Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

640 sonuç · toplam 903 · “Tâbi” · 22/27

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Küre

Bektaşî tâbiridir. Meydandaki ocağa, küre adı verilirdi. Küre, diğer makamlar gibi bir makamdı. Burada da niyaz olunurdu. Yeni tâlib, rehberinin delaletiyle buraya geldiğinde, rehber bu makamı şöyle tarif ederdi: “Buna küre derler. Bunda çi…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kürsü Şeyhleri

Cuma günleri, cuma namazından sonra, va’z edenler hakkında kullanılan bir tâbir. Arapça olan cuma hutbesinin mânâsı, namazdan sonra yapılan va’z ile açıklanırdı. Bu görevi yapan vaizlere kürsü şeyhi denirdi. Bu uygulama, ilk defa Eyyub Sult…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Küstah

Mevlevî tâbiri. Tarikat adabına aykırı davranan suçlular için kullanılırdı.

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Meyl

Arapça, eğilim, meyletme demektir. Gayeden, temelden habersiz, elde olmadan (kendiliğinden) herşeyin aslına dönmesi. Her cins kendi cinsine meyleder. Maddelerin tabiat (yaş, kuru, sıcak, soğuk vb. gibi) lara dönüşmesi. Tabiatların da irades…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Lla Fetâ İllâ Ali

Arapça olarak “Hz. Ali’den başka genç yoktur” anlamına gelir. Bu sözün devamı “La seyfe illâ Zü’l-fıkâr velâ fetâ illâ Ali” (Zülfıkar’dan başka kılıç, Hz. Ali’den başka genç yoktur) dir. Cebrail aleyhisselâm’ın, Uhud gazvesinde gösterdiği g…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ledün

Arapça’da zaman veya mekan zarfı olup, yanında, …de,…da mânâlarını ihtiva eder. Gayb ilmi, sırlara vâkıf olma anlamında kullanılan tâbir. Kehf suresinde “…ona katımızdan bir ilim öğrettik…” (Keyf/65) âyetiyle bu ilme işaret olunur. Tahsil y…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Lihye-İ Şerif

Arapça, şerefli, değerli sakal demektir ki, tâbir Hz. Peygamber Efendimiz’in (s) sakalı için kullanılır. Peygamber Efendimiz (s) traş edilirken, sahabe-i kiram teburrüken bir hâtıra olarak kıllarını toplardı. Bunlar zamanla nesilden nesile,…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mah-I Nev

Farsça, yeni ay demektir. Tasavvufi eğitime yeni başlayan mübtedîler için, kinaye olarak kullanılan bir tabir. Bu durumda olan kişi, yeni doğmuş bir aya benzetilmektedir.

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mahiye

Bir şeyin hakikati anlamında “mâ” ve “hiye” den meydana gelmiş Arapça bir sözcük. Tasavvuf? olarak Ümmü’l-Kitâb’a denir. Ümmü’l-Kitâb, Zât’ın künhünün mahiyetinden ibarettir. Yine bu ifade ile, üzerine isim, sıfat, vücûd, adem, Hak ve halk…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Matbah-I Şerif

Arapça, şerefli mutfak demektir. Bu tâbir, özellikle Mevlevîler’e aittir. Mevlevî tekkelerinde, bir dervişin ilk terbiye yeri mutfaktı. Konya’da “Âsitâne” adıyla da anılan merkez dergâhta iki önemli mekân vardı. 1- Yemeklerin piştiği mutfak…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mecânîn-I Ukalâ

Akıllı mecnunlar, akıllı deliler, anlamında Arapça bir tâbir. Sürekli cezbe halinde bulunan mecnûnlar, irşâddan sakıt olmuş, kendi maişetlerini tedarik edemeyen kimselerdir. Akşemseddin, meczûblaşma olayını şu şekilde anlatır: Zikir ile meş…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mecma’u’l-Azdâd

Zıtların toplandığı yer anlamında Arapça izafet terkibi. Hüviyyet-i mutlak’a bu tabir kullanılır. Her şeyin, burada birleşip birbirinin boynuna sarılması, bu tabirin doğmasına sebep olmuştur.

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mengüş

Küpe anlamında Farsça bir kelime. Bektaşî tabiri olarak, bekar dervişlerin kulağına taktığı küpelere denir. Özellikle bu haydarîlerde yaygındır. Bu küpe, demir, pirinç, necef taşı veya gümüşten yapılır, sağ kulağa takılırdı. Dervişlik ve dü…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Menhec-İ Evvel

Arapça, ilk metot, ilk usûl anlamında. Kâşânî bu tabiri şöyle açıklar: Zâta ait vâhid’den vâhidiyyetin meydana gelişidir. Bütün sıfatlar ve isimlerin meydana gelişi keyfiyeti, zât rütbelerindendir. Allah kimi Zât rütbelerindeki bu sıfat ve…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mezheb-Meşreb

Arapça’da, mezheb, gidilecek yol, meşreb, su içilecek yer demektir. Istılahî olarak, islam dinini İmam-ı Âzam, imam Malik, İmam Süfyan-ı Sevrî gibi bilginlerin anlayışlarına, görüşlerine uyarak yaşamaktır. Bu imamların görüşlerine mezheb de…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mutrib-Hâne

Mevlevî tabiri. Ney, kudüm çalan ve ayin okuyan (ayinhan)ların bulunduğu özel yer (mahfil)e mutrib-hâne denir.

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Namaz Okumak

Namaz kılmak demektir. Bu tâbirin orijinal kullanımı Bektaşîlere dayandırılır. Diğer tasavvuf okulları da, onlardan almıştır. Arapça’daki salât, dua manasına geldiği için, Türkçesi olan kılmak yerine, okumak fiili eklenmiştir. Batınîlerin s…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nane Molla

Beceriksiz, işe yaramaz, yavaş, ağır hareketli, tiryaki kıyafetli yerinde kullanılan bir tâbirdir.

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nâyî

Ney çalan kişilere denir. Ancak neyzen tâbiri daha çok kullanılır. Nâyî Osman Dede meşhur neyzenlerdendir.

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nemed-Pûş

Farsça, aba giyen demektir. Dervişe nemed-pûş denir. Sırtlarına yünden aba giydikleri için, dervişler hakkında kullanılan bir tâbirdir. Nemed, keçe, aba, yünden yapılma örtü demektir.Külahım asumandır tâc ü fahre rağbetim yokdur, Nemed-pûşf…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ocak-I Bektaşiyan

Türkçe, Bektaşîler Ocağı demektir. Yeniçeri Ocağına bu ad verilir. Yeniçeri ocağı, Hacı Bektâş-ı Velî’ye bağlı sayıldığı için, bu tâbir meydana gelmiştir. Ancak Yeniçeri ordusunun kuruluşunda, Hacı Bektâş-ı Velî bizzat bulunamamıştır. Zira…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ocak-Ocakzâde

Türkçe-Farsça. Ocak oğlu demektir. Ocak; içinde odun, kömür yakılan, dumanı üstteki bacadan çıkan özel ateş yakma yerine denir. Mecazi olarak, kuruluş boy-soy, kök, dirlik, düzenlik manalarına gelir. Bu, aynı zamanda bir Bektaşî tabiridir.…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Okçular Tekkesi

Şimdiki tâbirle okçuluk klübü. Tekke, okçuların ok tâlimi yaptıkları Okmeydanı’nda idi. Tekkenin geniş salonuna “semâhâne”denirdi. Okçular tekkesi, 6 Mayıs’ta yani Hıdırellez günü açılır, altı ay boyunca Pazartesi ve Perşembe günleri tâlim…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Pây-I Mâcân

Mevlevîler bu tâbiri “ayakkabılık” anlamında deyimleştirmişlerdir. Tasavvufî edebe aykırı hareket eden bir derviş, ayakkabılıkta sağ kulağı sol elinde, sol kulağı sağ elinde olarak tek ayak üzerinde bir süre durma cezasına çarptırılırdı. Bu…

↗