ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
139 sonuç · toplam 190 · “Dost” · 6/6
01Boş Gelen Boş Gider
Mürşidin huzuruna varlıktan soyunarak gelmek her türlü kibir, gurur ve nefsî davadan sıyrılarak gitmek gerek. Bu şekilde giden kişinin, mürşidinin duası ve himmet nazarıyla ruhuna sirayet eden nefis pisliklerinden kurtulacağı; dönüşte, varl…
Çâr-I Yar-İ Güzin
Farsça, dört seçkin dost anlamında zincirleme bir tamlama. İlk dört halife: Hz. Ebubekir (r), Hz. Ömer (r), Hz. Osman (r), Hz. Ali (r).
Dörtler
Hiyeraşik veliler silsilesi içinde Rical-i llâhiyye denilen 4 Allah dostundan teşekkül etmiş gruba, “dörtler” denir. Bunlar gökte ma’lum, yerde meçhuldür. Zira halleri ruhanî, kalbleri semavîdir.
Danâin
Arapça, bir kimseye tahsis edilen şeye denir. Allahü Teâla ile özel münasebet kurmuş olan Allah dostlarından, havas tabakasına ulaşmış kişilere denir. Hadislere göre, Allah bunlara parlak nurlu elbiseler giydirir, onları afiyet içinde yaşat…
Düşkün
Varlıktan yokluğa, sağlıklı iken hastalığa, kuvvetli iken zayıflığa düşen kişiler için kullanılan bir ifade. Bu ifadeyle alakalı bir takım atasözleri, kültür zenginliğimiz içindeki yerini hâlâ korumaktadır: “Düşmez kalkmaz bir Allah”, “düşe…
Ko Yesin Arslan Seni
Tevhid erbabı ve Allah dostlarının, canları pahasına da olsa bâtıla, boyun eğmeyecekleri anlamında bir atasözü.GEL DEMEK VAR,
Habibiyye
Kul, halktan ilgisini keser, Allah’ı kendisine dost edinirse, ondan teklif düşer diyen sahte sûfiler.
Küre
Bektaşî tâbiridir. Meydandaki ocağa, küre adı verilirdi. Küre, diğer makamlar gibi bir makamdı. Burada da niyaz olunurdu. Yeni tâlib, rehberinin delaletiyle buraya geldiğinde, rehber bu makamı şöyle tarif ederdi: “Buna küre derler. Bunda çi…
Nasib Almak
Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde dey…
Nerde Birlik Orda Dirlik
Tasavvuf yolunda kardeşlerin arasında ikilik olmaması gerektiğini, bu şekilde birlik sağlanınca, huzur ve sükûnun elde edileceğini bildiren bir atasözü.Said aydur ki dirlik, dost ile olsa birlik, Ayrılmaksız bilelik bulmuş rüzigârında.
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Sirâr
Arapça bir şeyin hâlis olanı, asi, sır, kök vs. gibi anlamları olan “sır” kelimesinin çoğuludur. Tam olarak vuslata erme durumunda, sâlikin mahvolması. “Dostlarım kubbelerimin altındadırlar. Onları Ben’den başkası tanımaz”, kudsî hadisi ile…
Şatah
Arapça, hareket, kıpırdama vs. gibi anlamları olan bir kelime. Konuşmada şatah, konuşurken ölçüyü kaçırmayı ifade eder. Aşırı tecellî ve feyz gelen velîlerden, bir takım şeriata uymaz gibi görünen sözler zuhur eder. Dıştan bakınca, bu sözle…
Zil
Arapça, gölge demektir. Kendisine mensup harici vücûdu olan nur ismi aracılığı ile ortaya çıkan madumlardan ibaret mümkinlerin aynlarının ta’ayyünlari (belirmesi) ile zuhur eden izafî vücûd. Nur, onun suretleriyle yokluğu (ademiyeti) nün ka…
Rahîm (er-Rahîm)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Âhirette yalnız müslümanlara acıyan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: ... Şüphesiz ki, Allahü teâlâ Gafûrdur, Rahîmdir. (Zümer sûresi: 53) ... Ben ziyâdesi ile t…
Dedikodu
Bir müslümanın veya zımmînin (İslâm devletinin idâresi altında bulunan müslüman olmayan vatandaşın) ayıbını, onu kötülemek için arkasından söylemek. (Bkz. Gıybet) Sözün kısası şudur ki, dedikodu sözlere inanılacak, dostluk bunlara göre olac…
Duhân Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk dördüncü sûresi. Duhân sûresi Mekke-i mükerremede nâzil olmuştur (inmiştir). Elli dokuz âyet-i kerîmedir. Adını onuncu âyet-i kerîmede geçen ve duman mânâsına olan duhân kelimesinden almıştır. Bir rivâyete göre duhân k…
Dünyâ Hırsı
Dünyâya lüzûmundan fazla meyletmek. Şiddetli mal, mülk arzusu, isteği. On şey insana zarar verir: 1) Terbiye azlığı, 2) Cehâlet çokluğu, 3) Halktan nîmet beklemek, 4) Şehvet azgınlığı, nefis kudurgunluğu, 5) Baş olma sevdası, 6) Dünyâ hırsı…
Rum erenleri – Rum abdalları
Anadolu'nun fethini takip eden çağlarda doğudan, özellikle Horasan ve çevresinden Anadolu'ya gelen derviş ve eren toplulukları için kullanılan tarihî adlandırma. Kaynaklarda Abdâlân-ı Rûm ve yer yer Gâziyân-ı Rûm ifadeleriyle birlikte geçer…