ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
25 sonuç · toplam 223 · “İcazet” · 1/2
01İcazet
(3 جا نز ( a Bir şeyhin, muhip ve müritleri yetiştirmesi için yetişmiş ve ehliyetini ıspatlamış bir müridine izin vermesi. b Müritlerin önemli işlerde, özellikle sefere çıkarken şeyhten aldıkları izin. “Gelmek iradet, gitmek icazet iledir.…
İcâzetnâme
Bir kimseye belirli bir ilmi öğretme, eseri rivayet etme veya tarikatta irşad ve hilâfet görevini yürütme yetkisinin verildiğini gösteren yazılı belge. Tarikat icâzetnâmelerinde yetkiyi veren şeyh, icâzet alan kişi, silsile, izin verilen zi…
icâzet-i âmme
GuL 05UI) Hadis büiminde, icazet verilen kimseleri genel bir vasıfla tavsif ederek görevlendirme. icâzet-i âmme mutlaka a. Hadis biliminde, bir şehir, bir bölge veya mezhep de sınırlı kalmayarak icazet verme
İcâzet-İ Mutlaka
Çeşitli ilimlerde üstâdın (hocanın) talebesine yetiştiğine ve başkalarını da yetiştirebileceğine dâir verdiği izin veya bu izni ifâde eden belge, diploma. Hâce Bâki-billâh kuddise sirruh, İmâm-ı Rabbânî'yi icâzet-i mutlaka ile Serhend şehri…
Zât postu
Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.
Silsile
Tasavvuf terbiyesi, zikir telkini veya icazet bağını şeyhten şeyhe Hz. Peygamber'e ulaştıran mânevî aktarım zinciridir. Silsile yalnız kronolojik bir isim listesi değildir. Sohbet, sülûk, hilâfet, hırka, teberrük ve rivayet gibi farklı bağ…
Hırka-i İrâdet
Bir müridin şeyhe intisabını ve tarikat terbiyesine kabulünü gösteren, belirli bir merasimle giydirilen hırkadır. Hırka-i teberrükten farklı olarak yalnız sevgi ve bereket bağını değil, sülûk ve teslimiyet ilişkisini ifade eder. Hırka kaydı…
Ahz-ı feyz
Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifa…
destûr
Tasavvuf ehli arasında izin ve icazet.
Fitâm
G (فطا Sütten kesme, süt emmekten kesilme. tas. Bir müridin veya halifenin sülükunu tamamlaması, bağımsız olarak hareket etmesi; ihtiyaç duydugu bilgileri feyz ve fetih yoluyla Allah'tan alma mertebesine ulaşması. Vaktinden evvel çocuğu süt…
Veladet
(65 (ولاد >. Doğum. 2. tas. Talibin mürşide intisap etmesi ve tarikate girmesi. Buna çoğu zaman velâdet-i sâniye, velâdet-i maneviye, velâdet-i ruhiye (ikinci doğum, manevi doğum, ruhun doğuşu) gibi isimler verilir. Şeyh ile müridi arasında…
ahberenâ
Hadis büiminde bu terim, semâ, kıraat, icazet ve birden çok kimse ile birlikte alınan bir hadisi başkasına rivayet ederken kullanılan sigayı ifade etmektedir.
re'îs
“Başkan, baş, amir, lider.” anlamındaki bu söz, başka kelime veya terkiplerle yeni terim oluşturmayı sağlar. § re'îs-i rûhânî a. (^L ^fi Azmlıklarm dinî re başrahip. re'îsü’l-kurrâ a. (J>il ^ İslâmî bilimler arasmda, raat ilminde icazeti ol…
inbâ
GUI) [Ar.] Hadis biliminde, hadisin icazet yoluyla rivayet edüdiğini ifade etme işi.
haddesenâ
Hadis biliminde, “semâ” (bk. bu madde), “kırâ'at” (bk. bu madde),“icâzet” (bk. bu madde) ve “münâvele” (bk. bu madde) yollarmdan birisiyle alman bir hadisi başkasma rivayet ederken kullanılan siga.
Babagân
Bektaşiyye'de Balım Sultan sonrası mücerred babalar, pîr evindeki dedebaba ve icazet hattını esas alan teşkilat çevresi. Çelebiler'in soy merkezli otorite hattından ayrılır.
Mîrganiyye
Muhammed Osman el-Mîrganî’ye nispet edilen ve 19. yüzyılda Hicaz ile Sudan çevresinde yayılan tarikat. Daha yaygın adıyla Hatmiyye veya Mîrganiyye-Hatmiyye diye anılır. Kurucusunun aldığı farklı tarikat icazetlerini bir araya getiren yol, ş…
re'îsü’l-kurrâ
(J>il ^ İslâmî bilimler arasmda, raat ilminde icazeti olanla başkanı
ders-i âmm
ÇL^jj) Müderrislerin cami ve n benzeri yerlerde verdikleri al ders, va’az. 2. Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica /…
Kemaliyye
Halvetiyye’nin Bekriyye kolunda meydana gelen üçüncü şubenin adıdır. Kurucusu Şeyh Muhammed Kemâleddin’dir. Bu zât, Bekriyye şubesinin kurucusu, Şemsüddin Mustafa el-Bekrî’nin oğludur. Tarikattaki sülûkunu babasından tamamlayıp, yine ondan…
Çalipâ
Farsça, haç demektir. Tabiat, maddî âlem. Çalipân: Bektaşî hilâfet ve icazetnamelerine konulan başlık.
Destâr-I Şerif
Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…
Hırka-İ Tarikat
Arapça, tarikat hırkası demektir. Tarikatta olgunluk makamlarını elde eden kişilere, şeyhleri tarafından “icazetname”, “hilâfetnâme” (diploma) verilirdi, icazet verme işlemi sırasında, müride, törenle hırka ve taç giydirildiği için, buna “i…
Han
Farsça, Mesnevî okuyan demektir. Kürsüde Mevlânâ’nın Mesnevîsi’ni açıp, onu okuyup şerhederek vaaz veren kimseye mesnevî-hân denir. Mevlânâ zamanında bu görev yoktu. Zâten müridlerinin çoğu Farsça bilmekteydi. Mevlânâ’nm yerine geçen Hüsame…