ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
425 sonuç · toplam 791 · “Edeb” · 11/18
01Agâh Etmek
Farsça, uyandırmak. Mevlevi tarikatında mutfakta görev yapan içmeydacının, sabah ezanından evvel, tekke odalarında yatanları kapılara vurarak “agah ol dedem” diyerek uyandırmasıdır. Bu uyandırma gece teheccüd namazı için olurdu. Farsça’da b…
Niyazım Hakk’a
Bu sözle asıl niyazın Allah’a yapılması gerektiği bildirilir. Bir insandan bile bir şey isterken, mesela bir dolmakalem isterken, nezaket, edeb, usûl ve erkana riâ’yet etmeye çalışmak gerek… Zira, Allah’tan da istemenin kendine göre bir inc…
Emr
1. Buyruk; emredenin, emrolunandan bir işin yapılmasını istemesi veya bu sûretle yapılması istenen şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O hâlde bana uyunuz. Emrime itâat ediniz. (Tâhâ sûresi: 90) İnsan her hareketinde, her işinde, Alla…
Te'dîb
1.Terbiye etme, edeblendirme. (Bkz. Edeb) Kişinin çocuğunu te'dîb etmesi, sadaka vermesinden daha hayırlıdır. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî) Rabbim beni en güzel bir edeb ile te'dîb etti. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî) 2. Suçluyu cezâla…
Kemâlât-I Nübüvvet
Peygamberliğe âit üstünlükler olup, evliyâlığın çok yüksek makamlarından biri. Bir İslâm büyüğü, Allahü teâlânın ihsânı ile şerî'atin (İslâmiyet'in) hakîkatine kavuşur, İslâm-ı hakîkî ile şereflenirse, peygamberlere tam uymakla, o büyüklere…
Han Bağı
Bektaşî tâbiridir. Hacı Bektaş Dergâhı’ndaki bağlardan birinin adı. Burası başlı başına bir tekke idi. Han Bağı ile Dede Bağında hizmet eden derviş, mihman (misafir) evine gider ve orada destârsız tâc giyerdi. Han bağının son babası, Necati…
Kur'ân-I Kerîm
Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla Muhammed aleyhisselâma yirmi üç senede Arabça olarak indirdiği, bize kadar ilk nâzil olduğu şekilde tevâtürle, yalan söylemeleri mümkün olmayan üstün vasıflı insanların bildirmeleri ile gelen…
Kurb-İ Ebdân
Bedenlerin birbirine yakın olması. Kurb-i ebdânın, kalblerin birleşmesinde büyük te'siri vardır. Bunun içindir ki, hiçbir velî, Peygamber efendimizin sohbetinde bulunmadığı için bir sahâbînin derecesine yükselemez. Veysel Karânî, o kadar şâ…
Kayyûm-İ âlem
Kayyûmiyyet makâmında bulunan velî zât. İnsanların âhirete âit derece ve seâdetleri bu mertebedeki velîlerin imdâdına verildiğinden kayyûm denilmiştir. Kutb-ı irşâd, kayyûm-ı âlemdir. Îmân sâhibi olmak, hidâyete kavuşmak, ibâdet yapabilmek,…
Tebzîr
Malı, İslâmiyet'in ve aklın uygun görmediği yerlere dağıtma, isrâf. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede buyurdu ki: Akrabâya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Malını tebzîr etme. Çünkü tebzîr edenler, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rab…
Kavl
Müctehid (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden din bilgilerini elde edebilen) âlimlerin bir işin hükmünü bildiren sözü yâni re'yi, ictihâdı. Öğle namazının vakti, zevalden yâni her şeyin gölgesi en kısa olduğu zamandan, kendi boyu kadar…
Kat'-İ Rahm
Sıla-i rahmi yâni akrabâ ile görüşmeyi, haberleşmeyi kesme. İçlerinde kat'-i rahm edenin bulunduğu bir topluluğa (cemâate) rahmet inmez. (Hadîs-i şerif-Edeb-ül-Müfred) Kat'-i rahm, büyük günâhtır. Erkek olsun, kadın olsun zî rahm-i mahrem (…
Reyn
1.5.11. Reyn Çeşitli günahların yol açtığı mânevî hastalıklardan birini ifade eden reyn (ن يرلا) Serrâc ve Hücvîrî’nin tasavvuf ıstılâhları arasında yer verdiği bir kavramdır.884 Sözlükte “kir, pas ve örtü” gibi anlamlara gelen885 reyn, Ser…
Allâme
İslâmiyetin yirmi ana ilmi ve bunların kolları olan seksen ilminde mütehassıs ve evliyâlık derecelerinde yükselmiş, ayrıca lâzım olduğu kadar zamanın fen ve edebiyat ilimlerinde de yetişmiş zât. Âlim kelimesinin mübâlağalı ismi fâilidir. (B…
Kâlib Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Yâkûb aleyhisselâmın on iki oğlundan Şem'ûn'un neslindendir. Babasının ismi Yuknâ'dır. Kendisine Yûşâ aleyhisselâmdan sonra peygamberlik verildi. Mûsâ aleyhisselâma bildirilen dînin emir ve yasak…
Kalb Hastalığı
Kalbin Allahü teâlâdan başkasına bağlanması. "Kalblerinde hastalık vardır" meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibâdeti ve tâati fayda vermez. Bilakis zarar verir. "Çok Kur'ân-ı kerîm okuyanlar…
Kalb
1. Gönül. Yürek denilen, et parçasına yerleştirilmiş nûrânî ve mânevî kuvvet. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Biliniz ki kalbler zikr ile (Allahü teâlâyı anmakla) rahat bulur. (Ra'd sûresi: 30) Kalbleri bozuk olanlar, hak…
Kem Nazarla Bakmak
Birisine kötülükle bakmak, tasavvufî edebe aykırı olan bir davranıştır. Sûfi, herkese iyi nazarla, hüsn-i zanla bakmak zorundadır. Sûfînin kötü nazarla bakması gereken tek şey, kendi nefsi ve onun hevâsıdır.
Milhafe
Kadının sokağa çıkarken giydiği manto ve ferâce gibi uzun geniş örtü. Senede, biri yazlık biri kışlık olmak üzere iki milhafe alması, erkeğin zevcesine (hanımına) olan nafakasındandır. (İbn-i Nüceym)
İstikamet
1.5.9. İstikamet İstikamet ( ةماقتسإ لا), Kuşeyrî’nin sûfîlerin halleri ve makamları arasında, Herevî’nin ise muâmelât kısmındaki makamlar arasında yer vermiş olduğu bir kavramdır.840 Sözlükte, “doğruluk, dürüstlük, adalet, itidal, itaat, s…
Abes
Boş, faydasız şey. Namazda abes hareketler mekruhtur. Elbise ile oynamak gibi. Namazda faydalı hareketin meselâ eli ile alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantolonun tozunu silkmek, mekruhtur. Kaşınmak abes değilse de, bir rüknde, eli üç…
Edîb
1. Güzel hasletleri kendinde toplayan, haddini bilen. ( Bkz. Edeb ) 2. Düzgün, güzel ve pürüzsüz söz söyleyen ve yazan, edebiyatçı.
Ebter
Nesil ve hayırdan kesilmiş. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: (Habîbim) gerçekten biz sana Kevser'i verdik. O hâlde (buna şükür olarak) namaz kıl ve kurban kes. Sana buğzeden, düşmanlık eden yok mu? İşte asıl ebter odur. (Sa…
Bâde-Fürûş
Farsça, bileşik sıfat olup şarap satan demektir. Tasavvuf edebiyatında kullanılmış bir terimdir. Şeyh, mürşid karşılığında kullanılmıştır. Bektaşî geleneğinde, kıyamet günü kevserin sunucusunun Hz. Ali olacağını bildiren bir hadîse dayanıla…