ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
262 sonuç · toplam 297 · “mertebe” · 10/11
01Şeref
Yükseklik, büyüklük, yüksek mertebe. İnsanlar arasında geçerli ve makbûl olma. Cenâb-ı Hakk'a itâat ve yüksek hizmeti ile çok ihsâna mazhâr olma, iftihâr. İnsanların en akıllısı ölümü çok hatırlayandır. Ölümü çok hatırlayan insana, dünyâda…
Şühûd
Görme. Tasavvuf yolunda ilerleyenin kalb ve rûh ile çeşitli mertebeleri görmesi. Keşf (gizli bilgilerin açılması) ve şühûd sâhibi milyonlarca âşık, Fahr-i âlemi (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyâret ederek, Allahü teâlânın sonsuz nîmetlerin…
Şüûnât
Şanlar, haller, keyfiyetler, hâdiseler, vak'alar. İsimlerin zât-ı ilâhîye nisbetleri ve mertebeleri.
İbdâd
Ezân-ı Muhammedî okunduğu zaman, her işi terk edip, cemâatle namaz kılmağa gitmek. Namazın kemâl mertebesinde (en güzel ve tam şekliyle) kabûl olmasının şartları; haramlardan sakınmak, huşû (Allahü teâlâdan korkmak), takvâ (Allahü teâlâdan…
İmâm-I Mâlik
Ehl-i sünnetin ameldeki dört mezhebinden biri olan Mâlikî mezhebinin reîsi. İmâm-ı Mâlik hazretleri Tebe-i tâbiîndendir. İsmi, Mâlik bin Enes, künyesi, Abdullah'tır. 711 (H.93 veya 95) senesinde Medîne'de doğdu. 795 (H. 179)'da yetmiş altı…
Abdu’l-Vâsi’
el-Vâsi’, ilmi ve merhameti, her şeyi kuşatan demektir. O, fazlı ve genişliğiyle her şeyi kuşatandır. Bütün mertebeleri ihâte ettiği için, hiç bir şey, O’nu içine alamaz. Allah, fazlından bir şey vermedikçe, onu kendisine lâyık bulmaz. Kur’…
Adam-âdem
Arapça, adam demektir. Adam, Adem’in türkçeleşmişidir. Kur’an’a göre Allah, insanı, şerefli, ve kerametli yaratmıştır, (isra/70) A’raf suresi 179. ayetinde kalpleri olduğu halde anlamayan, gözleri olduğu halde hikmetleri görüp sezmeyen, kul…
Cihete’d-Diyk Ve’s-Si’a
Arapça, darlık ve genişlik yönleri demektir. Varlık ve genişlik zata ait iki itibardır. Bu, ya düşünülüp anlaşılan herşeyden münezzeh kendisiyle beraber başkasını kuşatmanın, vücudun ve ta’akkulun bulunmadığı hakiki vahdet olan yöndür ki, b…
Çeşm-İ Nergis
Farsça, nergis gözlü anlamında bir tamlama. Sâlikin iyi hallerinin, mükemmel niteliklerinin ve yüksek mertebesinin örtülü tutulması; bazen sâlik veli olduğunu bilir, ancak halk bilmeyebilir, bazen de halk bilir, kendi bilmez.
Aykaççile
Farsça, kırk anlamına gelen çihil’den düzenlenmiş bir terim. Bir şeyh nezaretinde derviş, karanlık bir hücrede yalnız başına kırk gün süre ile az uyumak, az yemek, az içmek ve mümkün mertebe sürekli ibadetle meşgul olur ki bu olaya, çile de…
Eğilen Başın Ayağı Öpülür
İslam’ın dışında kalan hiçbir şeye boyun eğmeyen, gerçek özgürlüğü elde etmiş, racul (adam) mertebesine ulaşmış merdler hakkında, kadrü kıymet ifade eden bir sözdür. “Batıla eyvallah demem” sözü de, buna yakın bir manayı ifade eder.EĞRİ OTU…
Ehadiyyetü’l-Ayn
Arapça, ayn’ın tekliği demektir. Bize ve isimlere muhtaç olmaması bakımından, Zat-ı Hakk’ın mertebesi.
Evliyâiyye
Batıl tasavvuf fırkalarından biridir. Velilerin hayat ve mematında kudretinin azametine, taharetine ve ismet sahibi olduğuna inanır. Bunlar, velayetin nübüvvetten üstün olduğu kanaatindedir. Yine Evliyâiyye’ye göre; kul, belli bir mertebeye…
Fena Fi’l-Aşk
Arapça, aşkta fânî olmak manasındadır. Vücûd-ı mutlak, aynı zamanda kemâl-i mutlak, cemâl-i mutlak ve hayr-ı mutlaktır. Cemâl, aşkı doğurur ve cemâl aşksız olamaz. Dünya üzerinde gördüğümüz her güzel, mutlak güzelden bir parçadır. Bu sebepl…
Fena Fi’r-Rasûl
Arapça, Rasûlullah’da fâni olmak. Müridin bütün varlığını Rasûlullah (s)’ın şahsiyetinde yok etmesi manasına gelir. Mertebe olarak Fena fi’l-Pîr (Fena fi’ş-Şeyh)’den sonra, Fena Fillah’dan önce gelir. Hz. Peygamber (s)’i tam olarak taklid v…
Fena Fi’ş-Şuhûd
Arapça şuhûd’da fâni olmak demektir. Sûfinin Allah’dan başka bir şey görmemesi. Buna Vahdet-i Şuhûd mertebesi denir. Bu, “la mevcuda illallah” sırrı olarak da kabul edilir.
Fetk-Retk
Arapça, birleşme, ayrılma anlamına gelen iki kelime. Mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde tafsili olarak zuhura gelmesi veya vâhidiyyet mertebesinde gizli olarak bulunan nisbî isimlerin ortaya çıkmaları, çokluk yerine birliği görme h…
Hazret-İ Ehadiyyet
Arapça, Ehadiyyet (birlik)’in hazır oluşu demektir. Allah’ın sırf kendinden ibaret zâtı. Burada, sıfatlar ve isimler, söz konusu değildir, buna la te’ayyün (belirsizlik) mertebesi denir.
Hazret-İ Vâhidiyyet
Arapça, Vahidiyyet’in hazır oluşu demektir. Hazret-i Ehadiyyetin ortaya çıktığı mertebe olup, Hazret-i ehadiyyetten sonra gelir.
Hazret-İ Esmâiyye
Arapça isimlere ait hazır oluş anlamındadır. Hazret-i Vahidiyyetin ortaya çıktığı mertebe olup, hazret-i Vâhidiyyetten sonra gelir.
Hazret-İ İlmiyye-İ Amâiyye
Amâ’ya ait ilmi hazır oluş anlamındadır, Arapça’dır. Bu uluhiyyet veya gaybu’l-guyub mertebesidir.
Mecle’l-Esmai’l-Fi’liyye
Fiilî isimlerin ortaya çıkış yeri anlamında, Arapça bir zincirleme izafet terkibi. Âlemin cüzleri olan kevnî mertebelerdir. Burası aynı zamanda eserler ve fillerin eserleri olan kevnî mertebelerdir.
Mekke
Müslümanların beş vakit namazda yöneldiği, Ka’be’nin bulunduğu, Hicaz bölgesindeki şehir. Sûfiyyenin ileri gelenleri, Mekke’de mücavir olarak, mukaddes yerlerde, kendilerini kulluğa hasrederlerdi. Mekke’deki bu makamın, ahlâkı olgunlaştırıp…
Merâtib-İ Külliyye
Arapça. Küllî mertebeler demektir. Bu küllî mertebeler altı tanedir: 1- Zât-ı ehadiyyet mertebesi 2- İlâhî hazret mertebesi, 3- Vahidiyyet ve soyut ruhlar mertebesi, 4- Bilici nefisler mertebesi: Bu misal ve melekût âlemidir, 5- Mülk âlemi…