Ara
Menü
ذ

İstikamet

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları

Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

1.5.9.

İstikamet İstikamet ( ةماقتسإ لا), Kuşeyrî’nin sûfîlerin halleri ve makamları arasında, Herevî’nin ise muâmelât kısmındaki makamlar arasında yer vermiş olduğu bir kavramdır.840 Sözlükte, “doğruluk, dürüstlük, adalet, itidal, itaat, sadakat ve sebat” gibi anlamlara gelir.841 Terim olarak ise “kişinin her türlü aşırılıklardan uzaklaşarak orta yol üzere bulunmasını” diğer bir ifade ile “dosdoğru yol üzerinde sapmadan ilerlemesini” ifade eder.842 İstikamet kelimesi kelime kökü itibariyle Kur’an’da çok sayı- 839 Kuşeyrî, Risale, s.

239; İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü’s-sâlikîn, II, 360.

840 Kuşeyrî, er-Risâle, s.

239; Herevî, Menâzilü’s-sâirîn, s.

42. 841 Bkz. İbn Manzûr, Lisânü’l-Arab, XLII, 3782; Mustafa Çağrıcı - Süleyman Uludağ, “İstikamet”, DİA, İstanbul, 2001, XXIII, 348. 842 Bkz. Râgıb el-İsfahânî; Cürcânî, et-Ta‘; Tehânevî, Keşşâf, I, 171; Çağrıcı, “İstikamet”, DİA, XXIII, 348.

da âyette geçmektedir.

Kuşeyrî, istikamet kavramı ile ilgili olarak öncelikle şu âyeti vermektedir:.

اومُ اقَ تَسْ ا مَّ ثُ هُ لَّ لا انَبُّرَ اولُاقَ نَ يذِ لَّا نَّ ِٕا “Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip, sonra istikamet üzere olanlar...”843 Kuşeyrî bu âyetteki (اوُماَقتَسْ ا َّمثُ) ifadesini H z.

Ebû Bekir’in “şirk koşmadılar” şeklinde anladığını,844 H z.

Ömer’in ise “tilkiler gibi yalpalayarak gitmediler” şeklinde açıkladığını belirtmektedir.845 Kuşeyrî’ye göre H z.

Ebû Bekir’in açıklaması, âyetin b aşındaki tevhid esasına, H z.

Ömer’in açıklaması ise tevil kabilinden olup istikametin genele teşmiline delalet etmektedir.

İ bn Atâ ise “Gönüllerinde yalnızca Allah’a yer vermek suretiyle istikamet üzere o ldular.” anlamı vermektedir.846 Kuşeyrî tefsirinde de benzer açıklamalar yaparak istikametin imanın gereklerini yerine getirmek olduğunu belirtmektedir.847 Tefsirlerde bu âyet ile ilgili yapılan açıklamaların tevhid ve Allah’a itaat üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.

Söz gelimi Mukatil b.

Süleyman, âyetteki istikameti “ Rabbimiz Allah’tır” ifadesi ile ilişkilendirip bu ayette “Allah’ı bilme konusunda istikamet üzere olanlardan bahsedildiği” yorumunu yapmaktadır.848 Bazı müfessirler buradaki istikametin “tevhid üzere devam etmek ve şirk koşmamak” olduğunu söylemektedir.849 Diğer bir kısım müfessirler ise “Allah’a itaate devam etmek, emir ve nehiyleri konusunda ona muhalefet etmemek” olarak açıklamışlardır.850 Tefsirlerde verilen bu mânâlar ile Kuşeyrî’nin eserinde yaptığı açıklamaların örtüştüğü görülmektedir.

Söz konusu âyet ile ilgili verilen bu mânâlardan farklı olarak yukarıda Kuşeyrî’den İbn Ata’ya atfen de aktardığımız “gönülde yalnızca Allah’ın olması hususunda istikamet” yahut müşâhedede istikamet şeklinde yorumlandığı da görülmektedir.851 Kuşeyrî’ye göre istikamet, her işin kendisiyle tamam olup kemale erdiği bir derecedir.

İstikamet bulunduğu işlerde bir ni- 843 Fussilet, 41/30; Ahkâf, 46/13.

Bkz.

Kuşeyrî. 844 Hz. Ebubekir’in görüşü ile ilgili rivayetler için bkz. Taberî, Tefsîr, XX, 423. 845 Hz. Ömer’in bu sözü ile ilgili rivayetler için bkz. Taberî, Tefsîr, XX, 425.

846 Kuşeyrî. 847 Bkz. Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, V, 281. 848 İfadenin geçtiği her iki âyette de aynı mânâyı vermektedir. Bkz. Mukatil b. Süleyman, Tefsîr, III, 742, IV, 19. 849 Bkz. Tüsterî, Tefsîr, I, 137; Taberî, Tefsîr, XX, 422, XXI, 136. 850 Bkz. Taberî, Tefsîr, XX, 425, XXI, 136.

851 Sülemî, Tefsîr, II, 218; Kuşeyrî, Letâifü’l-işârât, V, 282.

zam olur ve bu işin sonunda hayırlar husule gelir.

Aksi takdirde kişinin gayreti ve çalışmaları zayi olur.

Nitekim Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:.

اثًاكَ نْأَ ةٍ وَّ قُ دِ عْ بَ نْ مِ اهَ لَزْغَ تْ ضَ قَ نَ يتِلَّاكَ اونُوكُ تَ الَوَ “İpini kuvvetlice eğirip sardıktan sonra onu tekrar bozmaya çalışan kadının durumuna düşmeyin.”852 Kuşeyrî bu âyeti istikamet olmadan yapılan amellerin boşa gideceği kanaatine dair bir delil olarak öne sürmektedir.

Nitekim Kuşeyrî’ye göre istikamet üzere olmayan bir müridin bulunduğu makamdan daha ileri gitmesi imkân dâhilinde değildir.

Böyle bir kimsenin seyrü sülûku sağlam bir temel üzerine oturtması düşünülemez.853 Kuşeyrî’ye göre istikamet neticesinde Allahu Teâlâ kuluna birtakım ikramlarda bulunur.

Öyle ki bu ikramlar kul istikamet üzere olduğu müddetçe devam eder.

Nitekim ona göre eserine aldığı şu âyet ilâhî ikramın devamlılığını vurgulamaktadır:.

اقًدَ غَ ءً امَ مْ هُ انَيْقَ سْ أَ لَ ةِ قَ يرِ طَّ لا ىلَعَ اومُ اقَ تَسْ ا ِولَٔاَو َّ “(İnsanlar ve cinler) eğer (Allah’ın gösterdiği) yolda istikamet üzere olsalardı, biz onlara bolca yağmur (bolca nimet) ihsân ederdik.”854 Kuşeyrî’ye göre bu âyetteki fiilin (مهانيقس) değil de (مهانيقسا) kalıbında kullanılmış olması devamlılık ifade etmektedir.

Bu da istikamet üzere olan kişinin devamlı surette Allah’ın ikramlarına mazhar olacağı anlamına gelmektedir.855 Herevî’ye göre istikamet hallerin kendisiyle hayat bulduğu bir ruhtur.

Ameller istikamet olduğu zaman ancak artış gösterir.

İstikamet ise gönülde yalnız Allah’ın olması ile gerçekleşir.

Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulur:. هِ يْلَِٕا اومُ يقِ تَسْ افَ “Yalnız ona yönelin.”856 Herevî’ye göre âyetteki (هِ يْلَِا) kelime- 852 Nahl, 16/92. Bkz. Kuşeyrî. 853 Kuşeyrî. 854 Cin, 72/16. Bkz. Kuşeyrî. 855 Bkz. Kuşeyrî.

Kuşeyrî’nin istikamet kavramı ile ilgili olarak eserine aldığı hadis şu şekildedir: Peygamber (sas) şöyle buyurur: “İstikamet üzere olunuz. Elbette ki bunu tam olarak yerine getiremeyeceksiniz.

Biliniz ki sizin en hayırlı ameliniz namazdır.

Müminden başkası abdesti muhafaza edemez.” Kuşeyrî bu hadis ile ilgili olarak şöyle bir açıklama yapıldığından bahsetmektedir: İskâmete büyüklerin haricinde kimse layıkıyla güç yetiremez.

Nitekim istikamet alışılmışların dışına çıkmak, şekil ve adetleri terk etmek böylece Allah’ın huzurunda hakiki bir sıdk ile durmaktır. Bunun için Hz. Peygamber “İstikamet üzere olunuz. Elbette ki bunu tam olarak yerine getiremeyeceksiniz.” buyurmaktadır. Kuşeyrî. 856 Fussilet, 41/6.

Bkz.

Herevî, Menâzilü’s-sâirîn, s.

42.

si tefrîde yani gönülde yalnızca Allah’ın yer almasına işârettir.857 Müfessirlerin ise önceki âyette olduğu gibi bu âyette de “tevhid ve taat ile istikamet üzere olma” vurgusu yapıldığı kanaatinde oldukları görülmektedir.858 Netice itibariyle bu ve yukarıda ele alınan diğer âyetlerden anlaşıldığı kadarıyla bir tasavvuf kavramı olarak istikametin “tevhid ve itaat ile Allah yolunda devam etme” anlamıyla Kur’an kaynaklı bir kavram olduğu görülmektedir.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Allahü teâlânın beğendiği, doğru, hak yolda bulunma.

Kim ki hac eder, kötü söz konuşmaz ve istikâmetten ayrılmazsa, annesinden yeni doğmuş gibi, bütün günâhlarından sıyrılır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ-u Ulûmiddîn)

Allahü teâlâ kendisine Hûd sûresinde; " Emr olunduğun gibi istikâmet üzere ol! " buyurunca, Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, istikâmetin zorluğuna işâretle; " Beni Hûd sûresi ihtiyarlattı " buyurdu. Yâsîn sûresinde; " Ey Resûlüm! Sen elbette istikâmet üzeresin " buyurulunca, Resûlullah efendimiz rahatlamışlardır. (Seyyid Tâhâ)

Kıyâmet günü Sırat köprüsünden geçebilmek için istikâmet üzere bulunmak gerekir. (Muhammed Hâdimî)

İstikâmet, kerâmetin üstündedir. (İmâm-ı Rabbânî)

Lâ ilâhe illallah kelimesini söylemekle kalb düzelir ve o kimsenin hâllerinde ve işlerinde istikâmet hâsıl olur. Zâhirin (bedenin) ve bâtının (kalb ile rûhun) istikâmeti ele geçince de, sonsuz seâdete kavuşulmuş olur. Zâhirin istikâmette olması demek, dindeki emir ve yasaklara uymaktır. Bâtının, kalb ve rûhun istikâmeti ise, hakîkî îmâna kavuşmaktır. Yüksek hocamız, hakîki îmânı, kalbi Allahü teâlâdan alıkoyan bütün fayda ve zararlardan temizlemektir, diye açıkladılar. (Ya'kûb-i Çerhî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, düzeltmek, bir şeyi doğrultmak demektir. Taate yapışmakla birlikte günahtan kaçınmak, istikametin hakikatini nebiler ve velilerin büyükleri bilir. Üç çeşit istikamet vardır: 1. Kelime-i Şehadet üzerine olan dil ile istikamet, 2. İrade doğruluğu üzere olan canların istikameti, 3. ibadette cehd üzere olan erkan istikameti.İstikametin dereceleri üçtür: 1. Nefsi edebe getirmek. 2. İstikamet: Kalbin süslenmesi, 3. istikamet: Sırların yaklaştırılması. İstikamete getirilen bir tanım da özetle şöyledir: “Ahidlerin tümünde, özellikle ilâhî ve Muhammedi ahidlerde, yemek içmek, giyinmek gibi dînî ve dünyevî işlerde tavassuta riayetle, sırat-ı Müstakîm’e özen göstererek yapışmaktır.Halinde istikamet olmayan sâlikin çabası, boşa gider, o yoldaki harcadığı himmet de fayda vermez. İstikamet, en büyük keramet olarak görülmüştür.

Sözlüğe dön