ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
424 sonuç · toplam 424 · “âsâr” · 13/18
01Dervişlik
Tarikata mensubiyet manasını ifade eder. Dervişlik, İslâm’a bağlanmakla olur. islâm’ın ihlâsla, sıdk ile takva, vera üzere yaşanmasına dervişlik denir. Dervişlikte fakirlik şartı koşan mutasavvıflar olduğu gibi, Hoca Ubeydullah Ahrâr Taşken…
Destâr Baha
Farsça. Destâr: sarık, bahâ: para, ücret demektir. Mevlevî tâbiridir. Mevlânâ’nın evlatlarına sarık parası olmak üzere bir takım köyler vakfedilmişti. Bu köyler, “Evkaf-ı Celâliyye”ye dâhildi.
Destâr-I Şerif
Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…
Emr âlemi
Zaman ve mekan üstü olarak, emirle birlikte yaratılan âlem. Ruhlar ve akıllar bu âlemdendir. Bir anda yaratılmıştır. “Vemâ emruna illa vâhidetün ke-lemhin bi’l-basar” Kamer/50.
Allah).esma-İ Seb’a
Arapça, yedi isim demektir. Allah’ın yedi güzel ismi. Esma zikri çeken tarikat mensuplarının virdleri, şu şekildeydi: 1. La ilahe illallah 2. Allah, 3. Hû, 4. Hakk, 5. Hayy, 6. Kayyûm, 7. Kahhâr. Bu zikir usûlü, Halvetî büyüklerinden İbrahi…
Fütuhat
Arapça, açılmalar demektir. Beklenmedik birşeyin ele geçmesi. Zahirdeki fütûha “Fütuhûl- ibade”, batmdakine de “fütuhûl-halâve” denir. Bu iki fütûhtan başka, bir de “fütûhul-mükâşefe” vardır.Rızık, ibâdet, ilim, marifet, keşf vs. gibi maddî…
Hırka Giydirmek
Genellikle çeşitli tarikatlarda, birine şeyhlik, halifelik vermek anlamında kullanılır. Veya tarikata giriş aşamasında başarılı olan müride, törenle bir hırka giydirilerek yola kabul edilir. Bu durumdaki kişi, artık aslî üyedir.
İstihdâm-I İsmu’llâh
Arapça, Allah’ın adını herhangi bir hususta istihdam etmeyi, kullanmayı ifade eder. Eşyada tasarruf konusunda ruhî güç oluşturmak için, Allah’ın, isminin kullanılmasına istihdam-ı İsmu’llâh denir.Bu yolla, madenlerin özelliklerini değiştirm…
Karabaşiyye
Halveti tasavvuf okulunun kollarından birinin adı. Şeyh Ali Alâeddin Karabaş-ı Velî (ö. 1097/1686) tarafından kurulmuştur. Karabaş-ı Velî, Arapgir’lidir. Genç yaşında, İstanbul’a Fâtih Medresesi’ne gelerek derslere başladı. Bir süre sonra c…
Kavuk
Eskiden kullanılan başlık. Fes, takke ve benzeri başlıklara sarık sarmak suretiyle ilim adamları sınıfının giydiği bir giyim formu idi. İçi boş manasına kof ve kav kelimelerinden, başa giyilen bir başlık diye de tanımlanmıştır. Yeniçerileri…
Lihye-İ Şerif
Arapça, şerefli, değerli sakal demektir ki, tâbir Hz. Peygamber Efendimiz’in (s) sakalı için kullanılır. Peygamber Efendimiz (s) traş edilirken, sahabe-i kiram teburrüken bir hâtıra olarak kıllarını toplardı. Bunlar zamanla nesilden nesile,…
Mansûriyye
Hallac-ı Mansur’a izafe olunan bir tasavvuf okulu. Buna Hallâciye de denir. Hallâc-ı Mansur, gençlik yıllarında Hindistan’ın Sind eyaletinde İslâm’ı yaymak üzere faaliyetlerde bulunmuş ve bir hayli de başarılı olmuştur, işte bu müslümanlara…
Mecma’u’l-Azdâd
Zıtların toplandığı yer anlamında Arapça izafet terkibi. Hüviyyet-i mutlak’a bu tabir kullanılır. Her şeyin, burada birleşip birbirinin boynuna sarılması, bu tabirin doğmasına sebep olmuştur.
Mengüş
Küpe anlamında Farsça bir kelime. Bektaşî tabiri olarak, bekar dervişlerin kulağına taktığı küpelere denir. Özellikle bu haydarîlerde yaygındır. Bu küpe, demir, pirinç, necef taşı veya gümüşten yapılır, sağ kulağa takılırdı. Dervişlik ve dü…
Mestî
Farsça, sarhoşluğu ifade eden bir söz. Ma’şûkun cemâlini görmek için, yüzü döndürmek.
Mutrib
Arapça, şarkıcı, neşelendiren, coşturan anlammadır. Rumuzu açan, hakikati açıklayan, ariflerin gönüllerini mamur hale getiren ve bu suretle teşvikte bulunan ve feyz ulaştıran kişiye mutrib denmiştir. İnsan-ı Kâmil.Eshab-ı lyş u işreti selbe…
Müdâm
Farsça, şarap demektir. Kamil arifi sürekli sarhoş tutan birlik (vahdet) şarabı.
Müntehe’l-Ma’rife
Arapça, marifetin zirvesi demektir. Vahidiyyet menşei olup, manalara ait suretlerin kendisinden zuhur ettiği Rahmani nefes bundan çıktığı için, masiva menşei (doğuş yeri) adını da alır. Bu, vücûd vasıtasıyla ortaya çıkar. Bu, Hakk’ın, halkı…
Okçular Tekkesi
Şimdiki tâbirle okçuluk klübü. Tekke, okçuların ok tâlimi yaptıkları Okmeydanı’nda idi. Tekkenin geniş salonuna “semâhâne”denirdi. Okçular tekkesi, 6 Mayıs’ta yani Hıdırellez günü açılır, altı ay boyunca Pazartesi ve Perşembe günleri tâlim…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Saka Yeri
Mevlevî tekkelerinde dervişliğe soyunmak isteyenler, mutfak kapısının yanındaki saka postunda, üç gün oturma tecrübesinden geçerdi. Bunu başarırsa hizmete girebilirdi. Bu post üzerinde, tarikata girecek kişi, diz üstü üç gün tefekkür ve mur…
Sekizler
Gayb erenlerinden, veliler hiyerarşisi içinde yer alan sekiz evliya. Bunlara, kahır ve kuvvet ricali denir. Şiddetli ve hiddetli özelliğe sahiptirler, himmetleri etkilidir. Yöneldikleri ruhları etkileri altına alırlar, tasarruf etme güçleri…
Simid
Mevlevi tâbiridir. Sikkenin üzerine, fakat destarın alt tarafına sarılan beze simid denir. Pamuktan yapılır, sarık bunun üzerine sarılır.
Şarab
Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır:Şaraphane : M…