Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

616 sonuç · toplam 616 · “Mevlevi” · 18/26

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hücre Gülbangi

Mevlevî tâbiri. Hücreye girerken okunan gülbang. Şöyledir: İnayet-i Yezdan, himmet-i merdân, mekin ü mekân ve safa-yı zemin ü zaman çerağ-ı rûşen, fahr-ı dervişân, zuhûr-ı iman, kanûn-ı merdân, dem-i Hazret-i Mevlânâ, Hû diyelim Hû.

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hücre Küşadı

Farsça, küşad açmak demektir. Mevlevî tâbiridir. Hücreyi açmak demektir. Çilesini bitirip hücresine çıkan derviş (can), üç gün hücrede halvette kalırdı. Üç gün sonra meydancı gelir, kapı ve perdesini açardı. Bu halvet müddetinin bittiğini v…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hücre-Nişîn

Farsça, hücrede oturan demektir. Mevlevî tabiridir. Mevlevîlikte hücreye yerleşebilmek için, çile denilen 1001 günlük bir hizmet süresi gerekliydi. 1001 günlük hizmet bitince, mürid törenle hücreye çıkar (yerleşir) di. Hücre-nişîn (hücrede…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhvan-I Bâ Safa

Arapça, safalı kardeşler demektir. Bâ; aslen Farsça beraberlik, li, lı gibi sahiplik ifade eden bir takıdır. Bu tâbir Mevlevîlere aittir. Saf yani kalbinde şüphe ve karışıklık bulunmayan kardeşler demektir.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İkindi Meydanı

Mevlevi tâbiridir. Sabah namazı kılındıktan güneş doğana kadar, ikindiden de güneş batana kadar, tefekkür ile meşgul olan bir müslümanın, Allah katında sevap kazanacağına ait bir hadis-i şerife dayanarak konulmuş bir usûl.

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İkrar Postu

Konya Mevlevîhanesi’nin “Meydan-ı Şerif” denilen, büyük meydan odası kapısının sağ tarafındaki postun adıdır. Kapının karşısındaki sağ köşede şeyh postunun rengi kırmızı, dedelerinki de beyaz idi. Ancak ikrar postunun siyah olduğunu, bu yön…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İstivasını Sökmek

Mevlevî deyimidir. Bir Mevlevi dervişi (can) büyük bir kusur işleyince serpa denilen yakasındaki şeritler sokulurdu. Bu, askerde suçlu bir subayın apoletlerinin sökülmesi gibiydi.

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kapıdan Geçmek

Tasavvuf’î planda, murakabe özelliğini kazanmayı ifâde eder. Mevleviler bu duruma, kapıdan geçmek derler. Bu, çilesini bitirenlerin veya başka dergahtan gelip hücreye çıkacakların, veyahut çilekeş olmayıp da, fazileti ve olgunluğu bulunması…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kâri Dede

Kârî, Arapça’da okuyucu manasına gelir. Mevlevî tâbiridir. Kârî Dede, Mesnevî okurken, Mesnevî-hanların yanına oturup, beytleri okumak suretiyle onlara yardım ederdi. Bunun yerine Kâri-i Mesnevî unvanı kullanılırdı.

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kâri-İ Mesnevî

Arapça, Mesnevî okuyan demektir. Mesnevî-hanlar Mesnevî okurken, yanlarına oturup, onlara takıldığı yerlerde yardım ederlerdi. Mesnevî-hanlar, Mesnevî’yi ezbere bilirler ve dersi ezbere yaparlardı. Sonraki dönemlerde, güçlü Mesnevî hafızlar…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kazancı Dede

Mevlevîlikte mutfak, yeni dervişler için ilk terbiye ve hizmet mahallidir. Mutfağın en kıdemli ve önde gelen görevlisine Kazancı Dede denirdi. Bu zat sertabbâh (başaşçı)’nın muaviniydi. Kazancı Dede, çilesini bitirmiş yetenekli kişiler için…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kılıcî Tâc

Buna, “Külâh-ı Seyfî” denir. Mevlevi sikkelerinden birinin adı.KIRDINSA YAP,

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kol Açmak

Mevlevî terimidir. Mevlevî dervişleri sema ederken, sağ el yukarı, sol el aşağı gelmek üzere, kollarını açarlar. Buna kol açmak denir. Hak’tan aldığımızı halka veririz, demektir.

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Köçek-Kûçek

Farsça, küçük demektir. Sema eden genç delikanlılara kûçek (veya köçek) denir.Mevlevîler köçeği ol sanemâ giy külehi. Def ü nây ile sema eyle salın gâhgehi.Şahidi.Şeyhin hizmetindeki dervişe, küçek denir. Böyle bir derviş, bir başka yerde a…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kubâbul-Aktâb

Arapça, kutupların kubbeleri demektir. Mevlevî deyimidir. Konya mevlevihanesinde, Mevlevî kutublarından sultânu’l-ulema ve onun neslinden gelen (çelebi) yedi velinin mezarının bulunduğu kubbenin altına, kubâbu’l-aktab denir.

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kudüm

Tekke musikisi enstrümanlarından biri de, kudûm’dür. Gövdesi bakır veya pirinçten yapılmış olup, yanyana iki tane birden olarak kullanılır. Kudüm çanağı, eskiden dut ağacından yapılırmış. Birisinin üzerine deve, diğerininkine de merkep deri…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kutb-I Nâyi

Mevlevi deyimi, Mevlânâ zamanında neyzenlik yapan, Hamza Dede’ye, Kutb-ı Nâyî denir. Manası, ney çalanların kutbu, başı demektir.

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kuzuluk

Mevlevî tabiridir. Yemekhane duvarlarındaki hücrelere kuzuluk denir. Burada, su tası, peşkir gibi, sofra takımları muhafaza edilirdi.

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Küstah

Mevlevî tâbiri. Tarikat adabına aykırı davranan suçlular için kullanılırdı.

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Lla Fetâ İllâ Ali

Arapça olarak “Hz. Ali’den başka genç yoktur” anlamına gelir. Bu sözün devamı “La seyfe illâ Zü’l-fıkâr velâ fetâ illâ Ali” (Zülfıkar’dan başka kılıç, Hz. Ali’den başka genç yoktur) dir. Cebrail aleyhisselâm’ın, Uhud gazvesinde gösterdiği g…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

La İllâ

La, Arapça’da olumsuzluk, illâ da, istisna edatıdır. La, nefy, illâ ise isbât ifadesidir, ikisi aynı cümlede bulunursa, La, vahdet-i vücud açısından Allah’tan başka varlığın bulunmadığını, O’ndan gayrisinin yokluğunu ifâde etmektedir. Varlı…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Matbah Canı

Matbah Arapça bir kelime olup, Türkçemizde “mutfak” şeklinde kullanılmaktadır. Mutfak nasıl yemeklerin pişirilip, yenilir, hale gelme işleminin gerçekleştirildiği bir yer ise, aynı şekilde, insanın da olgunlaştığı yer olarak kabul edilmişti…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Matbah-I Şerif

Arapça, şerefli mutfak demektir. Bu tâbir, özellikle Mevlevîler’e aittir. Mevlevî tekkelerinde, bir dervişin ilk terbiye yeri mutfaktı. Konya’da “Âsitâne” adıyla da anılan merkez dergâhta iki önemli mekân vardı. 1- Yemeklerin piştiği mutfak…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Han

Farsça, Mesnevî okuyan demektir. Kürsüde Mevlânâ’nın Mesnevîsi’ni açıp, onu okuyup şerhederek vaaz veren kimseye mesnevî-hân denir. Mevlânâ zamanında bu görev yoktu. Zâten müridlerinin çoğu Farsça bilmekteydi. Mevlânâ’nm yerine geçen Hüsame…

↗