ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
322 sonuç · toplam 404 · “Meydan” · 11/14
01Bektâşînin Sırrı
Bektâşîler, bir kimsenin tarikata girmesi sırasında yapılan ayine, diğer tarikat mensuplarını almazlardı.Diğer tarikatlardaki zikir ve semâ âyinlerine giriş serbest olduğu halde, Bektâşîlikdeki bu gizlilikten dolayı, “Bektaşî sırrı” sözü me…
Soran Olmaz
Bu meydan erenler meydanıdır. Sırrı, anlamayanlara faş edince, sonuçta kan dökülür. Bu uğurda nice başlar verildiği yukarıdaki sözle anlatılır.Kûh kün ez kellehâ Bahr kün ez hûn-i mâ Kellelerden tepeler yapsınlar Kanımızdan denizler…Seyyid…
Çelikleme
Çelik, Türkçe bir kelime olup değnek manasınadır. Parmak kalınlığında yarım metre kadar uzunluğundadır. Mevlevî tekkelerinde, tekkenin toplantı yeri olan meydanda, kazancı postu üzerinde asılı dururdu. Tarikat edebine aykırı iş yapanlar, bu…
Çengi
Çeng, harbe benzer bir müzik aletidir. Kavisli ağaca takılı, bağırsaktan yapılmış yirmi üç telden meydana gelir. Bu müzik âletinin kökeni Doğu’dur. Bu âleti çalana çengi denir. Mevlevi mutasavvıflarından bestekâr Yusuf Dede, bu enstrümanı ç…
Çerağcı
Tekkelerde çerağın arzettiği önem büyüktür. Bunu, çerağı yakıp söndürmek için, ayrı bir görevli tayin edilmesinden anlıyoruz. Kaynaklar, tekke hizmetleri arasında, ifa ettiği görev itibariyle çerağcının önemli bir kişi olduğunu kaydetmekted…
Ecsâm
Arapça, cisimler demektir. Çeşitli kısımlara ayrılır:Ecsam-ı Tâbîiyye (tabii cisimler) : Keşf erbabına göre, arş ve kürsîEcsam-ı Unsuriyye (aslî cisimler) : Gökler ve ondaki inceliklerden gayri herşeydir.Çeşitli Tabu Cisimler : Unsurlar ve…
Edvâr-I Vücûd
Arapça. Varlık devirleri. Varlığın, kendisi için mümkün olan kemal çizgisinde yükselmesi ve sonuçta ilkelerin ilkesine geri dönmesi. Varlık yukarıdan aşağıya iner (kavs-i nüzul). Bu iniş, bir yarım daire şeklinde düşünülür. Sonra varlık, aş…
Elifî Sumat
Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir. Deri sofralar üç türlü olur: Bir kısmı daire şeklinde, etrafında halkalara sahiptir. Bu halkalara bir zincir geçirilip çekilince, sofr…
Esmar
Arapça, meyveler demektir. Ana isimler (aslî isimler)in toplanıp bir araya gelmelerinden birtakım başka isim ve mânâlar ortaya çıkar ki buna, esmar (meyveler) denir. Nikah da denilen, küllî esmâr beştir:İlâhî isimlerin içtimâi : Bunun semer…
Gül
Farsça’dır, Türkçe’mizde de aynen kullanılır. Kadiri tabiridir. Kadirîlerin başlarına giydikleri arakiyenin tepesine, çuhadan daire şeklinde bir parça dikilirdi. Bu gül, Bağdat gülü, havuzlu, kafesli, kız gülü gibi çeşit çeşitti. Genellikle…
Hacım Sultan Makamı
Bektaşî deyimidir. Meydan’daki makamlardan biridir. Hacım Sultan Makamı’na aynı zamanda, “Meydan Taşı” da denir. Her makamda niyazda bulunulduğu gibi, burada da niyaz olunurdu. Nasib alan tâlib, kılavuzunun delaletiyle bu makamın ne olduğun…
Hatt-I İstiva
Mevlevî tabiridir. Semahanede, Şeyhin oturduğu post ile, tam karşısına tesadüf eden ve insanlık makamını temsil eden “meydân kapısı”‘nm arasında olduğu varsayılan düz çizgi hakkında, bu tâbir kullanılır.
Hücre Küşadı
Farsça, küşad açmak demektir. Mevlevî tâbiridir. Hücreyi açmak demektir. Çilesini bitirip hücresine çıkan derviş (can), üç gün hücrede halvette kalırdı. Üç gün sonra meydancı gelir, kapı ve perdesini açardı. Bu halvet müddetinin bittiğini v…
İkrar Postu
Konya Mevlevîhanesi’nin “Meydan-ı Şerif” denilen, büyük meydan odası kapısının sağ tarafındaki postun adıdır. Kapının karşısındaki sağ köşede şeyh postunun rengi kırmızı, dedelerinki de beyaz idi. Ancak ikrar postunun siyah olduğunu, bu yön…
İlim Postu
Bektaşî tâbiridir. Meydan’da bulunan bir makamdır. Burada da, diğer makamlarda olduğu gibi niyaz olunur. Nasib alan yeni talib (derviş), rehberinin kılavuzluğu ile buraya gelir, rehberi ona şunları söyler: “Buna ilim postu derler. Cümle müş…
Kahve Nakibi
Nakib, kabile reisi, başkan, bir kavmin reisi gibi manaları ihtiva eden Arapça bir kelimedir, çoğulu nukabâ’dır. Tasavvuf ıstılahı olarak, tekkelerde kahve pişiren ve bu işle görevli bulunan kişiye denir. Aslında bu görev, dıştan önemsiz gi…
Kanun Çerağı
Bektaşîlerde taht ve Balım (Sultan) Taşı’nın önünde duran ve zeytinyağı ile yanan çıraya Kanun Çerağı denir. Pirinçten yapılmış, kapağı Bektaşî tacı şeklinde olup, fitil konacak üç lülesi bulunur. Kanun çerağı, iki yanındaki şamdanda duran…
Kapıdan Geçmek
Tasavvuf’î planda, murakabe özelliğini kazanmayı ifâde eder. Mevleviler bu duruma, kapıdan geçmek derler. Bu, çilesini bitirenlerin veya başka dergahtan gelip hücreye çıkacakların, veyahut çilekeş olmayıp da, fazileti ve olgunluğu bulunması…
Kırk Budak
Bektaşî tâbiridir. Hacı Bektaş tekkesinde bulunan kırk kollu bronzdan mamul şamdana, kırk budak adı verilir. Nevruz ve On Muharrem akşamlarında olmak üzere, senede iki defa yakılır. Erenler meydanında bulunur.
Kışr
Arapça, kabuk anlamına gelir, zahir anlamında da kullanılır, bâtın (öz, iç)’ı fesada uğramaktan korur. Şeriatın zahiri gerçekleştirilemezse öz çürür. Özün sıhhati, zahirî şeriatın sağlamca ve takva boyutunda yaşanmasına bağlıdır. Gazali, bu…
Kızıl Eşik
Bektaşî tâbiri. Meydan’da, Hazreti Pîr Postu’nun yanında yer alan bir makamdı. Buna “Mürüvvet Taşı” veya “Niyaz Taşı” da denirdi.
Küre
Bektaşî tâbiridir. Meydandaki ocağa, küre adı verilirdi. Küre, diğer makamlar gibi bir makamdı. Burada da niyaz olunurdu. Yeni tâlib, rehberinin delaletiyle buraya geldiğinde, rehber bu makamı şöyle tarif ederdi: “Buna küre derler. Bunda çi…
La İllâ
La, Arapça’da olumsuzluk, illâ da, istisna edatıdır. La, nefy, illâ ise isbât ifadesidir, ikisi aynı cümlede bulunursa, La, vahdet-i vücud açısından Allah’tan başka varlığın bulunmadığını, O’ndan gayrisinin yokluğunu ifâde etmektedir. Varlı…
Matbah Canı
Matbah Arapça bir kelime olup, Türkçemizde “mutfak” şeklinde kullanılmaktadır. Mutfak nasıl yemeklerin pişirilip, yenilir, hale gelme işleminin gerçekleştirildiği bir yer ise, aynı şekilde, insanın da olgunlaştığı yer olarak kabul edilmişti…