ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
948 sonuç · toplam 948 · “dânâ” · 26/40
01Esmar
Arapça, meyveler demektir. Ana isimler (aslî isimler)in toplanıp bir araya gelmelerinden birtakım başka isim ve mânâlar ortaya çıkar ki buna, esmar (meyveler) denir. Nikah da denilen, küllî esmâr beştir:İlâhî isimlerin içtimâi : Bunun semer…
Gül
Farsça’dır, Türkçe’mizde de aynen kullanılır. Kadiri tabiridir. Kadirîlerin başlarına giydikleri arakiyenin tepesine, çuhadan daire şeklinde bir parça dikilirdi. Bu gül, Bağdat gülü, havuzlu, kafesli, kız gülü gibi çeşit çeşitti. Genellikle…
Hazarat-I Hams
Arapça, beş hazret demektir. Kudret ve onun temsilcileri yerinde kullanılır. Bu, Allah’tan zuhur ve sudur eden varlıkların geçirdikleri beş âlemdir. Bu beş âlem şunlardır: 1. Mutlak Gayb hazreti. ilim hazreti alemindeki âyân-ı sabite, burad…
Hurufiyye
Fadlullah Hurufî (800/1398) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Orta yoldan ayrılmıştır.
Kanun Çerağı
Bektaşîlerde taht ve Balım (Sultan) Taşı’nın önünde duran ve zeytinyağı ile yanan çıraya Kanun Çerağı denir. Pirinçten yapılmış, kapağı Bektaşî tacı şeklinde olup, fitil konacak üç lülesi bulunur. Kanun çerağı, iki yanındaki şamdanda duran…
Kapıdan Geçmek
Tasavvuf’î planda, murakabe özelliğini kazanmayı ifâde eder. Mevleviler bu duruma, kapıdan geçmek derler. Bu, çilesini bitirenlerin veya başka dergahtan gelip hücreye çıkacakların, veyahut çilekeş olmayıp da, fazileti ve olgunluğu bulunması…
Kırk Budak
Bektaşî tâbiridir. Hacı Bektaş tekkesinde bulunan kırk kollu bronzdan mamul şamdana, kırk budak adı verilir. Nevruz ve On Muharrem akşamlarında olmak üzere, senede iki defa yakılır. Erenler meydanında bulunur.
Kışr
Arapça, kabuk anlamına gelir, zahir anlamında da kullanılır, bâtın (öz, iç)’ı fesada uğramaktan korur. Şeriatın zahiri gerçekleştirilemezse öz çürür. Özün sıhhati, zahirî şeriatın sağlamca ve takva boyutunda yaşanmasına bağlıdır. Gazali, bu…
La İllâ
La, Arapça’da olumsuzluk, illâ da, istisna edatıdır. La, nefy, illâ ise isbât ifadesidir, ikisi aynı cümlede bulunursa, La, vahdet-i vücud açısından Allah’tan başka varlığın bulunmadığını, O’ndan gayrisinin yokluğunu ifâde etmektedir. Varlı…
Ledün
Arapça’da zaman veya mekan zarfı olup, yanında, …de,…da mânâlarını ihtiva eder. Gayb ilmi, sırlara vâkıf olma anlamında kullanılan tâbir. Kehf suresinde “…ona katımızdan bir ilim öğrettik…” (Keyf/65) âyetiyle bu ilme işaret olunur. Tahsil y…
Matbah Canı
Matbah Arapça bir kelime olup, Türkçemizde “mutfak” şeklinde kullanılmaktadır. Mutfak nasıl yemeklerin pişirilip, yenilir, hale gelme işleminin gerçekleştirildiği bir yer ise, aynı şekilde, insanın da olgunlaştığı yer olarak kabul edilmişti…
Mahiye
Bir şeyin hakikati anlamında “mâ” ve “hiye” den meydana gelmiş Arapça bir sözcük. Tasavvuf? olarak Ümmü’l-Kitâb’a denir. Ümmü’l-Kitâb, Zât’ın künhünün mahiyetinden ibarettir. Yine bu ifade ile, üzerine isim, sıfat, vücûd, adem, Hak ve halk…
Mecâü
Zuhur yerleri, meydana geliş yerleri gibi anlamları ihtiva eden Arapça bir kelime. Doğuşların ve küllinin ortaya çıkışları; vücûdun zahiri ile bâtınını ayıran kapıların kilitlerini açacak gayblerin anahtarlarının ortaya çıktığı yerlerdir. B…
Menhec-İ Evvel
Arapça, ilk metot, ilk usûl anlamında. Kâşânî bu tabiri şöyle açıklar: Zâta ait vâhid’den vâhidiyyetin meydana gelişidir. Bütün sıfatlar ve isimlerin meydana gelişi keyfiyeti, zât rütbelerindendir. Allah kimi Zât rütbelerindeki bu sıfat ve…
Mes’ele-İ Gamida
Çözümü zor problem anlamına Arapça bir tamlama. Hakk’ın zahir ismiyle tecelli ederek yokluk (adem) üzere zuhur eden vücûd, yahut a’yân-ı sabitenin sürekliliğini ifade eden bir kavramdır. Vücûd tercihi, adem üzerine anlarla devamlı olmazsa t…
Murakkâ
Arapça, hırka, yamalı elbise demek- tir. Eskide dervişler, nefislerinin gurur ve kibrini kırmak için, eski elbiseler giyerlerdi. Bu tip elbise, iki dünyadan da sıyrılmayı ifade eder. Murakkâ, genellikle mavi renklidir. Ancak bu şekilde giyi…
Mutrib
Arapça, şarkıcı, neşelendiren, coşturan anlammadır. Rumuzu açan, hakikati açıklayan, ariflerin gönüllerini mamur hale getiren ve bu suretle teşvikte bulunan ve feyz ulaştıran kişiye mutrib denmiştir. İnsan-ı Kâmil.Eshab-ı lyş u işreti selbe…
Namaz Okumak
Namaz kılmak demektir. Bu tâbirin orijinal kullanımı Bektaşîlere dayandırılır. Diğer tasavvuf okulları da, onlardan almıştır. Arapça’daki salât, dua manasına geldiği için, Türkçesi olan kılmak yerine, okumak fiili eklenmiştir. Batınîlerin s…
Nasib Almak
Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde dey…
Na’t-Gû
Arapça-Farsça iki kelimenin birleşmesiyle meydana gelmiş olup, na’t söyleyen, demektir. Hz. Peygamber’e övgü şiirleri yazan şâirlere, na’t-gû denir.
Nefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i tevhidi Nefy…
Ocak-I Bektaşiyan
Türkçe, Bektaşîler Ocağı demektir. Yeniçeri Ocağına bu ad verilir. Yeniçeri ocağı, Hacı Bektâş-ı Velî’ye bağlı sayıldığı için, bu tâbir meydana gelmiştir. Ancak Yeniçeri ordusunun kuruluşunda, Hacı Bektâş-ı Velî bizzat bulunamamıştır. Zira…
Okçular Şeyhi
Okçular tekkesinin umumî nâzın veya başı anlamına kullanılır. Tekke, Okmeydanı’nda olduğu için, bunun yerine Şeyhu’l-Meydân da kullanılır. Ancak bu unvan, daha önceleri, rikâb-ı hümayun atçıbaşısı için kullanılırdı. Sonradan atçıbaşılık kal…
Onsekiz Bin âlem
Çeşitli boyutlarıyla birlikte, bütün bir kainata onsekizbin âlem denmiştir. Âlemin onsekizbin sayısına ulaştırılması şu şekilde açıklanır : “Bu, dokuz felekle beraber kürre-i hava, kürre-i mâ, küre-i türâb, küre-i nâr, yani anasır-ı erbaa,…