ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
83 sonuç · toplam 83 · “aşere” · 2/4
01gâzî
Sözlük anlamı “Savaşmak, yağmalamak, saldırmak.” olan bu söz, savaşta başarı kazanan kumandanlara, hükümdarlara şeref unvanı olarak verilen bir terimi ifade etmektedir. Son zamanlarda bir savaşa gidip sağ dönen Müslümanlara da “gâzî” denilm…
mu'ânaka
) [Ar.] Müslüman toplumlarda, sevgi ve saygmın bir ifadesi olarak kucakmu laşma eylemini ifade eden bu terim, “âdâb-ı mu'âşeret” kurallarmdan biri olarak îslâm dünya- mu smda Hz. Peygamber döneminden beri yerleşmiş bulunmaktadır.
ırz
Sözlük anlamı, “Kişinin bedeni, ruhu, övgüye değer yaratılışı ve soyu sopu.” olan bu söz, İnsanî değerleri ön plana alan, ona toplum içinde onur ve saygınlık kazandıran, bundan dolayı her türlü tecavüz karşısmda onun dokunulmazlığı bulunan…
cerh ve ta'dîl
Hadis biliminin en önemli konularmdan olup sahih hadis ile zayıf hadisi ayırt etme işine verilen ad ve bu konuyu araştıran bilim dalı. Bu sorunu râviler “metâ'in-i aşere” [on kusur) veya “ta'n sebepleri” olarak on kusurda incelemişlerdir. K…
dâ'î
Sözlük anlamı “Çağırmak, seslenmek davet etmek. ” olan bu söz, “İnsanları mensup olduğu veya bağlandığı din ya da mezhebine davet eden kimse. ” anlamında bir terim. Ayrıca dâ'üer, İslâm dünyasında ortaya çıkan mezhepleri duyurma, yayma veya…
edep, -bi
edep, -bi a. [Ar. ] 1 Bir toplumda gelenek ve göre nekler doğrultusunda ortak de ğerler olarak benimsenmiş iy davranışlar veya âdâbmuâşeret kuralları için kullanı lan bir terim, terbiye, hüsn-i ah lâk. İslâm dini sosyal hayat için de “edep”…
fermân-ı pâdişâhî
Hükümdar fermanı, padişah buyruğu. fermân-ı şeref-ıktirân a. (jljSl Jji jL» (.ululuğa, şerefe, üstünlüğe erişenin fermanı) mec. Padişah fermanı, buyruğu. fermân-ı vâcibü’l-imtisâl a. (itaat edilmesi, boyun eğilmesi gerekli olanın fermanı) m…
Gazâ
İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe. Kim evinde oturduğu hâlde Allah yolunda mal infak ederse, ( harcarsa )…
Müsâvât
Eşitlik, denklik; aynı halde ve derecede olma. İslâm dînindeki hürriyet ve müsâvât, gayr-i müslimlerin çoğunu dâimâ kendine çekmiştir.Pekçoğu bu sebepten dinlerini değiştirmiş, müslüman olmakla şereflenmişlerdir. (Herkese Lâzım Olan Îmân) H…
Kırâet-İ Seb'a
Yedi kırâet imâmının okuyuş şekilleri. Yedi kırâet imâmının yâni İmâm-ı Nâfi', Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım, Hamza, İmâm-ı Kisâî'nin okuyuşları kırâet-i seb'a adıyla meşhur oldu. Kırâet âlimleri bu yedi imâmdan başka, üç im…
Erhamürrâhimîn
Merhametlilerin en merhametlisi mânâsına, Allahü teâlânın mübârek isimlerinden. Seâdet sâhibi o kimsedir ki, Azrâil aleyhisselâm gelip; "Korkma, Erhamürrâhimîne gidiyorsun. Asıl vatanına kavuşuyorsun.Büyük devlete erişiyorsun." der. Böyle k…
Kureyş
Peygamber efendimizin mensub olduğu kabîlenin adı. Peygamber efendimizin on birinci babası olan Kureyş'in (Fihr ibni Mâlik'in) çocukları ve torunları. Allahü teâlâ, İbrâhim aleyhisselâmın oğullarından İsmâil'i seçti. İsmâiloğullarından Kinâ…
Akl-I Feâl
İşrâkiyye (Yeni Eflâtunculuk) felsefesinde ukûl-ı aşerenin (on akılın) sonuncusu olup, yaşadığımız âlemle alâkalı akla verilen ad. Öldürme ve yaratma işlerine bakan mertebe. Felsefecilerin akl-ı feâl dedikleri yalnız onların hayâllerinde bu…
Mükerrem
Muhterem, azîz, saygı değer. Peygamber efendimizin anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflenen bahtiyarların hepsi, zamanlarının ve memleketlerinin en asîl, en şerefli, en temiz zâtları idi. Hepsi azîz ve mükerrem ve muhterem idiler.…
âsâr
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemden veya O'nun huzûrunda bulunmakla şereflenen arkadaşlarından (Sahâbe) ve onları görmekle şereflenen müslümanlardan (Tâbiînden) bildirilen haberler. (Bkz. Eser)
Benî âdem (âdemoğlu)
İnsanoğlu. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey Benî Âdem! Yiyin, için, isrâf etmeyin. Çünkü Allahü teâlâ, isrâf edenleri sevmez. (A'râf sûresi: 31) (Ey Benî Âdem!) Şeytana itâat etmeyin, o size ap-açık bir düşmandır diye siz…
Târûh
İbrâhim aleyhisselâmın asıl, öz babası. Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerden anlaşıldığı ve binlerce İslâm âliminin kitâbında yazıldığı üzere Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem anaları ve babaları arasında bulunmakla şereflen…
Vilâyet (velâyet)
Evliyâlık, velîlik makâmı, Allahü teâlâya yakın olma, gafletten uzak bulunma. Vilâyetin hâsıl olması için, hârikaların, kerâmetlerin meydana gelmesi lâzım değildir. Din âlimlerinin hârikalar göstermesi lâzım olmadığı gibi, evliyânın da hâri…
Nasîb
1. Ele geçen, kavuşulan. İnsanların en akıllısı, ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda şeref, âhirette yüksek dereceler nasîb olur. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Ey Allah'ım! Seni sevmeyi ve seni seveni sevmeyi ve senin sev…
Nûr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi dördüncü sûresi. Nûr sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Altmış dört âyet-i kerîmedir. Otuz beşinci âyetinde Allahü teâlânın, göklerin ve yerin nûru olduğu bildirildiği için, Sûret-ün-Nûr denilmiştir. Sûrede, zinâ suç…
Hulûs
Dünyâ menfaatlerini düşünmeden bütün iş ve ibâdetlerin yalnız Allah için olması, niyet temizliği. (Bkz. İhlâs) Ma'lûm olsun ki, Hak teâlâ her şeyden evvel aklı yaratmıştır. Ve ona ilim, zekâ, hulûs, doğruluk, cömertlik, tevekkül, korku ve ü…
Senâ
Hamd, medh, övgü. Görünen, görünmeyen, bilinen, bilinmeyen bütün nîmetleri gönderen, bizlere kurtuluş yolunu gösteren ve çok sevdiği Muhammed aleyhisselâmın ümmeti yapmakla şereflendiren Allahü teâlâya hamd-ü senâlar olsun. (İmâm-ı Rabbânî)…
Sev'eteyn
Kadın ve erkeğin galiz yâni kaba avret mahalli, ön ve arka uzuvları; iki abdest bozma uzvu. (Bkz. Avret) Mübâşeret-i fâhişe yâni çıplak olarak sev'eteyni sürtünmek erkeğin de kadının da abdestini bozar. (Halebî) Konuşmaya başlamamış olan kü…
Hâlid Bin Sinân Abesî Aleyhisselâm
Îsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberlerden. Îsâ aleyhisselâm ile son peygamber Muhammed aleyhisselâm arasında geçen fetret devrinde, Aden beldesinde bulunan bir kavme gönderilmiştir. Hâlid bin Sinân Abesî aleyhisselâmın kavmine mu…