belli miktardaki buğday veya a…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Gasb

Başkasının malını izinsiz (rızâsı olmaksızın) zorla elinden almak. Malı alana gâsıb, alınan mala mağsûb denir. Gasb, haram olduğu gibi, gasbedilen malı; hediye, sadaka, ücret olarak almak, kirâ ile kullanmak da haramdır. (Abdülganî Nablüsî)…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâlih

İyi insan. Dünyâya kıymet vermeyen, îtikâdı doğru olup, Allahü teâlânın rızâsını, sevgisini kazanmak için çalışan müslüman. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Sizden biriniz ölüm (alâmetleri) gelip de: "Ey Rabbim! Beni yakın…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müstehlik Evliyâ

Nihâyete erdikten, maksada kavuştuktan sonra sebepler âlemine indirilmeyen, geri döndürülmeyen evliyâ. Kalbi hep Allahü teâlâya dönük olup, O'ndan başkası ile meşgul olmayan zâtlar. Müstehlik olan evliyânın peygamberlik makâmının kemâlâtınd…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nafaka

İnsanın yaşayabilmesi için, yiyecek, giyecek ve ev gibi lâzım olan şeyler. Herhangi bir müslüman kendi ehline (âilesine) , Allahü teâlânın rızâsını umarak infâk (zarûrî ihtiyâçlarını te'mîn) ederse, bu nafaka onun için sadaka olur. (Hadîs-i…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Oruç

İslâm'ın beş şartından biri. Fecrin (tan yerinin) ağarmasından yâni imsaktan güneş batıncaya kadar yimeği, içmeği ve cimâ'ı terk etmek. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mü'minler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ödünç Vermek

Çarşıda misli yâni benzeri bulunan her şeyi, belirsiz bir zaman sonra, misli geri verilmek üzere verme. (Bkz. Karz-ı Hasen) Bir müslümana Allah rızâsı için ödünç veren kimseye, her gün için sadaka sevâbı verilir. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâ…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nezr

Adak yâni bir isteğin yerine gelmesi ve bir korkunun giderilmesi için, farz veya vâcib olan bir ibâdete benzeyen ve başlı başına ibâdet olan bir işi yapacağına dâir Allahü teâlâya söz verme. Mutlak ve muayyen olmak üzere iki kısımdır. Allah…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nezr-İ Muayyen

Hastam iyi olursa, Allah için şu kadar sadaka vermek ve sevâbını falan velîye bağışlamak adağım olsun diye bir şarta bağlanarak yapılan adak. İstenilen şart meydana gelince, nezri yerine getirmek lâzım olur. Nezr-i muayyen, şart edilen şeye…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şems Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin doksan birinci sûresi. Şems sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). On beş âyet-i kerîmedir. Birinci âyette geçen ve güneş mânâsına gelen şems kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın insan nefsine iyilik ve kötülü…

↗