ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
262 sonuç · toplam 297 · “mertebe” · 9/11
01Mukarrebûn
1.1.2. Ebrâr, Sâbikûn ve Mukarrebûn Ebrâr ( راربأ لا), sâbikûn (ن وقباسلا) ve mukarrebûn (ن وبرقملا) kavramları mutasavvıflarca müminlerin ve özelde tasavvuf ehlinin dereceleri ile ilgili olarak sıklıkla atıfta bulunulan kavramlardır. Öyle…
Tâzim
2.2.4. Tâzim Tâzim ( ميظعتلا) kavramı, Herevî’nin, eserinin “Vadiler” bölümünde ele aldığı bir makamdır.995 Sözlükte “yüceltmek, ululamak ve büyük addetmek” anlamlarını ifade etmektedir.996 Tasavvufta ise tâzim, Allah’ın yüceliği karşısında…
Kayyûm-İ âlem
Kayyûmiyyet makâmında bulunan velî zât. İnsanların âhirete âit derece ve seâdetleri bu mertebedeki velîlerin imdâdına verildiğinden kayyûm denilmiştir. Kutb-ı irşâd, kayyûm-ı âlemdir. Îmân sâhibi olmak, hidâyete kavuşmak, ibâdet yapabilmek,…
Ahfâ
Çok gizli, âlem-i emrin (madde ve ölçü olmayan ve arşın üstündeki âlemin) beşinci ve son latîfesi (makamı, mertebesi). İnsana Âlem-i sagîr yâni küçük âlem denir. Âlem-i sagîr on kısımdan meydana gelir. Bunların beşi Âlem-i emrdendir. Bu beş…
Kalb
1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur. (Ra'd sûresi: 30) Kalbleri bozuk olanlar, hak…
Hakikatü’l-Hakika
Arapça, hakikatin hakikati demektir. Bütün hakikatleri kendinde toplayan ehadiyet (birlik) mertebesine denir. Sûfiyye buna, hazret-i cem veya hazret-i vücûd da, der.
Firdevs Cenneti
Sekiz Cennet'in altıncısı. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Hakîkaten îmân edip de iyi amel ve harekette bulunanlar ( var ya ), onların konakları da Firdevs Cenneti'dir. (Kehf sûresi: 107) Cennet'te yukarıya doğru birbirle…
Rütbe-İ Esma
Arapça, isimlerin rütbesi demektir. Esma-i İlâhiyye’nin mertebeleri.
Edeb
1. Güzel hallere ve huylara sâhib olma ve utanılacak hareketlerden sakınma, her hususta haddini bilip, sınırı gözetme hâli. Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk'a kavuşamaz. ( İmâm-ı Rabbânî ) Allahü teâlâya karşı edeb,…
Şevk
2.2.3. Şevk Muhabbetin daha ileri bir boyutunu ifade eden şevk ( قوشلا) kavramını Serrâc haller arasında ele almıştır.984 Ebû Tâlib el-Mekkî şevki muhabbet makamlarından daha üstün bir mertebede görerek müşâhede makamlarından biri olarak s…
Kutbiyyet
Kutubluk denilen yüksek evliyâlık mertebesi. (Bkz. Kutb)
Akl-I Feâl
İşrâkiyye (Yeni Eflâtunculuk) felsefesinde ukûl-ı aşerenin (on akılın) sonuncusu olup, yaşadığımız âlemle alâkalı akla verilen ad. Öldürme ve yaratma işlerine bakan mertebe. Felsefecilerin akl-ı feâl dedikleri yalnız onların hayâllerinde bu…
Ma’rife
Arapça, marifetin dayandığı yer demektir. Bu bütün isimlerin menşei olan, vahidiyyet hazreti (mertebesi)dir.
Bed-Nâm
Farsça, kötü ün sahibi anlamında bir ifade. Melâmet mertebesi ve hali. Başkasının kınamasına aldırmadan, Allah’ın rızasını hedef alan Melâmi meşrebliler, insanların övgü ve yergisine aldırmazlar.
Bî-Nişan
Farsça, nişansız, adsız demektir. Fena makamı, Zat-ı kibriya, La Ta’ayyün mertebesi.
Müdrike
İdrak edici, anlayıcı, bilici kuvvet. İnsan rûhu, yalnız insanlarda bulunur. Bu rûhun da iki kuvveti vardır. İnsan, bu iki kuvvetile hayvanlardan ayrılmaktadır. Bu iki kuvvetten birisi idrâk edici olan Kuvve-i âlime ve müdrike denilen bilic…
Teayyün-İ İmkânî
İnsanın hakîkati olan teayyün-i vücûbîsinin zılli yâni görüntüsü. Ehlullah (evliyâ) kendi yaratılışlarına, güçlerine göre tasavvuf mertebelerine kavuşmakta birbirlerinden çok ayrıdırlar. Evliyâ arasında Allahü teâlânın ismine kavuşanlar pek…
Tûr-İ Sînâ
Tûr dağı. Allahü teâlânın Mûsâ aleyhisselâmı peygamberlikle müjdelediği ve sonra Tevrât'ı indirdiği, Kızıldeniz'in kuzeyinde, Asya ve Afrika kıtalarının arasındaki Sinâ yarımadasının güney kısmında yer alan dağ. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmd…
Zül-Celâli Ve'l-İkrâm
Esmâ-i hüsnâdan (Allahü teâlânın güzel isimlerinden). Kemâl mertebesinde (noksansız, kusursuz) şeref, kerem (ikrâm, ihsân, iyilik) celâl (büyüklük ve şeref) sâhibi olan, kereminden yarattıklarına ihsân eden. Zülcelâli ve'l-ikrâm ism-i şerîf…
Fussilet Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk birinci sûresi. Secde sûresi ve Hâ mîm de denir. Fussilet sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli dört âyet-i kerîmedir. Üçüncü âyet-i kerîmede, açıklandı mânâsına olan Fussilet kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede;…
Hüzn (hüzün)
Üzüntü, keder. Sevincin zıddı. Bu, halk arasında kastedilen dünyevî hüzünden başkadır. Tasavvuf yolunda bulunanlara âit bir hâl. Hüzn, insanın kalbini gafletten (Allahü teâlâyı unutmaktan) korur. Hüznü olmayan sâlikin (tasavvuf yoluna girmi…
Hakk-Ul-Yakîn
Bir şeyin hakîkatine kavuşma, mâhiyetine erişme, bulma, tatma. Allahü teâlânın beğendiği ahlâk ile ahlâklanıp, kalb gözünün açılması ve mânevî perdelerin kaldırılması neticesinde elde edilen kesin ilim, bilgi. Evliyânın çoğu, ancak öldükten…
Şehâmet
İyi işler yapmak, yüksek mertebeler ele geçirmek; zekâ ve akıllılıkla berâber olan cesâret, yiğitlik. Şecâatten yâni yiğitlik, kahramanlıktan hâsıl olan iyi huylardan biri de şehâmettir. (Ali bin Emrullah)
Allah Diyen Mahrum Kalmaz
Bu atasözünde, dil ile Allah diyen değil, can ve gönülle (tefekkürle) kendi varlığını unutacak derecede Allah’ı ananın, mahrum kalmayacağı bildirilmiştir. Burada mahrum kalmazdan kasıt, Allah’ı anan kişinin, sonunda O’na kavuşmasıdır. Şüphe…