ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
51 sonuç · toplam 118 · “a'bûd” · 2/3
01Telvîn
2.2.15. Telvîn ve Temkin Sûfîlerin tasavvuf yolunda kat ettikleri mertebeleri ve buna bağlı olarak hallerinde yaşanan değişimi ifade eden kavramlardan telvîn ( نيولتلا) ve temkin (ن يكمتلا) tasavvuf kaynaklarında yer alan ve bazı âyetlerle…
Kemâlât-I Nübüvvet
Peygamberliğe âit üstünlükler olup, evliyâlığın çok yüksek makamlarından biri. Bir İslâm büyüğü, Allahü teâlânın ihsânı ile şerî'atin (İslâmiyet'in) hakîkatine kavuşur, İslâm-ı hakîkî ile şereflenirse, peygamberlere tam uymakla, o büyüklere…
Halvetiye
Şeyh Ebu Abdullah Siracüddin Ömer b. Şeyh Ekmelüddin Lahcî (ö. 1349 veya 1397) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okuludur. Bu zat, halvet uygulamasına çok önem verirdi. Hatta, herkesten uzak kalmak üzere, içi boş, büyük bir çınar ağacına gir…
Budizm
Hindistan'da M.Ö. altıncı yüzyılda yaşamış olan Buda'nın kurduğu, Uzakdoğu ülkelerinde yaygın bozuk bir inanış. Bu inanışta olanlara Budist denir. Bugün Hindistan'da yayılmış olan Brahma ve Buda dinlerinde oradaki eski peygamberlerin kitabl…
Esahh
En sahîh, en sıhhatli, en doğru olan. Bir mes'elenin hükmü hakkında müctehid âlimlerin kavillerinden (sözlerinden, ictihadlarından) en doğru olanı. "Esahh" sözü, "sahîh, doğru" sözünden daha kuvvetlidir. Bir müctehidden bir iş hakkında iki…
Allah (celle Celâlühü)
Esmâ-i hüsnâdan. Varlığı muhakkak lâzım olan, îmân ve ibâdet edilecek hakîkî mâbûd. Her şeyi yoktan var eden yüce yaratıcı. Allahü teâlâ zâtı ile vardır. Varlığı kendi kendiyledir. Şimdi var olduğu gibi, hep vardır ve hep var olacaktır. Var…
Arz-Taleb
Üreticinin piyasaya belli fiyatla mal sürmesi ve tüketicinin de piyasadan mal çekmesi hâdisesi. İslâmiyet'te bey' ve şirâ (satış ve alış), arz ve taleb esâsına göre yürür. (M.Sıddık bin Saîd) Bir malın arz ve talebi, belli bir piyasa fiyâtı…
Nâs Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz on dördüncü ve son sûresi. Nâs sûresi Medîne-i münevverede nâzil oldu (indi). Altı âyet-i kerîmedir. İnsanların Allahü teâlâya sığınmalarını emrettiği için Sûret-ün-Nâs denilmiştir. (İbn-i Abbâs) Allahü teâlâ Nâs sûresi…
Hükm (hüküm)
Bir dâvâ, bir mes'ele, bir kişi hakkında verilen karar, emir. Allahü teâlânın mü'minler hakkındaki hükmüne hayret ettim. Ona genişlik taktîr eder ve kulu buna râzı olursa, kulun hakkında hayırlı olur. Şâyet darlık ile hükmeder de yine kulu…
Sülûk Yolu
İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yollardan biri. (Bkz. Vilâyet Yolu) İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol ikidir. Biri nübüvvet yolu olup, aslın aslına kavuşturur. Eshâb-ı kirâmın (Peygamber efendimizin mübârek arkadaş…
Hannâs
İnsanların kalblerine vesvese veren sinsi şeytan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: (Ey Habîbim!) De ki: İnsan ve cinden olan ve insanların göğüslerine (îmân ve îtikâdına) vesvese veren hannâsın şerrinden insanların mâbûduna…
îsâ Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Yeni bir din getiren peygamber olup, kendisine dört büyük kitaptan biri olan İncîl verildi (Bkz. İncîl). Annesinin adı Meryem'dir. Allahü teâlâ onu babasız yarattı. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde…
Abdu’l-Bâ’is
El-Bâ’is, ölümden sonra dirilten demekter. Nefsinin, sıfat, hevâ ve heveslerini iradî ölümle (nefis terbiyesi ile) nihayete erdirdikten sonra, Allah’ın, kalbini hakikî hayatla dirilttiği kişidir, işte Allah, bu kulu, el-Bâ’is isminin mazhar…
Abdu’l-Hâlık
el-Hâlık, takdirine uygun bir şekilde yaratan demektir. Bu isim bir kulda tecellî edince, o, Allah’ın dilediği nisbette her şeye kadir olur. Zira, bu durumda Allah kuluna, halk ve takdir sıfatıyla tecellî etmiştir. Kul da, Allah’ın takdiri…
Kanını İçine Akıt
Cezbe geldiği zaman veya bir hâl zuhurunda, dervişin bunu dışarı aksettirmemesi, sezdirmemesi ve normal davranıştan uzaklaşmaması demektir. Bu, temkin ehli sûfilerde olur. Telvin ehli olanlarda bu durum aksinedir. Bu, melâmet tavrı olarak d…
Allahtan Korkmayandan
Allah korkusu, insanın kendi vicdanından kaynaklanır. Bu duygu, insanı kötü iş yapmaktan alıkor. Eğer bir insanda bu duygu erozyona uğramışsa, artık ondan her kötülük beklenebilir. Böylelerinden sakınmak lâzımdır.
Nefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i tevhidi Nefy…
Şihabiyye
Sühreverdiyye’nin kollarından biri olup, Şihabüddin Ebu Hafs Ömer b. Muhammed es- Sühreverdî el-Bekrî (öl. 632/1234) tarafından kurulmuştur.
Tahakkuk
Arapça, gerçekleşme demektir. Kâşânî, “Hakk’ı isimlerinin şekilleri olan âlemlerde görmektir. Bu durumda mütehakkık, ne Hak ile halktan, ne de halk ile Hak’tan perdelidir” şeklinde tanımlar. Hafnî de bu terimi şöyle tarif eder: “İnandığı ki…
Ukeyliyye
Ukeylü’l-Mânicî b. Şihâbüddin Ahmed el-Batayihî (ö.V. y.y) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu. Harrâziyye’nin kollarındandır.
Mâlikî
Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Mâliki mezhebine tâbi olan, bağlı olan kimse. (Bkz. İmâm-ı Mâlik) Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve Eshâbının bildirdiği îtikâd üzere bulunanların) amelde ( yapılması ve kaçınılmas…
Râh-I İctibâ
Tasavvufta Allahü teâlâya kavuşturan yollardan biri. Seçilmişlerin yolu. (Bkz. İctibâ Yolu) Râh-ı ictibâ, Peygamberlerin ilerledikleri yoldur. Ancak ümmetlerinden onlara tâbi olanlara da, onlara mahsûs olan kemâllerden ihsân olunduğu gibi,…
Matlûb
Kavuşmak istenilen, aranılan şey, maksat. (Bkz. Maksad) Tâlib (isteyen, arayan), matlûba tam bağlanınca, rehber aradan büsbütün kalkar. Böylece tâlibi matlûba aracı olmadan kavuşturur. (İmâm-ı Rabbânî) "Lâ ilâhe illallah" kelimesinin iki ma…
Resûl-Üs-Sakaleyn
İnsanlara ve cinne peygamber olarak gönderilen Muhammed aleyhisselâm. Rivâyet olunur ki, Mekke'de bir ağaç, Resûl-üs-sakaleyn'in önüne gelip; "Yâ Resûlallah! Cinnîlerden bir cemâat sizinle görüşmeye gelmişler. Hüsûn denilen yerde bekliyorla…